"XLII. (1) Sultan Mehmed, limanı ele geçirmenin ve Keras'ı gemilerine açarak, orada demirlemelerini sağlamanın hedeflerine ulaşmaya yararlı olacağına inanıyordu. Bütün çabalarına ve kullandığı bütün yöntemlere karşın başarılı olamadığını görünce, her şeye son vererek hedefine ulaşmasına çok yararı dokunan, sadece parlak zekâsının düşünebileceği, son derece zekice bir çözüm buldu.
(2) Gemilerin sorumlularına, dış denizden iç denize, yani limandan Keras'a, özellikle de Diplos Kion adıyla bilinen bölgede süratle kanallar kazmalarını ve bunlara kalaslar döşemelerini emretti.
(3) İki deniz arasındaki mesafe, bu noktada yaklaşık sekiz stadiondur. Yolun yarıdan fazlası oldukça dik bir yokuş olup tepeye vardıktan sonra yine dik bir eğimle Keras'ın iç denizine doğru alçalır.
(4) Çok sayıda işçinin çalışmasıyla beklenenden kısa sürede kazılan kanallara hemen gemiler getirtildi. Altlarına büyük mertekler döşendi, dik durmaları için sağlı sollu dayanaklarla desteklendi, halatlarla iyice bağlandı. Dirsek oluşturan köşeleri urganlarla çevrildi ve askerlerin bazıları elleriyle, bazıları da çeşitli makine ve palangalarla gemileri çekmeye başladı.
(5) Gemiler bu şekilde hızla çekilirken, mürettebatları alay eder ya da olanlarla eğlenircesine, denizde seyrediyormuş gibi davranıyordu. Bazıları denize açılırcasına, askerî komutlarla rüzgâr alıp şişen yelkenleri açıyor, kimisi ellerinde küreklerle kürek çekiyormuş gibi yapıyor, subaylar güvertede sağa sola koşturuyor, ıslık, komut ve kamçılarla kürekçilere kürek çekmelerini emrediyordu. Ve denizde seyredercesine karada hareket eden gemilerden bazıları tepeye doğru yokuş yukarı çıkarken, bazıları da şişmiş yelkenleriyle, savaş naraları ve büyük gürültü eşliğinde limana doğru yokuş aşağı iniyordu.
(6) Duyulduğunda inanılamayacak, mutlaka görülmesi gerekecek kadar alışılmadık bir görüntüydü. Gemiler, mürettebatları, açılmış yelkenleri ve bütün donanımlarıyla denizde seyreder gibi karada ilerliyordu.
(7) Bu olay, kanımca Kserkses'in Athos kıstağında kanal kazmasından çok daha önemli ve inanılması zor bir olaydı. Hatta bu olayın yakın zamanlarda herkesin gözünün önünde gerçekleşmesi, diğerinin de inandırıcılığını artırmakta, gerçekten olduğuna, bir efsane ya da bir gevezelik olmadığına inanmamızı sağlamaktadır.
(8) Gemiler böylece, Galata'nın az ilerisindeki Psihra Ydata [Soğuk Sular, bg. Kasımpaşa] adıyla bilinen körfeze taşındı. Oldukça büyük olan ve altmış yedi gemiden oluşan donanma oraya demirledi.
XLIII. (1) Romalılar kendilerini hazırlıksız yakalayan bu hiç beklemedikleri olaya tanık olunca ve düşman gemilerinin Keras'ta seyrettiğini görünce çok şaşırdılar. Hayret, ıstırap ve çaresizlik içinde kaldılar. Artık ne yapacaklarını bilemiyorlardı.
(2) Şimdiye kadar, yaklaşık otuz stadion uzunluğundaki Keras surlarını savunmasız bırakıp diğer surları savunmak için ne şehir halkı ne de yabancılar yeterliydi. İki ya da üç mazgalı tek bir asker savunmak zorunda kalıyordu. Ancak şimdi, surun bu kesiminin de savaşa açılmasıyla, diğer taraflardan asker alıp buraya taşımak ihtiyacı doğmuştu. Surların diğer taraflarını savunan askerlerin sayısının azalması çok tehlikeliydi, çünkü kalanlar etkili bir savunma yapamayacaktı. "(s. 65)