Hani insanlar korkularını anlatırken, “Karabasan gibiydi,” derler. Hani bazen, “Hayatımın en korkunç günüydü,” diye tanımlarlar. Hani gözleri yuvalarından fırlarcasına bakıp karşılaştıkları manzaranın korkunçluğunu yüz ifadelerine de yansıtır ya da konuşamaz, anlatamaz, nutku tutulmuş gibi öylece kalakalırlar.
İşte bu; söz konusu korkuların ne kadar basit olduğunu anlatan, gerçek korkunun onlar olmadığını gösteren Selim’in hikâyesi...
Kimsenin göremediğini görüyor, çoğu insanın hayal bile edemeyeceği olaylara şahit oluyor. Her şeyin peşine düşecek kadar da cesur...
Ve başlatıyor kendisi için küçük ama dünyanın en büyük savaşını!
1971 yılında Sakarya’da doğdu. Çocukluk ve gençlik yılları o güzel şehrin samimi ve güzel insanlarıyla birlikte Sakarya’nın Kaynarca ilçesinde geçti. Babasını her gece kitap okurken görmesi, kendisinin de çok küçük yaşlarda kitapların gizemli dünyasını keşfetmesini sağladı. Her okuduğu kitap hayal dünyasını genişletti ve en sonunda da zihnindeki evreni anlatabileceği fantastik romanlar yazmaya başladı. Spiritus, kendisinin ilk romanıdır.
Selim küçüklüğünden beri başka dünyalara geçip canavarla savaşır ve bunun bir oyun olduğunu zanneder. Annesine, arkadaşlarına anlatmış, kimse inanmamıştır. Bu yüzden de kimseye anlatmama kararı almıştır.
Canavarların kendi dünyalarına geçtiğini annesinin ölümüyle acı bir şekilde öğrenir. Kendini canavarları öldürmeye adamış, kendi gibi birileri bulma peşindedir. İlerleyen sayfalarda Selim’in neden böyle olduğunu, Spiritusların ne, nasıl biri olduğunu okuyoruz.
Ben kitabı çok sevdim. Selim’e kimse inanmamasına rağmen verdiği mücadele gerçekten örnek alınası. Kitap boyunca diyalog okuyoruz normalde rahatsız ederdi ama kitap oldukça sürükleyici olduğundan rahatsız etmedi. İkinci kitabı merakla bekliyorum.
Uzun uzun felsefemsi konuşmalardan çok , olay olsaydı çok sevebileceğim bir kitap olacaktı.Ruh avcısı teması daima ilgimi çekmiştir. Umarım devam kitapları daha iyi olur .
Serinin ilk kitabı olan Spiritus, heyecanlı başladı, ortalarda duruldu ve sonu inanılmaz enteresan bitti. Fantastik kitap sevenlere tavsiyemdir. Sürükleyici bir kitap. Hele son sayfalar beni inanılmaz şaşırttı. Bana biraz olumsuz gelen yerler vardı. Mesela; konuşmaların çok olması yerine, olaylara ve anlatıma daha ağırlık verseymiş yazar süper olurmuş. Yine de ben beğendim ve tavsiye ediyorum. İkinci kitabına heyecanla devam edeceğim.
Olayları çok da mantık çerçevesinde yazmamış yazar fakat yinede heycanlı denilebilirdi. Bu kadar klişe konularla yazılmasına rağmen sonu çok da tahmin edilebilir değildi. Yazarı bu açıdan takdir ettim. Bu sabah başladım okumaya ve şimdi bitti zaten 200 küsür sayfa felan rahat okursunuz diye düşünüyorum. Yaş kitlesi 11-16 arası diye düşünüyorum.
Konu ilgi çekiciydi ama anlatım biraz sıkıcıydı. Sanki ilk kitap önsöz gibi olsun asıl hikayeyi ikinci kitaba yazayım diye düşünürken uzata uzata aradaki çoğu gereksiz detaylar tekrar tekrar verilmiş. Böyle bir konuyu daha iyi yazılmasını beklerdim.
Okuması çok güzel bir kitaptı. Bu tip bir kategoride diğer yaşça büyük ve günümüzde hayatta olmayan yazarların eserlerine göre bunun tazeliğini okurken hissetmek mümkün. Yazım biçimi, tarzı hoşuma gitti. Yabancı dillere çevrilirse okuyacak insanların olacağını düşünüyorum.
Binlerce yıl önce Spiritus adı verilen varlıklar insan gibi insanlarla aynı dünya da yaşıyorlardı. Sonra bir gün belirsiz bir sebepten dolayı Spiritusların ve insanların dünyaları birbirinden ayrılır. Yüz yıllar sonra yeniden Spirituslar dünya'ya geçiş yolunu bulurlar ve insanları öldürmeye başlarlar. Selim ise baş karakterlerimizden biridir. Selim diğer insanlara göre biraz daha farklı olarak Spiritusları görebilmektedir. Spirituslar'ın bir zamanlar dünyalarının değiştiği gibi silüetleri de değiştiği için onları canavar olarak adlandırmaktadır. Gecelerini sokakta Spiritusların izini sürerek geçiren Selim, bir gün mühendis adında bir evsizle tanışana kadar ve çocukken rastladığı küçük kızı seneler sonra yeniden bulana dek her şeyden bi haberdir. Kitap muhteşemdi ya alın okuyun. *-*