İlk kez yayımlandığı 1992'den bu yana birçok yaz mevsimi geçti ama Yaz Geçer'e okurun ilgisi sönmedi, tersine giderek büyüdü. Yaz Geçer, Mungan'ın 1986-1992 yılları arasında yazdığı ve üç alt bölümde topladığı, farklı uzunluklarda 10 şiirden oluşuyor. İşte şairin, "Yaz geçer iyi gelir sözcükler" diyerek açtığı kitabından 1991 tarihli "Sandık Odası".
Sandık Odası
gün ışığıyla yıkanmış küskün bir yıldız gibi akıp geçtin sessizliğimizin üstünden oyalanacak bir şey bile bırakmadın tozlanmış, dalgın bakışlarımıza
ne zaman, nerede bir şey yitirsek burada bulacağımızı sanırdık bu sandık odasında mümkünmüş gibi balkonda unuttuğumuz nice yazlardan sonra...
21 Nisan 1955 tarihinde İstanbul'da dünyaya geldi. Mardinli bir ailenin çocuğudur. Babası avukat İsmail Mungan, annesi Habibe Mungan'dır. İlk, orta ve lise yılları Mardin'de geçti; Mardin Lisesi'nden mezun oldu. Mardin eserlerinde sıkça kullandığı mekanlardan birisi oldu. Bu çevrenin taşıdığı farklı kültürel yapıyı, insan olgusunu eserlerine başarılı bir şekilde yansıttı. Yazar, 1972'de Ankara'ya yerleşti. Lisans ve yüksek lisansını Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü’nde tamamladıktan sonra başladığı doktora çalışmasını yarım bıraktı, Ankara Devlet Tiyatroları’nda altı yıl, İstanbul Şehir Tiyatroları’nda üç yıl dramaturg olarak çalıştı. Gazete ve dergilerdeki ilk yazılarını 1975’te yayımlayan Mungan; yazı hayatı boyunca şiir, öykü, roman, deneme, tiyatro oyunu, sinema yazısı, senaryo, masal, şarkı sözü gibi farklı türlere ait eserler verdi.
'Bana zamandan söz ediyorlar Gelip size zamandan söz ederler Yaraları nasıl sardığından, ya da her şeye nasıl iyi geldiğinden. Zamanla ilgili bütün atasözlerimiz gündeme gelir yeniden. Hepsini bilirsiniz zaten, bir işe yaramadığını bildiğiniz gibi. Dahası onlarda bilirler. Ama yine de güç verir bazı sözler, sözcükler, Öyle düşünürler. ' • 'O boşluk doldu sanırsınız Oysa o boşluğu dolduran eksilmenizdir'
Şair şöyle başlıyor söze; yaz geçer yine gelir yaz geçer iyi gelir sözcükler
Yaz Geçer, Mungan'ın 1986-1992 yılları arasında yazdığı ve üç bölümde topladığı, farklı uzunluklarda 10 şiirden oluşuyor. Yaz Geçer, uzun, felsefi tek bir lirik şiir gibidir aynı zamanda! Dönüp dönüp tekrar okumak istersiniz..
Birinci bölümde aşk ve ayrılık teması yaz metaforu ile işlenmiştir. Yalnız Bir Opera şiiri çok güzeldir; Gittin. Şimdi bir mevsim değil, koca bir hayat girdi aramıza. Biliyorum ne sen dönebilirsin artık, ne de ben kapıyı açabilirim sana. S.15 İkinci Bölümde hayatin kendisi anlatılır. Deniz ve balık imgeleri ön plandadır.Alabalık ile Siyam Balığı Bir tek balık alınmadı Nuh'un Gemisine Sudaydı o İçindeki suda Tehlikenin içindeki suda s.42
Kimi zaman tek bir balık yaratır çırpıntısını bir okyanusun balıklarla anlamlanır geçmiş denizler bir denizin içyüzü başka denizlerdir birbirini çoğaltırlar durmadan yeryüzündeki en eski şey su
tufandan önceki suyla tufandan sonraki bile aynı değildir.
