"Oğlum Muzaffer, sana bir sır veriyorum. Paşam ölürse ben de yaşayamam, o saat canıma kıyacağım."
Salih Bozok'un o uğursuz kasım sabahı oğluna söylediği bu sözler, kaçınılmaz sona isyan eden bir dostun acı çığlığı gibidir. Bozok, kararının gerekçesini açıklamak üzere bir veda mektubu yazmaya koyulur. Bu mektup, Selanik'te mahalle mektebinde başlayan, bir imparatorluğun çöküşüne tanık olan ve modern Türkiye'nin kuruluş coşkusunu yaşayan güçlü bir dostluğun çarpıcı belgesidir.
Çocukluk arkadaşı Mustafa'yla, Kurtuluş Savaşı kahramanı Mustafa Kemal Paşa'yla ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Atatürk'le pek çok yaşantıyı paylaşmış, onun kederine, tasasına ve sevincine tanık olmuş Bozok'un mektubu, dünyanın saygı duyduğu bir liderin özel yaşamına ve iç dünyasına da ışık tutuyor.
Veda, gösterime girdiği dönemde Türkiye'de bir milyon kişiye ulaşan, yurtiçinde ve dünyada pek çok olumlu eleştiri alan filmin romanı.
Tam adı Ömer Zülfü Livaneli’dir. 1946 yılında Konya-Ilgın’da doğan Livaneli, yazarlık kimliğinin yanında saygın bir müzisyendir. Müziği ile birçok ulusal ve uluslararası ödül almış ve eserleri John Baez, Maria Farandouri gibi sanatçılar tarafından yorumlanmıştır. Kültür, sanat ve politika alanında Türkiye’nin önemli isimlerinden birisi olan sanatçı, sanat yaşamı boyunca 300’e yakın besteye ve 30 film müziğine imzasını attı.
Bugüne kadar üç uzun metrajlı film yönetti; "Yer Demir Gök Bakır", "Sis" ve "Şahmeran". Valencia Film Festivali'nde "Altın Palmiye" ve 1989'da Montpelier Film Festivali'nde "Altın Antigone" ödülüne layık görüldü. "Sis", "En iyi Avrupa Film Ödülü"ne aday gösterildi. Sanatçının filmleri Türkiye, ABD, Fransa, Almanya, İsviçre, ve Japonya'da gösterime girdi ve BBC, WDR, İspanya, Kanada ve Japon televizyonları gibi bir çok televizyon şirketine satıldı.
Ekim 1986'da Cengiz Aytmatov'un daveti üzerine Federico Major, Yaşar Kemal, Arthur Miller ve diğer ünlü sanatçı ve düşünürlerin katıldığı Kırgızistan ve daha sonra Wengen, Granada ve Mexico City'de toplanan Issyk - Kul Forumu'nda yer aldı.
Livaneli, Elia Kazan, Jack Lang, Vanessa Redgrave, Arthur Miller, Mikhail Gorbaçov gibi ünlü kişilerle birlikte dünya kültürünün ilerlemesi ve dünya sanatlarının gelişmesine katkıda bulunmak üzere çalışmalarda bulundu.
1996 yılında Paris’te merkezi bulunan UNESCO (Birleşmiş Milletlerin Eğitim Kültür Bilim Kurulu) tarafından büyükelçilik verilen sanatçı Livaneli, orjinali ilk kez 1978’de çıkan "Nazım Türküsü"adlı albümde Nazım Hikmet'in şiirlerinden bestelediği şarkıları bir araya getirdi.
Sabah Gazetesi'nde köşe yazarlığına yaptı. Bir dönem CHP'den Milletvekili olarak aktif siyaset hayatına da katıldı.
Sarı Zeybek'e benzer bir tat alarak okudum. Kimi yerde hüzünlenip ağladım, kimi yerde güldüm, minnet duydum. Zülfü Livaneli güçlü kalemi, yalın anlatımı ile çok başarılı bir sonuç çıkarmış ortaya. Sadece tarihi anlatmakla kalmamış, aşk ve serüven de katmış.