Jump to ratings and reviews
Rate this book

Azraa-eel Menkıbeleri

Rate this book
Osmanlı memleketinde cinler, vampirler, gulyabaniler, kurtadamlar kol geziyor, lanetli gömülerden hazineler yerine hortlaklar çıkıyor, tılsımlı fermanlar sağda solda cirit atıyor, civar etraf bildiğin şeytana çalıyordu!

Piri Reis'in Deccal'la Randevusu
İki Kere Ölen, İki Kere Dirilen Osmanlı Padişahı
Zındık Kuyruklu Yıldız Halley'in Sultan Mehemmed Han'a Yardımı
Dehşet Muttalip'in İbn-i Hortlak'la Düellosu
Keferenin Haccacı Drakul'a Karşı Osmanlı Ordusuyla Savaşan Kurtadamlar
İsrafil'in Sur'unu Şehr-i İstanbul'da Çalmaya Niyet Eden Gafil İfritler
Trablus-ı Şam'ın Sahte Mehdisi Dede Sultan
Osmanlı Hafiyelerinden Teşkilat-ı Kıyam'ın Kâfiristan'da Helâk Olması
Osmanlı'da Vampir Avı ve Acem Şehri Isfahan'ın Cehennem Kulesi

458 pages, Paperback

Published March 1, 2016

2 people are currently reading
45 people want to read

About the author

Uğur Batı

20 books25 followers
Born in İstanbul in 1975, Uğur Batı received his undergraduate degree from Boğaziçi University. He earned an M.A. degree on Advertising and Promotion Department of the Social Sciences Institute of Marmara University. He completed his doctorate studies on Communication Sciences in the same university. Uğur Batı also holds M.A. degrees on Marketing Management and General Business Administration from the Social Sciences Institute of Yeditepe University.
Batı started his career as copywriter with dBO. He worked as copywriter and strategist in various advertising agencies including Fora, Konsept and CP, and continued to work in the fields of training consultancy and training marketing with Persona Edu&Training. Batı took part in a number of corporate projects in İstanbul Tarih Vakfı (İstanbul History Association). Thereafter, he worked in the content and marketing department of Webbee of Rumeli Telekom, brand management department of Telsim, and sales management department of Unitel. He worked on localization of Microsoft, İş-Tim Aria and Oracle projects, and authored texts for these brands. He worked as instructor at Yeditepe University Faculty of Communications while writing advertorials for the University’s corporate communications department. He was appointed as assistant associate professor of Advertising Design and Communications Department of Yeditepe University in 2005. At end- 2006, he started to work as creative director for Gode İstanbul advertising agency for a term of 2.5 years, and went back to Yeditepe University Faculty of Communications Advertising Design and Communications Department in 2010. He authored numerous prize-winning advertising texts and developed strategies for national and international brands. Batı also lectured at various universities and gave professional trainings. Batı was awarded associate professor title in 2012, and worked as consultant for numerous brands.
Batı writes for a number of magazines including Radikal 2, Gennaration, Pazarlama İletişimi, Pazarlama Dünyası, The Brand Age, Grafik Tasarım, Sivil Toplum, Martı, Adam Sanat and Adam Öykü periodically and has numerous articles published in national and international refereed journals. Batı is in charge of media relations in several European Union and World Bank projects, and has authored texts for TV programs as well. Furthermore, Batı wrote the following books (in Turkish): Reklamın Dili (The Language of Advertising), Stratejik Marka Yönetimi: Vazgeçme Çağında Yüksek Sadakat Markaları Yaratmak (Strategic Brand Management: Creating High Fidelity Brands in the Age of Renouncement), Personality Analysis with Enneagram: Take a Good Look at Yourself) and Digital Games: Live in your own World, Play in Ours). Uğur Batı is currently the Corporate Communications Director of Borsa İstanbul (former İMKB), and Vice Chairman of Advertising Creators Association.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
