Doğruluk şiddetle, çıkar arzuyla, gençlik kimsesizlikle sınanıyor…
Sayıların sözde kesinliğinde kurtuluş arayan hasta bir matematikçi. Hasımları tarafından köşeye sıkıştırılmak üzere olan karanlık bir suç örgütü lideri. Hayatla derdini cinsellik üstünden çözmeye çalışan ergenlik çağında bir lise öğrencisi. Üç erkeğin yolları çıkar dengeleri dışında hiçbir yasanın işlemediği bir kasabada, genç bir kadının etrafında kesişiyor…
Aranmayan Özellikler'de iş dünyasının karmaşık ilişkilerinden merak uyandırıcı bir hikâye çıkaran Selçuk Orhan, Güzel'de bu üç erkeğin içsel yolculuklarını tedirgin edici bir kaçış hikâyesine dönüştürüyor.
"Burada bir ülke varmış ve başka bir ülke olabilirmiş gibi hayal kuruyorlar. Burada, tuzlu yapışkan deniz, kartlaşmış insan ayakları, her gece kurulup kalkan hileli bir sofra, uyudukları pis yataklar ve açlıktan kokmasın diye kursaklarını şişkin lokmalarla doldurdukları nefeslerinden başka şey yok. Biraz da güneş. Sadece kan döküldüğünde, kısa bir süre, o kan kuruyana kadar, bir ülke doğuyor. Sonra şu restoranın duvarına vuran zayıf köpükler gibi çözülüp akıyor."
Selçuk Orhan, 1977 Afyonkarahisar doğumlu. 1995'ten beri çeşitli edebiyat dergilerinde öyküleri ve eleştirel denemeleriyle görünüyor. Kansızlık (2000) ve Taş Kayık (2003) adında iki öykü kitabı ve 40 Hadis (2010), Aranmayan Özellikler (2014), Güzel (2016), Müderris ve Virtüöz (2021) adında da dört romanı bulunuyor.
Biri bir matematik öğretmeni, diğeri üst düzey bir mayfa üyesi, sonuncusu ise ergen liseli bir genç olan üç erkeğin dilinden yazılmış. Bu üç erkeğin hayatı da yine liseli bir genç kızın etrafında şekilleniyor. Hikâye bir intikam, arayış ve varoluş harmanından oluşuyor. Din sorgusu, aşk meselesi ve yeraltı dünyasının çekişmeleriyle tatlandırılıyor. Bir noktadan sonra polisiyeye evriliyor. Ve sona geldiğinizde durup "ne oldu şimdi" diyorsunuz. Çünkü aklınızdaki soruların büyük kısmı cevaplanmış olmasına rağmen yazar, "tamam, mevzu burada bitti, dağılın!" demek yerine sizi daha da sonrasını hayal etmeye bırakıyor. Birileri için bitse de başka birileri için hayat devam ediyor. Romanda da olsa böyle.
Not: 3.75 Tatil dönemine denk geldiği için uzun soluklu bir okuma oldu ama bunda romanın kabahati yok, baştan not düşmeli.
Kitabın kurgusunda, sinemada Iñárritu'nun alameti fabrikası olan çoklu hikaye çizgisi kullanılmış. Ki bu benim açımdan artı puan yazdırdı. Romanda da mafya, aşk, dram vs derken, bir Amores Perros esinlenmesi hissetmedim değil.
Not kırmamın ise birkaç sebebi var. Birincisi, öğretmen karakterin sara krizlerindeki anlarının aktarılış biçimi, çok tekrara düşmüş. İkincisi, karakter gelişim kısmı, daha kısa tutulabilirmiş. Son olarak da; finalinin, okuyucuya "hayat, başkaları için devam ediyor" hissi verebilmek adına havada bırakılmış olması.
Dipnot: Yazarın dili çok basit ve bunu eleştirenler olmuş. Bu biraz tercih meselesi bence. En azından bu roman için basit olmasını anlaşılır buluyorum açıkçası. Diğer kitaplarını okumadığım için genel bir yorum yapmam doğru olmayacak.
Selçuk Orhan bu kitapta gerçekten edebiyat yapmış. İlk kitabına nazaran çok daha kuvvetli bir olay örgüsü ve çok daha akıcı bir yapısı var.
Epilepsi hastası garip öğretmenin uykudaki nöbetlerinde bir kadın bedeniyle yaşaması ve hissetmesi muazzam güzel bir ayrıntı olmuş. Ben nedense en çok Eyüp'ü sevdim. Tüm tutarsızlığı ve aidiyetsizliği ile kendi kabuğuna çekilme arzusu sanırım beni kendine çekti. Kitabı okurken en çok günlüğünü uzun bir polinom olarak tutan bir çocuk gerçekten var oldu mu merak ettim.
"Çarp kalbim, bu kısır göğsü parçala, içinden herkes çıksın"
"Geçmişle vuruşsan ne çıkar? Kurşunu nereye sıkacaksın? Kaçan zamana mı?"
"Bunlar anne duasına bel bağlamış çocuklar için masal... Ben yaradan kalkmış pıhtıyım. Ne yarayım ne de acı..."
"Aşk, bir şeyi çaresizce istemektir; çaresizce istemekse aslında istemek değil, istemekten kurtulmaya çalışmaktadır."
Selçuk Orhan'ı merak ediyordum, bu kitapla tanışmış olduk. Beklediğimden iyi buldum, ilgi çekici bir metin, yerli edebiyatta popüler eserler dışında birşeyler okumak isteyenlere tavsiyedir. Sonu biraz havada kalmış, o nedenle dört puan.