Gündüz Vassaf, Ne Yapabilirim? Geleceğe Kartpostallar’da bir harekete, örgüte, partiye, hatta ideolojiye bağlı olmayanlara sesleniyor. Kötümserliğe kapılıp edilgenleşmeye, değişimin ertelenmesine, değişimi kendimizden başka yerlerde aramaya karşı çıkıyor. Okurunu, çaresiz çırpınışlarda tükenmeden “ne yapabilirim”i düşünmeye davet ederek yeni bir yaşam ahlâkını tartışmaya açıyor…
“Düş gücünün avukatı” Gündüz Vassaf’tan barışa, özgürlüğe, haksızlıkları vurgulamaya, düşlemeye, değişime, birlikteliğe, geleceğe dair şiirsel bir kitap…
Rüyalarımız, her yerde, her koşulda. Darwin’in eksiği, evrim teorisinde umuda yer vermemiş olması. İnsandan başka yarını yaşayan tür var mı?
Gündüz Vassaf (d. 1946, ABD), Türk yazar ve psikolog.
Liseyi İstanbul Robert Koleji'nde tamamladıktan sonra 1968'de George Washington Üniversitesi'nde psikoloji eğitimi gördü. 1977'de Ankara Hacettepe Üniversitesi'nden doktorasını alan Vassaf, uzun bir süre Ankara Üniversitesi Mediko-Sosyal Merkezi'nde öğrencilere psikolojik danışmanlık yaptı. Uluslararası Psikologlar Konseyi yönetim kurulu üyeliğinde bulunan Gündüz Vassaf, 12 Eylül askeri darbesinden sonra öğretim üyeliği yaptığı Boğaziçi Üniversitesi'nden istifa etti.
O tarihten sonra Kassel, Bremen ve Marburg Üniversitelerinde öğretim üyeliği, Kanada'da McGill Üniversitesi Center for Developing Area Studies'te konuk akademisyen, Amsterdam'da Averoes Stichting'de klinik psikolog, Viyana'da Institut für Höhere Studien 'de konuk araştırmacı olarak bulundu.
Yazar, psikoloji alanındaki eserlerinden çok, tarihe farklı bir bakış açısıyla yaklaştığı çalışmalarıyla tanınmaktadır. Halen Radikal gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır. İnsan, tarih, sosyoloji, popüler kültür konularında her Pazar yayınlanan Gerçek Orada Bir Yerde adlı sohbet programında Murat Belge ve Şerif Mardin ile birlikte yer aldı.
Kitap, açıktan cevaplar vermekten çok, şiirsel bir tarzda sorular soruyor, farklı alanlarda ne yapabilirim soruları hakkında düşündürüyor. Devrimler, kuşak çatışması, savaş, barış, kapitalizm, sosyalizm, siyasi çözümler, ütopya, Türkiye’nin yakın tarihi, Amerika’nın çelişkileri, teknolojik gelişmeler gibi konular yer alıyor.
Özellikle gençler için yazılmış bir kitap. Ne yapabilirim sorusu her yaşın sorusu ama sanırım gençlikten sonra arayışımız yavaş yavaş azalıyor, bir yola girmiş oluyoruz, kabulleniyoruz veya sözcükler artık eskisi kadar fazla büyüleyemiyor, duymadığımız yeni söz azalıyor. Cehenneme Övgü başucu kitaplarımdandı, henüz 20 yaşımda yoktum okuduğumda, çok sarsmıştı, her satırının altı çiziliydi.
Düşünür kimliğiyle Vassaf bu kitabında, bocalayan, çıkış yolu bulamayan arayıştaki insana çözüm önerileri sunuyor, farklı bakış açıları kazandırıyor. Kitabı elimde kalemle, yer yer, dura düşüne okudum; harika tespitler ve ilgi çekici bilgiler var. Düşünsel anlamda kitap ilham verici.
Gündüz Vassaf’ın Gezi’ye adadığı ve aynı dönem dünyada gördüğümüz sivil itaatsizlik eylemleriyle birlikte dünyanın daha iyiye doğru evrileceği umutlarıyla yazdığı bir tür idealler ve öngörüler kitabı. İdealler noktasında aynı yerde olmakla birlikte kitabın yazıldığı 2017 sonrası dünyadaki gelişmeleri düşününce umutlar için aynı yerde olabildiğimi söyleyemem. Yine de yazarı bana daha da çok sevdiren, okurken keyif aldığım bir kitap oldu.
