Jump to ratings and reviews
Rate this book

Cinselliğe Dair Vazgeçmemiz Gereken 100 Efsane

Rate this book
Kadının kadın, erkeğin erkek olduğunu zannedenler vardır etrafınızda -siz değil yahu, belki böyle düşünen arkadaşlarınız vardır…

"Sevişmenin ve çiftleşmenin aynı şey olduğunu, Seks için iki cinsin gerektiğini, Erkeklerin kadınlardan daha çok seks düşkünü olduğunu, Ama ön sevişmenin kadın icadı olduğunu, Eşcinselliğin kalın barsak hastalıklarına yol açtığını, Oysa kadının erkeğinin sert olmasını istediğini, Tecavüzcüler kısırlaştırılırsa sorunun çözüleceğini…" zannedip duran işte o arkadaşlarınıza hediye edebileceğiniz bir kılavuz kitap. Onlara bizden selam söyleyin, bu kitabı okuduktan sonra tekrar konuşalım bu konuları…

Psiko-kültürel analiz alanındaki çalışmalarıyla tanıdığımız Bülent Somay'ın kaleminden, Cinselliğe Dair Vazgeçmemiz Gereken 100 Efsane, 100'ü de birbirinden efsane.

233 pages, Paperback

First published January 1, 2016

1 person is currently reading
61 people want to read

About the author

Bülent Somay

35 books59 followers
1956'da İstanbul, Bakırköy'de doğdu. 1972'de girdiği Boğaziçi Üniversitesinden 1981 yılında, İngiliz Edebiyatı dalında lisansüstü derecesiyle ayrıldı. 1982-83 yıllarında Montréal McGill Üniversitesinde bilimkurgu alanında doktora çalışması yaptı, ancak doktora derecesini almadan İstanbul'a döndü. 1983'ten bu yana Akıntıya Karşı, Zemin, Birikim, Demokrat ve Defter dergilerinde deneme ve makaleleri yayımlandı. 1984-1995 yılları arasında Mozaik Müzik Topluluğunun bir üyesi olarak, 1995'ten sonra ise bağımsız olarak müzik çalışmalarını sürdürdü. Metis Yayınları'nda fantazi ve bilimkurgu dizilerinin editörlüğünü yaptı. 1986-1994 yılları arasında yazdığı siyasi makalelerini Geriye Kalan Devrimdir (Metis, 1997) adlı kitabında, sevdiği şarkıların sözlerinden hareketle yazdığı denemelerini Şarkı Okuma Kitabı'nda (Metis, 2000) topladı. Tarihin Bilinçdışı (2004), Bir Şeyler Eksik (2007) ve Çokbilmiş Özne (2008) Metis yayınlarından çıkan diğer kitaplarıdır. Ütopya, Distopya ve Bilimkurgu hakkındaki yazılarını derlediği The View from the Masthead: Journey through Dystopia towards an Open-Ended Utopia kitabı 2010'da İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları tarafından yayımlandı. 2002'den beri Bilgi Üniversitesi Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü'nde öğretim görevlisi olarak çalışmaktadır. Bülent Somay aynı zamanda İstanbul Bilgi Üniversitesi Kültürel İncelemeler Yüksek Lisans Programı Direktörüdür. Devrimci Sosyalist İşçi Partisi mensubudur.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
14 (25%)
4 stars
17 (30%)
3 stars
16 (28%)
2 stars
8 (14%)
1 star
1 (1%)
Displaying 1 - 5 of 5 reviews
Profile Image for Metin.
Author 8 books24 followers
July 16, 2016
Provokatif, eğlenceli, öğretici
Profile Image for Benan.
230 reviews31 followers
February 25, 2020
Cinsellikle ilgili, çoğunlukla doğruluğu kesinlikle ispat edilmemiş olduğu halde doğru kabul edilmiş bilgiler diyebiliriz kitapta irdelenen başlıklar için. Zaten tam da bu yüzden efsane olarak nitelendirilmişler. 100 efsane, sekiz ana başlıkta toplanmış ve her başlık için nedense sanki kural gibi sadece tek bir sayfa ayrılmış. Aslında yeterli de olmuş bir yandan. Ağaçkakan Yayınlarının Hazır Bilgi serisinden olan kitap hazır bilgiden daha çok cinsellikle ilgili çeşitli bakış açıları sunuyor bence. Kendi bilgilerimi kontrol ettiğimde bu 100 efsaneden sadece bir kaçına inanmış olduğumu gördüm. Bu anlamda çok da önemli bir kazanımım olmadı açıkçası. Ancak, etrafımda gelişen tartışmalarda kitapta sunulan bakış açıları ile karşımdakileri ikna etme kabiliyetim biraz daha artmış olabilir. Eh bu da azımsanacak bir kazanım olmasa gerek. Örneğin kürtaj bir cinayet midir değil midir sorusuna hâlâ net bir cevap bulamasanız da kürtaj hakkını savunmanın sağlam dayanaklarını çok açık görüyorsunuz.

