Türkiye’nin son on yılına yoğunlaşan bu kitapla, Doğan Gürpınar “kültür” kavramının dünya siyasetinde 80’lerle beraber yer edinmesini ve Türkiye’ye uzanan yansımalarının Kemalist ve İslami cenah arasında sebep olduğu çatışmayı konu almaktadır.
Günümüz Türkiye toplumunu anlamak için oldukça iyi bir kitap. Tarihsel verisi çok ve üzerine emek harcanmış. Bu malzemeyi inşa etmek için kullandığı teorik araçlar çok çeşitli. Ayrıca tartıştığı meseleleri her daim karşılaştırmalı bir bağlama yerleştirme çabası da takdire şayan.
Fakat tüm bunlara rağmen ve hatta kitap Türkiye siyaseti üzerine uluslararası bir başucu eseri olma potansiyeline sahipken, bu potansiyelin çok altında kalıyor. Bunun da birkaç nedeni var.
Öncelikle, takdimi kimin yazdığının belli olmaması ya da kitabın sonunda bir kaynakça bulunmaması gibi gayet temel yayıncılık kusurları ki bunlar yayıncıya yani Liber Plus Yayınları'na yazıyor.
Daha önemlisi ise kitaba baştan sona hakim olan düzensizlik ve editöryal sorunlar. Öncelikle 410 sayfalık kitap aslında 200 sayfa civarında bitebilirmiş. Tekrarlar insanı bir noktadan sonra yoruyor ve kitap bitse de gitsek demeye başlıyor insan.
Bu tekrar sorunuyla ilişkili olarak, kitabın bölümlerinin kitabın temel sorunsalına nasıl bağlandığı bir türlü açıklığa kavuşmuyor. 90'lar, Gezi, ABD, Beyaz Türkler, 28 Şubat, kültür vs. şeklinde uzun bir listeyi karmaşık bir şekilde okuyoruz, ama bunlar birbirine analitik bir berraklık oluşturacak şekilde bağlanamıyor. Sanki farklı vesilelerle yazılmış metinler iki kapak arasında dursun diye bir araya gelmiş ve ortaya çıkan kitap da sallantılı bir şekilde zorla bir arada duruyor gibi hissettiriyor.
Böyle olunca, insanın kafasında çok şimşekler çaktıran, insanı Türkiye tarihi ve özellikle de Türkiye'nin son 10 yılı üzerine düşünmeye sevk eden bu önemli kitap, bir tür özensizlik yüzünden potansiyelinin çok altında kalmış denilebilir. Başta dediğim gibi, bence bir klasik olma potansiyeli varken karman çorman bir şekilde yazık olmuş.
İkinci baskı için iyi bir editörle beraber tekrar düzenlenir, bölümler arası bağlantılar güçlendirilir, kitabın tezi üzerine daha çok düşünülür ve her bölüm bu bağlamda birbirine bağlanır, önsöz ve sonuç da gözden geçirilir ve yeniden yazılırsa, bence kitap da hak ettiği yeri bulacaktır.
Doğan Gürpınar, tam olarak keşfedilmemiş, aslen bir tarihçi olan fakat sosyolojik okumalarını çok değerli bulduğum müthiş bir insan. İlk kez okuduğum bu kitabında da Türkiye'deki siyasi kampların, kültürel alana tezahür eden çatışma ve uzlaşmalarını, mücadelelerini tarihsel bir perspektifte anlatıyor. Bugünü anlamak için dünün anlaşılması, incelenmesi gerektiğini bir kez daha insanın aklına çakıyor Hoca. Zira, insanoğlu unutmaya, içerisinde bulunduğu durumun ezelden beri böyle olduğuna ve böyle olmaya da devam edeceğine inanmaya meyillidir. Ülkemizin bugün geldiği noktanın öncesinde nasıl bir hal vardı, Türkiye'de nasıl bir kültürel dönüşüm yaşanıyor, bunların hepsi anlaşılması, düşünülmesi önemli konular. Doğan Hoca'nın bu kitabıyla bunu yapacağınıza eminim.
Türkiye'yi biraz daha iyi anlamak için kesinlikle okunmalı. Kimlik siyasetini ve nereden geldiğini bizim aslında geç kalan modernleşme sonucu bunu 2010lu yıllarda yaşamamız çok iyi anlatılıyor. AKP ve CHP'nin temsil ettiği kimliklerin uzun yıllardır süren kavgasının 2010lu yıllardaki kesitini anlattığı gibi ulkecek bu kavga ile ne kadar çok şey kaybettiğimizi 2022 yılında daha iyi anlıyorum. Kitabın birçok bölümü halen güncel.
Türkiye’nin yaşadığı ve kendisine özgü olarak nitelenen süreçlerin aslında dünyanın başka yerlerinde de yaşandığını gösteren bir kitap. Sosyolojik çözümlemeleri gayet yerinde. Liberal bir bakış açısıyla bakılmış, yer yer anti-Kemalistlikte ileri gittiğini düşünsem de genel olarak faydalı bir eser.