Olmak cesareti, insanın maske takmadan, “mış gibi” yapmadan, kendi çıplak varoluşuyla, nerede durduğunu, nereye ait olduğunu, nasıl bir dünya tasavvur ettiğini, hiç gizlemeden, utanıp sıkılmadan gösterebilmesi demektir! Korkmadan “Hayır!” diyebilmek, boyun eğmeden dik durabilmek, tahakküme karşı durma cesaretidir. Bize kendi aklını vasi tayin etmek isteyenlere karşı “Hayır, ben kendi aklımla mesudum, senin aklına ihtiyaç duymuyorum!” diyebilmektir. Hakikat ve hakikilik, cesaret istiyor. Kemal Sayar, zamanın ötesine konuştuğu yazılarıyla bize bunu hatırlatıyor.
Bir kaygı döneminden geçiyoruz, ama etrafımızda olan bitenleri, kendi içimizde olan bitenleri dikkatle izliyoruz. Böylesi dönemlerde kendi içimizdeki boşluktan aşağı bakabilmek nasıl da önem kazanıyor! Milletçe, “olmak” cesaretini göstermemiz gerekiyor.
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu olan Kemal Sayar, uzmanlığını Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri ana bilim dalında tamamlamıştır. Daha sonra sıra ile Vakıf Gureba Eğitim Hastanesi'nde ve Çorlu Asker Hastanesi'nde Psikiyatri Uzmanı olarak çalışmıştır. 28 Kasım 2000'de psikiyatri doçenti unvanı almıştır. 2000-2004 yılları arasında Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde Psikiyatri AD Öğretim Üyesi olmuştur. 2002 yılında McGill Üniversitesi'nde Tübitak araştırmacısı olarak ziyaretçi profesör ünvanıyla bulunmuş ve transkültürel psikiyatri ve psikosomatik tıp alanında araştırmalar yapmıştır. Daha sonra Bakırköy Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde dört yıla yakın bir süre başhekim yardımcısı ve 13. Psikiyatri Kliniği Şefi, dört aylık bir süre de (vekil) başhekim olarak çalışmıştır. 2008 yılında profesör olarak Fatih Üniversitesi'nde öğretim üyeliğine başlamış ve üç yıl sonra Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı'na geçmiştir. Halen Marmara Üniversitesi'nde öğretim üyesidir.
Çeşitli gazete ve dergilerde köşe yazarlığı yapmış, Açık Radyo'da ve daha sonra Star televizyonunda Ruhun Labirentleri isimli bir programı hazırlamış ve sunmuştur.TRT'de İnsanlık Hali adlı programı bir yıl yapmıştır. Yirminin üzerinde kitabı olan Sayar, edebiyatla da yakından ilgilenmektedir.
Olmak Cesareti benim çok beğendiğim ve sindire sindire okumaya çalıştığım bir kitap oldu, anlatmak istedikleriyle, değindiği noktalarla gerçekten çok iyi bir kitap. Herkesin kitapta anlatılması gereken şeylere kulak vermesi gerektiğini düşünüyorum, modern zamanın yalnızlığına sıkışıp kalmış insanlığın kaybettiği değerleri vurgulayan Kemal Sayar'a kulak vermemiz gerek.
Yazarın okuduğum ilk kitabı. Uslup olarak rahat okunuyor ancak görüşlerimiz aynı değil. Kitap yazarın çeşitli konulardaki fikirlerini içeren 3-4 sayfalık denemelerden oluşuyor.. Sekülerlik, batı ve tüp bebeke karşı, açıkça ifade edilmeyen homofobik görüşler var kitapta. Yazarın din inancı olmadan ahlak olmaz görüşü de alttan alttan verilen mesaj. Riyakar buldum yazıların pek çoğunu.. Elimde almış bulunduğum bir kitabı daha var, okuma listemin sonlarına öteledim, başka kitabını almayı da düşünmüyorum.
Kitaptan beklentim daha çok kişisel gelişim olması yönündeydi ama kitap tamamen düşünce kitabı.Yazarın üslubu akıcı konuları da kısa ve net ele aldığı için okurken sıkılmadım.Kitabı okurken yazarın dindar üslubu ve görüşleri dikkatinizi çekecektir ki yazar zaten bunu önsözde açık açık dile getiriyor.Buna rağmen topluma dair yaptığı psikanalitik çözümlemeler yerindeyken konuyu ille de siyasi eleştirilere getirmesini gereksiz buldum.Kitabın en büyük artısı pek çok güncel konuyu ele alması, toplumun postmodern çöküşünü dile getirmesi ve tıbbi gelişmelerdeki etik mülahazalara değinmesiydi.
Yazarın okuduğum ilk kitabı. Beğenip fikirlerine katıldığım kısımların olmasının yanı sıra görüşlerini benimseyemediğim noktalar olduğunu da belirtmeliyim. Konu yelpazesinin çok geniş olması derinliğe inmesine engel olurken bölümlerin kısa olması okumayı kolaylaştırmıştır. Özellikle kitabın ilk bölümlerinde zaman zaman kullandığı kelimeler akıcılığı sekteye uğratmaktadır. Bilinçaltı yerine şuuraltı kelimesinin kullanımı da dikkatimi çeken bir detaydır. Yazar, “Freud’un hurafelerine” iltifat etmediğini belirtmesine karşın zaman zaman çeşitli atıflarda bulunmaktan da geri kalmamıştır.
Kitap deneme tadında, içinde farklı konularla ilgili yaklaşık 3-4 sayfalık kısa kısa metinler mevcut. Beni en çok rahatsız eden eski kelimelerin kullanımı oldu. "Siyasi bir zaviyeden bakıldığı..." diye başlayan bir cümle var. Realite, manipülasyon kelimeleri varken siyasi bir açı yerine siyasi bir zaviye kullanılması neden? Mefluç olmak mesela. Bilemiyorum eski türkçe kelimelerle aranız iyi ise kitabı severek okuyabilirsiniz. Bazı cümlelerde evet haklı dedim ama genel olarak bitsin diye okudum.
Kemal Sayar’ın dini ve siyasi anlamda durduğu yerden bağımsız olarak, hayata dair güçlü içgörüler barındıran kitabı. İnsani paydalarda buluşabilmeye değer veren biri olarak ziyadesiyle faydalandığım bir kitap oldu.