Hikayeye öyle hızlı kapılıyorsunuz ki sonu nasıl geldi anlamıyorsunuz. Tek sorun kardan güneşe geçişin hızı, daha çok dinlemek istiyor insan. Bazı sorular kalıyor, bazı meraklar diri kalıyor ama karşılık bulamıyor gibi... Yine de cok güzel.
Bu puanı verdiğim için üzgünüm ama yapacak bir şey yok. Kitabı bitiremedim bile.
En büyük sebep ise yazım dili. Belki de okuduğum (gazeller hariç) dili en ağır olan kitaptı. O Arapça, Farsça kelimelerin çokluğu (ki TDK'da bile açıklamaları yok!) beni boğdu. Ben sade bir dilden yanayım her zaman. Bana kesinlikle hitap etmeyen bir kitaptı.
Farklı boyutlarda okunabilecek imgesi bol, keyifli bir roman. Romanda işlenen insan ilişkileri, sonluluk, mecburiyet, kader gibi kavramların bana kalırsa biçime dahi yansıyacak kadar ağır basanı "bellek" olmuş. Onunla birlikte zaman, zamanın geçişi ve duyurduğu çaresizlik de başat konulardan. Bunların tümü, bir apartmanda mahsur kalmış farklı karakterlerin hikayeleri üzerinden dillendirilmiş.
"Hayat ki koca bir hafızadır, arada çetelesi tutulan, yazılıp durulan bir şey yani...Bir de silgi olması gerekmez mi? Kötü de olsa bir silgi lazımdır ki aklını yitirmesin beşer. Unutuş, ekseriya işe yarar. Gülmek için unutmak şarttır, izini kaybetmek, hafiflemek. Kenarlarından başlayarak küçülen anılar, ilkin ayrıntılarını yitiren. Anı ve acı arasında sadece tek harfin farklı olması tesadüf mü?" s.92
"Sıkıntı paylaşılmıyormuş be Sabahattin. Başkasınınkini izlemek de sinerji yaratmıyormuş. Öyle birşey değil. Karşılıklı sıkılıyoruz, birbirimize değmeden." s. 106
Konu gerçekten çok çekici, büyük bir merakla başladım, ancak ne yazık ki dili ve yazım tarzı daha ilk sayfalardan içimi kıydı. Bu kadar iyi bir konu bulmuşken neden bu tarz benimsenmiş anlamakta zorlandım. Kendimi sürekli sayfaları tekrar tekrar okurken buldum çünkü yer yer özne anlaşılmaz hale geliyordu. Zamanda atlamalar, belirsizliğin hikayeyi beslemekten çok anlaşılmaz kılması.. Çok üzülerek 2 yıldız verdim.
Yer yer ağlayarak okudum. Bazen sizle alakası olamayan karakterlerle, onların sizin tecrübe etmediğiniz deneyimleriyle alakalı cümlelerden biri/birkaçı gelip buluyor sizi. Saçma ama öyle :) Çok beğendim.
Yorumlardaki Arapça ve Farsça kelimeler nedir, anlayamadım. Romanın dilini ben, kısa cümleli, basit, gündelik bir dil diye tanımlarım çünkü. Farklı karakterin bakış açılarından yazılan romanları oldum olası sevmişimdir. Yazarın karakter sayısında fazla açılmış olması anlatımı biraz dağıtmış. Yine de Sabahattin karakterinin parıltısı ve kitabın asıl derdinin anlattığı hikaye dışında şeyler olması, bu sıkıntıyı hafifleten unsurlar.
Kitaba çok fazla önyargı ile başlamıştım ama burada yazılanlar kadar kötü değildi. Özellikle de farsça ve arapça kelimler kitabı okumama hiç engel olmadı hatta iki günde kitabı bitirdim. Lakin kitap bir kere bütünlük açısından noksandı. Çok fazla karakter değinilmeye çalışılmış ama hepsi yarım kalmış... Okumaya çok değmez ama söylenildiği kadar da kötü değil...