Sivil Türkiye, o sabah kahramanlık türküleri ve marşlarla uyandı. Sokağa çıkma yasağı konmuştu. Halk gelişmeleri radyo ve televizyondan öğrenmeye çalışıyordu. Evren, bir konuşma yaparak darbenin nedenlerini anlatmaya karar verdi. ‘İlk defa böyle televizyon karşısında tüm millete hitap edeceğim için biraz heyecanlıydım. Onun için bir Nobrium aldım. Bir Nobrium içtim öyle, öyle gittim.’ Evren, 12 Eylül saat 13.00 TV konuşması: ‘Silahlı Kuvvetler, aziz Türk milletinin hakkı olan refah ve mutluluğu sağlamak vatan ve milletin bütünlüğü ve gittikçe etkisi azaltılmaya çalışılan Atatürk ilkelerine yeniden güç ve işlerlik kazandırmak, kendi kendini kontrol edemeyen demokrasiyi sağlam temeller üzerine oturtmak, kaybolan devlet otoritesini yeniden getirmek için yönetime el koymak zorunda kalmıştır.’" 12 Eylül Türkiye’nin miladı oldu. Önceki askeri müdahalelerin aksine Anayasa ve kanunlara bu dönem kalıcılaştırılmak istendi. Komutanlar ülkenin bir daha "12 Eylül öncesine" dönmesini için her tür önlemi aldılar. 2000’li yıllara girerken bu hedefe ulaşılmış görünüyor. Türkiye hala 1980’de dikilen elbiseyi giyiyor. Bu kitap Türkiye’nin en çalkantılı, en kanlı ve en canlı dönemini anlatıyor; 12 Eylül belgeseli dünü bilmek, bugünü anlamak ve yarını kurmak isteyenlere sesleniyor.
Mehmet Ali Birand is a liberal Turkish journalist, political commentator and writer.
He began his journalistic career by writing in the Milliyet newspaper. In 1992 he joined Show TV and presented the news. Birand began hosting a political show titled The 32nd day which was first on Show TV and then moved to CNN Türk. He also presented the daily news on CNN Türk. Presently he works at Kanal D where he hosts the news.
Birand is also the author of several books including 30 Sıcak Gün, Diyet, Türkiye’nin Avrupa Macerası, 12 Eylül 04.00 and Emret Komutanım.
He is also member of Galatasaray board and uncommitted governance council.
Birand'ın gezeteciliğine zaten söylenecek söz yok. Kitap da tam bir gazetecilik örneği olmuş. 12 Eylül darbesini inanılmaz sade ve anlaşılır bir şekilde yazmış. Belgesel kıvamında. Işıklar içinde uyusun
Bu kitap Türkiye'nin yakın siyasi geçmişinde yaşanan darbeleri konu olan belgesel serisinin üçüncüsüdür. Demirkıratla başlayan seride aynı ekip 12 Eylül askeri cuntasına giden süreci incelemişlerdir. Sürükleyicidir ancak olayları tüm çıplaklığı ile yansıttığı söylenemez. Yazıldığı dönem düşünüldüğünde gene cesur bir çalışmadır.