Meltem Gürle’nin edebiyat yazılarında veya söyleyişilerinde hissettiğim tutku beni benden alıyor. Özellikle Oğuz Atay, James Joyce vb üzerinde konuşurken nasıl zevk aldığını ve hatta göremiyor olsam da gülümsediğini hissediyorum; bu edebiyat sevgisini biz sevgili okuyucularına aktardığı için şanslıyız kesinlikle :)
“Ölülerle Konuşmak” adlı kitap Tutunamayanlar’ın batı kanonu eserleri ile ilişkisini, onlarla diyaloğunu ve konumlanışı üzerine bir inceleme, Gürle’nin doktora tezinin kitaplaşmış hali. Jameson’ın 3. Dünya ülke romanlarının asla yerellikten kurtulamayıp bir dünya eseri olamayacağına, bir başka deyişle batıyı aşamayacağına dair ünlü makalesine de cevap niteliğinde ki, zaten kitap boyunca da Jameson ile bunun tartışmasını yapıyor.
Geçen yıl bu zamanlarda Bakhtin’in “Dostoyevski Poetikası’nın Sorunları” adlı kitabını okumuştum, ama Bakhtin’in derdini ve anlatmaya çalıştığını Meltem Gürle’nin bu eseri ile anladım diyebilirim. Bakhtin’in tezleri üzerinden Tutunamayanlar’ı incelemiş Meltem Gürle. Bunun yanında da Dostoyevski’nin Budala’sı, Goethe’nin Willhem Meister’ın Çıraklık Yılları, Cervantes’in Don Kişot’u, Shakespeare’in Hamlet’i, James Joyce’un Ulysses’i, Gılgamış Destanı gibi eserlerle Tutunamayanlar’ın izlekleri ve diyaloğunu aktarmış ki, bu güzel yolu takip etmek çok keyifliydi.
Geri dönüp dönüp okumak istediğimiz pek çok eser vardır muhtemelen, Tutunamayanlar benim için öyle bir kitap. Hatta bu aralar bu konunun üzerine farklı bir boyutuyla düşünürken, “Ölülerle Konuşmak” ilaç gibi geldi şahsıma. Biraz öznel bir yoruma doğru evrilse de bu yorum, şayet iyi edebiyat eserleri ve metinler arasılık ilginizi çekiyorsa mutlaka zaman ayırıp okuyun.
Meltem Gürle’nin edebiyat sevgisi ne de güzel bir sevgi :)