İnsanın binbir yüzünü tanımak… İşte, Sabahattin Ali… Kürk Mantolu Madonna, İçimizdeki Şeytan, Kuyucaklı Yusuf gibi ölümsüz eserleriyle tanıdığımız Sabahattin Ali'nin seçme üç öyküsü Yapı Kredi Yayınları'nın Doğan Kardeş dizisinden yayımlandı. Bize insanın binbir yüzünü anlatan, edebiyatımızın en önemli yazarlarından ve "hep genç kalan" Sabahattin Ali'yle tanışmak için üç etkileyici öykü: "Arabalar Beş Kuruşa", "Ayran" ve "Sırça Köşk"… Sabahattin Ali'nin bu gerçekçi ve hüzünlü öyküleri Sedat Girgin'in resimleriyle buluşuyor.
Tadımlık "Karanlıktan, yüzünü kamçılayan kar ve rüzgârdan, dizlerine sıçrayan çamurdan ve duyduğu seslerden korkuyordu. Açlığı, sıska kardeşlerinin korkunç gözlerini, yorgunluğunu unutmuştu. Bir an evvel köye varmak, ocakta küllenen bir odun parçasıyla aydınlanan toprak dama girmek ve bir köşede saklanmak istiyordu. Ne yatmak, ne dinlenmek, sadece bir dört duvar arasında bulunmak… Bu geniş karanlıktan, bu seslerden kaçmak…"
Sabahattin Ali (February 25, 1907 – April 2, 1948) was a Turkish novelist, short-story writer, poet, and journalist.
He was born in 1907 in Eğridere township (now Ardino in southern Bulgaria) of the Sanjak of Gümülcine (now Komotini in northern Greece), in the Ottoman Empire. He lived in Istanbul, Çanakkale and Edremit before he entered the School of Education in Balıkesir. Then, he was transferred to the School of Education in Istanbul, where he graduated in 1926. After serving as a teacher in Yozgat for one year, he earned a fellowship from the Ministry of National Education and studied in Germany from 1928 to 1930. When he returned to Turkey, he taught German language in high schools at Aydın and Konya.
While he was serving as a teacher in Konya, he was arrested for a poem he wrote criticizing Atatürk's policies, and accused of libelling two other journalists. Having served his sentence for several months in Konya and then in the Sinop Fortress Prison, he was released in 1933 in an amnesty granted to mark the 10th anniversary of the declaration of the Republic of Turkey. He then applied to the Ministry of National Education for permission to teach again. After proving his allegiance to Atatürk by writing the poem "Benim Aşkım" (literally: My Love or My Passion), he was assigned to the publications division at the Ministry of National Education. Sabahattin Ali married on May 16, 1935 and did his military service in 1936. He was imprisoned again and released in 1944. He also owned and edited a popular weekly newspaper called "Marko Paşa" (pronounced "Marco Pasha"), together with Aziz Nesin.
Upon his release from prison, he suffered financial troubles. His application for a passport was denied. He was killed at the Bulgarian border, probably on 1 or 2 April 1948. His body was found on June 16, 1948. It is generally believed that he was killed by Ali Ertekin, a smuggler with connections to the National Security Service, who had been paid to help him pass the border.[2] Another hypothesis is that Ertekin handed him over to the security services, and he was killed during interrogation. It is believed he was killed because of his political opinions.
Sabahattin Ali's 100th birth anniversary was celebrated in Bulgarian city Ardino in March 31, 2007. Ali is a well-known author in this country because his books have been read in schools in Bulgaria since 1950s.
Şahsına ait olan hiç ihtiyarlamayacağı öngörüsü doğru çıkan ve bu vesileyle hep genç kalan, ölümsüz eserlerin sahibi, ülkesinden ve tüm nesillerden hayatının alacaklısı Sabahattin Ali'den büyüklerin olduğu kadar küçüklerin de vicdanlarına sesleneceğine inandığım, resimleriyle de göz dolduran, seçilmiş üç hikayesi ve içerisinde barındırdığı toplumsal eşitsizlik, sınıf farkı, ekmek parası kazanmanın küçük omuzlara yüklendiğinde taşınması ne zor bir ağırlık olduğu gibi acımasız gerçekleri ve kibir, horgörü, çaresizlik, yalnızlık, hoşgörüsüzlük, acımak, umut/suzluk hislerini okuyucusuna en derinden yaşatan ve bir miras olarak okutulması gereken üç hikaye arasında, "Ayran"daki küçük Hasan'ı evde onu aç bilaç bekleyen iki küçük kardeşine bir kara ekmek almak uğruna, sağ kolunda taşıdığı güğümü ayağına en az iki numara büyük gelen, altı çivili kunduralarıyla kah çamura kah kara bata çıka karanlıkta ve tipinin altında korku içinde taşırkenki haliyle hatırlayacağım her zaman, en fazla.
"Sakın tepenize bir sırça köşk kurmayınız. Ama günün birinde nasılsa böyle bir sırça köşk kurulursa, onun yıkılmaz, devrilmez bir şey olduğunu sanmayın. En heybetlisini tuzla buz etmek için üç beş kelle fırlatmak yeter." Sırça Köşk
Çok güzel bir çocuk kitabı olmuş. Çizimleriyle de çocukların ilgisini çekecek diye düşünüyorum. Çocukları sabahattin ali işe tanıştırmanın güzel bir vesilesi. Okusunlar :)
Üç farklı karakter, üç farklı olay, Sabahattin Ali’nin kaleminden üç farklı öykü.. Çocuk edebiyatı kapsamında oldukça güzel bu üç öykü 10 yaş ve üzeri çocukların okumayabilecekleri bir kitap. Ayrıca Sabahattin Ali ile tanışmak için de çok güzel bir başlangıç olur. Beni en çok etkileyen öykü “Ayran” oldu. Orada geçen olay içimi çok burktu. Bir çocuğun üzerindeki hayat yükünü düşünebiliyor musunuz? Ve çok sık tekrarladığım bir söz, ne çok acı var.. Sevgiyle.. 🍀 #fatmanınçocukedebiyatıkitapları #SabahattinAli #ÜçÖykü #ArabalarBeşKuruşa #Ayran #SırçaKöşk #yky
Çocuk kitabı diye yorumlar okudum ama bence bu yetişkin kitabı. Özellikle Arabalar Beş Kuruş’a ve Ayran öykülerini okurken içim sızladı. Zaten Sabahattin Ali’yle ilgili, yaşamı, ölümü, yazdıkları, hep içimi sızlatan birşeyler var. Sırça Köşk çocukların da okuyabileceği bir öykü, çok da hoş bir öykü. Sedat Girgin’in çizimleri de harika. Öyküleri okuduğumdan daha uzun süre bakmış olmalıyım öyle incelikli, öyle güzeller, hikayelere öyle yakışmışlar ki.