Öncelikle Selvi Atıcı! Tapıyorum. Sana. KADIN! Sen muhteşem bir insansın…
“Kimliksiz” kitabı ile beni kendine ve tabi ki Deryal ‘e aşık ettin ama bu kitap var ya bu kitap bambaşka bir şey…. Beni benden aldı, aklım fikrim Süheyla ve Demir oldu. Dengemi bozdu. Ve öyle ki bu kitaptan yüzlerce satın alıp önüme gelen her insana kitabı hediye etmek istiyorum, herkese okutmak ve hakkında saatlerce konuşmak istiyorum, suratımda salak bir gülümseme ile birlikte Demir ve Süheyla ‘nın o muhteşem atışmalarını hatırlamak istiyorum, hele ki o okyanuslar kadar derin cümleleri afiş yaptırıp İstanbul’un her bir köşesine astırmak istiyorum. Bir defa değil bu kitabı her gün tekrar tekrar okumak istiyorum… Ve bugüne kadar ilk defa bir kitaptaki cümlelerin altını çizmek ve hatta üzerlerini renkli kalemlerle boyamak istiyorum. Son zamanlarda okuduğum en, en, en aklı başında, zeka seviyesi yüksek diyalogları ve duygu yoğunluğu Everest'e ulaşmış muhteşem bir aşk hikayesinin içine girdiğim için ve Süheyla & Demir ‘in mesafeli ve bir o kadar da dengesiz ilişkisine şahit olduğum için cidden çok mutluyum…
Hali hazırda parça parça da olsa okuduğum 4 tane kitap olmasına rağmen onları bıraktım ve hadi bir göz atayım derken bir de baktım ki kitabı elimden bırakamıyorum. Ve daha ilk sayfadan bu hikaye, Selvi Atıcı ‘nın anlatımı beni kendisine öyle bağladı ki okumadan duramadım. Demir ‘in dediği gibi -bu kitabın- müptelası oldum, bırakamadım. Çoğunlukla Süheyla’nın hazır cevaplığı yüzünden kahkaha atarak okuduğum kitapta Süheyla ve kardeşi Umur ile ilgili bölümleri ise gözlerim dolu dolu okudum. Süheyla ‘nın baştan sona bozmadığı çizgisini sevdim. Ama en çokta Demir ‘in Süheyla’yı bir oya misali ince ince işleyerek, sabırla bekleyerek kadına olan aşkını ona hissettirmesini sevdim. Daha ne diyeyim arkadaşım. Alın, okuyun, okutun! :)
-----------------------
“Beni bir virüs olarak düşün. Şansına iyisinden ya da kötüsünden… Sana yayıldım. Bedenine, ruhuna ve istesen de istemesen de kalbine sızdım. Beni atamazsın! Benden kurtulamazsın! Çünkü ben, senin ömür boyu katlanmak mecburiyetinde olduğun virüsünüm!”
“Keyfin bilir.”
“Tapıyorum. Sana. KADIN!”
“Demir Bey, ne yaptığınızı sorabilir miyim?” Elbette. Ne Yapıyorsunuz? Adam derince bir iç çekti. “Her ne kadar amacım ellerini ısıtmak olsa da sanırım kendimi cehenneme atıyorum.” “Umarım kavrulursunuz.” “Zalimsin kadın!” “Muhtemelen.”
“Müptelası olduğum birçok şeyi ardımda bıraktım. Zor oldu. Ama başardım. Seni evde bulamadığım bir saat içinde anladım ki, alkol bırakılır, sigara da bırakılır, hatta birçok şey bırakılır ama… Sen; bayan süpürgesiz cadı! Sen bırakılmazsın!”
“Bu gecenin adını; tek gecelik özgürlük koydum!” Süheyla yanlarındaki garsonu umursamadan ve öfkeden köpürmüş bir halde, “Umurumda değil! Siz alkolden uzak duruyordunuz!” diye çıkıştı. “Ben aşktan da uzak duruyordum.” Demir başını eğdi ve omuz silkti. “Şimdi sek içiyorum.”
“Bir gün, dünyanın senin etrafında dönmediğini fark edeceksin! Ve sırf fark ettiğin o an sana gülebilmek için hemen dibinde olacağım!”
Demir, güldü. Bu Süheyla’ca 'Ömür boyu dizinin dibinden ayrılmayacağım, canım aşkım!’ demekti.”
“Sen-“
“Ben, sana tapan adamım. Ben, özleminden aklını kaçıracak olan adamım! Ben, seni görebilmek için televizyon kanallarında rezil olmayı göze alan adamım! Kahretsin, Sü! Ben, hayatını seninle geçirmek için yanıp tutuşan adamım! Ben, senin sevdiğin adamım!”
“Demir kıkırdadı. Parmak uçları, onun ve Süheyla ‘nın nefes alışlarını hızlandıracak minik dokunuşlarda bulunurken, omzunu dişledi “Kahretsin! Gebereceğim!” Genç kadını aniden kendisine çevirdi. Manzara şahaneydi. Çıplak, beklenti dolu, yanakları hafifçe renk değiştirmiş Süheyla… Demir, nefesini tuttuğunun farkında değildi. Elleri saçlarının arasına uzandı. “Fena seviyorum seni kadın!”
“Keşke bana bu kadar güçlü olmayı öğretmeseydin! Keşke tapabileceğim tek kadın olmasaydın! O zaman seni rahat bırakırdım, Bayan Buz Kütlesi!”
Gitme, aşağılık herif! Gitme! Diye çıkıştı. “Gidipte kaldıramayacağım bu yükü omuzlarıma bırakma. Altında ezilirim. İnan… O kadar güçlü değilim! Pislik herif!”Parmakları saçlarını sertçe kavradı. “Ölürsen, seni öldürürüm!” “Kahretsin, kadın! Harika gidiyordun ama teknik olarak ölü birini öldüremezsin!”