Üçüncü bölümde ise yaz sonu şiirleri yer almaktadır. Yaz Bitti bir zamanlar okumuş olduğunuz kitapları özlersiniz sıcak odaları, beyaz, temiz yastıkları ahşap pancurları yaz bitti bitmeyen şeyler kaldı geride yaz bitti yaz bitti yüksek sesle söylüyorum bunu kendime her yerde söylendiği gibi yaz bitti yaz bitti hiçbir şey hiçbir şey hiçbir şey yalnızca üşüyorum şimdi s.89
En sevdiğim şiir kitabından, en sevdiğim şiirden alıntılar yazabilirim sadece. Kitabın her satırını ezbere biliyorum neredeyse, özellikle de Yalnız Bir Opera’yı. 📚ölü bir yılan gibi yatıyordu aramızda yorgun, kirli ve umutsuz geçmişim oysa bilmediğin bir şey vardı sevgilim ben sende bütün aşklarımı temize çektim
Daha o gün anlamalıydım bu ilişkinin yazgısını Takvim tutmazlığını Aramızda bir düşman gibi duran Zaman’ı Daha o gün anlamalıydım Benim sana erken Senin bana geç kaldığını
Gittin. Şimdi bir mevsim değil, koca bir hayat girdi aramıza. Biliyorum ne sen dönebilirsin artık, ne de ben kapıyı açabilirim sana.
kış başlıyor sevgilim hoşnutsuzluğumun kışı başlıyor bir yaz daha geçti hiçbir şey anlamadan oysa yapacak ne çok şey vardı ve ne kadar az zaman kış başlıyor sevgilim iyi bak kendine gözlerindeki usul şefkati teslim etme kimseye, hiçbir şeye upuzun bir kış başlıyor sevgilim ayrılığımızın kışı başlıyor Giriyoruz kara ve soğuk bir mevsime.
📚Onüç yıl sonra şimdi sevgilimden ayrıldığım bu derin, bu kavurucu günlerde neden ansızın aklıma düştüğünü sordum kendime. Sonra anladım: Bir aşk birçok aşktan yapılıyor ve ayrılınmıyor hiçbir seferinde
”Yeni yollara çıkılamazmış sanki durup geçmiş bir kavşakla ödeşmeden”
Bu şiir kitabını ilk kez üniversite birinci sınıfta kaldığım yurttaki bir arkadaşımdan ödünç alarak okumuştum. Kitap, yaz sıcağının hala üzerlerinde dolaştığı kelimelerden dökülen aşk, hüzün ve yalnızlık ile dertlenen kızlar arasında elden ele dolaşırdı. Her kelimenin her satırın altını çizmek istemiş ancak kitap benim olmadığından bir koşu Dost kitabevine gidip hemen almıştım.
Tekrar tekrar okuduğum ve neredeyse her satırının altını çizdiğim nadir kitaplardandır. Çok mu aşıktım? Yooo! Hatta hiç yaz aşkım bile olmamıştı. Benim aşık olduğum Murathan Mungan’ın kalemi ve kelimeleriydi. O kadar büyülü o kadar derinden etkileyen…
O kadar çok anlatmak istediğim şey var ki bu kitapla ilgili büyüsü bozulsun istemiyorum. Hadi yaz geçip gitmeden siz de (tekrar) okuyun bu kitabı.
Şiirle aramın olduğunu pek söyleyemem. O sebeple ne kadar sağlıklı yorum yapabilirim, bilemiyorum. Kısa zaman önce Murathan Mungan'ın Kadınlar Arasında isimli öykü kitabını okuyup çok beğenmiştim. O sebeple arayı açmadan bir kitabını daha okumak istedim ve tercihimi şiirlerinden yana kullandım. İyi bir tercihte bulunduğumu düşünüyorum, çok severek okudum şiirleri. Sırf "Yalnız Bir Opera" ve "Kadırga" şiirleri için bile edinilmeli.
