Zeynep Alpaslan'dan cesur bir ilk roman! Anahtar sözcükler: 90'lar, grunge müzik, fanzin, enjektör, sado-mazo ilişkiler, halüsinasyon, arayış, çözümleme. Anahtar kişiler: ‹ncitmekten ve incinmekten korkmayanlar, en çok kendinden korkanlar, hayata zaaflarından bağlı olanlar, hep gitme hayali kuranlar, ailesinden kaçıp kendi çetesini kuranlar, kurtulanlar… Pagoda, sustuğu yerlerde bile okurun zihninde konuşmaya, "müziğini çalmaya" devam ediyor. Özlem babasının sırtındaki pagoda dövmesine dikti gözlerini. Elini kalbine götürdü. Kalbi yoktu. Kalbi orada, o beş katlı, ahşap Japon tapınağının içinde, Buda'nın kalıntıları arasında muhafaza ediliyordu. Ne zamandır ölüyüz? Kadının portakal büyüklüğündeki kalbi örümcek ağlarıyla kaplıydı. Pagodanın dövme mavisi çatısının üzerinde minik bir kuzey yıldızı duvar çivisinde unutulmuş bir ev anahtarı gibi asılıydı. Sen asla kaybolmayacaksın.
Türk yazarlardan yeraltı edebiyatı denebilecek tarzda üretilmiş müthiş bir örnek. Romanın soyutluk ile somutluk arasında gidip geldiği 3.kısım bence acayip lezzetliydi. Sabah 6’da okumaya başlayıp 3 gün boyunca elimden bırakamadığım harika bir arayış-kayboluş—dönüşüm ve varoluş romanı. Çok beğendim.