İnsandan başka yarını yaşayan tür var mı ? “Geleceğe Kartpostallar”la, dünden bugüne yaşadıklarımın izini sürüyorum. Geleceğin bir halinin düşünsel provası. Yazdıklarım, Olsun diye umduklarım değil, Olabileceğine inandıklarım.
Kitabın büyük kısmını ‘daha önce okumuştum sanırım’ düşüncesiyle okudum. Bu muhtemelen Vassaf’ın çıkan bir çok konuşmasını dinlemiş olmamın verdiği kulak dolgunluğuydu. Kitap, klişe, slogan ve kalıplardan ötesini gösterdi ve bana umut oldu.
Lefebvre'nin Modern Dünyada Gündelik Hayat'ını bilmeden, Gündüz Vassaf'ın Cennet-Cehennem ikilemesi nasıl bambaşka geliyorsa, Francis Fukuyama'nın Tarihin Sonu'nu bilmeden bu kitabın savunduğu temel görüş de çok farklı ve belki de çekici gelebilir.
Benim uyarım, "gençlere hitaben" yazılmış bu kitabın belirli bir entelektüel birikim edinmeden okunmaması. Çünkü bu kitap tarih yazınını eleştirirken kendisi taraflı ve politik tarih yorumlari yapıyor. Amerikancı duruşunu, liberelazmin söylemi olan demokrasi ve savaş karşıtlığı ile gizliyor. Daha da kötüsü, Gezi Parkı Direnişçilerinin hassas oldukları noktalara değinerek, sempati kazanmaya çalışarak, genç zihinleri etkileme sinsiliğinde.
Kitap sahip olduğumuz ulusal ve kültürel değerleri yıkmak istercesine eleştiriyor fakat hiçbir çözüm sunmuyor. Kitaba göre kendi toplumsal sorunlarımızı ikinci plana atıp amerikan toplumunu nasıl iyileştirebileceğimize odaklanmalıymışız. Çünkü her türlü iyilik amerikadan gelirmiş, amerikadaki özgürlükleri geliştirmeye çalışmalıymışız vs. (sf.184). Ayrıca, uluslararası ilişkilerimizde dini cemaatleri (ve kitap boyunca dini eleştirmesine rağmen) de ihmal etmemizi salık veriyor (sf.194).
Kitap bilinç akışı ile yazılmış, bu da kitabın telkin ettigi fikirlere sübliminal hale getiriyor (en azından tecrübesiz okurlar için). Bilinç akışı ile yazılmış ama sanki aceleye getirilmiş gibi. Ayrıca kitap son kelimesine kadar redaksiyon hataları ile dolu. İletişim Yayınlarında pek görmediğimiz bir durum bu. Ve son not: kitabın çıkış tarihi temmuz 2016
Bu kitapla ilgili bir spekülasyonum olacak. Tüm bu ele aldıklarım topluca değerlendirilirse, kitabın bir "üst akıl" tarafından yazdırılmış olduğu akla gelebilir. Amaç Türk gençliğinin ulusal ve kültürel değerlerini yozlaştırmak, eylem ve protesto gücünü baskılamak sanki. Temmuzda alelacele basılmış, cemaate göz kırpan bu kitap, darbe girişiminin başarılı olması halinde, toplum mühendisliğinin bir aracı olarak tasarlanmış olabilir. 80 darbesinden sonra gençlerin planlı olarak apolitikleştirilmesine bezner bir amacı var sanki.
Bu da sayın Gündüz Vassaf'ı bir ecnebi ajanı yapar, ki geçmişi karışık bir zat olduğu malumunuz.
Son olarak, spekülasyon olmayan bir gerçek var ki o da bu kitabın mensetsiz sığ bir kelime yığını olduğudur. Yazarın, yazdığı konunun uzmanı olmayan bir psikolog olması da bunu doğal kılıyor. Tarihçilere, sosyologlara, ekonomistlere ve bu disiplinlerle ilgilenen gerçek aydınlara sallayan, ergen psikolojisiyle yazılmış bu kitap açıkcası beni fena trolledi.
Yoksa oturup kitap da eleştirisi yazıcak halim yok...