Bülent Somay gerçekten de az ama öz yazan bir yazar. Sadece bir kaç sayfada bir mesele üzerine tespit, teşhis ve üstüne bir de çözüm getirebiliyor. Ne yalan söyleyeyim, bu kitabı sadece 2020'yi kendimce Bülent Somay yılı ilan ettiğim için okudum. Bir Şeyler Eksik'ten sonra sığ mı gelir acaba diye düşünmüştüm. Bilgi açısından biraz böyle olsa da kazandırdığı perspektifi düşününce hiç de öyle değil. İyi ki okudum! Bu kitap ilginizi çekerse, Bülent Somay'ın Bir Şeyler Eksik (Aşk, Cinsellik ve Hayat Hakkında Bilmek İstemediğimiz Şeyler) isimli kitabını da okuyun derim.

Kitaptaki efsanelere eşlik eden çizimleri de beğendim ancak sadece bir kısmı bana çok anlamlı geldi. Pek çoğu sadece birbirinin benzeri. Kitap 233 sayfa görünüyor ama aldanmayın. Yarısı çizim ve bölümler arası boşluklar falan. Sadece 100 sayfası metin içeriyor. Ben olsam, çizimlerden sadece çok çarpıcı olanları kitaba dahil eder, belirtilen efsanelerin metinlerini ise biraz daha derinleştirirdim. Bundan 4000 yıl önce timsah tezeğinin doğum kontrol için nasıl gündeme geldiği, bu bilginin tam olarak ne zaman, nasıl elde edildiği uzun uzun anlatılmasa bile en azından bu bilgilere ulaşabilecek kaynak kitapta belirtilebilirdi mesela. Ya da iktidar meselesi biraz daha irdelenebilirdi.

Kadınlar iktidar kavramından gerçekten çok mu uzak? Hiç iktidar hırsları yok mu yani? Kültür insan ürünüyse psikolojiyi kültürden nasıl ayırabiliriz? Bir şeyin kültürel mi yoksa psikolojik mi olduğunu kolay yoldan nasıl anlayabiliriz? İnsan düşünce ve davranışı söz konusu olduğuna göre bunların bir şekilde etkilenmesi insanın psikolojisinin etkilenmesi demek değil midir? Etkenin kökeni kültürel de olsa, etkilenen insan psikolojisiyse, bu etkenleri psikolojiden nasıl ayrı tutabiliriz? gibi sorulara rağmen sorunun kaynağının ataerkil düzende olduğuna ikna oldum yine de. :-)

Evet, kitap rahat okunuyor ancak çoğu zaman düşünme de gerektiriyor. İsterseniz kitabı bir saatte bile kolaylıkla okuyabilirsiniz ancak düşünerek ilerlemek isterseniz o kadar çabuk olmuyor. İnsanın aklına pek çok soru takılabiliyor. Bazı noktalar çelişkili gelebiliyor. Örneğin, tarihçesini bilmesem de çok eski bir kurum olduğunu tahmin ettiğim fahişelik onun zamanında da mevcutsa, neden Freud, üreme ile cinselliği kavramsal olarak birbirinden ayırabilecek verilere sahip olmamış olsun? Ayrıca, mitoz bölünmeden haberi olmamış mıydı Freud'un?