Bu kitabı ilk kez 18 yaşında, hem de aşıkken okumuştum. O zamanki halim 5 yıldız verirdi. 30 yaşımda yine okuyayım dedim, şimdiki ben 3 yıldız verdi. Her ne olursa olsun, aşk üzerine yazılmış en güzel kitaplardan biri Yaz Geçer.
Bu neydi, nasıl bir şeydi, anlamadım. Ortasında yaz, aşk ve denizler olan bir kitap. Şiir ama şiir kitabı demeye dilim varmıyor. Çok daha başka, çok daha üstün bir şey gibi. Büyüleyici. Gerçekten şoktayım. Böyle metinler nasıl mümkün olabilir, bilmiyorum. Bu adam bunları nasıl yazabilmiş, onu da. Her okuduğumda katman katman açılan imgeler. Sesli okusam başka, içimden okusam başka şeyler düşünüyorum. Her seferinde yeni bir imge doğuyor beynimin içinde... Ama hele bir de sevdiğiniz insanın adı Deniz'se, bir farklı gözle okuyorsunuz, bak onu biliyorum.
"Bizi yola çıkaran ne varsa yol üzerindedir öyledir sanıyorduk geleceği seçmeye çalışıyordu kısılmış gözlerimiz adasız denizlerin ufkunda"
Az önce elimde tuttuğum kitap benden 3 yıl daha yaşlıydı. Üstelik annem bu kitabı bir sahaftan almış, kitabı tanımadığım birinin işaretlediği şiirlerle, altını çizdiği satırlarla hatta şiirlerin altına karaladığı dörtlüklerle okumak çok ilginç ama bir yandan da güzel bir histi.
Kitap romantik Türk şiirine ve günümüze kadar gelen birçok popüler şarkı sözüne ilham vermiş bir eser. Şiir güçlü bir bağdır insanla eser arasında. Mungan gibi güçlü yazarlar bu bağı iyi inşa ederler. 1992 gibi erken bir tarihte kaleme alınan bu eser yayınlandığında ben ilkokul 3. sınıfa gidiyordum. Alın şimdi bu bilgiyle ne yaparsanız yapın :) "...Aşkın bir yolu vardır Her yaşta başka türlü geçilen Aşkın bir yolu vardır Her yaşta biraz gecikilen...." "...Sonra anladım: Bir aşk birçok aşktan yapılıyor ve ayrılınmıyor hiçbir seferinde..."
“… bir zamanlar okumuş olduğunuz kitapları özlersiniz sıcak odaları, beyaz, temiz yastıkları”
“yaz bitti yaz bitti yüksek sesle söylüyorum bunu kendime her yerde söylendiği gibi yaz bitti hiçbir şey hiçbir şey hiçbir şey yalnızca üşüyorum şimdi.”
yazarın benzetmeleri, tasvirleri, şiirlerindeki o estetik şüphesiz kitabı sevmenizi sağlayacak. murathan mungan tam anlamıyla yazmış. hem de öyle bir yazmış ki kaybolabilirsiniz mısralarında. fakat hissettirmiyor. benim için bir şiirde en önemli olan şey, şiiri hissetmektir. onu yaşamaktır. malesef kendimi ne kadar verirsem vereyim bu kitapta şiirleri hissedemedim.
" ... Şimdi biz neyiz biliyor musun? Akıp giden zamana göz kırpan yorgun yıldızlar gibiyiz. Birbirine uzanamayan Boşlukta iki yalnız yıldız gibi Acı çekiyor ve kendimize gömülüyoruz Bir zaman sonra batık bir aşktan geriye kalan iki enkaz olacağız yalnızca Kendi denizlerimizde sessiz sedasız boğulacağız Ne kalacak bizden? bir mektup, bir kart, birkaç satır ve benim su kırık dökük şiirim Sessizce alacak yerini nesnelerin dünyasında Ne kalacak geriye savrulmuş günlerimizden Bizden diyorum, ikimizden Ne kalacak?
