Fakir Baykurt'un, Cumhuriyet tarihimizde çok önemli bir yer tutan, kendisinin de yetiştiği Köy Enstitüleri üzerine yazdıkları: tarihçesi, önemi, işleyiş biçimi, özellikleri, katkıları, yurtta-dünyada yankıları, kapatılmasının nedenleri...
Yaşamın amacı, ileri millet olarak yaşamaktır. Ortaçağ hayatından farksız, geri bir hayata razı olan insan kalabalığıyla çağımız uygarlığına katılamayız, diri millet haline gelemeyiz. -İ. Hakkı Tonguç-
Halk yönetimi, demokrasi, eğitimle başlar ve gerçekleşir. Köy Enstitüleri öğrencilerini öğretime katarak, insan gelişimine özgürlük tanıyarak, tartışma ve eleştirme geleneğini kurarak, tabana dayalı bir demokratik düzenin gerçek örneğini vermiştir. -TÖS Devrimci Eğitim Şurası, 1968-
Tonguç, iri vücudu içinde çok duygulu, titreyen bir yürek taşırdı. Bir gün Köy Enstitülerinden birinde bir bayan öğretmenin yeni gelmiş köylü bir kız çocuğunu dizine yatırmış başından bitini ayıklarken görmüştük. Biraz sonra birbirimize baktığımız zaman gözlerimizde akan yaşları bulmuştuk. -Hasan Âli Yücel-
Ben üç şeyle övünmesini isterim Türkiye'nin: Atatürk'ün gerçekleştirdiği kendine dönüş ve bağımsızlık politikası, Hakkı Tonguç'un gerçekleştirdiği demokratik eğitim ve Nâzım Hikmet'in getirdiği insancıl, ulusal şiir. -Yaşar Kemal-
Siz demokrasiye ulaşmanın gerçek yolunu bulmuşunuz. Bu Enstitüler dengeli ve uyumlu bir toplum tipinin garantisidir. Enstitülerinizde, ülkenizin kendi bünyesinden, öz kaynağınızdan fışkırma güçlü, sağlıklı bir gençlik buldum. -Jeanette Rakin (1946) ABD Meclisi'nin ilk kadın üyesi-
Asıl adı Tahir olan Fakir Baykurt 1929 yılında Burdur’da doğdu. 1948’de Gönen Köy Enstitüsü’nü bitirdikten sonra köy öğretmeni olarak çalışan yazar, 1955’te Gazi Eğitim Enstitüsü’ndeki eğitimini tamamladıktan sonra Sivas, Hafik ve Şavşat’ta Türkçe öğretmenliği yaptı. Demokrat Parti yönetimi tarafından öğretmenlikten alınarak pasif bir göreve getirildi.
1958’de Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan ilk romanı Yılanların Öcü nedeniyle hakkında kovuşturma açıldı. 1960 yılındaki askeri müdahalenin ardından ilköğretim müfettişliğine getirildi.
1962-63 yıllarında ABD Bloomington Indiana Üniversitesi’nde ders araçları konusunda uzmanlık eğitimi gören Baykurt, Türkiye Öğretmenler Sendikası’nın (TÖS) ve Türkiye Öğretmenler Dernekleri Milli Federasyonu’nun (TÖDMF) genel başkanlığına seçildi.
1969 yılında Türkiye çapındaki ilk öğretmenler boykotuna katıldığı için bir kez daha açığa alındı ve 12 Mart 1971’deki askeri darbeden sonra uzun süre tutuklu kaldı.
Edebiyata şiirle adım atan Fakir Baykurt, yazın hayatını toplumcu gerçekçi bir yaklaşımla yazdığı kısa öyküler ve köy notlarıyla sürdürdü. Yeditepe, Varlık, Cumhuriyet, Evrensel ve Yön gibi dergi ve gazetelerde çeşitli yazıları çıkan Baykurt, 1955’te öykülerini derlediği ilk kitabı Çilli’yi yayımladı. Bunu, köy yaşamını, köylünün arzularını, sıkıntılarını ve çelişkilerini dile getirdiği hikâye kitapları ve romanları izledi. Yalın, şiirsel bir dil kullanan yazar, eserlerinde halka mal olmuş deyişlere ve deyimlere de sıklıkla yer vermiştir. Tırpan ile 1970 TRT ve 1971 TDK ödüllerini, Can Parası (1973) ile Sait Faik Hikâye Armağanı’nı, Kara Ahmet Destanı’yla Orhan Kemal Roman Armağanı’nı kazanan yazarın Yılanların Öcü adlı yapıtı 1961’de Metin Erksan, 1985’te Şerif Gören tarafından filme çekildi.
