“Bazılarımızın düşündüğü ve savunduğu gibi, insanlardan miras kalmış birtakım eylemleri yürütebilmemiz için kullandığımız modülleri birer birer çıkarmak bizi daha da özgürleştirmez. Aksine, içimizdeki insanı daha da fazla keşfetmek özgürleştirir. En azından varolmaya duyduğumuz tutku ve ihtiyaç bile bunun böyle olduğunu anlatmaya yeter. Yoksa Âdem de ölüp gitmişken, bu gezegende mekanik bir insan ordusunun var olmasının anlamı nedir? Hepimiz yarın güç modüllerimizi sökelim ve yaşayarak daha fazla enerji tüketmeyelim. Sahi, birisi niçin bunu yapmaya hâlâ devam ettiğimizi söyleyebilir mi?”
Genç yazarlarımızdan Tevfik Uyar, ödüllü bilimkurgu öykülerini topladığı bu derlemede bizi uzayın derinlerine, terk edilmiş dünyalara, zaman fikrinin çıkardığı yolculuklara davet ediyor. Her öyküsünde insana dair bir parçayı mizahla harmanlayarak, gündelik dilin rahatlığı ve akıcılığıyla anlatıyor.
Açık Bilim dergisinin ve Podcast kanalının kurucularındandır ve bilimsel kuşkucu komünite Yalansavar üyesidir. İstanbul Kültür Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olan Dr. Uyar, FABİSAD üyesidir.
Türkiye Bilişim Derneği'nin düzenlediği geleneksel Bilim Kurgu Öykü Yarışması'nda 2012, 2013 ve 2015 yıllarında ikincilik ödülü almıştır.
Bilimkurguyu bugünün doğal dili ve olaylarıyla işin erbabı olarak buluşturan, sarmalayan Tevfik Uyar tadına doyum olmayan bir kitap yazmış. "Tek Kişilik Firar"ı yaklaşık dört saatte okudum. Zihnimde türe dair doygun bir tat bırakarak, kafamı kaldırmama izin vermeden beni içine aldı, aslında yarına ne kadar yakın olduğumuzu gösterdi. Fikirlerden oluşan zaman makinası ile eşsiz bir yolculuğa çıkardı. Geleceğe Tevfik Uyar ile bakmanın ayrı bir dili, kurgusu, güzelliği var.
Eğlenceli, zeka dolu, hoş öyküler. Bir sınava hazırlanırken ara verdiğinizde, işyerinde öğle yemeğini yedikten sonra kahvenizi yudumlarken, metroda 15-20 dakika sonra inmeye hazırlanıyorsanız kitabı açıp öykülerden herhangi birini keyifle okuyabilirsiniz.
Kolay okunan öyküler olduğunu söylerken, "hafif" öykülerden bahsettiğim sanılmasın; çünkü kitaptaki 12 öyküden hiç biri hafif değil; tam tersine... Okuyucuyu derin derin düşündüren "ağır öykü" her biri.
Tek tek değerlendirmek gerekirse:
Özetle, kitabın çok fazla artısı var. Benim bakış açımdan eksilere gelince:
1) Yazar zaman zaman (Türkçesi varken) bozulmuş yabancı sözcükler kullanıyor. Örneğin aktive etmek, deaktive etmek gibi... Bu bir tercihse saygı duymak gerekiyor. Benim zihnim nedense bu sözcükleri çok hızlı bir şekilde Türkçeleştiriyor, Türkçeleştirirken de yoruluyor.
2) Önsöz yazarın bilime ve bilim kurgu türüne hakimiyetini ve derinlikli bakışını göstermekle beraber, beni (birazdan okumaya başlayacağım) öykülere şartlandırdı. Önsözü okuyup bitirdiğimde keşke SonSöz olarak yazılmış olsaydı dedim.
3) Bilim Kurgu'nun "yaramaz ve muzip" yazarlarına uzak bir okuyucuyum. Bilmiyorum; belki de bilim ve edebiyatı fazla ciddiye alınması gereken ve biraz da mesafeli ve soğuk duran bir şeyler olarak görüyorum. Mizah bile ciddi bir alan bence. Yazarın Andy Weir'ın Marslı romanından etkilendiğini zannetmiyorum. Ancak BK içinde gitgide daha fazla öne çıkan bu muzip (ve bol sokak dili içeren) anlatım bana çok sempatik gelmiyor. Tevfik Uyar dozu çok iyi ayarlamış ve (diyelim ki Andy Weir'ın Marslı'sındaki gibi) ölçüyü kaçırmamış. Gene de benim gibi "soğuk ve mesafeli" BK düşkünü okurlar böyle mızmızlanacaktır.