17 (37%)
4 stars
13 (28%)
3 stars
8 (17%)
2 stars
4 (8%)
1 star
3 (6%)
Displaying 1 - 10 of 10 reviews
2 reviews
May 9, 2016
Uğur Batı’nın fantastik kitabı Azraa-Eel Menkıbeleri, batılı fantastik romanlardan çok farklı, özgün bir kurgu ve dile sahip bir kitap. Bir doğu fantazyası diyebiliriz aslında kitaba. Azraa-Eel Menkıbeleri adı altında yirmi dört hikayeyi hayal edip bir kitapta toplayıp onları ortak bir sona bağlayarak asimetrik bir kurgu yaratmış yazar kitapta. Hem dil olarak hem de biçimsel olarak. Osmanlıdaki bazı olağanüstü olayların anlatıldığı menkıbeler, yazarın yaratıcı gücüyle bir sonuca bağlanıyor. Biraz da kitabın derinine inelim şimdi. söz edelim. Yazar kitabı yazarken Doğu felsefesi, dinler, sözlü edebi eserlerden ilham almış. Bunu bir paket olarak düşünün. Tarih, mitler, menkıbeler, hayaller, masallar… Kitapta Doğu’ya ait her şey ilham olmuş görünüyor. Kitapta Osmanlının katledilen şehzadeleri de var, Deccal da var, Piri Reis’in katli gibi tarihin karanlık başlıkları da var, vampirler de var, Şeyh Süca gibi Osmanlının çöküşünü rüşveti yaygınlaştırarak hızlandıran melun kara kahramanlar da var. Evet, bunların hepsi sonra hortlayabiliyor ama tarihin ve hayalin birleşiminde bir kitap bu zaten! Kitapta Osmanlı’daki erkek fahişe kahvehaneleri Dalyanlar da var, tarihi kayıtlara girmiş Vampir avları da var. Tarihin en büyük maymun katliamı da var, şehzade katliamları da var. Tarihsel fanstastik kayıtların olduğu bir kitap. Yerel fantastik unsurları bu kadar etkili kullanan, fantezi edebiyatını Batı formunun dışında kullanan özgün bir edebiyat türü. Bir taraftan da başka bir kaynağı da var eserin. İslami fantastik edebiyat formunda bir kitaptan söz ediyoruz. İslami fantazya nasıl oluyor? İslam ve Türk medeniyetlerinin köklü tarihi ve mitolojilerinden yola çıkarak oluşturulmuş heyecanlı olaylar ve mekânlar var kitapta. Tabi ki dinler tarihinden faydalanılmış. İtikata dikkat edilmiş ama teoloji de var, felsefe de var kitapta. Bu aynı zamanda bir erdem ve ahlak kitabı, bunu bastıra bastıra vurgulamış yazar her mevzunun içinde. Kısaca toparlamak gerekirse, etkili, özgün, diilin ağırlığına rağmen takip edilebilen, korkudan çok gizem ve muammaların etrafı sardığı okunası bir kitap yazmış Uğur Batı.
1 review
July 12, 2016
Eşsiz Bir Osmanlı Fantazyası, Gizemli Bir Korku Romanı


Fantastik roman, geleneksel edebiyat için olmasa da çağdaş Türk edebiyatında yeni bir türdür. Bu tür, Batıda pozitivizmin etkileri ile etkin olmuştur. Toplumsal yaşamın modernizm tarafından kesin kontrolü Batılı okuyucuların fantezi romanına ilgisini arttırmıştır. Türkiye’de ise birçok nedenden dolayı durum farklıdır: Türkiye’de birey Batılı karşılığı kadar sosyal hayata yabancılaşmamıştır, geleneksel hayatın kurallarına uyumlu yaşamaktadır; ayrıca dinin sosyal hayat üzerindeki etkisi devam etmektedir. Tüm bu nedenler türün gelişimini engellemiştir. İlginçtir ama, Türk okuyucusu uzun süre Batılı fantastik roman çevirilerini, sinema filmlerini seyrederek türe aşina olmuştur.

