Saraybosna'dan İzmir'e… Yedi göç, yedi bayrak… Kıyım, kırım, korku… Açlık, umutsuzluk, çaresizlik… Gerçek tarih belki de hiç bu kadar güzel anlatılmamıştır.
Ayla Kutlu, Osmanlı'nın Balkanlar'da kurduğu vatanın gitgide büyüyen parçalar halinde yitirilmeye başladığı dönemi; göç ve göçmenlik üzerinden; "gurbet" duygusunun yoğunluğunda anlatıyor.
Romanın merkezinde; çocukluktan yaşlılığa tüm yaşamına tanıklık ettiğimiz Hasret'in göçmenliğin aşamalarıyla günden güne güçlenen karakteri var. "O, ardında hiç sözünü edemediği, kırılmış yaşamlar, mezarlar bırakmanın acısına katlanır: Tek umudu, dalgalanan bir bayrak altında özgür ve güvenli bir vatana ulaşmaktır."
Ayla Kutlu, 15 Ağustos 1938'de Antakya'da doğdu. İlköğrenimini Antakya ve İskenderun'da, ortaöğrenimini İskenderun, Gaziantep ve Antakya'da yaptı. Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni bitirdi (1960). Burslu olarak okuduğu İçişleri Bakanlığı'nın merkez örgütünde görev aldı. Eğitim yöneticiliği, organizasyon ve metod konularında ek öğrenim gördü. Çeşitli baskı dönemlerinden geçerken, görevlerinden uzaklaştırıldı. Devlet İstatistik Enstitüsü, Başbakanlık, T.C. Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü'nde üst düzey görevlerde bulundu. Yazarlığı, Özgür İnsan dergisinde yazdığı kitap tanıtma yazıları ve öyküleri ile başladı (1976). İlk kitabı Kaçış'tan (1979) sonra art arda kitapları yayımlandı. 1980 yılında emekliliğini istedi.
Kurgu ve olay örgüsü ile harmanlanmış gerçek bir tarih anlatımı... Osmanlı İmparatorluğunun son yüz yılı tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriliyor. Ana karakter Hasret'in çocukluğundan yetmişli yaşlarına kadar yaşadıkları üzerinden, Balkanlardaki Osmanlı topraklarının işgal edilişi ve işgaller sırasında oralarda yaşayan Türklerin kendilerini kurtaracağından emin oldukları Osmanlı ordusunu beklerken gördükleri zulüm ve işkence, beklenen Osmanlı'nın gelmeyişi ile yaşanan düş kırıklığı... Çaresizlik ve tam bir yoksulluk içerisinde Saraybosna'dan başlayıp Manastır, Üsküp, Edirne, İstanbul, Salihli ve son olarak da İzmir'e uzanan acı bir göçün öyküsü... Vatansız ve bayraksız kalma korkusunun insanda yarattığı ağır depresyon hali... Türk halkı bu denli acı çekerken halkına sahip çıkmayan bir devlet... Saltanatın devamından başka bir şey düşünmeyen Osmanlı'nın basiretsizliğiyle kaybedilen topraklar... Batılı devletler halklarını eğitim yoluyla geliştirerek bilim ve teknikte hızla ilerlerken, dualarla savaş kazanmaya çalışan, askeri eğitim dışında dini eğitime ağırlık veren ki onu da layıkı ile yapamayan Osmanlı İmparatorluğunun kendi çöküşünü nasıl hazırladığının trajik öyküsü...
Yazarın sıkça işlediği bir konuyu, göç olgusunu ele almış Yedinci Bayrak. Bu defa Kafkaslardan değil Balkanlardan İzmir'e uzanan bir göç söz konusu. İnsanın içini acıyla, hüzünle dolduran, ülkelerin ve onları yönetenlerin yayılma hırslarının sıradan insanlara nelere mal olduğunu görüp isyan ettiren bir kitap, kurgu da olsa gerçeğin ta kendisi. Kitabın çoğu bölümlerindeki tarihi bilgiler yer yer ana konudan koparsa da, son bölüm biraz aceleye gelmiş gibi olsa da kahramanın çocuk Hasret'ten nine Hasret'e uzanan acılı yolculuğu ilgiyle okunuyor. "Bir Göçmen Kuştu O", "Emir Beyin Kızları, "Islak Güneş" ya da "Zehir Zıkkım Hikayeler" kadar olmasa da elden bırakılmayacak bir Ayla Kutlu kitabı olmuş.
Ayla Kutlu'dan okuduğum ilk kitap. Bir söyleşi sayesinde kendisini dinleme fırsatım oldu. Kendisiyle barışık ve yüksek bir bilgi birikimine sahip olmasına rağmen kendini geliştirmeye devam eden bir yazar.
Kitabı okurken dip notlarına baktım. Roman olmasına rağmen her bilginin dip notu var. Coğrafi ve tarihi gerçekler konusunda titizlikle çalışılmış.
Bir kadının sevdiklerini yabancı topraklarda bırakarak vatanın bayrağın altında yaşamak uğruna bütün imkansızlıklara meydan okuyor. Benim de göç hikayem olduğu için bu roman daha da ilgimi çekti.
Osmanlı Devleti'nin yıkılışını bazı azınlıklar öç almak için fırsat olarak görseler de bütün halklar için aynısını söyleyemeyiz. Her ne kadar farklı milletlerden ve dinlerden olsalar da yıllarca komşuluk yapıldığı için insan olmanın nasıl bir şey olduğunu da romanda görüyoruz. Yaşanan olaylar objektif bir şekilde anlatılmış. Bu zorlu yolculukta Hasret'in gücünden çok etkilendim. İsmine yaraşır bir hikayesi oldu. Her ne kadar özlemini çektiği vatanına kavuşuyor ise de geride bıraktıkları için hasret içinde kaldı.
Kitabı elimden bırakamadım. Balkan türküleri dikkatinizi çekecektir. Tavsiye ederim.
"Zaman yoktu, dünya yoktu, sevgi yoktu. Hastalık, zulüm, suçlama... Onlar vardı yalnızca. En kötüsü, bağışlama yoktu."
"Göçmen olmak, yaşadığın yerden kopamamakla, yaşayacağın yeri tanıyamamaktan oluşan zihin bulanıklığıydı."
"Bayrağın değeri kumaşından ipliğinden gelmez. O, bizim ona gösterdiğimiz saygıyla kıymet kazanır. Bayrağa baktığında yalnız rengini, ayını yıldızını değil, onu var eden milyonlarca insanın yüreğini görmelisin."
Balkan Savaşı esnasında Osmanlı'nın toprak kaybı ile Anadolu'ya doğru farklı şehirler üzerinden geri çekilmek zorunda kalan halkın bir ömür süren göç hikayesi...