Yoruluyorsun. İkinci tekil şahısta düşünmekten yoruluyorsun, ama ben demenin yol açacağı duygusal tepkimeleri de kaldıramayacağını çok iyi biliyorsun. Acaba birkaç benlik daha yaratabilir misin?
Bunun hesaplarını yapıyorsun. Ama bu durum ne yazık ki hikâye yazmaya benzemiyor. Birkaç sözcükle yaratılan hayatların tümünün, aslında kendi kopyaların olduğunu anlıyorsun. Bunu neden daha önce fark etmediğine şaşırıyorsun. Bir anda, bir meleği, bir ermişi, bir azizi andıran masum yazar görüntüsünün yerini, kendi kendine –üzeri toplumsal onay gören bir estetikle örtülmüş– terapi yapan ve bu yaptığını da yazmak ya da yaratmak sanan bir hasta imgesi alıyor.
Üstelik bu düşünceyi doğrulayacak bir sürü kanıt, Şeytan’ın Avukatı tarafından zihin mahkemesine sunuluyor. “İşte,” diyor Avukat, “burada rakamlarda da açıkça görülüyor, sanık normal insanlar gibi bir yaşam süremediği için bu yolu seçmiştir.
Normal insanlar yani çoğunluk, yapması gerekenleri hızla kavrayıp bunları gerçekleştirirken, sanık kendini bilgisayarın başına zincirleyip bu sorumluluklardan kaçıyor ve yüz yüze halledemediği ne varsa hikâyelerinde bunlarla uğraşıyor. Üstelik bu yaptığının bir korkaklık değil de saygıdeğer bir çaba olduğunu düşünüyor. Oysa yazdıklarına bir göz atmak yeterli...”
Sürükleyici bir anlatım, şaşırtıcı kurgular, ironik bir yaklaşım ve yoğun bir içebakış. Oysa Herkes Kendisiyle Meşgul, kitapları çok sayıda dile çevrilen, ödüller alan Murat Gülsoy’un ilk kitabı.
1967'de İstanbul'da doğdu. Kabataş Erkek Lisesi'ni bitirdi. Yüksek öğrenimini Boğaziçi Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği bölümünde tamamladı (1989). Aynı üniversitenin Psikoloji Bölümü'nde “Face-Specific Evoked Brain Potentials”(İnsan yüzlerine ilişkin uyarılmış beyin potansiyelleri) başlıklı tezi ile yüksek lisans derecesi aldı. (1992). İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Biyomedikal Mühendisliği programında doktora yaptı. Beyin cerrahisinde kullanılacak bir cerrahi lazer sistemi üzerinde tez yazarak doktorasını tamamladı.
Öykü, roman, inceleme türlerinde eserler vermiştir. Eserleri Sait Faik Hikâye Armağanı (2001), Yunus Nadi Roman Ödülü (2004), Notre Dame de Sion ödülü (2013), Sedat Simavi Edebiyat Ödüllerine (2014) layık görülmüştür. 2004-2021 yılları arasında Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi'nin genel yayın yönetmenliği görevini yapan Gülsoy 2014 yılından beri de Boğaziçi Üniversitesi Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi müdürlüğü görevini sürdürmektedir.
Kitapları: * Oysa Herkes Kendisiyle Meşgul, 1999, CAN Yayınları, öyküler. * Bu Kitabı Çalın, 2000, CAN Yayınları, öyküler. (2001 Sait Faik Hikâye Armağanı) * Belki de Gerçekten İstiyorsun, 2000, altkitap.com, öyküler. * Alemlerin Sürekliliği ve Diğer Hikâyeler, 2002, CAN Yayınları. * Binbir Gece Mektupları, 2003, CAN Yayınları, öyküler. * Bu Filmin Kötü Adamı Benim, 2004, CAN Yayınları, roman. (2004 Yunus Nadi Ödülü) * Bu An’ı Daha Önce Yaşamıştım, 2004, CAN Yayınları, öyküler. * Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık, 2004, CAN Yayınları, inceleme. * Sevgilinin Geciken Ölümü, 2005, CAN Yayınları, roman. * Kâbuslar, 2006, altkitap.com, öyküler. * İstanbul'da Bir Merhamet Haftası, 2007, CAN Yayınları, roman. * Bize Kuş Dili Öğretildi, 2008, altkitap.com, resimli-roman. * 602. Gece Kendini Fark Eden Hikâye, 2009, CAN Yayınları, inceleme. * Karanlığın Aynasında, 2010, CAN Yayınları, roman. * Tanrı Beni Görüyor mu?, 2010, CAN Yayınları, öyküler. * Baba, Oğul ve Kutsal Roman, 2012, CAN Yayınları, roman.(Notre Dame de Sion Edebiyat Ödülü) * Nisyan, 2013, CAN Yayınları, roman. * Gölgeler ve Hayaller Şehrinde, 2014, CAN Yayınları, roman.(Sedat Simavi Edebiyat Ödülü) * Yalnızlar İçin Çok Özel Bir Hizmet, 2016, CAN Yayınları, roman. * Öyle Güzel Bir Yer ki, 2017, CAN Yayınları, roman. * Ve Ateş Bizi Tüketiyor, 2019, CAN Yayınları, roman. * Belirsiz Bir Anın Kıyısında, 2021, CAN Yayınları, öyküler. * Ressam Vasıf'ın Gizli Aşklar Tarihi, 2023, CAN Yayınları, roman.
