Kırılma Anları üçlemesinin ikinci kitabı. İlk kitap O Anda'nın devamı. Tam da devamı demeyeyim ama aynı karakterlerin bilinmedik başka yüzleri...
Karakterler üzerinden giden bir aile sagası da denilebilir. Orta okuldayken Thomas Mann'ın Buddenbrook Ailesi ile okumaya başlayıp, Orhan Pamuk'un Cevdet Bey ve Oğullları ile kesinleşerek Harry Potter ile perçinleşen bir sevgi bu... bendeki aile romanları okuma sevdası. Harry Potter nereden çıktı diye sormayın, görünürde alakası olmasa bile karakterleriyle bende bir aile hissi yaratan kitaplar arasına girmiş ve bitirip bir kenara koyduktan sonra bile birlikte yaşamaya devam ettiğim için unutulmaz kılınmış romanlara dahil olmuştur.
Melike İnci'nin kaleminde de karakterler öylesine canlı ki onlarla sadece tek bir kitapta, O Anda ile birlikte olmak yetmemişti. Belli ki yazar da aynı şeyi hissetmiş ki bir üçleme haline getirmiş, ama bu hikayeler burada bitmez deyip dörtleme belki de beşleme talep etme durumu da yok değil. Şimdiden yerini yapmak gerek. Ismarlama olmaz demeyin, ne olmaz ne olmaz.
Bir cenaze günü telaşının içinde bir avuç insanın 24 saatini tüm geçmişleri ve meseleleriyle birlikte an be an ortaya dökerek anlatan bir kitap. Bittiğinde bunca şey 196 sayfaya nasıl sığdı yahu dedim. Anlatılan pek bir şey de yok gibi gelmesine rağmen, diyaloglar ön planda ve çok başarılı, tüm karakterleri sokakta görünce tanıyacakmış hissiyle kitabı kapattım. Üstelik öylesi bir günde yaşanabilecek her türlü duygu acı, hüzün, korku, pişmanlık, yorgunluk, tükenmişlik, bencillik aklınıza ne gelebiliyorsa, gelecek kaygısı, anın komikliği, geçmişin tatlı anıları, aşklar, nefretler, ayrılıklar, birleşmeler hepsi var.
Fazla gelen tek bir kelime yok. Eksiklikle suçlayabilirsiniz!
Bir yandan da modern bir peri masalı.
Üçlemenin diğer kitabını hevesle bekliyorum.