Azraa-Eel Menkıbeleri: “Osmanlının Mahzeninden Hayal Et Kıssaları” romanı ise fantastik olanla aşina olan arasındaki çizgide bence. Bir yandan Batılı edebi formların işaretini veriyor, bir yandan ikame koyduğu şey tam anlamıyla Doğulu. Osmanlı iblislerinin biyografisini okuyoruz. Osmanlı-İslam bakışında farklı dünyaların olabileceğini kabul etmek, bu dünyanın da farklı olabileceğini kabul etmektir. Bu kitapta böylesi bir distopya var. Batı edebiyatının, fantazyasının türleri, Vampirler, Kurtadamlar, İblisler, yerel bir anlatıyla birleştirilmiş. Örnek olarak Cadıcı Nikola ile İmam Ahlat Efendiyi Erdel’de vampir avında görüyoruz. Zülkarneyn seddi, ye'cüc me'cüc ve ebabil kuşlarını bu romanda görüyorsunuz. Evliya Çelebi’nin tanıklığıyla Osmanlı’nın Çerkez vampirleri oburları görüyorsunuz, zındık kuyruklu yıldız Halley ve Osmanlı’nın delilerine şaşırıyorsunuz. İki kere ölüp cenaze namazı iki defa kılınan Osmanlı Padişahı Sofu Bâyezîd’in ibretlik hikâyesini okuyorsunuz. Kötü güçlere karşı savaş veren Alhazred gibi Allah dostlarını tanıyor, Kefere Vladoğlu Drakul”un Ulaha’da kurtadamlarca katledilişine şahit oluyorsunuz.

Kitabın dilinden özellikle söz etmek lazım. Osmanlıcanın en sade hallerinden biri. Lakin atmosferik dil özelliklerini muhafaza ediyor. Ağır gibi görünse de lezzetli. İlginç bir şekilde 1950’lerin Türkçesi gibi nitelendirebileceğimiz dil, her türlü anlaşılıyor. Yazar ipuçları vermiş. Ağır cümleleri kurgu içinde açıklamış, başarılı bir durum bu. Kitapta bunun yanında sinematografik bir anlatım var. Bir novella/roman olmasının yanında senaryo mantığıyla da yazılmış bir kitap. 24 ayrı hikâye, tek bir son, özel bir kurgu söz konusu. Simgesel özel bir anlatı ve asimetrik bir kurgu içimde masal estetiği kıvamında bir anlatım ve hikâye içinde hikaye anlatımını gördüğümüzü etkileyici bir kitap Azraa-Eel Menkıbeleri: “Osmanlının Mahzeninden Hayal Et Kıssaları”.
1 review
May 9, 2016
Kitabı son derece felsefi buldum. Adeta Doğunun hikmetler âleminde varoluşçu bir hassasiyetle evrendeki oluşun sırrı ve anlamını takip ediyor. Kitapta yaratıcı ile irtibatın kesildiği Batı fantastik romanının ötesinde bir vicdanı ve hakikati arayışı sezmek kolayca mümkün. Bu tutum, geleneğin mirasını takip eden yeni bir edebiyat anlayışının habercisi gibi düşünülebilir. Kitapta hayli garip sorular ve cevaplar var: Gafil ifritler İsrafil’in sur’unu çalmaya niyetlenirse nice olur kıyamet? Mukarrebün meleklerinin hafızalarını silmeye çalışmak nasıl bir gaflettir, ne olur? İstanboli’denin tünellerinde iblis avlarını yaşıyor, Evliya Çelebi’nin tanıklığıyla Osmanlı’nın Çerkez vampirleri oburları görüyorsunuz, zındık kuyruklu yıldız Halley ve Osmanlı’nın delilerine şaşırıyorsunuz. İki kere ölüp cenaze namazı iki defa kılınan Osmanlı Padişahı Sofu Bâyezîd’in ibretlik hikâyesini okuyor, şeytanla işbirliği yapan maktul şehzadelerin Devlet-i Aliyye-i Osmaniyye’den öç alma hadisesini öğreniyorsunuz. Şeytani güçlere karşı savaş veren Alhazred gibi Allah dostlarını tanıyor, Keferenin Haccacı Vladoğlu Drakul”un Ulaha’da kurtadamlarca katledilişine şahit oluyorsunuz.

