Başkalarından üstün olmak için uğraşıyoruz. Çıkarlarımız tarafından yönetiliyoruz. Korkularımız için üretilmiş yapay çözümlere, çocuklaştırılmış yapımızla kandırılmaya razı oluyoruz. Zamanın ruhu bizi zayıf halkalarımızdan yönetiyor. Zamanın ruhu bize, “Para her sorunu çözer, para sahibi olmak insanı daha değerli yapar, gelecekteki belirsizlikleri ve tehlikeleri ortadan kaldırır, insanı güçlü yapar” diyor. Zamanın ruhuna göre başarı, hayatın amacı olacak kadar önemli. Ekonomik gelişme ve büyüme her zaman iyi bir şey, teknolojik gelişmeler her zaman insanlığın çıkarına. Rekabet her koşulda olumlu, en güçlü ve en büyük olanın ayakta kalması elbette doğaya uygun. Modern zaman ruhsuz sizin anlayacağınız: Başkaları için hiçbir şey yapmak zorunda değilsin, sen kendini düşün; gemisini kurtaran kaptandır! Öyleyse ne yapmalı?! Yeni bir ahlak anlayışı oluşturmalı. Bir sevgi ahlakı! Dürüst olmalı çünkü kandırmak en büyük kötülüktür! İsraftan, fazla tüketmekten kaçınmalı! Paranın bizi yönetmesine izin vermemeli! İmkânlarımıza göre yaşama disiplini edinmeli! Mütevazılaşmalı! Sürünün dışına çıkmalı! Kimsenin projesi olmamalı! Aşk evliliği istemeli! Psikiyatr Erdoğan Çalak’ın kaleme aldığı bu kitap, içinde bulunduğumuz küresel ekonomik sistemde insanın ruhsal olarak ne hale geldiğini ve bundan çıkış yollarını anlatıyor.
Verdigi mesajlari begendim, kisa surede de okudugum bir kitap oldu fakat mesajlari verme seklinin cok koseli ve sert olmasi, ayrica yapilan cok sayida genelleme beni rahatsiz etti.
Savunduğu görüşleri güzel ve akıcı bir dilde ifade etse de kesin dili rahatsız etti. Genel olarak sistemin insan üzerine etkileri, tüketicilik ve kapitalizmle ilgili fikirlerine katılsam da özellikle yaşamın ilk yıllarında bakımverenin anne olmasıyla ilgili ısrarı ve otizm, DEHB gibi bozuklukları anne bakım eksikliğine bağlaması bilimsel kanıtlar yönünde dayanaksız iddialar.
Bu kitaba 1 vermemin sebebi, dilini hedef kitlesine göre ayarlamamış olduğunu (bu konu bile epey geniş kendi içinde) düşünmem ve her ne kadar tespitlerinde haklılık payı olsa da büyük büyük büyük genellemelerle çıkarımlar yapmış olması. Bir psikoloğun bunca genellemeyi, bunca yıkıcı bir enerjiyle anlatıyor olmasını yarardan çok zarar olarak gördüm açıkçası.
Kesin dili olduğu ve psikanaliz bakış açısından sadece bakabilse de küreselleşen dünyada beni rahatsız eden faktörlerin neler olduğunu fark etmemi sağladı.