Jump to ratings and reviews
Rate this book

Roman

Rate this book
"Falih Rıfkı Atay’ın sürükleyici, zengin muhtevalı, zıt görünüm ve olaylara dayanarak tezlerini savunan bir üslubu vardır.”
Prof. Dr. İlber ORTAYLI


“Örneğini bildiğimiz roman değil, hiçbir örneğe uymayan benim ROMAN’ım bile böyle bitmemeliydi.
Bu satırları yazarken sonbahar, odamın karşısındaki ağaçların yapraklarını sarartıyor; ufak dallarını kırıyor. Rüzgâr, Marmara bulutlarını, sual işaretinin başı gibi, kıvıra kıvıra palamut leşi kokan Haliç’e doğru atıyor.
Palamut ölüsünden, Balat’tan açık havaya, serine, yükseğe; sağanakla güreşe, fırtına ile yarışa, uçsuz bucaksız stepe, derin ormana, yaylanın donmuş gözyaşlarına benzeyen buz birikintilerine, bir kül ve ateş kaosu içinde yaradılış esrarlarını arayan Anadolu’ya çıkınız.”

160 pages, Unknown Binding

Published January 1, 1952

1 person is currently reading
13 people want to read

About the author

Falih Rıfkı Atay

42 books85 followers
Atatürk üzerine çalışmalarıyla tanınmış gazeteci, yazar Falih Rıfkı Atay 1894'te İstanbul'da doğmuştur. Öğrenimini İstanbul Edebiyat Fakültesi'nde yaptı. 1908 devriminden sonra "Tanin" gazetesinde gazeteciliğe başladı. Bir yandan gazetelere, dergilere yazılar yazıyor, bir yandan da Babiâli Mektubi Kalemi'ne devam ediyordu (1913). Bir süre sonra, oradan Dahiliye Hususi Kalemi'ne kâtip olarak geçti. Falih Rıfkı Atay Birinci Dünya Savaşı'na yedek subay olarak katıldı. Bir süre sonra 4. Ordu Komutanı Cemal Paşa'nın emir subayı olarak, Kudüs'te ve Suriye'de bulundu. Bu arada, resmi görevle birtakım Avrupa yolculuklarına da katıldı. Savaş sona erince, Bahriye Hususi Kalem Müdür muavinliğine atandı. O sıralarda iki arkadaşıyla birlikte "Akşam" gazetesini kurdu (1918). Devrim aleyhinde bulunanlarla çetin bir savaşa girişen Atay, 1922 yılında Bolu'dan milletvekili seçildi, 1950'ye kadar milletvekili kaldı. Bu arada, "Hakimiyet-i Milliye", "Milliyet", "Ulus" gazetelerinin de başyazarlığını yaptı. 1950'de siyasi hayattan çekilerek kendini tamamen gazeteciliğe adadı. Kısa bir süre "Cumhuriyet" gazetesine haftalık sohbetler yazdıktan sonra, bir arkadaşıyla birlikte "Dünya" gazetesini kurdu.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
1 (11%)
4 stars
1 (11%)
3 stars
4 (44%)
2 stars
1 (11%)
1 star
2 (22%)
Displaying 1 - 2 of 2 reviews
Profile Image for Recai Bookreader.
150 reviews5 followers
September 13, 2022
"Sizde şu tuhaflık var ki siz kadına karşı, kendinize hak ve ahlâk diye sokağı ve geceyi ayırdığınız için, kadın da sokak ve geceyi hak olarak kazanmağa çalışıyor . Belediye âzalığını, doktorluğu, avukatlığı siz onlara Fransızlardan daha kolay veriyorsunuz. Fakat bir türlü kadınlığı vermiyorsunuz. Ben diş çekemediği, karın yaramadığı, kürek cezası veremediği için sızlıyan Türk kadını görmedim. Dişilikten kurtulup kadın olamadıkları için ağliyanları gördüm. "

İstanbullu bir "madam"ın Türk erkekleri için söylediği bu cümleler sanırım kitabın en ilginç pasajı. Ancak kitabın geneli başarısız. Roman türünde bir eser felan sanılmasın sakın. Ne olduğu pek belli değil. Hani bu çok sorun değil ama kitaba özensizlik hakim. Kim konuşuyor, neyi ima ediyor, mesele nedir, çoğu yerde anlamak imkansız. Yazar, okuyucuyu pek düşünmeden "içinden geldiği gibi" yazmış.

Yazarın "rejimin altın çocuğu" torpili olmasa zannetmiyorum ki bu kitap basılabilsin, hele hele Varlık Yayınları'nın Büyük Eserler Kitaplığı serisinde yer bulabilsin. Kitabın başınaki ilginç nota göre benim de elimde bulunan 1952 baskısı kitabın ikinci basımı. Yazarın sevgili dostu Yaşar Nabi 20 sene sonra tekrar basmayı teklif etmiş (demek ki kitap 1930'ların başında yazılmış). Yazar kitabın 20 sene önce "hicvettiği" meselelerin hala alakalı olduğunu iddia ediyor. Demek ki bu ikinci basımın amacı, yazarın bitmesin diye onca mücadele ettiği tek parti rejiminin halefi olan Demokrat Parti iktidarına karşı bu kitabın bir taşlama olduğunu düşünmesi. Bunun yanında Yaşar Nabi, yazarın 27 yıldır aralıksız sürdürdüğü milletvekilliğinin sona ermesiyle yazarın hüzünlendiğini düşünmüş olmalı. Eh, elinizde olanak varsa biraz neşelenmek için böyle küçük yaramazlıklar yapmanızdan doğal ne var...
Profile Image for Beybulat-Noxcho.
273 reviews10 followers
February 4, 2024
“Bir gün bir muharrir, meşhur adamlara dünyada en mühim vakanın ne zaman ve ne olduğunu sormuş. Kimi Napoleon’un Moskova’dan dönüşü, kimi Fatih’in İstanbul’a girişi, kimi İsa’nın asılışı, herkes bir fikirde bulunmuş. Bernard Shaw kağıdın üstüne bir tarih yazmış: 8 Ocak 1984
Muharrir: -Bu tarih nedir,o gün ne oldu? Bernard Shaw: - Siz arayıp bulunuz. Meğer Tarih, Shaw’un doğduğu günmüş!” (s.16)

“Birçok kimseler -, hayatlarını yazarken, size soyulmuş bir portakal ikram etmişlerdir. Kabuklarını hangi çöplüğe sakladıklarını kendilerinden başkası bilemez” (s.16)
“Sırf görüş vasıtası iken göz kendini göremez” (s.16)
“Bizim zamanımızda -kırk yaşında bizim zamanımız diyecek kadar eskiyoruz,-aşkı kumsalda değil, şiirde öğrendik” (s.23)

“Babam anlatırdı. İngiliz zırhlısında, Malta’ya gidiyorlarmış. Gemiden çıkacakları gün, birkaç kişi, İngilizlere zarar olsun diye özür bularak havlu, peşkir, örtü çalmışlar. Kaptan birkaç kişiyi çağırıp sıralamış, demiş ki: -İşittim ki arkadaşlarınız büyük adamlarmış, belli başlı kimselermiş. Ben size namussuzluk iddiasında bulumayacağım. Belki bu gemiyi çalabilirim, fakat havlu çalmam. Çünkü çirkin bir şeydir” (s.87)
Displaying 1 - 2 of 2 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.