Kitabın dilinden özellikle söz etmek lazım. Osmanlıcanın en sade hallerinden biri. Lakin atmosferik dil özelliklerini muhafaza ediyor. Ağır gibi görünse de lezzetli. İlginç bir şekilde 1950’lerin Türkçesi gibi nitelendirebileceğimiz dil, her türlü anlaşılıyor. Yazar ipuçları vermiş. Ağır cümleleri kurgu içinde açıklamış, başarılı bir durum bu. Kitapta bunun yanında sinematografik bir anlatım var. Bir novella/roman olmasının yanında senaryo mantığıyla da yazılmış bir kitap. 24 ayrı hikâye, tek bir son, özel bir kurgu söz konusu. Simgesel özel bir anlatı ve asimetrik bir kurgu içimde masal estetiği kıvamında bir anlatım ve hikâye içinde hikaye anlatımını gördüğümüzü etkileyici bir kitap Azraa-Eel Menkıbeleri: “Osmanlının Mahzeninden Hayal Et Kıssaları”.
1 review
July 12, 2016
Everest yayınlarından bu ayın başında “Osmanlının Mahzeninden Hayal Et Kıssaları” alt başlığıyla yayımlanan Uğur Batı kitabı, okuyucuda ilginç bir duygudurumu yaşatan kitaplardan. Kitabın olay örgüsüne, ritmine bakıldığında bir korku romanı iddiasında olmadığı belli kitabın ama yine de ürkütücü detaylar dikkati çekiyor. Gizemler, muammalar, garip guraba yaratıklar derken, klişe olacak ama kitap heyecan dalgası yaratıyor.

Uğur Batı, konu seçiminde özel bir başarı yakalamış. Daha içindekiler bölümünü okuduğunuzda ilgi alakayı cezbediyor. “Orada neler oluyor yav” benzeri bir durum yaratıyor. Kitap bütününde iyi ve kötünün bitmez tükenmez mücadelesini gizemli ve fantastik bir “Osmanlı” dünyası kurarak anlatıyor. Bu tamam. Kitapta zaman Devlet-i Aliyye-i Osmaniyye’nin iblisvari kötülüklerin tam tezahüründe olduğu, tâbire değmeyen rüyâların görüldüğü zamanlarda geçiyor. Bunlar zor zamanlar. Öyle ki, Azrail’in ıslıklarının Dersaadeti örttüğü yıllar. İsyankâr yeniçeriler, İslambol’daki tütün yasağına karşın cigaralarını rahat rahat tüttürürken; Cibali’nin arkalarında kocakarı ilacı yapıp çocuğu iyileştireceğim diyen hekimin dili kesiliyor... Batakhane, tımarhane, hapishane ve piçhane dörtgeniyle çevrilmiş bu delişmen kentte hiçbir şey yolunda gitmez ki, Osmanlının kalanında gitsin! Trablus-ı Şam, Acem Şehri İsfahan, Tırnava, Eflak ve Boğdan, Erdel, Buhara, El-Ruha, Şehr-i Kayrevan, Wallachia, Belgrad, Hatukay ve daha pek çok Osmanlı memleketinde cinler, periler, gulyabaniler, vampirler, kurtadamlar kol gezip, baş kesmekte… Lanetli gömülerden hazineler yerine hortlaklar çıkıyor, tılsımlı fermanlar sağda solda cirit atıyor, mezarlarda ruhlar kol geziyor, terk edilmiş virane kiliselerden kendiliğinden çalan çan gürültüleri duyuluyor. Yani civar etraf bildiğin şeytana çalıyor!