Şimdi biz neyiz biliyor musun? Yıkıntılar arasında yakınlarını arayan öksüz savaş çocukları gibiyiz. Umut ve korkunun hiçbir anlam taşımadığı bir dünyada bir şey bulduğunda neyi, ne yapacağını bilemeyen çocuklar gibi. Artık hiçbir duygusunu anlamayan çocuklar gibi Ve elbet biz de bu aşkla büyüyecek Her şeyi bir başka aşka erteleyeceğiz
kış başlıyor sevgilim hoşnutsuzluğumun kışı başlıyor bir yaz daha geçti hiçbir şey anlamadan oysa yapacak ne çok şey vardı ve ne kadar az zaman kış başlıyor sevgilim iyi bak kendine gözlerindeki usul şefkati teslim etme kimseye, hiçbir şeye upuzun bir kış başlıyor sevgilim ayrılığımızın kışı başlıyor Giriyoruz kara ve soğuk bir mevsime. ... "
" Doğduğum ev artık yavrusunu tanımayan bir hayvan gibi bakıyor uzaklara" etkilendigim nadir yerlerden birisi.
Durup dusunmeniz gereken cok fazla imge var. Galiba bu yuzden "bitmeyecek mi bu siir?" edasiyla okudum. Ilk basta "laf kalabaligi" tepkisi verip, sonradan "cok zekice" dedigim yerler olsa bile sevemedim pek. Etkilemedi beni bu siirler.
Peki şairin sınıf arkadaşım akrabası çıkması... Gerçekten mükemmeldi. Murahtan Mungan'ın sözcükleri beni aldı ve götürdü. Şiir kitabını bu kadar uzun sürede bitirmemin nedeni ise bir kerede okumayı sevmemem. Alıştıra alıştıra, her güne bir iki şiir bırakarak okumayı daha çok sevmem. Özellikle Yaz Bitti ve Yaz Sonu şiirlerinde resmen gözlerim doldu desem... Kesinlikle ve kesinlikle tavsiyemdir!
"Ölü bir yılan gibi yatıyordu aramızda Yorgun, kirli ve umutsuz geçmişim Oysa bilmediğin bir şey vardı sevgilim Ben sende bütün aşklarımı temize çektim.."
Beş yıldızın bile az kaldığı bir eser.. Defalarca kendimi onu okurken bulduğum ve her okuduğumda da aynı duygu yoğunluğunu hissettiğim bir kitaptı.
Kitaplara sarılmak, dostlarla konuşmak, yazıya oturup sonu gelmeyen cümleler kurmak, camdan dışarı bakıp şarkılar mırıldanmak... Böyle zamanlarda her şey birbirinin yerini alır çünkü her şey bir o kadar anlamsızdır içinizdeki ıssızlığı doldurmaz hiçbir oyun para etmez kendinizi avutmak için bulduğunuz numaralar ... denemeseniz de, bilirsiniz hiç yakın olmamışsınızdır intihara bu kadar
Murathan Mungan ile tanışmam bu kitaba vesile oldu. Kitap üç bölüme ayrılmış ve her bölümün kendi has bir konusu var. Her bölümün içerisinde çeşitli şiirlerde olsa bir bütünü oluşturuyorlar. Yalnız Bir Opera, Bilardo Topları, Terastaki Havlu, Alabalık ile Siyambalığı şiirlerini gerçekten çok sevdim. Özellikle Yalnız Bir Opera inanılmazdı. Ancak geriye kalan şiirlerle pek uyuşamadım.