Bilimkurgu yapıtlarını çok severim, post-apokaliptik yapıtları da öyle. Bu kitapta ikisinin bir arada olmasını çok beğendim. En sevdiğim hikaye "Yüz Elli" oldu. "Minibüs Klonu" çok eğlenceli ve yergi dolu bir hikayeydi. "Çelınçbuk" bana Ben Elton'ın "Popcorn" romanını hatırlattı. Herkese okumasını tavsiye ederim.
Ülkemizin genç bilimkurgu yazarlarından olan Tevfik Uyar’ın Tek Kişilik Firar kitabı, on iki adet öykünün bir araya gelmesiyle oluşuyor. Kitabı okurken kendinizi hayrete düşmüş olarak bulabilirsiniz. Yazarlık ve çevirmenlik de yapan Tevfik Uyar, gerçek mesleği olan mühendisliğin yanı sıra akademik çalışmalarını da sürdürüyor. Gelin, Tek Kişilik Firar kitabına öyküler üzerinden bakalım:
“Birlikte intihara karar veren çiftten, son anda birinin vazgeçmesidir Tek Kişilik Firar” Zamanda yolculuk, bilimkurgu edebiyatının en önemli malzemelerinden biri. Hikayelerde zaman yolcusunun olmazsa olmazı bir makinedir ve bu makineyle geleceğe ya da geçmişe yapılan ziyaretler ile yaşanacak maceranın keyfini süreriz. Zaman fikriyle Tevfik Uyar, öyküsünde yeni bir fikirle ortaya çıkıp, eserin bilimkurgu niteliği taşıyabilmesi için en önemli kuralın altını çiziyor. Yazar; okuyucuyu zamanda yolculuğun yapılabilmesi için herhangi bir makineye ihtiyaç duyulmadığının olabilirliğine uyandırdığında, okuyucunun zihninde sarsıcı bir şokla düşünce mekanizmasını çalıştırmakla beraber başka fikirlerin ortaya çıkmasına da sebep oluyor. Zaman Fikri’nin kurgusu, her ne kadar zamanda yolculuk minvalindeyse de, post apokaliptik bir son; düşüncelerinize yeni soru işaretleri ekleyecektir.
İnsanlığın gelişmişliğini, teknolojik gelişmeye denk tuttuğumuz doğrudur. Elbette yanlış bir ifade; en azından kültür, bu ifadenin neresinde yer alıyor? Gelişmişlikle ilgili konuşulması gereken başlıkların sayısı epeyce çok olduğu için az önce sorduğum soruya cevap aramıyorum. Güncel dünyamıza kafamızı kaldırıp şöyle bir bakınırsak, hayalini dahi kurmakta zorlandığımız işleri başarmış olduğumuzu anlarız: Dünya atmosferinin dışına çıktık, Mars’a araç gönderdik, her yerden ulaşılabilir hale geldik… Tevfik Uyar, Yüz Elli’de tam da bundan bahsetmiş: Teknolojik olarak gelişmişlikte bu noktadayken, her şeyin yalan olduğundan.
Metropol şehirlerin önemli sorunlarından bazıları ortaktır ve bunlardan biri de trafiktir. Ancak bu trafik tüm Dünya’da saldırı olarak planlanırsa ve bu plan gerçekleşirse, ortaya çıkacak kargaşa, yaşanılması zor hayatları da beraberinde getiriyor. Bilimkurguda önemli bir yere sahip olan uzaylı saldırısını esprili bir dille ele alan yazar, Minibüs Klonu’nda okuyucuya hoş anlar vaat ediyor. Öte yandan en güzel duygulardan biri de aşktır. Uzak bir gelecekte hala Dünya dışı yaşam arama görevi olan büyük bir uzay aracında yaşanan aşkın anlatıldığı hikayede; gelişen olaylarla beraber yalanın, suçluluk duygusunun, güvensizliğin, paranoyanın ve vicdan sorgulamasının sonuçlarının kaynağı ilk anlarda veriliyor: Yasak aşk. Şaşırtıcı bir sonla biten Galaktik Tiyatro’dan etkilenmemek elde değil...
İnce ince ve ustalıkla insan olmanın rahatsızlıklarını hissettiren nefis bilimkurgu öyküler. Bu toprakların hayal yazanlarını bir adım öteye taşıyan bir eser. Favorim "Miras" isimli öykü oldu.
Distopik bir gelecekte geçen bir bilimkurgu romanı..
Hikaye, bireyselliğin ve özgürlüğün bastırıldığı bir toplumda, sistemin kurallarına karşı çıkmayı seçen bir bireyin mücadelesini anlatıyor. Kitabı okurken bir şeyler garip geliyor diyordum ki sonunda olayı anlıyorsunuz zaten..