Dil, üslup ve edebi kalite meselesine gelince... Edebiyatı eleştirenler bilirler, eleştirinin varlığı, kendisi dışında bir sanatı gerektirir. Yani eleştiri, bir dil yapıt üzerine ikinci bir dil varlığıdır. Azraa-Eel Menkıbeleri, edebi eleştiriye çok uygun bir eser. Çünkü keskin, köşeli bir kitap. Üslup açısından çarpıcı. Uğur Batı, dizi film gibi bir kitap yazmış. Sinematografik bir anlatım yaratmış. Mevzu adı altında topladığı bölümlerin bazıları neredeyse Ernest Hemingway ile yarışacak kısalıkta... Öyküleri hem akıcı hem doyurucu. Her esein bir geometrisi var. İşte bu kitap da geometrisi ile beni şaşırtan bir kitap. Dil ağır gibi dursa da akıcı. İyi akşamlar demek kadar kolay bir dili yok kitabın Kabul etmek lazım ama bir o derece atmosferik bir dil bu.

1 review
July 12, 2016
Azraa-Eel Menkıbeleri, Yarı Tarihsel Tam Fantastik Bir Roman:
Tarihi Gerçeklerle %100 Kurgu Birleştirilmiş Durumda.

Bir Jean Baudrillard sorusu aklıma geliyor. Bunları takip eden sorular olarak düşünün: Neden düşsel olan kuram tarafından tamamıyla dışlanır? Peki, bu dışlamaya rağmen düşsel olan bize ne söyler?

Oysa asıl yapılması gereken, bu duyarsızlığı bir tür büyüye, insanları devrimci yeteneklerinden saptıran sihirli bir yabancılaşmaya bağlamak yerine onu tüm olumlu vahşiliği içinde çözümlemektir, desek...

Bu kitap da öyle yapıyor! Hem de yerel düşler kuruyor...

Piri Reis'in Deccal'la randevusunu düşselleştiriliyor, iki kere ölen iki kere dirilen Osmanlı padişahı düşselleştiriliyor, Dehşet Muttalip'in İbn-i Hortlak'la düellosu düşselleştiriliyor... Dahası da var. Cadıcı Nikola ile İmam Ahlat Efendiyi Erdel’de vampir avında görüyoruz. Zülkarneyn seddi, ye'cüc me'cüc ve ebabil kuşları bu romanda.

Bu farklı bakışta bir kitap...

Osmanlı-İslam bakışında farklı dünyaların olabileceğini kabul etmek, bu dünyanın da farklı olabileceğini kabul etmektir. Bu kitapta böylesi bir distopya var. Batı edebiyatının, fantazyasının türleri, Vampirler, Kurtadamlar, İblisler, yerel bir anlatıyla birleştirilmiş. Azraa-Eel Menkıbeleri’nde aşinalığın gücünden faydalanmak istenilmiş. Okuyucunun bilişsel hafızasını çalıştırılmış, o hafıza kullanılmak istenilmiş. Batılı fantastik eserlerde yer alan milyon farklı karakter, bize yabancı bir olay örgüsünden ziyade zihnimizin kendini bulacağı bir anlatı şeklinde yaratılmış. Tarih ve gerçek, hayal ve kurgu da en önemli araçlar olmuş bu noktada.

İşte bu noktada kitapta kurgu ile gerçekliğin birbirine geçisi de hayli enteresan. Kitaptaki her şey kurgu da olsa tarihsel boyutu da var. Bu anlaşılır bir durum. Çünkü fantastik edebiyat, Doğulu ya da Batılı olsun fark etmez, temelde iki yoldan üretilebilir. İlkinde fantastiğin yaşanan dünyada, bilinen gerçekliğin içine bilinmeyenin girmesiyle meydana gelmesi vardır. İkincisinde mevcut insan, mekân, zaman modelli evrenden farklı evrenlerin tanımlanması söz konusudur. Bu kitapta ikincisi tercih edilmiş. Bilinenden yola çıkarak, bilinmeyene uzanmılmış. Tarihi art alanında gerçeklikle kurguyu birleştiren özel bir tür ortay açıkmış. Romanın olay örgüsü, Osmanlı tarihinin çeşitli dönemlerinde örülmüş durumda. Gerçek hadiselerin de sosu olan, ama bütününde tamamen hayal ürünü olan bir roman olarak düşünün.