Bana zamandan söz ediyorlar Gelip size zamandan söz ederler Yaraları nasıl sardığından, ya da her şeye nasıl iyi geldiğinden. Zamanla ilgili bütün atasözlerimiz gündeme gelir yeniden. Hepsini bilirsiniz zaten, bir işe yaramadığını bildiğiniz gibi. Dahası onlarda bilirler. Ama yine de güç verir bazı sözler, sözcükler, Öyle düşünürler. Bittiğinde kendini inandırmak, ayrılığın gerçeğine katlanmak, sırtınızdaki hançeri çıkartmak, yüreğinizin unuttuğunuz yerleriyle yeniden karşılaşmak kolay değildir elbet. Kolay değildir bunlarla baş etmek, uğruna içinizi öldürmek. Zaman alır. Zaman Alır sizden bunların yükünü O boşluk dolar elbet, yaralar kabuk bağla, sızılar diner, acılar dibe çöker. Hayatta sevinilecek şeyler yeniden fark edilir. Bir yerlerden bulunup yeni mutluluklar edinilir. O boşluk doldu sanırsınız Oysa o boşluğu dolduran eksilmenizdir. gün gelir bir gün başka bir mevsim, başka bir takvim , başka bir ilişkide o eski ağrı ansızın geri teper. Dilerim geri teper. Yoksa gerçekten bitmişsinizdir.
Şimdi biz neyiz biliyor musun? Akıp giden zamana göz kırpan yorgun yıldızlar gibiyiz. Birbirine uzanamayan Boşlukta iki yalnız yıldız gibi Acı çekiyor ve kendimize gömülüyoruz Bir zaman sonra batık bir aşktan geriye kalan iki enkaz olacağız yalnızca Kendi denizlerimizde sessiz sedasız boğulacağız Ne kalacak bizden? Bir mektup, bir kart, birkaç satır ve benim şu kırık dökük şiirim Sessizce alacak yerini nesnelerin dünyasında Ne kalacak geriye savrulmuş günlerimizden Bizden diyorum, ikimizden Ne kalacak?
——
Kış başlıyor sevgilim Hoşnutsuzluğumun kışı başlıyor Bir yaz daha geçti hiçbir şey anlamadan Oysa yapacak ne çok şey vardı Ve ne kadar az zaman Kış başlıyor sevgilim İyi bak kendine Gözlerindeki usul şefkati Teslim etme kimseye, hiçbir şeye Upuzun bir kış başlıyor sevgilim Ayrılığımızın kışı başlıyor Giriyoruz kara ve soğuk bir mevsime.
——
Kitaplara sarılmak, dostlarla konuşmak, Yazıya oturup sonu gelmeyen cümleler kurmak, Camdan dışarı bakıp puslu şarkılar mırıldanmak.... Böyle zamanlarda her şey birbirinin yerini alır Çünkü her şey bir o kadar anlamsızdır İçimizdeki ıssızlığı dolduramaz hiçbir oyun Para etmez kendimizi avutmak için bulduğumuz numaralar Bir aşkı yaşatan ayrıntıları nereye saklayacağınızı bilemezsiniz Çıplak bir yara gibi sızlar paylaştığımız anlar, Eşyalar gözünüzün önünde durur birlikte yarattığınız alışkanlıklar Korkarsınız sözcüklerden, sessizlikten de; bakamazsınız aynalara, Çağrışımlarla ödeşemezsiniz.
Dışarıda hayat düşmandır size İçeride odalara sığamazken siz, kendiniz Bir ayrılığın ilk günleridir daha Her şey asılı kalmıştır bitkisel bir yalnızlıkta Gün boyu hiçbir şey yapmadan oturup Kulak verdiğiniz saat tiktakları Kaplar tekin olmayan göğümüzü Geçici bir dinginlik, düzmece bir erinç Suyu boşalmış bir havuz, fişten çekilmiş bir alet kadar tehlikesiz Bakınıp dururken duvarlara Boş bir çuval gibi, çalmayan bir org gibi, plastik bir çiçek, Unutulmuş bir oyuncak, eski bir çerçeve gibi, hani, Unutsam eşyanın gürültüsünü, nesnelerin dünyasında Kendime bir yer bulsam, dediğimiz zamanlar gibi Kendimizin içinden yeni bir kendimiz çıkarmaya zorlandığımız anlar gibi Yeni bir iklime, yeni bir kente, bir tutkunluk haline, bir trafik kazasına, Başımıza gelmiş bir felakete, işkenceye çekilmeye, ameliyata alınmaya Kendimizi hazırlar gibi.
