Jump to ratings and reviews
Rate this book

Direnme Savaşı: Saygon Zındanlarında Mücadele

Rate this book
Bu herhangi bir roman değildir. Vietnam zındanlarında Amerikan emperyalistlerine ve onların Saygon uşaklarına karşı verilen mücadelenin destanıdır. Faşizme karşı mücadelenin, zindanlarda da devam ettiğini göstermesi bakımından öğreticidir.
Yazar, Nguyen Duc Thuan, 1956'da Saygon polisi tarafından tutuklandı. 1964'e kadar Poulo-Condor zındanlarının "kaplan kafeslerinde" birine kapatıldı.

Bu yaptında, cezaevinde kendisi ve tutuklu yoldaşları tarafından sürdürülen mücadeleleri ve oradaki yaşantıyı ayrıntılarıyla anlatmakta. Aslında yankee danışmanlarca yönetilen, Saygon Rejimi tarafından kullanılan yöntemler üzerinde bize bir fikir verirken, kendi türünde tektir bu yapıt.

320 pages, Paperback

Published May 30, 1988

22 people want to read

About the author

Nguyen Duc Thuan

1 book1 follower

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
12 (52%)
4 stars
6 (26%)
3 stars
3 (13%)
2 stars
2 (8%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 - 4 of 4 reviews
Profile Image for Ulaş Gezgin.
Author 41 books14 followers
December 20, 2020
‘Direnme Savaşı’:
Direnenlerin Tarafından Vietnam-Amerikan Savaşı


Nguyen Duc Thuan’ın (1916-1985) kaleme aldığı ‘Direnme Savaşı’ kitabı, Türkçe’de Vietnam üstüne basılmış nadir kitaplardan biri. Diğer kitaplar gibi Vietnam-Amerikan Savaşı’nda geçen ve bu dönemden hemen sonra Türkçe’de okurla buluşan kitap, ‘Saygon Zindanlarından Mücadele’ altbaşlığını taşıyor. Kitap, yazarın en zor koşullarda 8 yılı bulan hapishane anılarından oluşuyor. Altbaşlıkta ‘Saygon’ dense de, burada kast edilen, yer olarak Saygon (bugünkü Ho Çi Min Kenti) değil, Saygon merkezli Amerikancı Güney Vietnam rejiminin hapishaneleri. Kitapta anlatılanlar, çoğunlukla Saygon’da değil, sömürgecilik döneminde ‘Poulo-Condor’ olarak bilinen, savaş bitiminden bu yana ‘Con Dao’ olarak adlandırılan adada geçiyor. Vietnam’ın güney ucunda bulunan ada, sömürgecilik döneminde her tür işkencenin yapıldığı, ölenlerin yakınlarından habersiz rastgele oraya buraya gömüldüğü bir kabus ada iken, bugün kumsalları, yunusları, kaplumbağaları, ormanıyla vb. çokça turist çekiyor.

‘Direnme Savaşı’, 1979’da İstanbul’da basılıyor. Kuzey Vietnam’da 1967’de ‘Bất Khuất’ adıyla basılan kitabın ilk baskısı, 210 bin adet yapılıyor. Dönemin kapış kapış okunan kitaplarından biri. Fakat bugün Vietnamca’da yeni baskıları bulunmuyor. Vietnam için savaş geride kaldı; o dönem üretilmiş yapıtlar eskisi kadar ilgi görmüyor. Kitap, Vietnam’da ancak sahaflarda bulunabiliyor. Yine de yazarın ölümünden 23 yıl sonra ‘Halkın Silahlı Kuvvetler Kahramanı’ nişanıyla ödüllendirildiğini buraya not edelim. Kitap bugün pek fazla okunmasa da, yazarı, siyasal etkinliği dolayısıyla bugün de anımsanıyor.

