Защо се смята, че погледът именно на чужденеца е способен да види измамите в обществото?
Защо при погребалните процесии на кралете през Средновековието е носен манекен, наричан „репрезентация“? Защо прибягваме тъй често към метафори като „перспектива“ или „гледна точка“? Бихме ли убили непознат китайски мандарин, ако ни предложат голяма сума? Християнин ли е бил Иисус?
Това са само някои от представените в книгата нови „поглеждания“ на прочутия историк към света. Чрез тях той набелязва своя перспектива към темата за дистанцията. Ерудицията му е стъписваща. Повтарящият се негласен : въпрос е: Коя е правилната дистанция, която би ни помогнала да видим нещата „такива, каквито те са“?
Born in 1939, he is the son of of Italian-Ukranian translator Leone Ginzburg and Italian writer Natalia Ginzburg. Historian whose fields of interest range from the Italian Renaissance to early modern European History, with contributions in art history, literary studies, popular cultural beliefs, and the theory of historiography.
Carlo Ginzburg’un tarihi kurgu romanı “Peynirler ve Kurtlar”ı (ki gerçek olaylara dayanıyordu), çok beğenerek okumuştum. Yazarın asıl uğraşı tarih, bir “mikrotarihçi”. Yani tarih kitaplarında yer almayan ve muhtemelen almayacak olan önemsiz gibi görülen olaylardan, bunlara ilişkin elyazması, mektup, belge gibi yazılı kayıtları değerlendirip büyük resme monte ederek tarihi kayıt altına alıyor.
Bu kitabı ise dokuz denemesinden oluşuyor. Denemelerin ortak yönü bakış açılarımızdaki farklılığın nedeninin mesafe, dolayısıyla perspektif olduğudur. “Doğru” kavramında inanca göre “doğru” olanı, tarihsel açıdan “doğru” olandan ayırt edebileceğimizi örneklerle ileri sürüyor Ginzburg. İlk denemesinde edebi bir teknik olarak nitelendirdiği “yanıltma” kavramını birçok örnekle açıklıyor. İkinci denemesi çok ligi çekici geldi bana; “Mitler”. Mit kelimesinin genel ve özel tanımlarını yaparak Platon, Thukydides, Aristotales, Boethius, Machiavelli, Hobbes, Nietzsche ve adını sayamayacağım birçok isimden örnekler ve alıntılar yaparak “mesafe ve aldanış” üzerine “mit”lerin rolünü anlatıyor.
Üçüncü deneme “Temsil: kelime, fikir, nesne” ve ve sonraki “Putlar ve Suretler” ile “Uslup” başlıklı denemeleri Yahudi-Hristiyan karşıtlığı üzerine perspektif, imge kavramlarını mesafe üzerine odaklamayı düşünerek yazılmış dinsel içerikli denemeler olarak yer alıyor. Bu denemelerde aşırı akademik uslup okumayı zorlaştırıyor. Zaten ağır bir metin olan kitap kolay okunur değil.
İki metaforla anlattığı yedinci denemesi “Mesafe ve Perspektif” de ilginç bir okuma oldu. Ünlü İtalyan sosyalist yazar Natalia Ginzburg’un oğlu olan Carlo Ginzburg bu iddialı denemelerinde (500’ün üzerinde kaynak kullanmış), tarafsız kalsa da Hristiyanlığın antisemitik yönünü resmetmekten kaçınmamış.
Teoloji, felsefe, edebiyat, sanat tarihi, politika, sanat ve tabii ki tarih içiçe, ilk iki denemesindeki popüler dil sonra akademik dil ile harmanlanmış denemeler meraklısı için güzel ve farklı bir pencere açacaktır.
Como fiel seguidora de Ginzburg, confieso que fallé en no haber leído este texto antes, a pesar de tenerlo en mi biblioteca desde la pandemia. Pero, ¿de qué joya me estaba perdiendo?
Este libro contiene nueve reflexiones sobre la distancia, y ya desde el título nos da un anticipo de su enfoque: la cita de Pinocho de Collodi, “¿Por qué me miráis, ojazos de madera?”, nos recuerda cómo Pinocho se observa a sí mismo desde lo que conoce, desde lo que le es familiar.
Los nueve ensayos abordan conceptos como extrañamiento, mito y representación, entre otros. Personalmente, me gustó mucho cómo Ginzburg, con la mirada de historiador, recurre a textos clásicos para fundamentar sus argumentos: Platón, Aristóteles, Dostoyevski, Tolstoi e incluso Jesucristo aparecen a lo largo de sus páginas, siempre bajo el eje central que organiza el libro: la distancia.
Me quedo con la reflexión de que todos somos forasteros frente a algo y alguien. Lo conocido no agota lo que podemos conocer; a veces, distanciarnos de lo familiar es la manera de comprender.
PD: “La familiaridad, ligada a fin de cuentas a la pertenencia cultural, no puede ser un criterio de relevancia.” 🪵✨
Como un trapecista excepcional, Ginzburg puede saltar de la Antigüedad Clásica a la contemporaneidad, siguiendo los rastros, con su procedimiento indiciario, de distintas prácticas históricas, lingüísticas y pictóricas. Admito que a veces me desorientaba, o que, sintiendo que seguía bien una recta línea argumentativa, acababa con un nudo entre manos; debe ser falta mía, de seguro, pero a veces, después de una de esas vueltas entre tantos textos, o no comprendía la importancia de alguna conexión, o no entendía cómo conectaba algunos puntos. Deberé adentrarme nuevamente en algunos de estos densos ensayos, pero destaco, sobre todo, el del extrañamiento, el del estilo, el de la distancia y la perspectiva, y el de "matar a un mandarín chino", que vinculé muchísimo con los tiempos aterradores de tragedia humana que vivimos hoy.
Tarihi kişilerin referans gösterip, yüzlerce kaynaktan beslenerek kaleme aldığı denemeler felsefe, tarih, edebiyat, psikoloji, sanat dallarinin perspektifinde politaka ve din eleştirilerinin yoğun bir anlatımla dile getiren denemeler okundukça, politika ve dinin kendini meşru ve hakim kılmak için her şeyi mubah gördüğünü gözler önüne seriyor.
Mesafenin gerçek bir tanımını yapıyor Carlo Ginzburg ve perspektif, temsil, imge ve mit kavramlarını da içine alan derin incelemelerinde insanın görmedeki olanaklarını sorguluyor ve de müthiş bir bakış açısı sunuyor.