Lenin’in dinin toplumsal işlevi ve dine karşı sosyalistlerin alması gereken tutumu açıkladığı kısacık bir kitap. Dinin toplumsal işlevi konusunda Lenin’in kendinden önceki Marksistlerden farklı bir şey söylediği yok aslında. Kapitalist toplumu köle toplumu olarak niteleyerek bu yapının temel dayanaklarından biri olarak dini niteliyor:
“Bugünkü toplum, tamamen geniş emekçi kitlelerin nüfusunun ufak bir azınlığı; yani toprak sahipleri ve kapitalistler sınıfı tarafından sömürülmesi esası üzerine kurulmuştur. Bütün yaşamları boyunca kapitalistler hesabına çalışan “özgür” işçilere sadece kazanç sağlayan kölelerin yaşamını sürdürmeye, kapitalist köleliğin güvenini ve sürekliliğini sağlamaya yetecek oranda geçim olanağı “tanındığından”, bu toplum bir köle toplumudur.”
“Din, bütün yaşamı boyunca çalışan ve yokluk çekenlere, bu dünyada azla yetinmeyi, kısmete boyun eğmeyi, sabırlı olmayı ve öteki dünyada bir cennet umudunu sürdürmeyi öğretir. Oysa yine din, başkalarının emeğinin sırtından geçinenlere bu dünyada hayırseverlik yapmayı öğreterek, sömürücü varlıklarının ceremesini pek ucuza ödemek kolaylığını gösterir ve cennette de rahat yaşamaları için ehven fiyatlı bilet satmaya bakar. Böylelikle din, halkı uyutmak için afyon niteliğindedir.”
Ancak dinle mücadele konusunda pragmatik olmayı önererek aktif mücadeleyi reddediyor. Engels’in belirttiğini tekrarlayarak dine karşı savaş açmanın militan dinciliği uyandıracağını ve gerçek hedeften saptırma yaratacağını belirtiyor:
“Engels dine karşı böylesi savaş açmanın “Bismarck’ı geride bırakacak ölçüde Bismarck’cılık” yani Bismarck’ın dine (ünlü Kültür Savaşı-Kulturkampf, 1870’lerde Alman Katolik Partisine, “Merkez” partiye karşı polis kovuşturmasıyla) karşı giriştiği mücadeleyi boşuna tekrarlamaktan başka bir şey olmadığını tekrarlamıştır. Bismarck bu mücadeleyle katoliklerin militan dinciliğini uyarmaktan ve gerçek kültür çalışmalarını zedelemekten öte bir yarar sağlamamıştır.”
“Ne olursa olsun tanrıya savaş açılmasını isteyen bir anarşist, gerçekte papazlara ve burjuvaziye yardım ediyor demektir (ki anarşistler uygulamada her zaman burjuvaziye yardım ederler).”
Dikkatimi çeken son husus ise devrim öncesi Duma’da grupları bulunan sosyalistlerin söylevlerinde çok cüretkar görünmeleri. Bugünün meclislerinde söylenemeyecek derecede sistem karşıtı, devrimci bir söylemleri var. Tabii bunları daha çok satır aralarından anlıyorsunuz.