Kitaplar, gizem ve cinayet; mükemmel birleşim. -Tess Gerritsen-
Tess Gerritsen Ev Kızı Evren'in karakterlerinden biri, üstelik bu kitap için sarfettiği övgü dolu sözcükler kapakta yer alıyor. Ev Kızı Evren
-Wattys 2015 Kazananı - 56 hafta boyunca Macera Kategorisi birincisi olarak kaldı - 54 bin yorum, 107 bin oy aldı. Salata yaparken bıçağı ne kadar hızlı kullandığınızla övündünüz mü hiç? Övünün ! Ya da beşinci katta cam silerken en uzak noktayı bile pırıl pırıl yapabilmek için ne kadar güç sarf ettiğinizi fark ettiniz mi? Edin! Peki, halıya dökülen mürekkebi nasıl çıkaracağınızı biliyor musunuz? Bilin! Bütün bunları bilince bir ev kızının neler yapabileceğine hayret etmeyeceksiniz. Ev Kızı Evren polisiye bir olayı mizahi diliyle anlatırken, heyecanla kalkıp en yakındaki tavayı sapından sıkıca kavramanızı sağlayabilir. Ve sıradan bir tavayla, bir kahraman yaratmış olabilir…
"Ben bir masal kahramanı değilim. Hiçbir zaman da olmayacağım. Ben bir ev kızıyım. Gerçeğim. Hem de Külkedisi'nin, Rapunzel'in, Pamuk Prenses'in olamayacağı kadar gerçeğim. Hayatınızın hiçbir ânında onları göremezsiniz. Ama beni görebilirsiniz. Belki kız kardeşinizimdir. Ya da bir arkadaşınız. Ya da siz… Oradayım. Hemen yanı başınızda..."
Görebileceğiniz üzere, birkaç günlük bir okuma sürecinden sonra Ev Kızı Evren'i bitirdim. Kendimle çok gurur duyuyorum bu konuda çünkü: 1) Bu, bu ay okuduğum onuncu kitap. 2) Edindiğimden çok kısa süre sonra okuduğum ender kitaplardan bir tanesi. 3) Sınav haftasındayım ve yine de hızlı bir şekilde okuyup bitirdim.
Şimdi... gelelim kitabın yorumuna. Ev Kızı Evren, kafamı bazı noktalarda çok karıştıran, kendi içimde düşünce çatışmaları yaşamama ve kafamda tam olarak oturtamadığımdan, etrafta yahu şimdi ben bunu beğendim mi beğenmedim mi diye dolanmama neden olan bir roman. Türü biraz muğlak. Polisiye desem, tam olarak bir polisiye değil. Mizah desem, sadece mizah bu kitabı anlatmaya yeten bir etiket değil. O yüzden ben bu kitabın türüne kendimce "absürt mizahi polisiye" dedim. Ya da işte bu üç kelimenin çeşitli kombinasyonlarını kullanabilirsiniz.
Yine ve yine bir liste yapacağım çünkü o zaman düşüncelerimi toparlamak çok daha kolay oluyor.
- Az önce bahsettiğim üzere, kitapta bir absürtlük var. Şöyle ki, kitapta olup biten her şey kendi içinde bir mantıkla yürüyor fakat bu mantık, bizim içinde yaşadığımız dünyanın mantığına her zaman uymak zorunda değil. Kitabın en başında, giriş kısmında, "Bu kitaptaki kişi ve yerler bir paralel evrende gerçektir," tarzında bir cümle var. Tam cümleyi alıntılayamıyorum çünkü kitabım şu an yakınımda değil fakat bununla varmak istediğim nokta şu ki: eğer kitabı kendi içinde bir evren olarak kabul ederseniz, mantığa aykırı gelen bu durumlar bir sorun olmaktan çıkıyor.
Mesela, bir sahnede Evren, benzin istasyonuyla bir otoban arasındaki bir ormanda bir nevi mahsur kalmış durumda. Bu iki yapı da onun koşarak varabildiği yerler, yani bu orman (ya da ağaçlık alan demek belki daha doğru olur) aslında çok da geniş bir alan kaplamıyor fakat burada bir ayı tarafından bayağı uzun bir süre kovalandığı bir sahne var. Normalde, orada bir ayı olması pek beklenilecek ve olası bir şey değil fakat Evren'in evreninde (bknz: LEL) bu son derece olağan bir durum.
