İnsanları Doyuran Tarlaların, Bitkilerin ve Bereketin Sarı Saçlı Tanrıçası Demeter
"Buraya bir han yapacağım demiştin, değil mi?"
"Evet, daha kaç kere söyleyeceğim! Buraya bir yığın yorgun ve aç insan gelecek; ben de onlara yatacak yer ve yemek vereceğim." "Demek açların karnını doyuracaksın! Peki senin karnını kim doyuracak?" Yaşlı kadın arkasını dönüp topallaya topallaya oradan uzaklaşırken, Erysichton şaşkınlıkla onun arkasından bakakaldı. "Benim karnımı kim mi doyuracak? Bu da ne demek oluyor! Neyse, daha fazla vakit kaybetmeden işe başlayalım... Kesin şu ağaçları!" Adamlar baltalarıyla ağaçları teker teker devirirken, Erysichton memnuniyetle ellerini ovuşturuyordu. O yaşlı kadının tanrıça Demeter olduğunu nereden bilebilirdi ki?
Demeter aslında toprağın, bereketin tanrıçası. Kızı Persephone yeraltına kaçırılınca kadın resmen yıkılıyor, doğayı da kendisiyle birlikte çökertiyor. Toprak kuruyor, mevsimler değişiyor vs. Sonra kız yılın yarısında yukarı, yarısında aşağı kalıyor; mevsimler de bu düzene göre şekilleniyor.
Ama mitoloji bana pek gelmiyor, sevemiyorum. Her şey çok uzak, çok süslü ve bazen saçma geliyor. Tecavüze uğrayan bir tanrı, çocuğunu şeklinden dolayı red eden yine bir tanrı. sarmıyor bu tazr cidden beni. Zira tanrılarla ilgili bu hikâyeler çoğu zaman hem saçma hem de biraz tekrar gibi duruyor bana