Kitabın başında bu metnin roman olmadığı, bir hatırat olduğu belirtiliyor. Ancak kitabın omurgası roman olarak sayılmasına izin verir nitelikte. İlk başta bir kahramanlık destanı hissi uyandırıyor. Ancak başkişinin yaşamının insani yönleriyle verilmesi, bu hissi söndürüyor. Onun işkence sırasında iç seslerini dinliyoruz. Hücrede intihar düşüncelerine ve girişimlerine tanık oluyoruz. Adada pişmanlık dilekçesi imzalayıp başka bir koğuşa alınan eski yoldaşlarıyla ilgili kötü bir söz söylenmediğini görüyoruz. Onlar da pişman olmaktan pişman; ancak herkes o kadar baskıya dayanamıyor. Yaptıklarından suçluluk duyuyorlar ve direnenlere el altından yardım malzemeleri ulaştırıyorlar. Daha sonra, yönetim baskı ve işkencede onlara ayrıcalık sağlamadığı için, eskisi gibi direnişe geçiyorlar. Bunların dışında kimi partililer, partisiz yurtseverlerin yardımıyla daha uzun yaşıyor. Yazar kitapta onlara teşekkür ediyor. Bini aşkın ölümden sonra yedi kişi kaldıklarında yazar da, adadan sağ çıkabilmek için hastaneye gitmek üzere ‘şartlı pişmanlık’ öneriyor. Böylece en azından adadan sağ çıkıp mücadeleye geri dönebilecekler. Ama bu öneriden sonra, daha önce öldürülmüş olan yoldaşları hücresinde ona karşı çıkıyor (gibi geliyor). Geriye kalanlar da bu öneriyi dikkate almıyor. Dolayısıyla, yazar/başkişi kitapta her yönüyle iyi ya da kahraman bir kişilik olarak resmedilmiş değil.

Kitap, bir ‘insanlık hali’ anlatısı olarak akla hızla Victor Frankl’ı getiriyor. Nazi toplama kampından sağ çıkan nadir insanlardan olan Frankl, sağ çıkmasını hayata anlam atfetmeye bağlamıştı. Varoluşçuluğa kolaylıkla bağlanabilecek bu yaklaşıma dayanarak Frankl yeni bir psikoterapi akımı başlatmıştı. ‘Direnme Savaşı’nda da benzer bir biçimde, Vietnamlı devrimcilerin nasıl olup da bütün zorluklara göğüs gerebildiğinin yanıtını buluyoruz. Ancak, Vietnamlılar için çözüm, psikoterapi değil, devrim olacaktır. Aslında, savaşın cephelerin ve yangın yerine dönen kentlerin kalbinin ötesinde asıl bu adada kazanıldığını söyleyebiliriz. Bu direniş başarılı olmasaydı, yeni kuşaklar yılgınlıkla yetişip sinecekti.[ Devrimci marşlar direnişte özel bir önem taşıyor. Kitapta anılan marşlardan biri olan ‘Ket Doan’ şuradan dinlenebilir: https://www.youtube.com/watch?v=Jvi-a...
Şarkı, “dayanışmamız, gücümüzdür / dayanışmamız demir gibi sağlam” diye başlıyor. ]

Vietnam-Amerikan Savaşı, ilk başta görünenin tersine, bir ‘iyi Vietnamlılar-kötü Amerikalılar’ anlatısına dayanmıyordu. Vietnam tarafında Amerikan emperyalistlerine çalışan azımsanmayacak sayıda Vietnamlı olduğu gibi (ki bunlar bugün ikinci ve üçüncü kuşakla birlikte ABD’de 2 milyon kişilik bir Vietnamlı-Amerikalı diasporasını oluşturmaktadır), Amerikalılar içinde kendi devletlerinin emperyalist savaşına canları pahasına karşı çıkanlar olmuştur (ki bunların içinde, savaşın durması için kendilerini yakıp can verenler bile vardır). ‘Direnme Savaşı’ zaten böyle bir ikili indirgemeye dayanmıyor. Direniş, bu ikiliğin ötesine geçip emperyalist dünyayla sosyalist insanın mücadelesine dönüşüyor. Zaten yazarı ele veren, Vietnam’ın ikiye bölünmesinden sonra saf değiştiren bir Vietnamlı oluyor.

