Jump to ratings and reviews
Rate this book

1917: La Russie en révolution

Rate this book
Désorganisée par la guerre, affaiblie par l'opposition politique, la Russie sombre lentement. Dans la capitale de l'Empire, Petrograd, soumise au froid et à la faim, une révolution spontanée éclate, forçant le tsar Nicolas II à abdiquer. Un gouvernement provisoire se met en place tandis que, pour la première fois, ouvriers, paysans, soldats s'expriment, revendiquent et agissent dans des milliers de soviets et comités. Le pays est " en révolution ". En quelques mois, se créent les conditions du succès d'une minorité agissante, le parti bolchévique de Lénine, qui, le 26 octobre, au terme d'une insurrection armée, établie la " dictature du prolétariat ". Momentanément, coup d'Etat politique et révolution sociale convergent. Dans un récit vif et clair, Nicolas Werth restitue l'intensité de cette année 1917, porteuse d'un magnifique espoir de justice et de liberté, mais évoque aussi les malentendus et les mythologies que la " grande Révolution d'Octobre ", première révolution socialiste de l'histoire, a fait naître.

176 pages, Paperback

First published January 1, 1997

Loading...
Loading...

About the author

Nicolas Werth

57 books24 followers
Nicolas Werth (born 1950) is a French historian, and an internationally known expert on communist studies, particularly the history of the Soviet Union. He is the son of Alexander Werth, a Russian-born British journalist and writer.

He wrote the chapters dedicated to the USSR in The Black Book of Communism. Werth is a research director at the Institut d'histoire du temps présent, affiliate to CNRS. Since the 2000s, all his books are financed by the Hoover Institution. In 2007, he was the historic consultant for the French television documentary film, Staline: le tyran rouge, broadcast on M6.

Source: wikipedia.com

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
3 (12%)
4 stars
8 (32%)
3 stars
11 (44%)
2 stars
3 (12%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 - 3 of 3 reviews
Profile Image for Fırat Diker.
11 reviews1 follower
May 18, 2024
Nicholas Werth’in “1917 Rus Devrimi” eserinden bazı alıntılar yapıp bunlar üzerine düşüncelerimi paylaşacağım. Nicholas Werth’in yanlış anlamalar olarak kategorize ettiği başlıkların altında geçen iddialara yönelik fikirlerim bunlar.

“ “… Toprakların tamamı, yeniden dağıtılmak üzere, yerel komitelere devredilmiştir.” Aslında bu emir, birçok köy topluluğunun 1917 yazından beri uyguladığı bir yönteme, büyük toprak sahiplerinin, hatta hali vakti yerinde köylülerin topraklarına el konmasını yasallaştırmakla kalıyordu. Geçici bir süre için, iktidara gelmelerini kolaylaştıran bu özerk köylü devriminin gerçeklerini dikkate almak zorunda kalan Bolşevikler, kendi programlarını on yıl kadar sonra yeniden uygulamaya koyacaklardı. 1929-1930 yıllarında kırsal alanlardaki zoraki ortaklaştırmalar, Ekim rejimiyle köylü sınıfı arasındaki tartışmanın doruk noktasını oluştururken, 1917’deki yanlış anlamanın trajik sonucunu getirecekti.”

Yukarıda alıntıladığım kısım aslında mülksüzleştirme ve mülk sahibi olma geleneği arasındaki çatışmadır. Köylülerin hala mülk sahibi olma isteği temelde yine sahiplenme egosundan gelir. Köylü temsilcilerinden oluşan komitelerin üretilen ürünün yerine ulaşmasını ve köylü sınıfının da ihtiyacı olanı kadar kendinde tutmasını sağlamak görevi vardır. Ortaklaştırmalar yapılacaksa bu şartlar sağlanmalı ve bu işler şeffaf yürümelidir. Zaten köylülerin kendi temsilcileri olacağı için bunda sorun çıkmamalıydı. Burada iki ihtimal var:
1) Durum şeffaf yürütülmedi ve üretilen ürünleri kontrol eden mekanizmalar köylülerin temsilini sağlayamadı. Zaten bu komitelerde yerelde oradaki köylülerden seçilmeliydi. Rejim ve köylüler arasında anlaşmazlık buradan çıktı.
2) Diğer bir ihtimal ise köylülerin komünizmin mülksüzleştirme fikrine sıcak bakmamalarıydı. Ama zaten vakti zamanında kendilerini sefalete götüren şeyin başkalarının mülk sahibi olup bu mülkü büyütmek olmasıdır.

“Birkaç hafta içinde, bu kuruluşların yetkileri geri alınır, Bolşevik Parti’ye dahil olur ya da lağvedilirler. “İktidar Sovyetlerin”, Ekim 1917 Rusya’sındaki bu en popüler parola, kaşla göz arasında Bolşevik Parti’nin Sovyetler üzerindeki iktidarına dönüşür. “İşci denetimi”ne Bolşeviklerin temsil ettiklerini öne sürdükleri bu topluluğun, Petrograd’daki ya da diğer büyük sanayi merkezlerindeki proleterlerin bu temel talebine gelince, derhal, Devlet’in işçi ve girişimciler üzerindeki denetimine, sözde “işçi” denetimine dönüşür.”