Eylem, Riski azaltarak Katılımı çoğaltmalı. Meydanlardan uzakta, Evde, sokakta, okulda, Sabırla, sebatla, Her an, herkesle, her yerde. Yoldaş tavlayarak değil Yakınlarınla yola çıkarak. Çağrıyla değil, Yaratıp yaşayarak. Etiketsiz aitliğimizde, Ne aktivist, ne solcu, Cinselliğimizin cinsiyetsizliğinde, Ne erkek, ne kadın, Şaşırtıcı, yaratıcı ifadelerle, İktidarın her türlüsüne karşı, "Ne yapabiliriz?" çağrısında, Yarına odaklı.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Akıcı bir dille teşhise, geçmişin analizine , tecrübe ile geçmişteki doğrulara ve yanlışlara yönelik,kabul edinen çerçeveleri , görüşleri yeniden düşünmeyi teşvik eden okunası bir kitap. Farklı düşünce ve inançlar için , doğru yanlış demeden önce açık bir algı ile anlamaya yönelik okunması, bariz kültürel birikimden yararlanmak için faydalı. Başında belirtilen herhangi bir hareket veya ideolojiden bağımsız değerlendirme savı ile tutarlı. Kötümser teşhislere rağmen , ümitsiz olmama tavsiyesi doğru . Bununla birlikte ne yapabilirim sorusu için iç rahatlatıcı öneri kısmı zayıf. Belki son bölümdeki geleceğe kartpostallar kısmı bir ipucu olup , önce yaşanmak istenen düzgün bir geleceği gözümüzde birlikte canlandırmak doğru bir ilk adım.
Birinci bölümde fazla tepeden bakan bir tarzı var, birbiriyle alakasız parçalar özensizce bir araya getirilmiş gibi. Şiirimsi tarzı da bana özensiz yazılmış hissi veriyor. Referanslar olmadıgı için bazı iddialar çok havada.
Dünya için ülkemiz için çok kaygılıyız ama elimizden ne gelir ne yapabiliriz bir türlü bilemiyoruz genel olarak, konuya benim gibi yeniyseniz, yeni farkındalıklar yaratıyor. Giriş niteliğinde bir kitap, denemelerden bir derleme yapılmıs gibi. Sonrasında daha akademik bir kitap okumak isterim konu ile ilgili.
Kitabı okuyamadım, akmadı, gitmedi. 2016’da başladım, bıraktım. Geçen yıl sonu elime bir daha aldım, 4 ayda bitti. Genel anlamda Gündüz Vassaf’ın en zayıf kitabı (havaalanı yazılarını henüz okumadım) diyebilirim. ODTÜ öğrencilerine yaptığı konuşmanın genişletilmiş hali olduğu için sanırım, basit cümleler ile derinleşemeyen bir kitap olmuş. Yazar yüzünden beklentimi yüksek tuttum, yine de bir sürü kitaba yeğlerim.
Kitabın bazı bölümlerini çok beğendim ve etkilendim. Tekrara düşülmüş hissi veren kısımlar olsa da genel olarak farklı görüşler içermesi itibariyle okumaktan memnun kaldığım bir kitap oldu. Kendi görüşlerimden ayrılan argümanlar olmasını zaten büyük bir artı olarak görüyorum. Yazı formatı hep aynı olsa da kimi yerde şiire daha çok yaklaşmışken kimi yerde daha çok düz yazıyı andırıyor, bu özelliğinin de onu okuması zevkli bir kitap haline getirdiğini düşünüyorum.
Ben ne yapabilirim? Bu önemli soru etrafında dünyamızın değerlendirilmesi. Savaş barış arkadaşlık sanat. Tüm bunların etrafında. Kendini sorgula , mış gibi yapma.
Psikoloji ehilliğinin kokusunu her cümlesinden duyumsadığım; barışçıl, ümitkâr bakışın her pasajda açılandığı Vassaf’ın “Ne Yapabilirim?” sorusunu işlediği şiirsel anlatı kitabı. Her şey bir yana, kitapta mevzulara olağan dışı açılardan bakılması ufuk açıcıydı bana göre. Okumadan sonra, çeşitli kazanımlarımın olduğu muhakkaktır. Ümit kavramının önemi yeni bir şekilde şimdi; hem bireysel, hem toplumsal açıdan. Ümitsizliğin(şu sıralar bünyemizde gırla var olan) en öncesinde insanın bizzat kendisine halel vermekten hatta kendisini yok etmekten başka bir şey olmadığını Vassaf şiddetle dikkatime verdi, mesela. Düzenin miadını doldurduğu; savaşları yâd etmenin başka savaşlara hizmet edeceği ve daha birçok şey gözlere seriliyor kitapta. Düzenin adaletsizliğinin, düzenin aymazlığının, düzenin ideolojik bağnazlığının, “fast-food” egemenliğinin, dilimize geçen “baybay”ların, şovenizmin, aşırı tüketim kalebentliğinin, hedonizmin, çıkarcı riyâkarlığın, emperyalizm cehaletinin, kör bencilliğin, evrensel aymazlığın olduğu bu dünyada “Ne Yapabilirim?”.