Kitap, yazarın Saygon’da bugün cıvıl cıvıl bir yer olan Hayvanat Bahçesi’nde yakalanıp oradaki gizli sorgu merkezinde sorguya alınmasıyla başlıyor.[ Kitabın başında bir tarih hatası var: Gözaltına alındığı gün için ‘29 Haziran 1965’ deniyor; doğrusu ‘1956’ olacak. İkincisi, s.59’da ‘Dalat’ya’ denmiş, ‘Dalat’a’ olacak. ] Bu, yazarın ada zindanlarına ilk yolculuğu değil; 1943-1945 arasında Fransız sömürgeciliği döneminde de aynı zindanlara kapatılıyor. 1956’da bir kez daha yakalandığında, Vietnam Komünist Partisi’nin Güney Vietnam’daki en üst düzey isimlerinden biri.

Yazar yaklaşık 2 yıl Hayvanat Bahçesi’ndeki hücrede kaldıktan sonra, Saygon’daki bir hapishaneye gönderiliyor. Oradan da eski mahpusu olduğu Poulo-Condor Adası’nda buluyor kendini. Kitapta geçen işkencecilerin bir bölümü daha sonra devrimcilerce cezalandırılıyor, bir bölümü ABD’ye kaçmayı başarıyor.[ Bunlar içinde öne çıkanlar, Bach Van Bon, Bui Van Nam, Truong Minh Nguyet, Do Dinh Ky, Duong Khanh Tam, Nguyen Van Y, Ba Huan, Hai Gac, Phan Tu Cai Nai, Le Van The, Xuan Hoa Phong, Pham Ky Long, Duong Thanh Tam, Pham Sao, Tang Tu, Nguyen Van Du vd.] Onlar, çocukları ve torunlarıyla ABD’de ve başka ‘Batılı’ ülkelerde, ‘savaş mağduru’ sıfatıyla yaşamaya devam ediyor. Kitapta yazarın andığı birçok yoldaş ya kitap yazılmadan önce ya da yazıldıktan sonra şehit oluyor.[ Vietnam’da 30 yıllık savaştaki (1945-1975) ölümler üç milyonu buluyor. Ülkenin bütün yerleşim bölgelerinde şehitlikler bulunuyor. Bir şehit veritabanı için bkz. http://timlietsi.com/?display=timliet...] Adaya kapatılanların çok azı sağ çıkabiliyor. Hastaların tedavisi yapılmıyor; kimi hastalara ölsünler diye başka ilaçlar veriliyor. Aslında amaç, öyle ya da böyle bir an önce ölmeleri. Orası ülkeden uzak bir ada olduğundan, arada bir gerçekleşen göstermelik denetimler dışında ölenleri de hastaları da kimsenin ruhu duymuyor.

Yazarın anlatımlarına bakılırsa, yerlilerden arındırılarak bir cehenneme çevrilen ada, Fransız sömürgeciliği döneminde daha iyi koşullara sahip. O dönemde, Vietnam’ın birçok kurucu ismi buraya kapatılıp kendi kurdukları parti okulunda eğitim alıp veriyor. Amerikancı Güney Vietnam düzeni altında ise, cezaevinden çok 24 saat açık bir işkencehane niteliği taşıyor. Yine de Fransız döneminde adaya kapatılan 5 bin yurtseverden 1800’ü sağ çıkabiliyor yalnızca. Çıkabilenlerse, devrimin önderliğini yapıyor.

Adada ölümler sıradanlaşır. Besinsizlik, susuzluk, havasızlık önce hastalıklara, sonra beklendik ölümlere yol açar. İşkenceciler ölüleri zindanlardan birkaç gün kaldırmazlar; eziyet için her yolu denerler. Yazar sözcüklerin anlamsız kaldığı korkunçluktaki hapishane koşullarında bile nasıl kırık çanakları kalem, bezleri silgi olarak kullanarak birbirlerine ders verdiklerini anlatıyor: Matematik, tarih, coğrafya, ilkyardım, hatta sürücülük dersleri. Daha önce aynı zindanda kalan yazar burada Vietnam’ın bağımsızlık ilanını sonra da Fransız sömürgecilerin yenilgisini karşılamış. Kendisi de yoldaşları da umut dolu. Kadınlar da adaya getirilirken, uluslararası baskılar sonucu bu uygulama son buluyor. Yazar, Güney Vietnam Meclisi’nde milletvekili olup bir danışmanı eleştirdi diye adaya tutuklu olarak getirilen bir kadından da söz ediyor. Daha sonra eşi hapse konan bir asker karısının mücadelesiyle birlikte asker aileleriyle tutsaklar arasında açık örtük yardımlaşma ilişkileri oluşuyor. Tam filme çekilecek bir anlatı.

