Jump to ratings and reviews
Rate this book

Kurbağalara İnanıyorum

Rate this book
Kurbağaların özelliği, nehirleri kuru topraklara dönüştüren kurak mevsimde toprağın derinliklerine gömülüp ölüm uykularına yatmalarıdır. Tüm bedensel işlevlerini en aza indirip ölüme en yakın halde yağmur mevsiminin gelmesini beklerler. Yağmurlar nehirlerin yatağını doldurmaya başladığında, ölüler ülkesinden geri gelir, on binlerce ağızdan şarkılarını söylemeye başlarlar.

Çok sevilen bir yazar üzerine, akla takılan bir roman üzerine... edebiyat üzerine, yazmak üzerine mektuplar. Kimisi gün ağarırken, kimisi şehir karanlığa gömülürken yazılmış, e-postanın da “bir edebiyat türü olarak mektup” sınıfına girebileceğini bize gösteren metinler... Edebiyatın hazzını ve anlamını çoğaltmak üzere... Anlamak, bilmek, keşfetmek zevkiyle yazılmış metinler...

Barış Bıçakçı, Behçet Çelik ve Ayhan Geçgin okurlukla yazarlığın bitiştiği yerde kurulmuş bir sohbet halkasını paylaşıyorlar. Dostça, merakla, tutkuyla, peşinden giderek…

Kurbağalara İnanıyorum, edebiyatçının, -üç edebiyatçının-, tutkulu ve kâşif edebiyat okuru olarak portresi...

213 pages, Paperback

First published March 4, 2016

8 people are currently reading
355 people want to read

About the author

Barış Bıçakçı

38 books757 followers
Barış Bıçakçı 1966'da Adana'da doğdu. Hüseyin Kıyar ve Yavuz Sarıalioğlu ile birlikte, Ocak 1994 ve Ekim 1997 tarihlerinde iki şiir kitabı yayımladı. İlk romanı Herkes Herkesle Dostmuş Gibi (2000) yılında İletişim Yayınları tarafından yayımlandı. İletişim Yayınları'nca yayımlanan diğer kitapları: Herkes Herkesle Dostmuş Gibi (2000), Veciz Sözler (2002), Aramızdaki En Kısa Mesafe (2003), Bizim Büyük Çaresizliğimiz (2004), Baharda Yine Geliriz (2006), Bir Süre Yere Paralel Gittikten Sonra (2008), Sinek Isırıklarının Müellifi (2011), Seyrek Yağmur (2016).

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
47 (33%)
4 stars
60 (43%)
3 stars
27 (19%)
2 stars
4 (2%)
1 star
1 (<1%)
Displaying 1 - 24 of 24 reviews
Profile Image for Sinem.
347 reviews203 followers
November 11, 2017
çok iyi bir edebiyat tartışma kitabı. dönüp dönüp okunacak kadar yoğun. 3 yazarın sordukları soruları anlamak bile vakit alıyor, ha keza verdikleri cevaplar da. edebiyat nedir, biçim nedir, hikaye nedir, karakter nedir, sanat ne işe yarar, bir işe yarar mı, yaramalı mı, edebiyatın yaşadığı dönüşüm ne anlam ifade ediyor gibi sorular bunlardan birkaçı.
dış dünyaya neredeyse tamamen kapalı olan Barış Bıçakçı ile biraz daha yakından tanışmış oldum, çok da memnun oldum. hangi kitabını nasıl bir motivasyonla yazmış, tatlı tatlı anlatıyor. pek güzel.
3 yazarın tartıştıkları konuları ele alış biçimleri epey kafa açıyor. edebiyattan yola çıkarak her şeyle ilgili düşünmeyi seven herkese tavsiye ederim. sindire sindire okumakta fayda var, mümkün oldukça yayarak okudum ben. ilerleyen zamanlarda da yine dönüp okuyacağım. her okuduğumda farklı bir şey öğreneceğimden eminim.
Profile Image for Demet.
39 reviews6 followers
December 1, 2020
Ayhan Geçgin, Barış Bıçakçı ve Behçet Çelik'in 26.09.2014 - 23.09.2015 tarihleri arasındaki e-postalaşmalarından oluşan bir kitap: "Kurbağalara İnanıyorum". Bu 3 yazarın yer yer kuramsal, yer yer gündelik hayat yer yer de Türkiye gündemi ile ilgili yazdıklarını okumak keyifliydi diyeceğim; ama keyif sözcüğüne burada ayrı bir parantez açmak istiyorum: Yazıştıkları dönemdeki Türkiye gündeminin o boğucu etkisini yazılarda görmek keyifli olarak addedilecek bir durum değil açıkçası, yalnızca o dönem hissettiğimiz içinde bulunduğumuz durum ile ilgili olarak duygudaşlığı keşfettim bu yazarlarımızla.

