Désir de divorcer ? Non, jamais. Envie de l'assassiner ? Oui, souvent. Tant de femmes ont un jour rêvé de supprimer leur époux. Par exaspération, jalousie, dégoût ou lassitude. L'héroïne de Laure Buisson, elle, tue son mari par amour fou. Epouse, maîtresse, mère, soeur, secrétaire, régente, elle a voulu tout être pour lui. Pour le gagner, elle a sacrifié sa carrière. Pour le garder, elle s'est transformée en experte des plaisirs de la chair, amante et cuisinière accomplie. Pour le vénérer, elle a écarté tous les autres, amis, parents, y compris leur propre fille. Des ennemis à détruire ! Une passion exclusive. Ou presque. Car, ce soir, après avoir empoisonné son amour avec son plat préféré, elle raconte à celui-ci l'engrenage de leurs épousailles fatales...
Avec Blanquette, Laure Buisson signe un premier roman fort, implacable et détonant, où l'amour le dispute au vertige.
Ta 2001 yılı baskısı bendeki. Yeniden basıldı mı, bu baskısı tükendi mi, hâlâ bulunur mu kitapçılarda, bilemiyorum. Ama benim çok eğlenerek tekrar tekrar okumaktan bıkmadığım bir kitap bu, o yüzden kısa da olsa bir şeyler yazayım dedim hakkında. Zaten 150 sayfalık incecik bir şey, dili çok akıcı, konusu da çok ilginç olduğu için, bir şekilde bulur da okursanız aynı gün içinde bitirme ihtimaliniz yüksek.
İnanılmaz güzel bir delilik hikayesi bu. Kadın (bir adı vardıysa bile hatırlayamıyorum) adama öylesine saplantılı ve hastalıklı bir aşk duyuyor ki, işyerindeki kadınlara kocasının gay olduğunu söylentisini yaymaktan adamın sadakatini ölçmek için bir hatun kiralamaya, kocasının ilgisinin tamamını kendisine vermesini istediği için arkadaşını sakatlamak, ablasını evlendirmek suretiyle kendi kızı da dahil olmak üzere hemen herkesi çevresinden uzaklaştırmaya (doğru anımsıyorsam kızın odasına alerjisi olan bir maddeden bolca yerleştirip, sağlığını mahvediyor, uzakta dağ tepe orman bir yerde yatılı okula gönderilmesini sağlıyordu) kadar vardırıyor işi. En sonunda geldiği noktayı da, romanın adından biliyoruz zaten.
"Kocamı öldürdüm. Evet, seni, sevdiğim tek canlı varlığı, seni öldürdüm. Nihayet. Şurada uyuyorsun. Seni seyrediyorum, yakışıklısın. Sana kötülük etmedim; sadece uykuya dalmana yardım ettim." Böyle anlatmaya başlıyor kahramanımız. Yanında aşırı dozdan sızmış kocasına otuz iki yıl öncesini, tanıştıkları günden itibaren anlatıyor da anlatıyor. Anlattıkları bittiğinde okuyucu karı-kocanın otuz iki yıla yayılan hikayesini öğrenmiş oluyor, çember tamamlanıyor, günümüze geliyoruz. Koca çoktan ölmüş.