Yazar kitapta zaferden sonra burada devrimci bir mezarlık yapılmasını (daha doğrusu Vietnam’ın dört bir yanında olduğu gibi bir şehitlik) öneriyor. Bugün Con Dao Adası’ndaki Hang Duong Mezarlığı, gazilerin, şehit ve gazi yakınlarının ve devrimcilerin önemli bir uğrak noktası. Mezarlıkta önce Fransız sonra Güney Vietnam faşistlerince gelişigüzel olarak gömülmüş 20 bini aşkın devrimci tutsak yatıyor. Bunların içinde 19 yaşındayken adada Fransız sömürgecilerce infaz edilen devrimci kız Vo Thi Sau, özel bir yere sahip.

Yazar, barış görüşmelerinin bir sonucu olarak 8 yıl sonra serbest bırakılıyor. Dışarıda halk savaşı doruğa çıkmıştır; Güney Vietnam’da kurtarılmış bölgeler oluşmuştur. Oysa Saygon rejiminin kaybetmekte olduğu bilgisi hapishane direnişini kırmak için içeridekilerden gizlenmiştir. Savaştan sonra yazar önce Vietnam genelinde sendikanın genel sekreteri oluyor, daha sonra Vietnam Komünist Partisi’nin Merkez Komite üyelerinden biri oluyor. Bu, Vietnam’da çok zor gelinen bir nokta. Bu komitenin yetkileri, cumhurbaşkanından da başbakandan da daha ileri.

Bugün ‘Direnme Savaşı’ kitabını Türkiye’de bulmak da zor Vietnam’da bulmak da. Ama söz uçuyor, yazı kalıyor: Yazar, kitabıyla savaş dönemi direnişlerini ölümsüzleştirmekle kalmıyor; Vietnam’ın yeni kuşaklarına kapitalizme hızla açılırken dönüp bakmaları gereken bir el kitabı da armağan etmiş oluyor.


Kaynakça

Nguyen Duc Thuan (1979/1967). Direnme Savaşı: Saygon Zindanlarında Mücadele (çev. Mehmet Taş). İstanbul: Oda Yayınları.
7 reviews
May 28, 2019
This is not any novel. It is the epic of the struggle against American imperialists and their Saigon henchmen in Vietnam dungeons. It is instructive in that it shows that the struggle against fascism continues in dungeons.
The author, Nguyen Duc Thuan, was arrested in 1956 by the Saigon police. Until 1964, Poulo-Condor dungeons were closed to one of the tiger cages.
In this work, he elaborates on the struggles carried out by the prisoner himself and his detainees in prison and the life there. This work is unique in its kind, while actually giving us an idea on the methods used by the Saigon Regime, managed by yankee consultants.
More importantly, he witnesses how the person is pushing the possibilities to withstand the harsh and bad behavior of barbarism that cannot fit into mind. As a result, we give an example of the struggle of the people of Vietnam against the American struggle.
Profile Image for Göksal Caner Malatya.
429 reviews1 follower
February 9, 2026
Vietnam halkının Amerikan emperyalizmine karşı verdiği destansı mücadelenin, hapishane ve işkence koşullarındaki yansımasını anlatan sarsıcı bir tanıklık. "Kaplan Kafesleri"nde insanlık dışı koşullarda tutulan devrimcilerin, iradelerini nasıl çelikleştirdiklerini ve düşmanı moral olarak nasıl yendiklerini anlatıyor. Kitap, sadece bir savaş anısı değil, inancın ve örgütlü mücadelenin, en gelişmiş askeri teknolojiden ve en vahşi işkencelerden daha güçlü olduğunun kanıtıdır. Vietnam zaferinin arkasındaki insan gücünü ve ruhunu anlamak için, tüyleri diken diken eden bir direniş öyküsü.
Displaying 1 - 4 of 4 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.