Ben bu absürtlük hakkında bu kitabın da yaratılışı bu demeden önce son derece rahatsızdım bu durumdan ama bu kabullenme durumu gerçekleştikten sonra kitap daha bir akıcılaştı.
- Kitabın bu absürt havasını sürdüren bir diğer unsur, kitaptaki duygu ve detay eksikliği. Evren'in içinde olduğu durum veya yaşadığı şey ne kadar kötü olursa olsun, kitaptaki duygular ön planda olmadığı için Evren, büyük travmalar veya duygusal engeller yaşamadan bir sonraki olaya veya macerasına, ilk macerasına atıldığı hızla atılabiliyor. Karakter bir olaydan ötekine, duygusal olarak pek de etkilenmeden atlayabildiğinden kitap duraksamadan ilerlemeye devam ediyor.
- Fakat, duygular değilse de, kitaptaki detayların genel olarak olmayışı beni rahatsız eden unsurlardan birisiydi.
Örnek vereyim. Evren, kitabın en başında bir Bestseller Yazarlar Konferansı'na katılmaya hak kazanıyor. Bu konferans, son derece gizli saklı bir şekilde yürütülüyor ve her sene sadece bir adet blogger katılabiliyor. Katılımcılar, konferans bitiminde bu konferans hakkında hiçbir şey paylaşamaz, söyleyemez, yayamazlar. Buraya kadar sorun yok fakat kitap, bunların nedenlerini hiçbir zaman açıklamıyor. Herkes bunu olduğu gibi kabulleniyor fakat Evren (bu yüzden de okuyucu) konferans hakkında bence söylenmesi gereken tüm detaylardan yoksun bırakılmış. Bu konferans neden düzenleniyor? Neden sadece bir blogger katılabiliyor? Bu bloggerın katılım amacı ne? Neden bu konferans Türkiye'de gerçekleşiyor? Bu konferansta ne yapılıyor? Bu konferansın bu kadar gizli olmasının nedeni ne? Neden, neden, neden...
Kitaptaki birçok şey, bu neden sorularıyla donanmış haldeydi. Sadece var olan ve varlıkları asla açıklanmayan, açıklanmadığı gibi karakterler tarafından sorgulanmayan uygulamalar, örgütler, bilgiler... Evren, bütün kitap boyunca başkalarının ona söylediği şeylere inandı ve başkalarının onu yönlendirdiği şekilde davrandı. Bu durumun birkaç istisnası var elbette ama genel olarak ana karakter Evren değil de, Hazal gibiydi benim gözünde. Evren de daha çok, Hazal'ın gelişiminde katkı sağladığı yan karaktere benziyordu.
Elbette bir ev kızının gözü kapalı bir şekilde, kimseden yardım almadan bir cinayet araştırmasına veya katil avın dalmasını beklemiyorum. Sorun bu değil zaten. Fakat tüm kitap boyunca bütün işi Hazal yaptı, ana karakter olması gereken Evren de oturup izledi gibi hissettim ben. Hazal hep olan biten hakkında Evren'den daha çok şey biliyordu ve bunları son ana kadar ondan saklıyordu. Zaten, öyle olunca, bir olay gerçekleşecekse Hazal arkaplanda tüm hazırlığı yapıyor, Evren'e zorla da olsa anlatıyor, sonra hoop bahsedilen olay gerçekleşiyordu ve Evren olaya "hazırlıklı" bir şekilde gidiyordu.
- Beni rahatsız eden bir diğer şey ise, kitapta olan biten her şeyin kurgulanmış olmasıydı. Şimdi böyle dediğimde biraz mantıksız geldiğinin farkındayım fakat ortadaki suçun çözülmeme gibi bir ihtimali yoktu. Her şey ince ince ayarlanmış, bu olursa şu olur tarzı, arada boşluklar ve yanılsamalara izin vermeyecek bir ağ ile örülmüştü. Kitabın bir noktada polisiye olduğunu düşünürsek, o açıdan pek etkilenmedim.
Hiç sorun yaşamadılar olan biteni çözerken. Sanki ellerinde Evren'in yemek tariflerinden biri varmış gibi, adım adım ilerlediler ve pat! Olay çözüldü. Meğersem Hazal bilmemkimin şeysiymiş de o da böyle bir şey biliyormuş da zaten her şey de onunla bağlantılıymış falan da filan.