Yani dayanmak ve katlanmak için silkelerken bütün benliğimizi Ama öyle sessiz baktığımız duvarlar gibi olmaya çalışırken, Ve kazanmış görünürken derinliğimizi Ne zaman ki, yeniden canlanır bağışlamasız belleğimizde Bir anın, yalnızca bir anın bütün bir hayatı kapladığı anlar O tiktaklar kadar önemsiz kalır şimdi Hayatımıza verdiğimiz bütün anlamlar Göremeseniz de, bilirsiniz Hiç yakın olmamışsınızdır intihara bu kadar.
Bana zamandan söz ediyorlar Gelip size zamandan söz ederler Yaraları nasıl sardığından, ya da her şeye nasıl iyi geldiğinden. Zamanla ilgili bütün atasözleri gündeme gelir yeniden.
Hepsini bilirsiniz zaten, bir işe yaramadığını bildiğiniz gibi. Dahası onlar da bilirler. Ama yine de güç verir bazı sözler, sözcükler, öyle düşünürler. Bittiğine kendini inandırmak, ayrılığın gerçeğine katlanmak, sırtınızdaki hançeri çıkartmak, Yüreğinizin unuttuğunuz yerleriyle yeniden karşılaşmak kolay değildir elbet. Kolay değildir bunlarla baş etmek, uğruna içinizi öldürmek. Zaman alır. Zaman alır sizden bunların yükünü O boşluk dolar elbet, yaralar kabuk bağlar, sızılar diner, acılar dibe çöker. Hayatta sevinilecek şeyler yeniden fark edilir. Bir yerlerden bulunup yeni mutluluklar edinilir. O boşluk doldu sanırsınız Oysa o boşluğu dolduran eksilmenizdir.
Gün gelir bir gün Başka bir mevsim, başka bir takvim, başka bir ilişkide O eski ağrı Ansızın geri teper. Dilerim geri teper. Yoksa gerçekten bitmişsinizdir.
Zamanla yerleşir yaşadıkların, yeniden konumlanır, çoğalır anlamları, önemi kavranır. Bir zamanlar anlamadan yaşadığın şey, çok sonra değerini kazanır. Yokluğu derin ve sürekli bir sızı halini alır. Oysa yapacak hiçbir şey kalmamıştır artık Mutluluk geçip gitmiştir yanınızdan Her şeye iyi gelen zaman sizi kanatır Ölmüş saadeti karşılaştır yaşayan mutsuzlukla Günlerin dökümünü yap Benim senden, senin benden habersiz alıp verdiklerini Kim bilebilir ikimizden başka? Sözcüklerin ve sessizliklerin yeri iyi ayarlanmış Bir ilişkiyi, duyguların birliğini, Bir aşkı beraberlik haline getiren kendiliğindenliği Yani günlerimiz aydınlıkken kaçırdığımız her şeyi bir düşün Emek ve aşkla güzelleştirilmiş bir dünya Şimdi ağır ağır batıyor ve yokluğa karışıyor Orada olmuş saadeti karşılaştır yaşayan mutsuzlukla Bunlar da bir işe yaramadıysa Demek yangından kurtarılacak hiçbir şey kalmamış aramızda.
——
Bir tek balık alınmadı Nuh'un Gemisine. Sudaydı o, İçindeki suda, Tehlikenin içindeki suda.