1 review
July 12, 2016
Oturma Odanızda Ork’lar Değil de Hüddam Cinlerini Görseniz Neler Hissedersiniz?

Azraa-Eel Menkıbeleri: “Osmanlının Mahzeninden Hayal Et Kıssaları”, doğrusu ilginç bir okuma deneyimi sunuyor. Bir Osmanlı fantazyası, bir Osmanlı korku romanından söz ediyoruz. Korku, ahlak öğretisi ve fantazya iç içe bu kitapta. Ütopik olarak karanlık bir dünyanın kapısını açıyor kitap. Fantazya sadece Batıda mı olur? Doğu oysaki daha fantastik bir dünya. Hatta fantastik olmanın kapılarını Doğu açmıştır. Kitapta Osmanlının katledilen şehzadeleri de var, Deccal da var, Piri Reis’in katli gibi tarihin karanlık başlıkları da var, vampirler de var, Şeyh Süca gibi Osmanlının çöküşünü rüşveti yaygınlaştırarak hızlandıran melun kara kahramanlar da var. Kitapta aynalar dünyasına hapsolan halk ve el-Hâkim bin Hasan-el-Esret’in hikâyesi gözlerinizi yaşartırken, Dehşet Muttalip’in İbn-i Hortlak’la düellosu sizi heyecandan heyecana sürüklüyor. Osmanlı hafiyelerinden Teşkilat-ı Kıyam’ın Eşrâr musibetiyle imtihanı ders olurken, tarihin en büyük casusu ve gerillası Kuşçubaşı Eşref’e zahir olan melek içinize su serpiyor. Tırnava’da türeyen namlı cadılara gidip, Cadıcı Nikola’yı tanımak ise ayrı bir fantezi doğrusu. Evet bunların hepsi sonra hortlayabiliyor ama tarihin ve hayalin birleşiminde bir kitap bu zaten.

İslami fantastik edebiyat formunda bir kitaptan söz ediyoruz. İslami fantazya nasıl oluyor? İslam ve Türk medeniyetlerinin köklü tarihi ve mitolojilerinden yola çıkarak oluşturulmuş heyecanlı olaylar ve mekanlar var kitapta. Kitapta Osmanlı’daki erkek fahişe kahvehaneleri Dalyanlar da var, tarihi kayıtlara girmiş Vampir avları da var. Tarihin en büyük maymun katliamı da var, şehzade katliamları da var. Tarihsel fanstastik kayıtların olduğu bir kitap. Yerel fantastik unsurları bu kadar etkili kullanan, fantezi edebiyatını Batı formunun dışında kullanan özgün bir edebiyat türü.

Kitapta sinematografik bir anlatım var. Bir novella/roman olmasının yanında senaryo mantığıyla da yazılmış bir kitap. 24 ayrı hikâye, tek bir son, özel bir kurgu söz konusu. Simgesel özel bir anlatı ve asimetrik bir kurgu içinde masal estetiği kıvamında bir anlatım ve hikâye içinde hikaye anlatımını gördüğümüzü etkileyici bir kitap Azraa-Eel Menkıbeleri: “Osmanlının Mahzeninden Hayal Et Kıssaları”. Film izler gibi hissettim ben okurken. Bu özel bir dil. Replikler var. Zaman, mekân, kişi tanımları hep kararında.
1 review
May 16, 2016
Telafuzu da yazılışı da son derece zor olsa da, Azraa-eel Menkıbeleri son yıllarda okuduğum en özel kitaplardan. Etkisini uzun zaman hissedeceğiniz cins kitaplardan. Ürkütücü, düşündürücü, gizemli bir kitap. Yazar her şeyi düşünmüş taşınmış gibi geliyor. Tarih, mitler, menkıbeler, hayaller, masallar var. Bunu bir paket olarak düşünün. Bize ait her şey ilham olmuş kitaba. Kitapta Osmanlının katledilen şehzadeleri de var, Deccal da var, Piri Reis’in katli gibi tarihin karanlık başlıkları da var, vampirler de var, Şeyh Süca gibi Osmanlının çöküşünü rüşveti yaygınlaştırarak hızlandıran melun kara kahramanlar da var. Evet, bunların hepsi sonra hortlayabiliyor ama tarihin ve hayalin birleşiminde bir kitap bu zaten!