- Evren'in ajanlık ve katil kovalamaca kavramlarına getirdiği ev kızı yaklaşımı eğlenceliydi. Kitabın absürt doğası içinde, bir ev kızının kendi adını temize çıkartmak adına katil kovalaması, bu uğurda istemsizce ajan eğitimi alarak birdenbire kendini dünya çapında bir ajanlık örgütünde görev yaparken bulması... Kız birini döverken aklından yemek tarifi geçiriyor be.
- Ha, aklıma gelmişken, kitaptaki tek yabancı katilimiz Edward. (Tess Gerritsen'ı saymazsak elbette.) Ki bu da garip, çünkü tamam, kurgu Türkiye'de geçiyor olabilir fakat dünyaca ünlü bir yazar ölüyor ve katil olarak Evren şüpheli. Neden sadece Türkler ilgileniyor bu olayla? Ya da, bunlar dünyanın çoğu yerinde birimi olan bir ajanlık örgütüne katılıyor. Neden Türkiye'de sadece Türkler görev yapıyor? Kitapta neden sadece öldüren ve öldürülen yabancı ve diğer herkes Türk???
- Kitapta, duyguların arkaplanda olduğunu söylemiştim. Bu yüzden ortada aşk hiçbir zaman olmuyor fakat bu, Evren ve Hazal'ın arkadaşlıklarının bir ilişki başlangıcı gibi durmasına engel değil. Sevgili olmayacaklarını okurken bilmiyor olsaydım, Evren ve Hazal'ın eşcinsel aşıklar olduğuna gerçekten inanabilirdim. Öyle konuşmalar geçiyor ki aralarında, bazılarının sonunda uzun uzun öpüşmelerini bekliyor insan.
Hazal gerçekten de bazı kitaplarda gördüğümüz, elinden her iş gelen ve ana karakter kızı sık sık kurtaran, az biraz koruyucu ana erkek karakter tiplemesinin kız versiyonu gibi. Gizemli, elinden birçok iş geliyor ve Evren'le aralarında o tarz bir erkek karakterin yaşayacağı türden diyaloglar yaşanıyor.
- Kitapta beni sanırım en çok rahatsız eden şey, detay eksikliğinden sonra, bazı konuşmaların çok yapmacık durmasıydı. Bazı konuşmalar gerçekten de günlük dile hiç uygun değildi ve zorlama hissettiriyor, sayfada emanet gibi duruyordu. Bu bütün konuşmalar için geçerli değildi elbette ama dikkatimi çekip kitabın bazı noktalarda akıcılığını engelleyecek kadar mevcuttu.
Buraya örnek eklemek isterdim ama yine ve yine kitabım yanımda olduğu için ekleyemiyorum... Belki bir ara bu yorumu düzenleyip eklerim. Üşenmediğimi varsayıyorum tabii bunu derken. (Elbette üşendi.)
Sonuç olarak, bu upuzun yazıyı özetlemek gerekirse, Ev Kızı Evren yer yer beni rahatsız eden unsurların da bulunduğu ve absürtlüğe bir kere alıştınız mı okuması eğlenceli, absürt mizahi polisiye türünde hızlı okunan bir kitaptı. Serinin bir sonraki kitabı çıktığında okur muyum emin değilim.
Goodreads'e girişinin yapıldığına sınavlar dolayısıyla en az bir hafta laptoba yaklaşmak istemediğimden çok sevindim. Gerçi seri adı ve isbn yanlış girilmiş ama problem değil, adı yazılınca çıkıyor, o yeterli. Kitapta en sevdiğim bölüm Evren'ın baloda mecburiyetten sahneye çıkıp saçmalaması daha doğrusu stand upa benzer performans sergilemesiydi. Resmen kahkaha attım. Aklıma direk Umudumuz Şaban filminde ki Kemal Sunal'ın muhtarlık için halka vaatlerde bulunduğu sahne geldi :-) Ev Kızı Evren'den Ajan Evren'e... Hiç kafamda ki gibi değilmiş. Daha doğrusu Filiz Hanım'la tanıştıktan sonra Fahrettin abiye kitabın hikayesini sorduğumda bana anlattığı gibi değilmiş, anlattığı çok çok küçük bir bölümüymüş... Serinin (ki adına da bittim "Altın Günü Serisi" :-) ) devam kitabında kurgunun daha da gelişeceğine inancım tam :-)