——
Ne kadar gitsen de uzağa Vücudumda dolaşıyor zincirin. Kurduğun bütün tuzakları Tapınak bildim.
——
gün ışığıyla yıkanmış küskün bir yıldız gibi akıp geçtin sessizliğimizin üstünden oyalanacak bir şey bile bırakmadın tozlanmış, dalgın bakışlarımıza
ne zaman, nerede bir şey yitirsek burada bulacağımızı sanırdık bu sandık odasında mümkünmüş gibi balkonda unuttuğumuz nice yazlardan sonra...
——
bir düşte karşılaşmıştık, bir düşte kaybolduk hadi birimiz uyandırsın artık ötekini birbirinin karanlığına kapatılmış birbirinin içinde tipiye tutulan her kozaya ayrı biçilen uzun kışlardan hadi birimiz uyandırsın artık ötekini
——
yatıştırır rüzgarlar dışavurur içimizdeki lodosu, poyrazı, günbatımlarını saklar bizi gözlerimizdeki hüzne "dinginlik" adını verir "seni iyi gördüm" diyenler biz de iyi hissederiz kendimizi elimizden başka ne gelir ki köşe başları, akşamüstleri, kokular tozar gider zamanın boşluğunda karışır anların kuytu belleğine belki sonraları bir gün hatırlanır aynı kederle yazın bittiği her yerde söylenir söyleyenler inanır gerçekten bir şeylerin bittiğine yaz biter eskir geceler, serin hüzünlü yeni mevsime hazırlık ömrün teğel yerleri bir yanı telaş, bir yanı ürperten yaz sonu ikindileri çıkarır sizi dalgın derinliğinizden yaşadığınızı duyarsanız teninizde bir zamanlar okumuş olduğunuz kitapları özlersiniz sıcak odaları, beyaz, temiz yastıkları ahşap pancurları yaz bitti bitmeyen şeyler kaldı geride
yaz bitti yaz bitti yüksek sesle söylüyorum bunu kendime her yerde söylendiği gibi yaz bitti yaz bitti hiçbir şey hiçbir şey hiçbir şey yalnızca üşüyorum şimdi
ölü bir yılan gibi yatıyordu aramızda yorgun, kirli ve umutsuz geçmişim oysa bilmediğin bir şey vardı sevgilim, ben sende bütün aşklarımı temize çektim imrendiğin, öfkelendiğin kızdığın, ya da kıskandığın diyelim yani yaşamışlık sandığın geçmişim dile dökülmeyenin tenhalığında kaçırılan bakışlarda gündeliğin başıboş ayrıntılarında zaman zaman geri tepip duruyordu. ve elbet üzerinde durulmuyordu. sense kendini hala hayatımdaki herhangi biri sanıyordun, biraz daha fazla sevdiğim, biraz daha önem verdiğim.
ilk okudugum siir kitabi olmakla birlikte ilk okudugum murathan mungan kitabi da. farkli seyler denemek istemistim iyi ki bu kitabi secmisim. askin gecici ve guclu dogasini oylesine icten yakalamis ki her dizeyi okurken kendimi dusundum, hissettim. bende biraktigi iz sadece duygusal bag kurmaktan fazlasiydi.🥀
Şiirlerdeki hikayeyi takip etmek çok keyif vericiydi. Şiirler yaz mevsimine benziyordu. Bir aşkın ve yaz mevsiminin bitişinin paralelliğinin kurulması da ayrı hoşuma gitti. "Bir aşk birçok aşktan yapılıyor," diyor Murathan Mungan. Belki de aşk hakkında yapılmış en doğru gözlemlerden biri.
"yaz bitti yaz bitti yüksek sesle söylüyorum bunu kendime her yerde söylendiği gibi yaz bitti yaz bitti hiçbir şey hiçbir şey hiçbir şey yalnızca üşüyorum şimdi" ben tamamen