Yaşlı dostu Refik'ten aldığı beklenmedik telefon, Cem'i bir gizem yumağının içine itiverir. Cem kendisini hem yaşlı adamın yıllar önce öldürülen çocuklarının ölümlerinin peşinde hem de ardında bıraktığı gizemli kitabın neden olduğu sarsıntıların içinde buluverir. Arayışı onu Osmanlı dönemine kadar uzanan gizemlere, ölümcül zaman dalgalanmalarına, çifte cinayetlere, asırlardır insanlıktan ölümcül zaman oyunları ile intikam alan güçlü bir varlığa, gerçekçi rüyalara ve bu rüyalara sızan tehlikeli virüslere, hayaletlere, sırlar ve cevaplanması zor sorularla dolu bir girdabın derinlerine sürükleyecektir...
Cem ve diğerlerinin yolları kesiştiği noktada, yıllar önce işlenen cinayetlerin ardındaki esrarı aydınlatmak için büyük bir mücadele başlar. Zamanda geriye gitmek ve geçmişe dokunabilmek mümkün müdür?
Zaman Oyunları, heyecan yüklü olay örgüsü ve ritmi yüksek anlatımı ile okurları olağandışı bir zaman paradoksuna katılmaya davet ediyor... (Tanıtım Bülteninden)
Böyle kenarda köşede kalmış, hak ettiği ilgiyi görmemiş yerli bir kitaba denk geldiğimde çok üzülüyorum. Kadim Gültekin'in Hayalet Aşk'ını yıllar önce okumuş ve beğenmiştim. Yaklaşık 10 yıl aradan sonra yayınladığı ikinci romanı Zaman Oyunları ise ilkinden daha başarılı, okuması epey keyifli bir eser olmuş.
Açıkçası kitaba başlarken bazı çekincelerim vardı. Zira zaman yolculuğu biraz çetrefilli bir konu, yazar bunu gereğinden fazla ciddiye alırsa kurgu kolaylıkla çorbaya dönebilir. Ancak Gültekin olaya mantıklı bir açıklama kazandırmaya çalışmaktansa zaman yolculuğunun hikayeye kazandırabileceği meraka odaklanmayı seçmiş ve bu sayede kitap boyunca bana "Burayı nasıl bağlayacak?" sorusunu sordurmayı başardı. Roman kısa da olunca iki oturuşta bitti.
Hikaye merak uyandırıcı, kurgu güzel, anlatım akıcı ancak karakterler maalesef biraz iki boyutlu kalmış. Gerçi yazarın derinlikli karakterler yaratmak gibi bir amaç güttüğünü de düşünmüyorum. İyi bir fikrin sade ve heyecanlı bir romana dönüştürülmesine güzel bir örnek Zaman Oyunları. Kitap boyunca yapılan "hayal gücü" vurgusu da oldukça güzeldi.
Bu kitap İthaki ya da April gibi bir yayınevinden, daha profesyonel bir kapak tasarımı ile yayınlansaydı şu ankinden 10 kat daha fazla okura ulaşabilirdi. Umarım Kadim Gültekin bir sonraki romanı için bu kadar bekletmez (gerçi Yüksek Doz Çürüyüş'te de yer alıyor kendisi) ve hak ettiği okuyucu kitlesine ulaşır.
Zaman, insanlar ve bir kitap. Kitaba başladığımda bu mevhumları nasıl birbirine bağlayacağı yönünde kaygılıydım. Ancak ilerledikçe üzerinde düşünülmüş bir kurgu ile karşılaştım. Anlaşılmazlık ya da kafa karışıklığına yer bırakmıyor. Basitçe ve güzelce anlatılmış. Beni tek olumsuzlayan şey kapak tasarımı oldu. içini yansıtmayan görsellerden oluşmuş gibi geldi. Çok daha iddialı bir görseli hak ediyormuş açıkcası.