Nasıl başlasam bilemiyorum. Hem sevdim hem okurken sıkıldım diyebilirim. Öncelikle küçük boşlukların oluşturduğu bir hikayeydi. Evren kitabın adından da anlaşıldığı üzere ev işleri yapan, bunun hakkında blog yazan ve büyük bir Tess Gerritsen hayranı bir genç kızımız. Dışarıya bilgi sızdırılması yasak olan bir davete gidip Tess ile tanışma fırsatı yakalayacaktır. Ancak işler istediği gibi olmuyor. Tess'in nedensiz bir şekilde cinayete kurban gitmesi ile Evren kendini hiç beklemediği bir olayın içinde buluyor. böylece macera devam ediyor da ediyor. Sevdiğim kısımlar konunun orijinal olması, Evren'nin diğer kitap karakterlerinden farklı olarak bir "ev kızı" olması çok beğendiğim yerler oldu. Aralara serpiştirilen gizemli katilin geçmiş ve bugün arasında ki hikayesini okumak beni Evren'nin kendi hikayesinden daha çok meraklandırdı diyebilirim. Bu karakter çok iyi yansıtılmış. Üzülerek söylemeliyim ki bunlardan başka kitapta beğendiğim pek fazla kısım yok. Bazı yerlerde sıkıldım bile denebilir. Evren'nin her daim yanında olan yoldaşı Hazal, Evren'den daha fazla baş karakter gibiydi. Bir şey mi yapılacak hemen Hazal devreye giriyor. Evren'nin başı sıkıştığında Hazal yanında DAİMA iyi bir planla bekliyor oluyor. Bu yüzden Evren biraz pasif kalmış durumunda oldu hikayede. Kitapta biraz duygu yoksunluğu hissettim. Evren'nin başına kötü şeyler geldikten sonra hemen iyi olup sanki ilk defa yapıyormuşçasına maceralara atılması biraz absürt bulduğum kısımlardan. Yine kitapta erkek başrol olarak Denis (z ile değil s ile!) havada kalan bir konu oldu. Aynı Evren'nin ortadan kaybolunca bir kere bile ailesine haber vermediği, iyi olup olmadığını söylememesi gibi. Evren ve Denis arasında geçen diyaloglar oldukça güzel olsa da kitabın sonlarına doğru yaşadıkları bazı olaylardan sonra Evren'nin değişeceğini düşündüm. Kitabın sonunda genel bir yorum yaparken Denis hakkında bir şey düşünmemesi çok saçmaydı. Aslında genel olarak bakarsam en sevdiğim yerlerden biri de kitabın sonu oldu. Bunun gibi çoğu eksiklikler olsa da zevkle okuduğum bir kitaptı.
Hmm Tüyap Kitap Fuarı 2015te tanıştığım,çalıştığım yazarımız ile zamanla bugünlere geldik. :D Taa o zamanlar kitap olmadan önce oku ve fikrini söyle demişti Filiz ama kısmet kitabını okumayaymış. :)
Kitabın içeriği hakkında kısaca bilgi vermek gerekirse Ev Kızı Evren blogunun sahibi Evren'in Tess'i görmek için çıktığı yola ajan olarak dönmesi diyebiliriz.Bu nasıl oluyor yahu diyorsanız o zaman en kısa zamanda kitabı alıp okuyunuz efenim. :D
Serinin ilk kitabı olduğu için aynı zamanda yazarımızın ilk kitabı olduğu için elbette kurguda eksiklikler var ama zamanla bunları kapatacaktır diye düşünüyorum.
Kitabı sevmemdeki en büyük etken sanırım Evren'de kendimi görmem,yani aksiyon ajanlı kısmı değil ev kızı olması.Annesinin Evren'e söylediği bir çok şeyi şahsen benim annemde bana söylemiştir. :D
Tabi başka bir etkende Denis. <3 Zalımm yazarımız biraz kalp krizi geçirtti bana ama o sondaki beklenmeyen kişi kesin Denis.Başka türlüsünü kabul etmiyorum.Eğer Denis 2.kitapta gelmezse Filiz'e her türlü baskı yapmak serbest arkadaşlar. :D
Serinin adı da (Altın Günü Serisi),kapağı da,ayracı da harika. Aynı zamanda Tess Gerritsen'ın kitabı bizzat okuyup yorum yapması da çok güzel.Ve Tess'in ne kadar mütevazi bir yazar olduğunu bir kez daha kanıtlıyor bence.Evren gibi bizde Tess'i seviyoruz.Tabi onun gibi bir fan değilim ama olsun. :3
Kitabın konusu nasıl biliyor musunuz? Hani arkadaş ortamında biri olur ve hep atıp tutar " bilaaader onlar 5 ti ben tek bir dalmışım ki görmen lazım şimdi hepsi abi abi çekiyo" falan der hani heh aynen öyle. Gerçeğe çok uzak. Ama bir o kadar da okutturdu kendini ve 2. Kitabını bekliyorum desem yalan olmazzz
Ön yargımın gözü çıksın yeri geldiğinde kahkaha attığım ve büyük bir kısmında ise büyük heyecanla okuduğum bir kitap oldu. dili fazlazıyla akıcıydı ve kurgusu iyiydi. ev kızlarını cidden de hafife almayın ☺
Elinde tava tutan bir ev kızı görürseniz koşarak uzaklaşmanız gerektiğini öğreten kitap :P Hem de Tess Gerritsen onaylı O. o Ayrıntılı yorum yakında blogta!