11 Ekim 1999’da Almanya’nın Essen kentinde vefat eden Fakir Baykurt’un cenazesi, 1977’den beri yaşadığı Duisburg’da düzenlenen bir törenden sonra İstanbul’a getirilerek Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verildi.
Fakir Baykurt’un Yılanların Öcü (1958), Irazca’nın Dirliği (1961), Onuncu Köy (1961), Kamlumbağalar (1967), Amerikan Sargısı (1967), Tırpan (1970), Köygöçüren (1973), Keklik (1975), Kara Ahmet Destanı (1977), Yayla (1977), Yüksek Fırınlar (1983), Koca Ren (1986), Yarım Ekmek (1998), Eşekli Kütüphaneci (2000) adlı romanları yanında, onlarca hikâye, şiir ve çocuk kitapları yayımlanmıştır. Kitapları çeşitli dillere çevrilmiş, Türkiye’de ve çevrildiği ülkelerde birçok ödül almıştır.
---------------------------------------
Fakir Baykurt, who wrote under various pen names such as Osman Akpürçek, Tarik Kirat, Yasar Yalçin, and Mehmet Gazi, was born on June 15, 1929 in the Burdur province of Turkey. In his works, Baykurt deals with the problems and the conflicts that rural folk experience. Yet he is not a mere onlooker, but also an activist who strived to change both society and individuals.
Baykurt claimed that the importance of literature came not from its subject matter, but from the language that it used. His works featured the same natural, plain Turkish that the people used. In his own words, “I have always written with the beautiful words I heard from my mother, from my aunt, and from my villagers. And then they became my own words. I have never been an extreme nationalist, yet when it comes to language I am more king than the king — if such a thing can be measured. In other words, I would sacrifice my life for language. Language is a confidant, and it is the source of my courage. That is where the light is.” Hence, his works featured plain and familiar language that could easily appeal to various groups within society. In his works, he frequently used proverbs, idioms and regional words that he had collected from Turkish folk literature.
Farklı kaynaklarda, farklı tarihlerde yer alan söyleşi ve yazılardan oluşan bir derleme olduğundan bazı konular tekrara düşüyor. Fakat anlatım oldukça duru ve akıcı. İçimiz bir kez daha yanacak kaybettiğimiz bu değerle yüzleşince. Konu yada derinlemesine eğilmek için çokça enstitülü yazar ve eser adı verilmekte..
"Köy Enstitüleri çok duymuşuzdur, şehir efsanesi gibi sadece duymuşuzdur. Fakat duymak yetmez keşke bilseydik, keşke bu konu okul yaşantımızda öğretilmiş olsaydı. Ülkemizin 21 köyünde kurulan bu enstitüler, kapsamı, öğretim şekli, topluma etkisi açısından çok önemli bir hamle ve bu hamle elbette ki cehaletten beslenen çıkar odaklarının işine gelmediği için kapattırılmıştır. 1940 yılında büyük ekonomik sorunları olan ülkemiz için kurtarıcı olmuş 17000 mezun vererek taze kan temini sağlamıştır, hepi topu 11 yılda öyle büyük işler başarılmıştır ki, başta toprak ağaları olmak üzere, bir çok kişi ve kurum rahatsız olmuştur. Bu münevver insanlardan. 1951 Nisanında kapatılmıştır. Emeği geçenlerin ruhu şad olsun."
Köy enstitüleri 600 yıllık osmanlı devletinin ummetlestirdigi ve suskunlastirdigi bir halkın uyanisina ve kurtulusuna öncülük etmiştir. Nedim sahhuseyinoğlu .
“Köy Enstitülerine indirilen darbe, Türk toplumunun çok ötesine taşan, bütün geri kalmış ülkelere yönelen bir ihanetin ifadesidir.” Mümtaz Sosyal
Bu ihaneti derinden hissediyorum. Türk toplumuna bunun yapılmasına izin verenlere ve devamında gelen cahilleştirme çabalarına çanak tutup kendi aydınının katili olanlara lanet olsun! Uygar bir toplumda yaşama hakkımız elimizden alındı; çocuklarımız için ise hiç ümidimiz kalmadı. Fakir Baykurt’un 90-96 yıllarındaki yazıları beni daha da üzdü. O zamanki tespitleri, uyarıları bugün için de geçerli hala yaa! Hatta daha da beterleri oluyor!