Yalnızca Ayhan Geçgin okumuş bir okur olarak, onun yazdıkları ile söylemlerinin arasındaki bağı kurabildiğimi düşündüm. Kitaplarındaki arayışı, edebiyat ve dil alanında da aradığını, o aramalar sonrasında ise bunun "boşluk" ya da "sessizlik"e doğru yol aldığı izlenimine kapıldım. Böyle derinlikli akan bir sohbeti rakı ile özdeşleştirdiğimden olsa gerek, öyle bir masa hayal edip yanlarında usul usul bu konuşmaları dinlemek istediğimi inkar etmeyeceğim.

Birbirlerine önerdikleri kitaplar, değindikleri yazarlar, şairler ve filozoflarla zenginleştirilmiş böyle sohbetler ne de güzel sohbetler. Bizlerle paylaştıkları için her birine ayrı ayrı teşekkür etmek gerekir sevgili yazarlarımıza.

Profile Image for Hakan.
227 reviews203 followers
March 31, 2016
üç yazarın 26.09.2014 ile 23.09.2015 tarihleri arasında e-posta aracılığıyla yürüttüğü sohbetten oluşan bir kitap. yazmak üzerine, kitaplar üzerine düşünceler, akıl yürütmeler, fikir alışverişleri...bu kadar yazıp bırakacakken, maalesef bırakılamıyor. . bir şey oluyor çünkü, sohbeti dramatikleştiren, kitaba hiç hesapta olmayan bir boyut kazandıran bir şey: yazarlar, sohbetin başlangıcından itibaren günümüzde edebiyatın güçlüğünden, bir anlamda düştüğü çıkmazdan, kurtuluş için arayışlardan bahsediyorlar. içerik, biçim, dil...neredeyse kuram düzeyinde bu sohbet izleği sürerken, birdenbire diyelim, ülkede yaşananlar yazarları somut bir gerçeklik zeminine çekiyor. şiddet, savaş atmosferi, yas havası, umutsuzluk...üç yazarda da umutsuzluğu okumaya başlıyoruz. sözler tükeniyor, sessizlikler büyüyor. son bir gayretle sanki ve sohbeti/kitabı bitirmek için edebiyat düşüncelerine dönüş zor oluyor. edebiyatın, yazıp yazmamanın bu şartlarda sorgulanışı, edebiyattan hayata, hayattan edebiyata gidiş gelişler...nihayet kitabın son yazısında kurbağalarla karşılaşıyoruz, kurbağaların sesini duyuyoruz. ses: "ses sanki bir dünyadan ötekine durmaksızın geçen şeyin, bir dünyanın içinden ötekine akanın, yani değişmenin, dönüşmenin, yenilenmenin, kısaca hayat'ın bir amblemi gibi görünmektedir. edebiyatın işi de herhalde bundan başka bir iş olmamıştır, tıpkı kurbağaların yaptığı gibi, bu sesi duyurmak, işitilir kılmaya çalışmak olmuştur."
Profile Image for Ozancan.
41 reviews
April 2, 2016
"Ben kurbağaları bilmem, kurbağalar da beni bilmez. Sinek örümceği bilmez, örümcek sineği bilmez. Her birimiz başka dünyalarız. Ötekiler, bizim dünyamızın içinde yer alan, şunu ya da bunu haber veren kimi işaretlerdir yalnız."