Harika, oyuncul öyküler. İlk öykü kitabını bu kalitede yazabilmiş olması Murat Gülsoy'un yazarlık ve eğitmenlik kariyerlerini açıklıyor. Türk öykücülerden aynı tür öyküler okumaktan sıkıldıysanız taze bir nefes gibi gelecek evrensel bir dile sahip bu kitabı muhakkak okumalısınız.
Murat Gülsoy'un yazma üzerine kafa yorduğu yılların en başına gidiyoruz bu kitap ile. Yazalım, ancak nasıl yazalım sorusunun baş gösterdiği, katmanlı yazım tekniklerine adım attığı yıllar. Bir öykü anlatırken, o öykünün üzerine başka bir kat eklenip yazının içerisinde başka bir boyut oluşuyormuş hissi yaratan hikayeleri seviyorum. Borges okurken edindiğim duyguları Gülsoy okurken de hissediyorum. Bunu en çok hissedeceğiniz öykü Gecenin ve Yazının Bilgeliğine dair öyküsü olacak. İlk kitabı olmasına rağmen okumaya değer olduğunu düşünüyorum. Murat Gülsoy ne yazsa okunur zaten.
1- Kıtmiir Kıtmiiir : İnzivaya çekilip rahat biçimde kitaplarını okuyan bir yazarın, gittiği köyde bekçi ve köpeği dışında kimse olmaması onu tedirgin etmektedir ve bir gün oluşan bir doğa olayı nedeniyle olaylar gelişir. Güzeldi.
2- Kadınların Gölgesinde : Tuhaf bir hikayeydi. Bir avukatın dava kazanabilmesi için kadının kocasına mektuplar göndererek suç üstü yaptırtmak için başlayan olaylar bambaşka bir hale dönüşecektir. Kurgu değişikti.
3- Keşifler ve İcatlar Ansiklopedisi : Küçüklüğünde değişik bilgiler olan ansiklopedileri okumayı seven bir yazar, başarısız hikayeler yazdığını anladığında balkonunda rakı içmektedir. Daha sonra bu buhranlarla birlikte belki de hayatının en çarpıcı hikayesini o gece yazacaktır.
4- Körebe : Sevdiği kıza yakın olabilmek için kızın sevgilisinin davetini kabul eden karakterimiz, gittiği evde oynanacak oyun ile birlikte hayatına bambaşka biçimde devam edecektir.
5- Randevu : Müdavimi olduğu mekana görüşeceği kızı davet eden adamın hüzünlü hikayesi.
6- Açık Çek : Açık Çek isimli tabloyu incelediği sırada bir kızdan hoşlanan adam, kızın giderken bıraktığı bir cümlenin ardından bulmacayı çözerek ona ulaşmaya çalışır. Modern bir külkedisi masalı misali.
7- Gecenin ve Yazının Bilgeliğine Dair : En beğendiğim öykülerden biri oldu. Çok katmanlı bir öykü. Kahramanımız, yazar olabilmek için usta adı verilen bir adamın yanına gider, diğer 3 arkadaşı ile birlikte yazar olabilmek için ustanın verdiği talimatları birebir takip eder. Sonrasında bu olay tek bir soruya dönüşür. Yazar olan yazan kişi midir? Yoksa olayları size nakşeden arkadaşlarınız, çevreniz ve ya yaşadıklarınız mı?
8- Kendini Orhan Pamuk Sanan Adam : En değişik öyküydü bu da. Sıradan bir sitede, site sakinleri 54 numaralı odada Orhan Pamuk'un oturduğu söylentisini yayarlar. Bunun doğru olmadığını düşünen kahramanımız, olayın iç yüzünü öğrenmek için 54 numaralı daireyi ziyaret edecektir.
9- Gaia ile Tanışma : İlişkisinde sorunlar olan bir adamın, toprak belgeseli çekmek için doğa açılma öyküsü.
