Geceyle gündüz gibiydik. Hem birimiz olmadan diğeri olamazdı. Hem de beraber olamazdık.
Bazen tam olarak budur aşk… Ne birlikte olabilir sevenler ne de ayrı. Sina ve Deniz'in bir tesadüfle başlayan aşkları, başka bir tesadüf yüzünden çıkmaza girmiştir. Deniz, çok sevdiği Sina'yı bırakmak zorundadır. Bunu yapmadığı her an, Sina'ya biraz daha zarar verecektir çünkü. Öte yandan Sina, hayatında ilk kez karşılaştığı aşk ve güven duygusunu daha bulduğu an kaybetmeye dayanabilecek midir?
Geceyle gündüzün durmadan birbirini takip etmesi gibi, güzel ve kötü günler de hep arka arkaya mı gelir? Yaşanan her güzel şey, yaklaşmakta olan bir kötülüğün habercisi olabilir mi? Sina ve Deniz'in birbirlerini ölesiye sevmeleri, birlikte olmalarına yeter mi?
İlk olarak kitabın adının anlamı mükemmel. "ŞURİMŞİNE" "Canımın İçi" demek. Anlamına bayıldım.
Kitap öğretmen öğrenci ilişkisi içeriğinde, fakat ilişkileri öğretmen ve öğrenci olduklarını bilmeden başlıyor.Kitabın basımı, kapağı güzel hoşuma gitti. Tanıtımı ise çok güzel ve cezbediciydi. Kitabı okurken zamanın nasıl geçtiğini hiç anlamadım. Sanki kitabı elime aldım ve bitti. Yazarımızın kalemi o kadar sağlam ki kitap okuyucuyu hiç sıkmıyor. Deniz ve Sina aşkı bu zamana kadar okuduğum aşklardan farklı bence. İmkansız ve olamaz kelimelerin kafiyesiz kaldığı bir kitap. Bu devirde böyle aşka çok az tanık oldum diyebilirim. Tamam kitabın bazı yerlerinde cinsellik olabilir ama bunun problem olacağını düşünmüyorum. Çünkü hemen hemen bir sürü kitapta dizide, filmde cinsellik var. Neyse kitaba geri dönersel konu olarak; Sina ve Deniz'in bir doğum günü kutlamasında tesadüfen tanışması ve başlarına bulaşan bir beladan kurtulmasıyla birbirine bağlanan çiftin hayatı değişiyor ve başka bir boyut alıyor. Deniz'in kıskançlıkları, Sina'nın acılarını, güçlü duruşlarını bu kitapta okuyacaksınız. Deniz'in dedesi çok hoşuma gitti bu arada. Söylemeden geçmek istemedim.
Ben kitabı açıkçası çok sevdim. Okumayanlara tavsiye ediyorum. Okuyun derim pişman olacağınızı sanmıyorum.