Ana karakter, monoton ve sıkıcı bir hayat sürerken, içinde bulunduğu düzenin yanlışlıklarını fark eder ve bu düzeni sorgulamaya başlar.
Roman, bireyin içsel yolculuğunu, özgürlük arayışını ve sistemle mücadelesini işliyor.
Sonu ilginç gibi bir şey ile bitiyor ama ben çok beğenerek okudum diyemiyorum. Bilim kurgu alanında da hala tam aradığımı bulduğumu da söyleyemem açıkçası..
Nefis bilim-kurgu öyküleri. Çoğunlukla karamsar bir gelecekte basit insanların hikayelerini ve hislerini çok güzel anlatıyor. Bütün öyküler Love, Death, and Robots gibi bir dizinin yerli versiyonu gibi hissettiriyor. Özellikle bu türe ilgili olanların hiç beklemeden listesine eklemesi gereken bir kitap.
"Gelecekten daha çok geçmişe yolculuk yapmayı çok isterdim. Törüngey Ata'dan başlayıp günümüze kadar kişi türü nasıl evrildiğini ve Törüngey Ata (Adem) ile Nama Ata (Nuh) arasındaki dönemde kişiler ilk hangi dili konuştuklarını merak ediyorum. Gerçekten de ilk kişiler 10 metre boyunda mıydılar? 124 Bin Yalvaç'ı canlı canlı görmek isterdim.
Uzay Operası ve Öde Yolculuk, en sevdiğim Bilim Kurgu alt türleridir. Yazarın gerçekçi yaklaşımını takdir ediyorum. Uzay Çağı'nda Türkler'in o çağdaki tavırlarını çok iyi yansıtmıştır. Yazarın eleştirdiğim nokta ise kişiliğin uzayda belli noktaya ilerleyişinde Batı düşüncesini benimsemiştir. Hatta bu konuda Müslümanlar'ın da bilinçli olduğunu yazmış. Sevgili kalem, Müslümanlar, 150 adlı öyküdeki gibi bilinçli değiller. Okudukları Tin Süresi'ndeki neden incire ve zeytine yemin edildiğini daha bilmiyorlar. Müslümanlar, yobazlık bataklığında çırpınan kişi yığınıdır. Bilinçli Müslümanları tenzih ediyorum. Evrende yalnız değiliz. Uzay türleri görmüyorsak bunun bir nedeni vardır? Ya sınavımızın bir parçasıdır yada kişi türünün doyumsuzluğu, uzaya sıçramasın diye.
Bu betikte en sıkıldığım öykü ise Galaktik Tiyatro (Gökadasal Oyunevi). O öyküde karakter adları vermeden olay örgüsünü kurmuş. Günümüzün dizileri gibi kasvetli bir havası vardır. Karakter adları verilerek anlatılsaydı sıkıcı bir öykü olmazdı. Çok şükür o öyküyü yüzeysel okudum. Az çok konusunu anladım.
En sevdiğim öyküler ise Zaman Fikri ve Tanrı Misafiri olup iki öykü de en güzel yerde bitirmiş. İkisi bence ileri de devamı eklenip daha genişleterek hafif romanlar olarak basılmayı hak ediyor. Tanrı Misafiri'nde sevişme sahnesi oldu bittiye getirken kişi özünü kabul ettiren ve onu anlayanı bulmayı ümit ettirme iletisi veriyor okura. Katil yosma bence uzaylıdır. Acaba Betikevi takma adlı arkadaşım okurken bu konuda benim gibi tahmin etmiş mi?
Fırıldak; Kıyamet Sonra Bilimkurgu türüne ait olduğunu kabul etmiyorum. Bu öykü; Uzaylı İstilası Bilimkurgu türüne ait olacağını mantıken uygundur. Küresel çaplı bilimkurgu yazarı olsa da uzaylı konusunda ad vermede Türkçe'nin dil gücünden faydalandığı için beni çok mutlu etti. Bu öyküyü distopik olarak yazılsaydı en çok sevdiğim öykü olurdu. Öyküde kendime dair iz gördüm. Öyküdeki sağ gösterip sol vurmanın nedeni aşık iken en yakın arkadaşımınki zevk ve egosuymuş. Arkadaş geçinen insanlara sesleniyorum; bizlere dost kazığı atmak yerine dürüstçe mskul bir şekilde ne istediğinizi söyleyiniz çünkü böyle davranmasanız siz hep kaybedenlerden olacaksınız ve hiç kimse size güvenmeyecektir.
Challengebook ve 150, sevdiğim diğer öykülerdir. Betikevi sayesinde keşf ettiğim kalemi okumaya devam edeceğim. Okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum."
