Mehmet Anıl'ın yeni romanı Bitik, Adem, Mine, Mümtaz ve Çağdaş adlı dört kahramanın çevresinde dönüyor. Adem, bir fabrikanın sahibidir. Karısı Mine pek çok açıdan az bulunur bir eştir. Ancak Adem için bu evlilik sıkıcılaşmaya başlamıştır; değişikliği önce başka kadınlarda arar, ama bulamaz. Yaşadığı bunalımdan çıkmak için tek yolu kalmıştır: yeniden aşık olmak... Bu arada işleri de kötü gitmeye başlamıştır. Bir iş gezisi için Amerika'ya gider. Döndüğünde kendisini büyük bir sürpriz beklemektedir. Roman, "Nehrin İki Yakası" adlı filmden görüntülerle beslenir. "Başıma gelenlerin sorumlusu Carole Bouquet'tir," der Adem, "daha doğrusu onun karımla olan benzerliği." Oyununu kurgularken filmden esinlenir, ama unuttuğu bir şey vardır: gerçekler filmlere benzemez.
Mehmet Anıl,(d. 1962, İzmir), Türk Yazar. Liseyi Saint Joseph Koleji'nde okudu. Ege Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nden mezun oldu. AIESEC bursuyla İtalya'da Credito Italiano Bankası'nda staj yaptıktan sonra Türkiye'ye döndü. 1989 yılında kendi şirketini kurdu. 2001 yılından bu yana yalnızca edebiyatla ilgileniyor. Yaşamını İzmir'de sürdürüyor.
Yaşadığı hayattan sıkılan, sürekli suçu başkalarına atma eğilimde olan, kafasının içinde bir şeyler kurup duran, kendine yeni uğraşlar, maceralar arayan Adem’in hikâyesiydi Bitik. Tükenmişliğini, ruh geçişlerini, deyim yerindeyse bitik hâle doğru gidişini kendi ağzından dinliyoruz kitap boyunca. Adem, sıkıcı yaşamına renk getirmek adına, “Nehrin İki Yakası” adlı filmden esinlenerek, kafasında bir oyun kurma girişiminde bulunuyordu. Yapıtta, bahsi geçen filmin sahnelerinden bazı paragraflarda bahsedildiğini görebiliyoruz. Adem’in yanısıra, eşi Mine, yardımcısı Mümtaz ve Çağdaş karakterleri de önem arz ediyor. Alalade anlatımla kurgunun ve Adem’in ruhsal olarak yansıtılışının mundar edildiği kanaatindeyim. Sanki yazım tarzında bir özensizlik hakimdi. Ayrıca araya serpiştirilen yabancı sözcükleri, sürekli atlaya atlaya ilerleyen gidişatı da hoş bulduğumu söyleyemeyeceğim.
Dile kolay 18 yıllık bir evlilik Adem ile Mine’nin ki lakin hayat belkide bizim erkek karakterimizi yorgun düşürmüş. Yeni heyecanlar yeni maceralar peşinde koşmaya heveslenen Adem arkadaşının eşini gözüne kestirir. O sadakatli, sabırlı ve seven eş Mine’nin kendi içindeki sevgisini kaybedecek duruma düşen Adem ilk kez bir şeylerden korkmaya başlar. Sevgi mi tutku mu diye düşündürüyor. Pek çok okurun hoşuna gitmeyen doğal bir dille anlatılan arayış bazı satırlarda sizi en az Adem kadar bitik hale düşürüyor. Bu kitabı okurken iki şeye ihtiyaç duymanız mümkün; biraz sabır biraz boş bir zihin... Yer yer hüzün yer yer akıl karışıklıkları olan gerçek bir hikaye sunulmuş. Ağır ama emin adımlarla yazılmış arada nefes alınması gerektiğine inandığım bu kitap kimimize bir tanıdığı kiminize duymuş olduğumuz başkasının hikayesini hatırlatacak. Peki sen beğenir misin? Kendi içinde bitkinleşmiş bir adamı dinlemek istersen durma hemen çevir sayfaları. #bitik #mehmetanıl #canyayinlari
Mehmet Anıl bence normal şartlarda "sevmeyecegimiz" , "empati kurmayacagimiz" , aslında okurken ozdesim gelistirmeyecegimiz kahramanların iç dünyalarını bize göstermeyi tercih ediyor. Anti kahramanlarin psikolojik profili gibi tarif edebilirim. Ve ben bunu çok seviyorum. Yine kolay özdesim kurulamayacak bu adamın hikayesini ince ince dokuyusunu çok sevdim.
Mükemmel bir kitap olmasa da, açıklamasında bile sonunda ne olacağı söylenmiş olsa da, okurken kendini bir şekilde içine çeken, gerçekten düşündüren ve "olacağı buydu" dedirten bir eser. Okumazsanız çok birşey kaybedeceğinizi düşünmüyorum. Ama yazarın betimlemeleri, karakter analizleri, hikaye anlatımı gayet güzel. Yazara çalışması için teşekkür ederim.