Neredeyse hiçbir şeyin gizli kalmadığı bu zamanda cinselliğe dair bazı yanlış bilgilerin hâlâ doğru sayılmasına şaşırıyor insan. Mitlerin yanlış bilgi türemesinde ne kadar etkili olduğunu da görüyorsunuz kitap sayesinde.

Bu arada, 52 yaşında menopoza yeni girmiş bir kadın olarak G noktasının ne olduğunu da öğrenmiş oldum. :-) Duymuşluğum vardı ama hiç üzerine gitmemiştim. Feministlerin Freud'a kızdığı hususlardan birini öğrenmiş oldum böylece kitap sayesinde. Feministler sadece G noktası konusunda mı kızgındır Freud'a bilemiyorum ama klitoris bağımlısı bir kadın olarak bile onlardan farklı düşünüyorum bu konuda. :-) G noktası sadece erkek egemenliğini güçlendirmek için peydahlanmışsa niyet kötü tabii ama olgun bir cinsel yaşam için önemli gibi duruyor. Bu konuda Freud çok da haksız değil bana göre. Erkeklerde tek bir haz noktası mevcutsa, sağlıklı bir cinsel beraberlik açısından G noktası neden önemli olmasın? Sadece klitoris hazzına takılmış bir kadın cinsel olarak ne kadar olgundur? Böyle sorular etrafında dönüp durunca aslında yazarın açıklamalarında cinselliğin ne olduğundan çok ne olmadığından yola çıktığını düşündüm. Kitabı bitirip okuduklarımı şöyle bir düşününce, Somay'ın da belirttiği gibi tecavüz olayları tüm kültürlerde yaygın olsa da, cinsel olgunluğa ulaşamadan bu hayattan göçüp gitmenin doğu kültürlerinde çok daha kolay olduğu sonucuna vardım kendimce.

Bir de, Somay hemcinslerine biraz katı yaklaşmış gibi geldi bana. Erkekler bana o kadar da "hayvan" görünmüyor doğrusu. :-) Her erkek bir ana evladı sonuçta. Bu kısır döngüyü yine ancak kadınlar kırabilir bana göre.

Aslında, psikolojiye akademik olarak kıyısından köşesinden bulaşmış, öğrendiklerini, yaşadıkları tecrübelerini de hesaba katarak yansıtabilmiş insanların genelde sahip olduğu samimiyet, hoşgörü, anlayış ve sevecenlikle yazmış yine Bülent Somay. Ayrıca, siz değil de bir arkadaşınız doğru biliyordur diye anlatmış yanlışları. Artık ona göre okuyup arkadaşınıza aktarırsınız siz de. :-) Sık sık gülümsemenin garanti olduğunu da söylemeyi unutmazsanız iyi olur.

Aşağıdaki bağlantıdan kitabın içeriği ile ilgili sohbeti de izleyebilirsiniz. Kitabın tarihçesi de açıklanıyor sohbette.

https://youtu.be/MeQsr0y41Hs

Okunacaklar:
Cinselliğin Tarihi, Michel Foucault
Profile Image for Bihter.
54 reviews3 followers
August 7, 2020
Bu kitap bana bir kez daha Bülent Somay'ı seviyorum dedirtti. Oldukça provokatif ancak ofansif olmayan, okurken kıkır kıkır güldüren bir üslupla Türkiye zihniyetinde ezelden beri süregelen ve hala tartışılan önyargı ve hükümleri birer birer çürütüyor. Kadına şiddetin gündemin merkezinde olduğu, bugünlerde okumanın son derece öğretici olacağı bir kitap.
19 reviews
February 5, 2023
çok keyifle okudum, arada içimden kahkaha attım. lafı uzatmadan, net bir şekilde verenleri ayrı bir yere koyuyorum, yormuyor okurken. açıklamaların altını daha da doldurmak için elbette ek okumalar gerekiyor. amacına layıkıyla ulaşmış bir kitap. teşekkürler
Displaying 1 - 5 of 5 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.