Akdeniz binlerce yıldır bir çok insanın , adetin , geleneğin , tadın , inancın ve dillerin birbiri ile temas ettiği , birbirine uyduğu, ödünç aldığı veya verdiği ve neticede Akdenizliliği oluşturduğu bir alan. Kitaptaki deyişle sıvı kıta. Lewis Dartnell Origins kitabında bu sıvı kıtanın oluşumunu ve sonrasında oluşum sırasındaki bu coğrafik şartların , ekonomileri , kıyılarındaki değişik kültürleri nasıl etkilediğini iyi anlatır. Calvet Akdeniz dillerinin alfabelerinden başlayarak nasıl birbirlerini etkilediğini, Fenikelilerden İbranice’ye , Yunanca’dan Arapça’ya , Latince’den Türkçeye nasıl benzerlikler, alışverişler olduğunu anlatıyor. Bu arada sadece ana diller ile kalmıyor , onların etkilediği veya yok ettiği, bazıları çok az konuşanı ile ölüm döşeğindeki Oskça, Mesapça, Faliskan , Mozarapça, Aragon , Provensal , Oc , Oil , Langedokça, Kıptice, Aramice, Navarre, Arapçanın kaybolan lehçeleri , Kıbrıs Arapçası gibi dillerden de bahsediyor. Haçlı seferleri gibi sosyal etkisi yüksek olayların diller üzerindeki etkilerini açıklarken , zannedilenin aksine lingua franca ‘nın aslında tek bir güçlü dil değil ,her dilden aldıkları ile nasıl bir ortak anlaşma dili olduğunu gösteriyor. Mare nostra/Nostrum - bizim deniz kavramına uygun , bizim dil gibi bir şey. Kitabın Akdenizli sözcükler kısmı, nasıl bir geçiş ve alışveriş olduğunu gösteren keyifli bir bölüm. Akdeniz’in dillerdeki ekonomi terimlerinden , yağa, petrole, yer adlarına varan şekillendirici rolünü açığa çıkarıyor. Bugüne değindiği kısımda devlet dil politikalarını okurken Yunanistan’da Katarevusa ve Demotiki ikileminde Osmanlıca ile bugünki Türkçeyi görür gibi oluyorsunuz. Azınlık dilleri konusunda da tutarlı bir analizi görmek mümkün. Çeviri sayıları ile bu zenginliğin birbirinden aldığının düştüğünü gösterirken , kitabın başka yerinde savunduğu 9. Yüzyıl sonrasında Bağdat’ta gelişmiş İslam kültürünün neden düştüğü ile ilgili savı akla geliyor. Bir dile tercüme yapıldıkça , o kültür zenginleşir ve gelişir. Dile yapılan tercüme durup , dilden tercüme yapıldığında kültür diğerlerinin karşısında zayıflamaya başlar. Eğer Akdeniz’e Mare Nostrum gözüyle bakıyor ve Akdenizliliği tadıyla , alışkanlıkları , diliyle hissediyorsanız , okumalık bir kitap.