Bizans mimarisini, ağırlıklı olarak da dokuzuncu yüzyılla on beşinci yüzyıl arası Konstantinopolis bölgesinde inşa edilmiş olan kiliseleri inceleyen Robert Ousterhout, tasarım ve inşaat süreçlerinde en sık karşılaşılan sorunları tespit ediyor. Yazılı kanıtları, arkeolojik kayıtları ve özellikle de ayakta kalmış olan yapıları analiz ederek Bizans mimarisinin, bilindiğinden çok daha yaratıcı ve yenilikçi olduğu sonucuna varıyor.
Ousterhout, ustaların tuğla ve harçtan çatı kiremitlerine, temellerden kubbelere kadar tüm malzemeleri nasıl seçtiklerini, ürettiklerini ve kullandıklarını anlatıyor. Zengin süslerle dekore edilmiş, mermer levhalar, mozaik ve fresklerle kaplı kilise iç mekânlarını, karmaşık ikonografik programlarıyla birlikte, yapı ustasının görüşleri çerçevesinde konumlandırıyor. Ousterhout, aynı zamanda Rusya, Balkanlar ve İsrail'deki ustalara da değiniyor. Robert Ousterhout, Pennsylvania Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü'nde Bizans Sanatı ve Mimarisi profesörü ve Antik Çalışmalar Merkezi direktörü.
Mimarlık alanında Türkçe olarak popüler bir biçimde irdelenmemiş konular hakkında hem bu konuda çalışma yapanlara hem de benim gibi ilgililerine bulunmaz bir nimet gibi gelmiş bir eserdir. Mimarlık eğitimimin devam ettiği şu sırada Bizans devri işlerinin detaylarını, arkalarında yatan dönem ve birey panoramalarını ve bunlar ile ilgili Türkiye'de eksik kalmış bu geniş çalışma alanını okudukça ve fark ettikçe kendimi bu alana adamaya ve bu alanın Türkiye'deki gelişimine katkıda bulunmaya teşvik etti beni. Çünkü bu topraklarda yaşayan bizler için geçmişle ve ikili ilişkiler içinde olduğumuz bu coğrafyanın kültürleriyle olan kopukluğumuzun önüne geçmek bir hayli önemli gözükmektedir.