Mais qui est-il réellement, cet être qui partage ma vie ? Ce livre explore la vie commune avec un être, le chat, qui nous demeure pourtant inconnu, dont on se demande souvent : comment pense-t-il ? Il est composé de six brefs chapitres, portant chacun sur un thème (la vie en commun avec le chat, les rituels du chat, la communication, l'amitié, l'amour et la cruauté du jeu avec la souris), introduit par une citation choisie de grand auteur. Florence Burgat y mêle des réflexions théoriques, non doctorales, à des séquences vécues qui feront écho avec l'expérience de tous.
Bir makale hacmindeki bu kitabı, bir kedi sever olarak ilgimi uyandırdığından almıştım. Felsefi ve psikolojik gözlemler, alıntılar bolca kullanılmış. Arada ilginç tespitler var tabii. Ama sonuçta yeni bir şey söylemiyor. Okunmasa da olur yani.
“Kediler, bilindiği üzere, tam olarak evcilleşmiş değillerdir, sadece insana alışmışlardır. Kimi zaman bundan bile hâlâ şüphe duyulur. Aynı anda birden çok yerde bulunan varlıkların en yetkini olan kedi tamamen buradayken aynı zamanda başka yerdedir, muhakkak başka yerdedir.”(s.45)
Adından yola çıkarak tek bir konuda ama daha iyi işlenmiş bir eser bekliyordum. Düşünürün çoğu önerisi bana ham ve geniş (havada) geldi. Alıntılar çıkarıldığında geriye özgün ne kalıyor düşüncesi vardı kafamda. Sonuçta 50 sayfacık bir eser.
Kediler ve dil, kediler ve yaşam, kediler ve ritüeller, kediler ve sevgi, kediler ve içgüdü temalarını kitapta görebiliriz.
Örneğin kediler ve dil konusunu ele alalım. Instagram'da Elsiewants diye bir hesapta, ünlü bir yazar kediyle adeta sohbet ediyor. Bu tek bir örnek. Düşünüre göre dil sınırlayan, tasnif eden bir olgu. Oysa dil kadar insanı özgürleştiren ne var ki? İşte bu noktada (aslında çok daha önce) ilgimi tamamen kaybettim.
Bu bağlamda köpekler nasıl iletişime daha yatkın olabiliyor? Burada, köpeklerin insanlarla olan etkileşiminin daha hevesli olmasına mı aldanılmış sorusunu doğurdu bende.
Elbette ancak bir insan bir kedinin başını eğmesine bu kadar çok anlam yükleyebilirdi sanırım.
Ben felsefeye yabancı, kedilere aşık biriyim. Benim için yanlış bir seçimdi. Felsefe oldum olası başımı ağrıtır.
Konu çok güzel olsa da ben kitabın da tartışmasının da içine giremedim. Dil o kadar sıktı ki beni uzun zamandır yapmadığım bişiyi yaptım, atlayarak okudum. Çok merak ettiğim bir metindi, felsefeyle kedileri nasıl ilişkilendiriyor yazar diye ama hayalkırıklığına uğradım.
60 sayfalık bu kısa felsefi metin, her ne kadar yeni bir şey söylemese de kediyle insanın kurduğu büyülü ve kendine has ilişkiyi, farklı yönleriyle gerçekten sarih bir şekilde açıklamayı başarıyor.
Une intéressante anthropologie de la vie avec un chat, observée dans les moindres comportements afin d'en expliquer la raison, parfois cachée ou même absente.