Profile Image for Altay Aktar.
109 reviews46 followers
April 16, 2017
Yorum ya da puan belirtmeyecegim bunun hakkında. Ancak okuyanlarla yüzyüze sarabin ve biranın verdiği yetkiyle saatlerce konuşulur.
Profile Image for Burak.
Author 3 books41 followers
Read
July 15, 2018
Üç yazar, edebiyat nedir, yazar nedir, neden yazarız gibi sorular üzerine esaslı bir sohbet gerçekleştirmişler. Kitapta cıvımalar, başıboş lakırdılar, anlamsız diyaloglar yok denecek kadar az ve çokça da önemli fikir, anlamlı tespit var. İki eksiden bahsetmem gerekirse birincisi; kuşkusuz zaman zaman olumlu özellikler taşıyan bir durum da olmakla birlikte diyalogların yazarların bir önceki mektubuna bir devam oluşturmaktan çok bildiğini okur bir hal taşıması. İkinci eksi ise Türk ve Dünya edebiyatının büyük isimlerine, yazarlarına değinilerin yetersiz ve kısa olması. Daha doğrusu, kitabın esaslı tartışma başlıklarının büyük bölümünde yola çıkılan yerin bu eser ve yazarlar olması. Oysa kitabın başlarında Dostoyevski'yle ilgili ufak bir kısım bile nasıl tat vermişti.
Profile Image for Ugur Kaya.
70 reviews9 followers
February 3, 2022
Pastane hüznü… Enfes denemelerin insanda bıraktığı, yazanı için beslediğimiz o künhüne varmışlık hissi. Barış’ın sürekli dem alan tarafı, Behçet’in insanın içine sızan yanı, Ayhan’ın sonsuz bir yürüme halindeymişcesine vardığı, elinin uzandığı yerler, sorgular, umut ve Kafka.
Profile Image for Orkun.
13 reviews2 followers
June 4, 2016


“kurbağaların özelliği, nehirlerin kuruduğu mevsimlerde toprağın derinliklerine gömülüp ölüm uykusuna yatmalarıdır. tüm bedensel işlevlerini en aza indirip ölüme en yakın halde yağmur mevsiminin gelmesini beklerler. ve yağmurlar nehirlerin yatağını doldurmaya başladığında, ölüler ülkesinden dönerek on binlerce ağızdan şarkılarını söylemeye başlarlar.”

Başka bir boyut olduğunu görüp de geçememek, kıyısında dolaşmak gibi. Sınırı çevreleyen görünmez duvarın aslında esneyebildiğini farketmek, ama duvarda bir delik açıp öte tarafa geçmek için daha çok yol katedilmesini hissetmek...

Üç arkadaşın (ah kim istemez böyle dostluklar kurmayı) edebiyatın türlü konuları üzerine birbirlerine attığı mektupları okurken, bana da şunu diyorlar : yolun çok başındasın evlat.

Kitabın nelerden bahsettiğini ve kimlere referans verdiklerini okurken not aldım. Notlarımı temize geçmek bile o edebi tadı almamı sağladı.