Burada Nicholas Werth kuruluşlar derken şunlar kastediliyor: fabrika komiteleri, sendikalar, sosyalist partiler, mahalli komiteler, kızıl muhafızlar ve Sovyetler. Fabrika komiteleri yerinde durup Bolşevik Parti’ye dahil olmuştur. En başından zaten bu komiteleri korumaya çalışan Bolşevik Parti’ydi. Pasifize edilmediler ve varlıklarını sürdürdüler. İşçi hakları muhafaza edildiği için sendikalaşma veya örgütlenme yasaklanmadı. Sözde “sosyalist partiler” sosyalist değillerdi. Mahalli komiteler zaten işçi temsilcileri tarafından sürdürüldü. İsim değişikliklerine takılmayacağım. “Sovyetler” fikri güçlenerek varlığını sürdürdü. Bu alıntıda görüldüğü üzere yazar akıl tutulması yaşıyor. Uygulamalardaki eksiklikler ve yanlış politikalar bizzat Bolşevikler ve Lenin tarafından dillendirilip öz eleştiri yapılmıştır. Bazı uygulamalar amaç doğru olmakla beraber yanlış olabilir. Bu sosyalizm kurulurken geçirilen ağrılı bir süreçtir. İşçiler ve Bolşevik İktidarı arasında zaman zaman gerilimler olmuştur. Bu durum işçilerin bu süreçte Sovyetler Birliği’nin kuruluşunda etkili olduğunu gösterir.

Yazar bir başka yanlış anlamanın da Rus İmparatorluğu’na bağlı uluslarla Sovyetler arasındaki meseleler hakkında olduğunu söylüyor. Sovyetler Birliği kurulduktan sonra bünyesindeki diğer etnik gruplarla girilen savaşların işgal olduğu iddiasında. Öncelikle oralardaki ekonomiye can verecek kaynaklar Sovyetler Birliği için yaşamsal öneme sahipti. Onlardan vazgeçmesi Sovyetler’in emperyalistler tarafından yutulması riski doğururdu. Oradaki kaynaklardan vazgeçmesi o zamanki şartlarda imkansızdı. Çünkü ekonomik anlamda belini doğrultmaya çalışıyordu. Dahası Sovyetler’in Rus İmparatorluğu’nun devamı gibi düşünülmesi mümkün değildir. Çünkü birinde etnik tanımlama varken ötekinde böyle bir tanımlama yoktur. 20. Yüzyıl başında bir ülkenin anayasasında böyle bir etnik vatandaşlık tanımı yapılmayıp üst kimlik olarak belirlenmemesi çok ilerici bir harekettir. Dolayısıyla Sovyetler bünyesindeki diğer uluslar tanım olarak dışlanmış olmayıp oradaki emekçi sınıfını da kapsayıcı bir hale gelmiştir. Üstelik diğer halklarla girişilen savaşın bir sınıf savaşı olduğunu Lenin belirtmiştir. Bunu yazarın fetih olarak tanımlaması gerçekliği olmayan bir ifadedir.
Profile Image for Fernando Pestana da Costa.
578 reviews29 followers
January 3, 2021
Translation of the French original first published in 1997 in the acclaimed Gallimard book series, this small and lavishly illustrated volume is a very welcome addition to the literature in Portuguese about the Russian revolution aimed at the general public: apart from the books published by the Portuguese Communist Party press (that for obvious reasons do not count as serious scholarship) this is, as far as I'm aware, the only such book currently available in Portugal in the Portuguese language. And it is a wonderful, although rather brief, introduction. Certainly not complete, and not displacing such classics as Chamberlain's, Ferro's, or Pipes' general works (to say nothing about some of the excelent specialist's studies by Brovkin, Rabinowitch, or Shapiro) this is nevertheless an excellent introduction to one of the most transcendentally important historic events of the 20th Century. And a beautifully illustrated one!
Profile Image for Bulent.
1,026 reviews66 followers
October 29, 2017
Kitap 1917 Şubat'ında Çarlığın devrilmesinden 26 Ekim 1917'de Bolşeviklerin iktidarı ele almasına dek geçen süreyi zengin görsel malzeme ile anlatıyor.
Şubat, Nisan, Temmuz ve Ekim aylarında yaşananlar, Menşevikler, Bolşevikleri, Asker ve İşçi Sovyetleri, Kerensky, Kornilov, Troçki ve tabii ki Lenin kitapta eylemleriyle gözler önüne seriliyor. Küçük bir kitap olmakla birlikte ele aldığı konuyu oldukça derli toplu işliyor. Bu yanıyla da iyi bir referans kitabı.
100. yılında Ekim Devrimi'ni öğrenmek için başlangıç olacak iyi bir kitap.
Displaying 1 - 3 of 3 reviews