Çok hoş fikirler barındıran bir kitap. İçeriğindeki öykülerin bazılarını internetten, bazılarını Entropol Kitap’ta yayımlanan bir başka öykü kitabından okuduğum için atlaya atlaya ilerledim. Elbette bu öyküler buraya aktarırken “olduğu gibi” taşınmamış, küçüklü büyüklü değişiklikler uygulanmış. Gene de... Zamanımız değerli :)
İçlerinden beni “çok hoş fikirmiş”ten öte etkileyen birkaç öykü oldu ve bir tanesi fena halde sarstı. Yalnızca onlara erişmek için bile satın almaya değerdi.
Bazı öykülerin diğerleriyle aynı zamanlarda yazılmadığını hissettirecek kadar “acemice” geldiğini belirtmem lazım. Bazı yazım yanlışları, “anlatı bilimi”ne uymayan ifade tarzları vs. barındırıyorlar ama dert değil :) Okuyun, okutun efendim.
NOT: Yazarın daha sonraki öykülerinin derlendiği “Firardan Sonra” kitabı da e-kitap olarak satışta.
Kısa öykülerden oluşan kitabın dili oldukça akıcı. "Minibüs Klonu" öyküsünü (çok zorlama bir öykü olmuş) kitaptan ayrı tutarsak kitabın kalitesi bir seviye daha artabilir. Tanrı Misafiri, Fırıldak ve Galaktik Tiyatro öyküleri en iyileri. Tevfik Uyar 'ın diğer bilim kurgu kitabını İz Odası 'nıda okumanızı tavsiye ederim.
"Bizden birinin yazdığı, bizden bilimkurgu öyküleri" olarak özetleyebilirim kitabı. Az beğendiklerim de dahil tüm öykülerin belli bir standardı tutturduğunu da belirterek.
Yorumumun tamamına aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz;
Uzun zamandır bilim-kurgu türünde bir şeyler okumamıştım fakat bu kitap bilim-kurgu türüne olan o ilgimin tekrar uyanmasını sağladı.
Kitapdaki öyküler o kadar içine çekiyor ki insanı kaç sayfa okuduğunun farkına varamıyor insan. Kitaba ismini veren 'Tek Kişilik Firar' öyküsündeki o şiirsellik ayrıca beğendiğim bir yazım tazı oldu.
Bilim-kurgunun ille de fütüristik olmasına ya da her yerden teknolojik aletler fışkırmasına gerek olmadığını bu kitapla birlikte daha iyi anladım. Bu bağlamda ilk öykü olan 'Zaman Fikri'ni çok beğendim. Nitekim 'Hayat Boktan' öyküsü de hayvanlar üzerinden yaptığı benzetmeyle hayatta kalma kavramını sorgulayış tarzı ve zihni açan sorularıyla beğendiğim bir diğer öykü oldu.
Yazar Tevfik Uyar'ı internet üzerinden uzun zamandır takip ediyordum. Bu kitabını da uzun zaman önce edinmiş olmama rağmen yeni okuma fırsatım oldu. Daha önce yazdığı kurgu-dışı yazıları da okumuş biri olarak bilim-kurgu yazarı kimliğindeki hayal gücüne hayran kaldığımı söylemem gerek.
Tevfik Uyar'ı Çözülme sayesinde tanıdım sonrasında da Tek kişilik Firar adlı öykü kitabına başladım.
Kitap 12 adet bilimkurgu kitabı bazı öyküleri kısa olsa da ülkemizden bu türde yazan yazarımızı keşfetmek çok güzeldi dili muhteşem
En çok sevdiğim öyküleri
150 (çok beğendim) Minibüz klonu (güldürdü) Galaktik tiyatro (sonu gülümsettirdi) Çelinçbuk (Resmen gelecek halimiz) Tanrı Misafiri Miras (Son insanin ölümünün ardından ) Hayat boktan
Keyiflle okunan bilim-kurgu oykulerini iceriyor kitap. Bazi oykuleri cok iyi buldum, bilime ve kurguya hakim, ince bir zekanin isi. Turkiye'de boyle eserler veren genclerin olmasi da benim icin cok kiymetli.
Distopik bir geleceğe rağmen yalın bir anlatım, herşeye rağmen değişmeyen Türk tipi yaklaşımın garipliği ile birleşince çok güzel bir hikaye kitabı olmuş
Tevfik Uyar kitaplarını severim, bilimkurgu daha da çok severim ama nedense bu kitabın içine pek giremedim. Evet bazı hikayeler çok ilgi çekiciydi ama bazıları da zorlama yazılmış gibi hissettirdi.