Konu Akışı
sezgi >> bilinç >> farkındalık >> dil >> metafor >> anlatıcı (ses) >> anlatma edimi >> roman >> biçim / içerik >> kim konuşuyor >> sanat(çı) / işlevi >> edebiyatta sahihlik >> neden yazıyoruz >> öznenin ölümü (süreksiz özne) >> şiir nedir >> şiirin kökleri >> "marifetsiz" yazmak >> edebiyatın özü / kaynağı >> metafor / metonomi >> dil / ses / anlam >> behçet'in üslubu >> ayhan'ın üslubu >> geç yazarları beğeniyor muyuz? >> edebiyatta aksiyon >> yorumlama sorunu >> edebiyatta ara bölge >> savaş : yeni bir yorumlama iradesi vs devlet >> savaş halindeyken yazma iradesi >> esrimenin evresi >> anlatıda "başkası sorunu" >> 90'larda ve bugün birey >> diyalog ve dil >> AKP' nin ideolojisi

Referans isimlere bakınca okunacak ne kadar çok şey olduğunu bir kez daha görüp umutsuzluğa kapıldım. Daha klasikleri bile okumamışken buralara ne zaman geleceğim, hiç ümidim yok!

Adı geçen yazarlar (ve kitapları):

Coetzee : Romancının Romanı, Utanç
O. Pamuk : Masumiyet Müzesi
S. Beckett
Borges:
Mladen Dolar : Sahibinin Sesi
Yannis Ristos
Joel Kavel : Arzu Çağı
Ayhan Geçgin : Kenarda, Son Adım
Kafka : Kızıl Peter
Philip Roth : Karşı Hayat
İlhan Berk :
Barthes: "Biz metinlerden doğduk!"
Lorca
Vüsat O. Bener
Aristo: Poetika
Flaubert
Agamben
Bergson
James Wood
Agamben : Açıklık-İnsan ve Hayvan
Kerem Eksen : Buradayız
Walter Benjamin : Hikaye Anlatıcısı
Paul Celan : Corona (şiir)
Van Gogh : Teo'ya Mektuplar
Orhan Koçak : Bahisleri Yükseltmek
Ayfer Tunç
Baudrillard
Van Gogh: Theo'ya Mektuplar
Richard Sennett : Karakter Aşınması
Todorov (s.159)
Coetzee : Romancının Romanı
Ulus Baker
Richard Dawkins : Kör Saatçi
John Berger : (konuşma çift tırnaklarını kullanmaması)
Ezra Pound
Lucien Goldman : Roman Sosyolojisi
Dostoyevski
Rimbaud
Shelley
Eagleton
Selçuk Orhan : Aranmayan Özellikler
Ranciere
Girard
Hüseyin Kıran
Faulkner
Vernant & Noquet : Mit ve Trajedi
Walter Benjamin
Duschamp
Oktay Rifat : Bir Kadının Penceresinden
Selçuk Baran : Bir Solgun Adam
Exra Pound
Tim Parks : Kader
Thomas Bernhard
Joan Miró Ferra
Paul Éluard
Lawrence Durrell
Douglas R. Hofstadter : Gödel, Escher, Bach: Bir Ebedi Gökçe Belik
Brecht
Kennet Surin
Necmi Zeka
Ege Berensel
Kierkegard
Esendal
Orhan Gazi Ertekin
Virginia Woolf
Roman Jakobson
Levent Kavas
Roberto Bolaño : Vahşi Hafiyeler
Blanchot
Raymond Carver : Ateşler
Nurdan Gürbilek : Vitrinde Yaşamak
Şükrü Erbaş
Conrad : Karanlığın Yüreği
Murat Gülsoy : Leviathan ile ilgili blogundaki yazı
Patrick White : Voss Yüreğimdeki Çöl
Daniel Defoe : Robinson Cruso
Herzog : Aguire
Mihail Bahtin : Karnavaldan Roman (derleyen Sibel Irzık )


Notlar
Medium is the message!
Writer is the literature!
e-kitap ve pdf kaynak : http://gen.lib.rus.ec/
kubbealtı lügatı : http://kubbealtilugati.com/
Belki Birgün Yazarım Kataloğu
doxa : kanaat
afazi : sözdizimi hastalığı [İbrahim Yıldırım'ın Bıçkın ve Orta Halli'sini bir kez daha okumalı]
metanomi (ad aktarması) vs metafor (s.126, 130)