İdeolojilerden bağımsız, evrensel insana sesleniyor Vassaf. Bir araya gelerek tüm insanlığın evrenselliğe evrilmesi adına...
Bunların arasında bana tatlı ve farklı gelen bir iki bölüm, hemen aklımda, söyleyeyim: "Arkadaşlık", "Mozart'ın 40. Senfonisi". Arkadaşlık bölümünde; kültürümüzde var olan arkadaşlık olgusunun bu çağdaki gerçeklerle çakışması karşısında yeni bakış açımızı kazanabilmek belki de kendi açmazlarımıza bir çözüm olacağı anekdotu zihnimde. Diğer bölümden bir kesit de: “Gezegenimize gelecek mahluk bizim neyimizi merak eder? Gezegenimize geldiğine göre bilimimizi merak edecek değil ya! Sanatımıza tabi ki.” Özgürlük. İmgelemimiz uçsuz bucaksız, eşsiz, bize ait. Sanatımızı icra edelim, özgürlük köreltilemez.
Kitabın genel bir konsepti olduğu söylenebilir. Bununla birlikte bir bütünlük ya da silsile arz etmiyor. Ben de yorumunu öyle yazayım madem. Kafa açıcı fikirler var. Özellikle içe kapalı ortamlarda yetişen veya okulunda öğrendiği şeyleri henüz sorgulamaya başlamamış gençler için güzel bir antitezler bütün denebilir bu kitap için. Gündüz Vassaf’ın derdini anlamakla,dünyaya yaklaşımına sempati ile bakmakla ve büyük ölçüde bu yaklaşıma katılmakla beraber bu kitabı okurken birçok yerde kitabın üzerine muhalefet şerhi düşme ihtiyacı hissettim. En problemli nokta büyük genellemeler ve soyutlamalar. Evet piyasa düzeni kötüdür, insanları aptal tüketiciler yapmaya çalışır vesaire ancak bu mekanizma karanlık adamların bir takım kararlar aldığı ve hükumetlerin bunları uyguladığı bir düzen olarak betimlenince söylem ciddiyetini kaybediyor. Yine bu düzenin karşısında müthiş politik bilinci olan bir küresel gezi konumlandırılmış Gündüz Vassaf. Onlar da iyi çocuklar oluyor. Bunların dünyanın işleyişinin bu şekilde olmadığı yazarın da malumu olsa gerek. Daha keskin anlatım olması ve genele hitap etmesi için bu seçim yapılmış diye düşünüyorum. Ancak akılsızlık, komploculuk ve olgulara dayanmayan fikirlerin çok revaçta oldu günümüz Türkiye'sinde bunlara aynı üslup ile mukabele etmek başka dogmalar yaratacaktır.
Gündüz Vassaf'ı seviyorum, kitaplarını, kişiliğini... Bu kitabını da sevdim. Yer yer çok sevdim, yer yer daha az çok sevdim... Ancak fazla tekrarlar var gibi geldi, o yüzden üç yıldız verdim. Gerçi söylediklerini tekrar tekrar okumaya değmez mi, değer. Kitabı 16 yaşındaki yeğenime verdim, sanırım en önemli kitlesi gençler. Çevrenizde lise, üniversite çağındaki tüm gençlere rahatlıkla verebileceğiniz bir kitap. Onlar için dönüm noktası olabilir.
Önceki kitaplarının çok gerisinde kalmış bir çalışma olmuş. Bir ilerleyen yaş mendeburluğunun kokusunu aldım. Herkese öfkeli, kimsenin gelişmeleri doğru tahlil edemediğine kani olmuş, son dönemin kültürel, sosyal, siyasal ve teknolojik gelişmelerinin anlamını ve potansiyelini kimsenin anlayamamış olmasına bağlı olabilecek bir öfkeyle genelde ayar veren bir monolog olmuş. O eski kitaplarının ironik ve satirik tarzını aramadım desem yalan.