Bir şairi bilmek başka okumak başka
Bir şiiri okumak başka anlamak başka
Bir insanı anlamak başka sevmek bambaşka
İsmet Özel okuması, anlaması, sevmesi başka biri.
Onca isyanın içindeki nahifliği seviyorum.
Hiç inkar etmeden kendini “İnsan komünist olmadan Müslüman olursa yapmayacağı kötülük yoktur.” deyişindeki fikirlerini, gençliğini, geçmişini sahiplenişini ve inancını seviyorum.
Bir ağrıyı yaktıkça sevmesini, uzaklara hayranlığını, berrak bir gökte çocuklar için savaşını, evi Nepal’de kalmış Slovakyalı salyangoz ruhunu sevmemek mümkün mü adamın, anlamamak olası iken:)
“*Benim harcım değil bir yar sevmek gizliden
her yanım bin türlü merakla dalanmakta
*Var mısın yok yere ağlamaya…Ki bir sis
*Sen şimdi sevincimin akranısın
ey kanıma çakıllar karıştıran isyan
*Yaşamak debelenir içimde kıvrak ve küheylan
beni artık ne sıkıntı ne rahatlık haylamaz
*Sana durlanmış kelimeler getireceğim
pörsümüş bir dünyayı kahreden kelimeler
kelimeler, bazıları tüyden bazısı demir
seni çünkü dik tutacak bilirim
kabzenin, çekicin ve divitin
tutulduğu yerden parlayan şiir.
*Yargı kesin: Acı duymak ruhun fiyakasıdır
*Hiçbirşey söylemeyen sözlere varmak için
herşeyin sonuna kadar söylenmesi gerekti
*Koşmam gerek
yetişmem gerek yazgıma
tutmam gerek, sormam gerek, bilmem gerek
esenlenmem, kargışlamam, irkitmem gerek niçin
niçin, niçin, niçin
kuyuya düşen çocuk niçin ölmesin”
p.s tüm satırlarını yazmak isterdim ama kendimi durdurdum, en iyisi okuyunuz bu adamı. Sevmek için değil belki anlamak için ruhunu.