ALINTILAR

BARIŞ >> yaratıcı olalım, icatçı olalım. hep beraber!
AYHAN >> eğretileme :bir benzemezi bir benzemeze benzetme işi >> elinde beş benzemezle oturan blöfçü yüzünü neye benzetse şaşırmazsınız? >> poker face : eğreti yüz!
AYHAN >> KAFKA, öteki modernlerden farklıdır (anlatma göster ilkesinin atfedildiği Flaubert'ten) KAFKA, hiçbir şey göstermiyor. Anlatma ediminin kendisinin anlatılacak bir şey haline getirilmesi...
BEHÇET >> (Soluk bir An) Üçüncü tekil şahsın, birinci tekil gibi anlatılması
BARIŞ >> Edebiyat bizim için kalabalıktan değil, kimsesizlikten besleniyor.
BARIŞ >> kendi yürüdüğümüz yolu çok derinleştirdik de beğenimiz derin teker izlerinin dışına çıkamıyor muyuz? (s.144)
BARIŞ >> Yazar yaşlanır, ama okur yaşlanmaz. Hatta yazdıkça yaşlanırız, okudukça zindeleşiriz... (s. 146)
BARIŞ >> Sanatın inandırılıçık çemberi daha küçüktür; kendimizi anlattığımız şeye kaptırırsak çizgi ihlali yaparız; hikayemizin çizgisi çemberin dışına taşar. (s.154)
BARIŞ >> Esrime hakkımız çoktan elimizden alındı.
Profile Image for Duygu Bulut.
4 reviews10 followers
March 27, 2016
Okuma yazma üzerine kafa yoran herkesin okumasi gereken bir kitap...bana hissettirdiği ise daha çok fırın ekmek yemem lazım olduğu..
Profile Image for Mehmet.
18 reviews2 followers
September 6, 2017
Yazışmalar "biçim-içerik", "sanatçı kimdir, nedir?", "ses-anlam-söz", "gerçeklik-temsil-sanatta gerçeklik", "dil-yargı bildiren dil ve ölüm", "roman nedir, nasıl olmalıdır?" gibi birçok tartışmadan örülüyor. Barış Bıçakçı daha çok tartışmayı sezdirmeden yönlendiren bir moderatör gibi okunuyor; Behçet Çelik'in edebiyat kuramına dair bilgisi, Ayhan Geçgin'in felsefeci gözü, anlatılanları derinleştiriyor ve kimi zaman da okuru zorluyor. Yine de metin, bir kuram kitabı katılığında değil; zira diyalog ve anlatma/anlaşma isteği, metinselliğin önüne geçiyor. Kitabın içerdiği şey fragmanlar hâlinde yazılmış düşüncenin karmaşıklığı da değil, analitik hesaplarla kurgulanmış düşüncelerin güç anlaşılırlığı da. Kendimi düşünce kitaplarının yer yer boğuculaşan havasından sakındığım zamanlarda böyle metinlere çok ihtiyaç duyuyorum. Yani benzer duyarlıkları paylaşan ve benzer işlerle uğraşan insanların, kendi dünyalarında kurduğu iletişimin aktarıldığı metinlere. Tam böyle bir kitap olduğunu düşünüyorum "Kurbağalara İnanıyorum"un, ve tam da bu yüzden zaman zaman dönüp çizdiklerimi yeniden hatırlamak isteyeceğim, sanırım.
74 reviews7 followers
Read
April 4, 2016
Barış Bıçakçı dışındaki yazarların yazdıklarını okumakta ve anlamakta çok zorlandım. Ve sonuçta, bu konuda pek başarılı olduğum da söylenemez sanırım. Edebiyat dışı kitaplara not vermeyi pek tercih etmiyorum, bu da istisna olamayacak ama bu yorumu yapmadan geçmek de istemedim.
Profile Image for aslında yokuz.
132 reviews3 followers
November 21, 2016
Ağır ağır okunacak bir kitap. Üzerine düşünülecek çok şey var. Okurken üçlü yazışmanın bir tarafı da ben oldum, kendime notlar aldım edebiyata dair.
Profile Image for Ceren S..
309 reviews3 followers
April 29, 2024
Çok severek, büyük ilgiyle okudum bu yazışmaları, keşke 2017 sonrası ülke ve edebiyat tarihini de bir defa daha ele alsalar..... Birkaç alıntı:

Bıçakçı:
- Edebiyat okurluğu da yazarlığı da bir tür yalnızlığı gerektiriyor. Okuduğumuz, yazdığımız metin ile baş başayız. Böyle olmalı. Ama bir de benzerini aramak diye insani bir güdü var: Metinden başımızı kaldırıyoruz, başka insanlara metin ile kurduğumuz ilişkinin ışığında bakıyoruz. Benzeyen, benzemeyen yanlarımızı görüyoruz.
- Başardığımızı düşündüğümüz an dururuz. Yazmak üzerine konuşmak belki de bu başarısızlık hissini hafifletmenin bir yolu. Yine kişisel bir şey: Benim varmaya çalıştığım yer galiba, güzel ama hiçbir işe yaramayan cümleler ile dolu bir yer. Kullanılamayacak kadar güzel cümleler yazmak istiyorum. Yani anlamak, keşfetmek, bilmek çabası sanki daha sonra geliyor. Bu da bir tutarsızlık...
- Nasıl yaşamalıyım, sorusuna okuyarak ve yazarak bir cevap ararken sonunda cevabın kendisinin okumak ve yazmak olması...
- Barış: Behçet, yazan kişi olmaktan çıkıp yazmayan kişi olmak, demişsin ya, bu benim için çok şey anlatıyor. Ebediyen mi bir süreliğine mi bilmiyorum ama yazan kişi olmaktan çıkmak gerekiyor yoksa kendi kusmuğumuzda boğulacağız! Evet Ayhan, bir çizginin sonuna geldiğimi düşünüyorum. Kalemi elime aldığımda aklımın hep aynı biçimde işlemesinden, aynı gramer ile yazmaktan sıkıldım.

Behçet:
- Hikâye yazmak belki aynı zamanda Kızıl Peter’in dediği gibi bir çıkış aramaktır.
- Müşkülpesent bir yanımız var ama bu biraz da beklentimizin büyüklüğünden kaynaklanıyor. Bizi zamanında serseme çevirmiş, altüst etmiş kitaplar gibi yeni kitaplar okumak istiyoruz. Belki de biz artık serseme çevrilecek yaşları geçtik, ondandır, bilmiyorum.
- Kısa vadeye dayalı kapitalizm böyle bir anlatı kurma imkânını ortadan kaldırdı. Aile ve iş yaşamı arasındaki çatışmanın yarattığı bölünmüşlük, Sennett’in deyişiyle, “kısa epizotlardan ve fragmanlardan” oluşan bir toplumda bir kimlik anlatısı ve yaşamöyküsü gelişmesine izin vermiyor. toplumsal hayat risk alabilme kapasitesi yüksek olanların başarılı olacakları bir şey olarak algılanmaya başladı. Ne var ki sürekli risk altında yaşamak, güvenlik duygusunu erozyona uğratarak depresif bir süreci kaçınılmaz hale getiriyor. Bu koşullar altında insanların iç bütünlükleri de büyük ölçüde zedeleniyor.