Bir ev kızı tam hayallerini gerçekleştirdi sanirken katil damgası yerse, birde yetmez gibi ajan olmak için aday olursa🤐😂 Çok hoş ve samimi bir dili var kitabın. Ne diyeyim çok beğendim. ikinci kitapta beni neler bekliyor olacak meraktayim.
Okuduğum en eğlenceli polisiye diyebilirim.Bu kitabı okuyabileceğim en güzel zamanda okudum sanırım bu yüzden beni çok eğlendiren ve beğendiğim bir kitap oldu.Zaman zaman kendimi film izler gibi hissettim.Karakterin en yaşadığı kişisel gelişim çok güzeldi.Ayrıca Hazal karakterini çok sevdim tam bir 'en yakın arkadaş' ve onun hayatıyla ilgili daha fazla bilgilendirme isterdim açıkçası çünkü merak uyandırdı diye düşünürken ikinci kitabın Hazal'ı anlatan bir kitap olduğunu öğrendim.O halde neden okumayım 🤗
on günde bitirmişim resmen kitabı, bir dakika 😂 normalde daha düşük puan verecektim ama sonlara doğru daha güzel, en azından daha anlaşılabilir geldi. Hazal'ın sonda yaptığı şeyin bir şey çıkartacağını hissediyordum zaten ama Edward'ın ne istediğini son ana kadar çözemedim evet. kitabı ilk başlar sevemedim, biraz absürt geldi. değişik geldi. ev kızı olayına bu kadar bağlanması garipti. ajanlık olayının gidişatı, denis, her şey, bilmiyorum. tam beklediğimi bulamadım sanırım.
Ev Kızı Evren bildiğiniz üzere Wattpad üzerinden çıkmış bir kitap. Ben bu kitabı Tess Gerittsen'ın kitabın üzerine yaptığı yorumu gördükten sonra aldım. Alırken de fazla bir beklentim yoktu açıkcası. Kitabın dili sade ve kolay okunabilir buna hiç şüpheniz olmasın. Ben yaklaşık 1,5 günde filan bitirdim. Kurgusu Wattpad kitaplarından farklı. Karakterimiz kitabın adından da anlayacağınız üzere Evren adında bir ev kızı. Evren yazarlardan oluşan(tam hatırlamıyorum galiba öyleydi) bir davete katılıyor ve bu davetin onun açısından en anlamlı tarafı Tess Gerritsen'ın da orada bulunması. Zaten kurgu da burda başlıyor. Tess Gerritsen öldürülüyor ve bunun tek tanığı olan Evren, cinayetin sorumlusu tutuluyor. Evren bu süreç boyunca edindiği Hazal adındaki arkadaşıyla kendini aklamak için katili bulmayı amaçlıyor. Kitap bir süre bu doğrultu da ilerliyor. Kitabın başından beri katilin kim olduğunu yada Nasıl bir düşünceye sahip olduğunu bildiğimiz için(çünkü kitap ara ara katilin de ağzından anlatılıyor) beni çok meraklandırmadı. Yani bir polisiye türü okuduğumu düşünmüyorum. Evet kitabın kurgusu farklı fakat kurgu çok yavan kalmış. Mesela son sayfalarda olay hemen çözüldü. Sanki Evren başından beri katilin nerde olduğunu biliyormuş da son sayfalarda aklına gelmiş gibi bir hava vardı. Ayrıca Evren'i başından beri ailesine bağımlı, klasik ev kızı ve Tess hayranı olarak görmüştük. Başından beri bu yönlerini vurgulamasına rağmen Tess öldüğünde etkilenmedi bile. Ya da ailesiyle iletişim kuramaması fazla önemsenmedi. Kitap gerçekten duygu yoksunluğu çekiyordu. Kitap da beni rahatsız eden bir taraf daha Hazal'ın Evren'den daha fazla ön planda olmasıydı. Evren bildiğiniz yan karakter muamelesi gördü. Tamam ev kızı olabilirsin, bu tür ne