Kitapta Osmanlı’daki erkek fahişe kahvehaneleri Dalyanlar da var, tarihi kayıtlara girmiş Vampir avları da var. Tarihin en büyük maymun katliamı da var, şehzade katliamları da var. Tarihsel fanstastik kayıtların olduğu bir kitap. Yerel fantastik unsurları bu kadar etkili kullanan, fantezi edebiyatını Batı formunun dışında kullanan özgün bir edebiyat türü. Bir taraftan da kitabın başka bir kaynağı var. İslami fantastik edebiyat formunda bir kitap bu. İslami fantazya nasıl oluyor? İslam ve Türk medeniyetlerinin köklü tarihi ve mitolojilerinden yola çıkarak oluşturulmuş heyecanlı olaylar ve mekânlar var kitapta. Tabi ki dinler tarihinden faydalanılmış. İtikata dikkat edilmiş, bu hissediliyor. Ama teoloji de var, felsefe de var kitapta. Bu aynı zamanda bir erdem ve ahlak kitabı, bunu bastıra bastıra vurgulamış yazar.

Okunmasını öneriyor muyum? Evet. Hatta devamını ben okumak istiyor muyum, bekliyor muyum? Ona da evet. Osmanlı’nın böyle anlatıldığı bir kitap yazılmasını cidden çok hoş buldum.
1 review
May 16, 2016
Uğur Batı’nın enteresan bir yazar olduğunu düşündüm. Sanki Türkçe olmayan bir kitap yazıp, sonra onu bize Türkçe olarak okutma becerisi göstermiş dünyada ilk yazar olmabilir. Kitap ilginç bir temaya sahip. Hayli fantastik. Tarih var, fantastik kurgu var. Kitabın olay örgüsü bütününde zaten iyi seçilmiş. Kitabın konusunun gerçekten ilginç olduğunu düşündüm. En azından asimetrik bir bakışı var. Kitap meseller halinde yazılmış. Bu da bir okuma rahatlığı demek. Ama aynı zamanda kahram geçişliliği var. Her hikayede aynı kahramanları göreibliryorsunuz. Geçişlilik var. Kitabın sonu için ayrı paragraf açmak gerekir. Gerçekten muamma bir şekilde bitirilmiş. Ama kitaptaki mevzular kitap birmese de olur diyor.

Yani diyeceğim. Yazarı kocaman tebrik etmek lazım. Rİsk almış. Konusuyla diliyle, anlatımıyla. Ama işin içinden gerçekten başarıyla çıkmış. Gizemli, tekinsiz, derin edebi, müthiş bir kitap yazmış. Yazarı takipteyim diyorum.
Profile Image for Kahraman Kahramangil.
92 reviews10 followers
June 16, 2016
Reklamcılık dünyasında ün yapmış, akademisyen kimliğiyle de tanınmış Uğur Batı, bugünlerde fantezi edebiyat alanında dikkat çekiyor. Everest Yayınları eliyle raflardaki yerini alan “Azraa-Eel Menkıbeleri: Osmanlı Mahzeninden Hayal Et Kıssaları”, Osmanlı İmparatorluğu yanı sıra İslam kaynaklı tarihsel öğeler ve bilgilerle harmanlanmış iyi – kötü savaşını anlatıyor.

Devamı icin: http://kahramangiller.com/kitap/osman...
Displaying 1 - 10 of 10 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.