Fakir Baykurt'un köy enstitüleri ile ilgili yazılarından ve röportajlarından oluşan bir kitap. Tam bütünlüğü olmamakla beraber çoğu zaman kendini tekrar eden bilgiler yer alıyor yine de köy enstitüleri ile ilgili bilgi almak için okunabilir
Yazarın çeşitli söyleşi, demeç ve gazete/dergi yazılarından bir araya getirilmiş bir eser olduğundan çok sayıda tekrar içermektedir. Buna rağmen köy enstitülerinin başlangıcındaki yüksek verimli ideal dönemini de politik kaygılar ve muhalefet nedeniyle sonradan yozlaştırılıp özünden saptırılmasını da bizzat yaşamış yazarın paylaştığı bilgiler çok değerli.
İsmini bu kitap vesilesiyle duyduğum ve köy enstitülerinin kurulup yaşatılmasındaki fikir, ideal ve emekleriyle saygıyla anacağım Hakkı Tonguç zamanın şartlarında mükemmel işler çıkarmış. Bu kadar özgün ve uygulama odaklı bir eğitim sisteminin aynı şekilde yaşatılıp günümüze kadar devam ettirilmiş olduğu bir Türkiye’nin ulaşacağı refah seviyesini hayal bile edemiyorum.
Kitap, Baykurt'un çeşitli dergiler için yazdığı yazıların bir derlemesi. Bu sebeple birbirini tekrar eden kısımlar fazla ve genellikle herhangi bir konuda fazla detaya girilmemiş. Bununla birlikte öğrencilerin enstitü sonrası hayatları, enstitülerin CHP militanı yetiştirdiği iddiası gibi konularda ilginç bilgiler var. Baykurt, enstitüler konusunda başvurabileceğiniz bir çok kitaptan ve enstitülü edebiyatçılardan da fazlasıyla bahsetmiş. Köy Enstitülerinin kuruluşu, yürütülüşü veya öğrencilerin deneyimleri hakkında detaylı bir kitap arıyorsanız yeterli değil.
1940ların CHP'sinin, DP'sinin, çok partili döneme geçişin, aydınların karanlıkla savaşının ve Türkiye tarihinin bitmeyen din demogojisinin, köylüyü cahilleştiren iktidar hırsının; yani 40ların çıplak Türkiye'sinin kitabı. Maalesef bu ülkede hep güzel olandan nefret edilmiş. Ben şimdisini böyle sanırdım, görüyorum ki 40larda da aydınlar hep aynı şeylerle savaşmışlar. Fakir Baykurt'a ve onun tek kitaba sığdırdığı güzel insanlara çok şey borçlu bu ülke.
Özellikle Köy Enstitüleri'nin dağıtılma süreci, mezunlarının başlarına gelenler, yıllarca bu devrimin izlerinin silinmesi için yapılan haksızlıkların anlatılması çok acı verici idi. Okumazsak bilemeyiz, kulak dolgunluğundan kurtulup öğrenmek için okuyun. Yoksa neyi, niye sevdiğinizi, niye istediğinizi bilmez hep başkalarının peşinden sırf onlar bir şeyler diyorlarsa öyledir diye gidersiniz. Okuyun.
Şehir efsaneleri şeklinde duyduğumuz Köy Enstütileri’ni ilk ağızdan, bir giriş kitabı olarak okumak için çok ideal bir eser. Bir sonraki okumalar için yazar ve kaynak bilgileri mevcut. Türkiye’nin bugün çektiği sancıların 1946-1950 yılları arasında tohumlarının nasıl atıldığını gözler önüne seren bir eser.
Unutulmaz Köy Enstitüleri kitabı gerçekten çok güzeldi. Belki de o köy enstitüsünün içinden çıkıp gelen Sevgili Fakir Baykurt’un anlatımı olmasıydı beni bu kadar çok etkileyen. Köy Enstitülerini detaylı bir şekilde öğrenmek isteyenler kesinlikle bu enstitünün içinde bulunmuş birinden, Fakir Baykurt’tan okumalı enstitüleri...