Çalışmak, disiplin, özen ve başarı azmi. Bugün üst düzey yönetici yetiştiren özel kurum ve üniversiteler, geleceğin yönetici adaylarına bunları öğretmeye çalışıyor. Gençlerin iş dünyasına hazırlanması için farklı teknikler ve yöntemler kullanılıyor. Bugün yönetim bilimi pek çok farklı disiplinden beslenirken, artık tecrübeler ve yaşanmış başarı hikâyeleri yönetim yaklaşımlarını geliştirmek ve aktarmak adına büyük rol oynuyor. Zoru başaran insanların gösterdikleri mücadeleyi ve çabayı öğrenmek, yöneticilik yolunda atılabilecek en önemli adımlardan biri.
Bu kitapta yalnızca Türkiye'nin uluslararası ilk kadın ultra maratoncusu Bakiye Duran'ın gizli kalmış yaşam öyküsünü değil, sizi her alanda başarıya götürecek bir yol haritasını da bulacaksınız. Hedefler büyüdükçe bir hayatı yönetmenin ne kadar zorlaştığını biliyorsanız, Bakiye Duran'ın başarıyla koştuğu yollar size kılavuzunuz olacak.
Hayat hikayesi gerçekten etkileyici ancak iş dünyasına uyarlama kısmının zorlama olduğunu düşünüyorum. Ayrıca yazarın bir miktar daha mütevazi bir dil seçmesi daha şık olabilirdi...
Farklı bir yaşam. Seçilmiş hatta hak edilmişlerin ucunun emeklerden geçtiğini gözler önüne seren güzel bir hayat hikayesi. Yola çıkış hikayesi, bir kadın olarak motive edici ruhu ile kitabı çok sevdim. Sadece maraton olarak değil, okudukça bir hayata dokunuyorsunuz.
İçtenlikle ve akıcı hatta sürükleyici dilde yazılmış. Özellikle gençler tarafından okunması gerektiğini düşünüyorum. Bakiye Duran'ın sevdiği kişiler, mesleği, sporu için verdiği mücadele, azim; kişisel gelişim için örnek alınmalı.
Türkiye'de sporcu yetiştirmenin ne kadar zor olduğunu bir kere daha hissettiren bir kitap. Sporcu yetiştirmek, sporcu olarak yetişmek; sefillik, zorluk, imkansızlık, maddi/manevi sürekli özveri demek. Doğrusu bu olmamalı! Spora önem ve değer veren toplumlar aramızdaki farkı gösteren bir biyografi daha :( Bakiye'nin tek başına kaldığı, yalnız hissettiği, forma giymek için otele koşup geri döndüğü anlarda çok üzüldüm, gözlerim doldu, ağlayacaktım. İsviçre'de yarış bitirip İsviçre'deki Türklerce karşılanıp alkışlandığı anlarda da gözlerim doldu. Çok duygular yaşattı bu kitap bana. Çok güzel ve sürükleyici yazılmıştı. Sporla ilgilenen herkesin zevkle okuyacağı bir akış ve sürükleyicilik var.
Bu kitapla ilgili tek bir eleştirim var ve bu eleştirinin müsebbibinin Bakiye Duran olmayıp, editöryal takım olduğunu düşünüyorum: Kitabı beyaz yakalı camiaya hitap eden bir kişisel gelişim - yönetim uygulama kitabı olarak pazarlamak istemişler sanırım. Bu nedenle Bakiye anılarının arasında ara ara yaşadıklarını beyaz yakalı terminolojisiyle eşleştirerek yönetim-gelişim mesajları veriyor: performans, hedef yönetimi, sinerji, koordinasyon vb. Bir beyaz yakalı olarak bundan çok sıkıldım. Bunları kitabın arasına yerleştirme çabasını zorlama buldum, ilaveten Bakiye'nin duru ve keyifli akışı bozulmuş.
Çok etkileyici ve ilham verici bir hikaye. Gerçekten benim için ultra koşular için farklı bir düşünme/inanış/sağlamlık gerektiğinin kanıtı oldu. Bakiye Duranın hikayesinden çok etkilenmekle birlikte kendisinin Türkiye’de yeterince tanınmaması da beni üzdü doğrusu. Kitaba özgü tek eleştirim ise yazarken ders verme kaygısı taşıyor oluşu. Ben bu kitaba başlarken bir motivasyon - kariyer geliştirme kitabı okuma kaygım yoktu, kendi hikayesi de zaten yeterince ders niteliği olmasına rağmen bazı noktalarda bunun açık açık yazılması benim hoşuma gitmedi doğrusu.
Bundan sonra da artık daha fazlasını yapmamıştır dedikçe dahasını da yapmış, yaparken de dahasını da yapmak için planlar kurmuş. Hayal bile edemeyeceğiniz yerlerde maraton koşmuş. Kendi hayatı, arkadaşları, öğrencileri, kendi branşından insanları, ailesini sürekli düşünerek hareket etmiş. Tüm bunlar olurken hiçbir zaman olumsuz düşünmemiş, başına gelen olumsuz durumlara da asla aldırmamış. Tek başına tarih yazmış ama tarih onu çok geç keşfetmiş
Ultra maratonun cesur ve yalniz kadini.. motivasyon veren daha fazlasini yapabilecegimi hissettiren mukemmel bir kitap. Sadece kosu ile ilgili bir kitap degil ayni zamanda kisisel gelisim saglayabilecek bir eser. Yeni hedefler belirleme cesareti verdi.
İki kez maraton koşabilmiş bir bünye olarak, kitabın sonlarına doğru neden Ultra Maraton koşmayayım ki diye düşünmeme sebep olan Bakiye Hanım'ın ellerinden öperim. Oldukça açık ve içten bir biçimde kendi yaşamını anlattığı bu kitabında, hem spora olan tutkusuna nasıl sarıldığına hem de sınırlı ve hatta yok denecek kadar az bir destekle tüm maddi imkansızlıklara rağmen yılmadan ve ısrarla nasıl başardığına şahit oluyoruz. Türkiye'den çıkan ilk Ultra'cının kadın olması ise ayrı bir başarı. İlk 100 kilometre yarışında kafa lambasının pilinin bittiği an ben de bittim. Hele karanlıkta ormanda koşarken düşmekten dizlerinden aşağı kanlar aktığı ve dalların yırttığı kol ve bacaklarını okurken sanki benim de her yanım yandı. Yarışın son 20 kilometresinde karanlıkta önünü göremediği için çukura girip bileğini burktuğu an ben yarışı bıraktım. Ama o bırakmadı ve sonuna kadar gidip yarışı tamamladı. Okurken gözyaşlarıma mani olamadım. Alınacak dersler kitabın her bölümünde dengeli bir biçimde verilmiş. Koşu sporuna gönül vermiş veya hayatta başarılı olmak isteyen herkesin okuması gerektiğine inandığım bir eser meydana gelmiş. Sağolun, varolun Bakiye öğretmenim...
Türkiye'nin ilk kadın ultra maratoncusu Bakiye Duran hem yaşam mücadelesini hem de sportif mücadelesini ve başarılarını bütün doğallığı ile yazmış/anlatmış. Keyifle okunacak, günlük işer arasında düşen motivasyonu yükseltecek nefis bir kitap.