bileyim... Dövüştür, ajanlıktır... Bu tür konularda iyi olmayabilirsin fakat keşke Hazal'ın zekası ve olayları çözme strajisi Evren'de olsaydı ve bu durum dengelenebilseydi. Kitap baştan aşağı felaket değildi tabii. Katilin ağzından anlatılanlar gerçekten çok iyiydi. Denis ve Evren diyalogları olsun, Hazal ve arkadaşlığı olsun; bunlar çok güzel işlenmişti. Hele bir Rum yenge vardı(adını unuttum) aksanı ve hareketleri o kadar tatlıydı ki... Neden bilmiyorum fazla hoşuma gitti. Kitap da bariz bir aşk söz konusu değil. Dediğim gibi duygulara fazla yer verilmemiş. Ama Evren ve Denis arasında bir çekim olduğu, yazar ne kadar bariz bir şekilde belirtmese de anlaşılabiliyor. Kitabı tavsiye eder miyim? Evet ederim. Başından beri büyük bir beklentiyle okumaya başlamadığını için fazla hayal kırıklığına uğramadım. Galiba seriymiş. İkinci kitabı almayı dört gözle beklemiyorum ama alır, kitaplığımda bekletirim gibi geliyor. Okuduğunuz için teşekkürler
Filiz Şakar'ın kalemi ile hayat bulan Ev Kızı Evren bence tek kelimeyle harikaydı. Evren'in ev kızı halleri, Hazal'ın asi ama uysal tavırları, Tess Gerritsen gibi başarılı bir yazara değinilmesi... Kısacası benim favorilerime giren kitaplardan birisiydi.
Ayrıca şunu belirtmek istiyorum ki; Bu tür kitaplarda zaten çok ayrıntılı bir betimleme bulunmaz. Kara Mizahın bir özelliğidir zaten bu. Cinayet gibi olayların komik bir dille anlatılmasıdır.
Kitabın tasarımından bahsetmezsem içimde kalır! Muhteşem bir sayfa düzeni vardı. Bölümlerin başlarındaki bıçak ve tava çizimleri konu ile bütünlük sağlamış, kimin ağzından aktarıldığını çok güzel bir şekilde göstermiş. Eğer alacaksanız ve cinayet kitapları okumayı seven biriyseniz, beklentinizi çok yüksek tutmayın. Ev Kızı Evren'i daha çok boş vakitlerde kahkaha atmak için okuyabilirsiniz ancak!
Öncelikle kitabı almayı düşünenler için söylüyorum kitap kötü değil.Ben okurken sıkılmadım.Ama bazen mantık hatası veya bir konunun kısa cümlelerle ayrıntıya girmeden anlatılması beni rahatsız etti.Onun dışında kitabın sonunu zaten az çok tahmin ettim.Yani beni şaşırtmadı.Kısaca kitap kafa karıştırıcı ama güzel.O nasıl oluyor ? Şimdi şöyle söyleyeyim kitaba büyük bir beklenti içinde girerseniz öyle ahım şahım beğeneceğinizi sanmıyor.Ama aksine beklenti içinde girmezseniz sevebileceğiniz bir kitap olduğunu düşünüyorum. Evet , benim bu kafa karıştırıcı kitaba yorumum bu kadardı.Umarım sizin için yeterli olmuştur.
Ya beğendim mi beğenmedim mi pek anlayamadım açıkçası. Yani güzeldi ama sanki eksikleri vardı. Mesela Evren bir an basit bir ev kızıyken bir baktık bambaşka bir şeye dönüşmüş. Bence o gelişimini ve dönüşümünü daha yakından inceleseydik daha iyi olabilirdi. Polisiye yönü de çok ön planda değildi bana göre açıkçası. Ama mizah yönü gerçekten iyiydi. Keyif alarak ve gülerek okudum. Evren sanki-çok sık ortaya çıkmayan- bir parçamdı. O açıdan güzeldi. Ama dediğim gibi eksikleri vardı. Merak ediyorsanız okunabilecek bir kitap ama illa git al oku demem açıkçası.