“kişisel bir anlatı” hayal değilse de, Sennett’in vurguladığı gibi, bölük pörçük. Kişinin bir anlatısı olmadan hayatının hakikatinden söz edebilir miyiz, bilmiyorum. Sanırım edebiliriz ama insanın kişisel hakikati de, kişisel anlatısı gibi bölünmüş, parçalı, ikili, hatta çoklu halde. Ayhan haklı, “hakikat değil, hakikatler var”. Bu çerçevede dış dünyaya sunduğumuz hakikatle içimizdeki hakikat arasındaki yarılma da kaçınılmaz (bir anlamda hakikatten söz etmek imkânsız). İşin bir de sanal boyutu var. İç dünyamızla pek de alakası olmayan sanal kişiliklerle sanal mecralarda var oluyor, zaman içerisinde bu sanal öznellik de iç’i gasp ediyor; bu da yarılmayı keskinleştiriyor.
Ama yine de bir iç var –hâlâ. Dış’tan ayıklanması artık çok mümkün görünmese de, varlığını belki de en çok dış’ın etkilerine maruz kaldığında hatırlayıp fark ettiğimiz, dış’ın taarruzlarına direnmeye çalışan, dış’a teslim olduğunda bile korumaya çalıştığımız ya da halen var olduğu düşüncesiyle avunduğumuz. Edebiyat, dış’ın iç’e bükülme biçimlerini, iç’in buna ne tepki verdiğini, mesela kimi zaman bu bükülmeden rahatsız olmak yerine nasıl olup da teselli bulduğunu vs. didiklemek için bence uygun bir araç olmayı sürdürüyor. Belki de bugün kişisel anlatılarımız bu bükülmeler, çekilmeler, direnme-teslim olma salınımlarıyla ilerliyor.

Ayhan:
- Belki de çok uzun süredir devam eden, artık apaçık hale gelmiş olan bir kriz sürecinin içindeyiz. Belki zamanımızın biçimi artık sürekli, aralıksız bir kriz halidir. Bu, her şeyin üst üste yığıldığı, çok dolu, tıkış tıkış bir dünya. Biraz boşluk açmaya, yer açmaya çalışmak, belki yapmaya çalıştığımız bu. Bir parça Zen tarzı. (Bu noktada yazı bana şu sıralar ödüller alan Wim Wenders'in Perfect Days'ini hatırlattı).
- Bergson, bir filozofun yalnızca tek bir fikre sahip olduğunu, hayatı boyunca o fikri işlediğini söylemiş. Herhalde bu edebiyat için de geçerli. Bu doğruysa, öyleyse, tek bir hayata tek bir fikir düşüyor. (Kendini tekrar etme sorunu...)
- Gezi için birçok şey söylenebilir, bana kalırsa en önemlilerinden biri Gezi’nin bir süreliğine, kısmen de olsa var olan hayatı durdurabilmesidir.
Profile Image for Özlem Bulut.
48 reviews
September 6, 2019
Edebiyatla, dille, insanla ilgili, 3 okuryazarın oldukça keyifli sohbeti. Kitaplarını çok sevdiğim ama ulaşılmaz bir insan olan Barış Bıçakçı'nın iç dünyasına, yazma sürecine bir miktar tanık olmamızı sağlıyor. Sanırım başta kitabı alma amacım ağırlıkla buydu. Fakat Behçet Çelik ve Ayhan Geçgin asıl etkileyici figürler bu sohbette bence. Bol bol düşünmeye sevk eden, ağır ağır okunacak bir kitap. "Başka konularda da konuşmaya devam etseler de hep okusam" isteğiyle bırakıyor.
Profile Image for Terss.
660 reviews36 followers
September 7, 2022
Ayhan Geçgin ve Barış Bıçakçı'nın neredeyse tüm kitaplarını okumuş biri olarak yazdıklarını zaten çok merak ediyordum. Behçet Çelik'i ise okuduğum bir iki kitabından üstün körü biliyordum. Güzel ve samimi bir eser olmuş. Üç yazarın iç dünyalarını ziyaret etmek gibi, fantastik bir deneyim.
Yer yer zorlandığım da oldu ama benim seviyemi aşan felsefi yorumlar da var kitapta.
Profile Image for Serhan Ergin.
Author 5 books21 followers
August 16, 2018
Evde oturup da dostlarla edebiyat ve hayat sohbeti eder gibi bir kitap.
Profile Image for Mehmet Furkan Kocaaslan.
225 reviews5 followers
November 20, 2019
Söyleyebileceğim tek şey: Ayda bir, hatta üç ayda bir tane şunun gibi kitap okusam ihya olurum.
Öylesine güzel.
Profile Image for Osman Tümay.
383 reviews8 followers
August 12, 2020
Okunması pek kolay değil, ama içten. Yazar bakış açısını yansıtması nedeniyle de ilginç.
Profile Image for Bilgesu Gündeş.
69 reviews1 follower
Read
April 4, 2023
Çok sevdiğim ve görüşlerine güvendiğim arkadaşlarımın sohbetlerine dahil olmuşum gibi bir keyif. Hayat, edebiyat üzerine 'sıradan' şeylere dair 'sıradan olmayan' betimlemelerle
Profile Image for Evren Bay.
64 reviews11 followers
August 23, 2016
Ayhan Geçgin, Barış Bıçakçı ve Behçet Çelik'in 2014 Eylül ile 2015 Eylül arasında birbirine yazdığı e-postalardan oluşuyor kitap. Yalnızca edebiyat üzerine, yazmak üzerine, dil, biçim, içerik, şiir, metafor üzerine değil, savaş, devlet, iktidarın ideolojisi üzerine ve bu koşullarda yazmak üzerine de nitelikli, derin tartışmaların yapıldığı önemli bir eser.

