Dünyanın herhangi bir yerinde hiç uğruna ağaçlar kesildiğinde, hayvanlara zarar verildiğinde her birimiz aynı duygularla oraya koşmayı istedik. Bunu sadece siyasi görüşlerimize bağlı olarak yapmadık. Birbirini hiç tanımayan, farklı partilerden (ya da siyasi görüşü dahi olmayan) milyonlar olarak, sayısız örnekte sokaklarda yan yana durduk. Din, dil, mezhep, ırk, politika farkı olmaksızın hepimizi birleştiren tek bir şey vardı: Doğa’nın parçası olmak, ruha sahip olmak.
Sokrates öncesi filozoflardan Aristoteles'e, Tektanrılı dinlere, Descartes'tan Spinoza'ya, Leibniz'e, Heidegger'den Merleau-Ponty'e, Derrida'ya ve Deleuze'e dek bu izleği okumak mümkündür. Varolan her canlıyı bir araya getiren ortak nokta “anima”dır.
Bu kitap insanlarda, hayvanlarda ve bitkilerde ruh meselesini ele alıyor. Mesele üç-beş ağaç değil, tüm Varlık, tüm canlılar, Kâinat ve tüm İnsanlıktır. Mesele yaşama sahip olan en küçük varolan için dahi bu sorumluluğu üstlenebilmektir. Bu sorumluluğu üstlenmeliyiz!
Animalite bu nedenle içinde bulunduğumuz çağın meselesidir. Animalite insanın felsefi varoluşunu Kâinatın yapısına uygun olarak yeniden tanımlayacağı bir devrimin habercisidir.
Yine boyutuna anldanmamanız gereken bir kitap daha 6.45'ten. Bu kitapta yazar, canlıların hepsinin aynı mertebede olduğundan bahstemiş ancak bunu bilimsel bulgular yerine felsefi bulgular ile yapmıştır. Aristotales zamanında hayvanlar hakkında konuşulandan günümüze kadar süregelmiş tartışmalara hakkaniyetli bir şekilde yer vermiştir. Aristotales dersek yunan mitolojisisz olmaz. doğanın, canlılığın simgesi olarak psyke'den de bahsediyor kitap. eğer canlıların eşitliği ile ilgili bir şeyler okumak istiyorsanız ancak bilimsel kısmına zaten aşina iseniz, bu görüşlerinizi desteklemek için çok farklı bir tatta yazılmış.
Can Batukan'ın Altıkırkbeş Yayın'dan çıkan kitabı "Anima-lizm: İnsan, Hayvan ve Bitkilerde Ruh Üzerine", uzun zamandır düşünmekten kafamı, ümitsizlikten de aklımı yorduğum kimi sorunları içeren, temelde bir felsefe kitabı olmakla birlikte konuların özgün dizilimi ile aynı zamanda bir manifesto, bir bildiri niteliğine de sahip.
Dili çok ağır gelmiş olsa da, ele aldığı konu oldukça ilgimi çekti ve hoşuma gitti. Acaba konuyu ele alma biçimi de herkes tarafından daha kolay anlaşılabilir olabilir miydi? Belki.
hayvanlar ve hayvan hakları ve felsefe ile ilgiliyseniz mükemmel bir seçenek! değilseniz de ilgilenmeye başlamak için iyi bir başlangıç! okuyun, okutun derim :)