10- Mahşerin Otuz Beş Dakikası : Hastalığı nedeniyle hastaneye giden bir kişinin şeytanın avukatı ile giriştiği kendince muhabbetleri.
11- Değiştikçe Aynı : Kaderi değiştirebilir miyiz sorusuna değişik bir bakış açısı.
Murat Gülsoy ile üniversite yıllarımda “Bu Filmin Kötü Adamı Benim” adlı romanıyla tanışmıştım. O 2000li yıllardan bu güne her kitabını severek okudum. Her seferinde özgünlüğünden ödün vermeden yeni şeyler deniyor. Bazı yazarlarda, bir süre sonra okuduğunuz kitaplarında tekrara düştüklerini hissedersiniz. Bu durum Murat Gülsoy için kesinlikle olası değil. Bu ilk öykü kitabını şimdi onca yıl sonra okumak bana büyük zevk verdi. Kıtmiir Kıtmiir, Açık Çek, Kendini Orhan Pamuk Sanan Adam en çok beğendiğim öyküler oldular.
'Ben anlatıcı' formatında ilerleyen tüm öyküler olayların gelişimine nüfuz edebilmemiz için biçilmiş kaftandı bana göre. O kadar çok sürünceme ve mesele var ki öykülerde. Okuyucuyla o kadar çok hasbihal ediyor ve garip bir hırs koyuyor ki arasına yazar, insan satırlarda gezindikçe bir labirentin içinde olduğu zannıyla yaşıyor. Lawrence'ı hatırlattı bana biraz Murat Gülsoy. Neden hatırlattı onun da cevabını veremem. Sanırım kimi öykülerde kurulan atmosferin yoğunluğundan. Sıkı öyküler ve oldukça ayrıksı bir yerde bana göre Murat Gülsoy.
Şahane öyküler. Anlatıcısı ikinci tekil olan öyküler de var. Kahramanlar ihtimalleri hep güncel tutuyor, öykülerdeki canlılık göze çarpıyor hemen. Öykülerin açılış ve final cümlelerini çok etkileyici buldum. En çok hoşuma gidenler: Körebe, Kadınların Gölgesinde, Açık Çek, Gecenin ve Yazının Bilgeliğine Dair, Kendini Orhan Pamuk Sanan Adam.
Yazardan okuduğum ilk kitap, onun da yazdığı ilk kitap. Arka kapak zaten hiçbir şey anlatmıyor, kocaman bir alıntı ve üç satırlık bir yazı. Sürükleyici bir anlatım demiş, evet dil anlamında gayet iyi ama hikayeler boğucu, sonuçsuz. Zaten Gülsoy anılarını kurmacaya yediriyor bu kitapta. Sonrasında şaşırtıcı kurgu denmiş ama şaşırmak pek mümkün değil, şaşırtıcı hikayeler yok zaten. Gülsoy’un beyninin içindekileri, yaşantılarını saptırarak okuyoruz sadece. İronik bir yaklaşım ve yoğun bir içebakış denmiş evet buna %100 katılıyorum, kitap aslında tam olarak bunu sunuyor. Türler arasında gezinip, bilinçaltına bol bol düşünce ile giriyoruz. Yazmak, kaleme dökmek üzerine bir metin. Benim tarzım kesinlikle değil ama sevebilecek çok kişi olduğuna da eminim. Bir sonraki kitabında görüşmek üzere.
Öykülere bayılmadım açıkçası. Şimdilerde ismini kalıcılaştırmış bir yazara dönüşmeseydi bundan sonra okumaya devam etmezdim muhtemelen. Ama özellikle anlatıda yeni yollar denemesini çok sevdim, yazdığı sırayla okumaya devam edeceğim.
Bu kitapta en çok rahatsız olduğum konu ise yardımcı fiil olarak gereksizce ve cömertçe kullanılan "olmak" sözcüğü. "Oturduğu yerden kalktı" demek yerine "Oturmuş olduğu yerden kalktı" demenin hiç gereği yok. Ve bu kullanım o kadar fazla ki ilk öykünün sonuna dek bunun, bu yanlış kullanımın parodisi olabileceğini bile düşündüm. Ama maalesef.
Okuma zevkini sonuna kadar hissettiğim, her hikayenin diğerinden farklı şeyler denediğinden emin olduğum, sürecinde zevk aldığım ve yazarın diğer kitaplarını da en kısa sürede okumak istememe yol açan bir eserdi. Birçok hikaye zihnimde oldukça çarpıcı etki bırakırken favor hikayemi seçmekte zorlanacağım bir eserlerdi diyebilirim.
Birbirinden farklı tekniklerle yazılmış öyküler var kitapta. Belki isminin iddialı oluşundan dolayı ben daha sağlam hikayeler bekliyordum. Aradığımı bulamadım.