Ayhan Geçgin'in daha önce 2 kitabını okumuştum ve derinden etkilenmiştim. Şimdi bu kitapta bir kez daha hayran oldum kendisine. Yıllar önce Erkan Oğur'un bir konserine gitmiştim. Demişti ki: "Bizim çaldıklarımız beste değil, bize ait değil, bunlar yüzyıllardır yapılan müziklerin bizim kulağımızda kalan yansımaları, biz burada yalnızca elçiyiz, bunları size iletiyoruz."

İşte, Ayhan Geçgin'in de böylesine mütevazi bir duruşu var. O da sesin öneminden bahsediyor, edebiyatın işinin (tıpkı kurbağaların yaptığı gibi), değişmenin, dönüşmenin, yenilenmenin, kısaca hayat'ın sesini duyurmak, işitilir kılmaya çalışmak olduğunu söylüyor. Ve "üretim ortaktır, düşünce ortaktır; bir sonraki aşamada yazar isimlerine bile artık gerek kalmadığını, isimlerin kendiliğinden silindiğini kolayca hayal edebiliriz..." diyor.
Profile Image for Balkan.
3 reviews
April 1, 2016
Kitabın sonuna geldiğimizde, diyaloğun dönüştürücü ve üretken yönüne bir kez daha inanıyoruz. Gerek edebiyatta, gerekse genel olarak düşün hayatımızda diyaloğun ve etkileşimin eksikliğinin farkına varıyor, sosyal medya mecralarında gerçekleşen temasların neden eksik kalmaya mahkum olduğunun farkına varıyoruz. “Hayal etme gücünü yitirdiğimiz için şimdinin, içinde bulunduğumuz durumun aynısını üretip duruyoruz” diyor Ayhan Geçgin. Kimsenin okumadığı/dinlemediği, ancak herkesin yazdığı/konuştuğu bir ortam bizi buna mahkum ediyor sanki. Kurbağalara İnanıyorum bu döngüden çıkmak için ilham veren bir kitap.
Profile Image for Burcu.
91 reviews26 followers
February 4, 2020
"Kimbilir belki kendimi bile bilmiyorumdur, bende kendim dediğim bilinmez koca bir kıta uzanmaktadır."
Displaying 1 - 24 of 24 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.