'Ne çabuk bitti ya' diye yakınmaktayım. Bu kitabı okurken Duygu'nun yaşadığı aksilikleri okudukça, gerçekten yaşanabiliyormuş böyle durumlar dedim. Yani okuduğumuz o kurma kitaplardaki şeylere 'oha ya bu kadar da olmaz' derken aslında gerçekte de olabiliyormuş... Bu kitabı, Duygu'yu ve sevgili sevgilisi Dongho ile birlikte çekildikleri o güzel fotoğraflarına imrenerek bakarken, her anları bu fotoğraf kareleri gibi mutlu mu geçiyor veya geçti mi? Bu zamana sorunsuz mu geldiler? diye düşündüğüm soruların, cevaplarına olan merakımdan dolayı istiyordum ve tabii aşklarını biraz daha yakından okumak için... Ve sonunda okudum. Cevaplarıma ulaşmak beni mutlu etti mi diye sorarsanız, bir bakıma derim. Aşklarını biraz olsun okumuş olmakta güzeldi. Hayat, tüm güzel şeylerin çabalamadan elde edilmediğini her fırsatta hatırlatırken, biz hâlâ pembe gözlerle baktığımız hayatın, siyaha bulandığını görünce hemen bırakıyoruz kendimizi. Oysa ki siyah değil midir ışığı en belirgin gösteren? Bu kitap gerçeklik barındırması ile her okuyana "Güneş her gün doğuyordu farkında olana" başlığı misali, 'Bu kitap birçok şey katıyor farkında olana...' diyorum. Duygu'ya ailesi ve sevgili sevgilisi-bu hitap oldukça hoşuma gitti- Dongho konusunda oldukça imrendim. Ailesinin o anlayışı ve sevgisi, Dongho'nun şu anda bilinen erkeklere nazaran kendini her konuda çok başka ifade etmesi ile imrenmemek elde değil ki. "Zor atlatılan o kötü dönemler, gelecek güzel dönemlerin habercisidir..." Bunun gibi bir sözü yine bir kitapta okumuştum ve hayatımda bu söze hep yer vereceğim. Bu kitaptaki birçok kural ve söze yer vereceğim gibi... Ben tek kitap diye düşünmüştüm ama "devam edecek" yazısını görünce de şaşırmadım. Hüzün dolu bitti bu kitap ama neyse ki şu an bakınca mutluluk onlarla gibi görünüyor... "Farklılıklar zenginlikmiş... Birinin kültürü yüzünden yargılamak ne gereksizmiş!"