Jump to ratings and reviews
Rate this book

Țața Minca

Rate this book
Tsatsa Minnka raconte les amours passionnées d'une paysanne des bords du Danube.

132 pages, Paperback

First published January 1, 1931

Loading...
Loading...

About the author

Panait Istrati

194 books175 followers
Panait Istrati was a Romanian working-class writer, who wrote in French and Romanian, nicknamed The Maxim Gorky of the Balkans. Istrati was first noted for the depiction of one homosexual character in his work.

Born in Brăila, Istrati was the son of the laundress Joița Istrate and of a Greek smuggler from the village of Faraklata in Kefalonia (whom Panait never met).

His first attempts at writing date from around 1907 when he started sending pieces to the socialist periodicals in Romania, debuting with the article, Hotel Regina in România Muncitoare. Here, he later published his first short stories, Mântuitorul ("The Redeemer"), Calul lui Bălan ("Bălan's Horse"), Familia noastră ("Our Family"), 1 Mai ("May Day"). He also contributed pieces to other leftist newspapers such as Dimineața, Adevărul, and Viața Socială.

In 1910, he was involved in organizing a strike action in Brăila. He went to Bucharest, Istanbul, Cairo, Naples, Paris (1913–1914), and Switzerland (where he settled for a while, trying to cure his tuberculosis). Istrati's travels were marked by two successive unhappy marriages, a brief return to Romania in 1915 when he tried to earn his living as a hog farmer, and long periods of vagabondage.

While in the sanatorium, Istrati met Russian Jewish-Swiss Zionist writer Josué Jéhouda, who became his friend and French language tutor.

Living in misery, ill, and depressed, he attempted suicide in 1921 on his way to Nice, but his life was rescued in time. Shortly before the attempt, he had written to Romain Rolland, the French writer he admired most and with whom he had long tried to get in touch. Rolland received the letter through the Police and immediately replied. In 1923 Istrati's story Kyra Kyralina (or Chira Chiralina) was published with a preface by Rolland. It became the first in his Adrien Zograffi literary cycle. Rolland was fascinated with Istrati's adventurous life, urging him to write more and publishing parts of his work in Clarté, the magazine that he and Henri Barbusse owned. The next major work by Istrati was the novel Codine.
Istrati and communism

Istrati shared the leftist ideals of Rolland, and, as much as his mentor, placed his hopes in the Bolshevik vision. In 1927 he visited the Soviet Union on the anniversary of the October Revolution, accompanied by Christian Rakovsky during the first stage of the journey (Rakovsky was Soviet ambassador to Paris, and by then already falling out of favor with Joseph Stalin). He travelled through large sections of the European part, witnessing celebrations in Moscow and Kiev. He was joined in Moscow by his future close friend, Nikos Kazantzakis; while in the city, Panait Istrati met Victor Serge and expressed his wish to become a citizen of the Soviet Union. He and Kazantzakis wrote Stalin a congratulatory letter that remained unanswered.

The political opinions Istrati expressed after his split with Bolshevism are rather ambiguous. He was still closely watched by the Romanian secret police (Siguranța Statului), and he had written an article (dated April 8, 1933) in the French magazine Les Nouvelles littéraires, aptly titled L'homme qui n'adhère à rien ("The man who will adhere to nothing").

At the same time, Istrati started publishing in Cruciada Românismului ("The Crusade of Romanianism"), the voice of a left-leaning splinter group of the ultra-nationalist Iron Guard. As such, Istrati became associated with the group's leader Mihai Stelescu, who had been elected as a member of Parliament for the Iron Guard in 1933 and whose dissidence was the reason for his brutal assassination by the Decemviri later in the same year; Istrati was himself assaulted several times by the Guard's squads.

Isolated and unprotected, Panait Istrati died at Filaret Sanatorium in Bucharest. He was buried in Bellu Cemetery.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
29 (19%)
4 stars
56 (37%)
3 stars
50 (33%)
2 stars
12 (8%)
1 star
1 (<1%)
Displaying 1 - 5 of 5 reviews
Profile Image for Koray.
321 reviews61 followers
April 12, 2025
Tam beş yıldızlık bir İstrati kitabı. Bu kısacık roman yoksulluk, zenginlik, aşk, evlilik, aile gibi temel olgular hakkında o kadar güzel tespitler yapıyor ki, Romanya'nın Fakir Baykurt'u ya da Orhan Kemal'i de diyebiliriz İstrati için. Sadece Romanya köylüsünü tanımıyorsun, bütün dünya köylülerinin sefaletine de ortak oluyorsun onu okurken. Tuna ve ona katılan Siret Nehri, ancak ölmeyecek kadar gıda alabilen köylülere sınırsız balık sunan bir ana gibi. Balık bu coğrafyada adeta bir gümüş madeni. Ayrıca kış uyuşturur, yaz canlandırır; baharsa sadece kafa karıştırır. Sonunda şunu anlıyoruz ki Minka'yı seven zengin cüceydi; fakir ama gururlu köylü Minku değil. Güzellik abidesi bir romandı.
"...Kolera'nın insanları onar onar biçtiği bir şehirde sokakların manzarası yüreği cinsel kıskançlıkla parçalanan bir tek insanın görüntüsünden daha az acıklıdır. Çünkü ötekilerin acısını dindirmeye ölüm yeter. Berikinin acısını dindirmeye ise ölüm yetmez, çünkü o başka ellerin okşamasına terk ettiği sevgilisinin anısını mezara bile götüreceğinden korkar..."
"...Sonra, her şey yoluna girince, her taraf bir harabedir, ama bir yandan da her taraf daha taze, eskisinden çok daha tazedir, çünkü aşkın kızgınlığı daima doğurgandır..."
"...Bununla birlikte, bu adam iliklerine kadar onun ruhuna işlemişti. Onun etinde yaşıyordu. Erkeğiydi. Onsuz bir hayatı aklı almıyordu. Şehvet tutkusuyla cömertliği arasında kalbi parçalanan Minka, hemen o eski kutsal yoksullu­ğa dönmekten başka kurtuluş yolu görmüyordu. "Erkeğe zenginleşmek umudunu verdin mi artık ruhunun işi bitmiştir!" diyordu. Kızıl Japsha'daki Minku'dan, kendisiyle babasının boğazlarını çıkarmak için İbrail pazarına kadar sırtında bir yığın hasır taşıyan o mert delikanlıdan geriye ne kalmıştı?.....Onu aşağılık bir meyhaneci yapıp çıkmıştı ; artık elleri ve yanakları yumuşamaya başlıyor, bakışları günden güne daha sinsileşiyor, yeleğini, nakışlı iskarpinlerini giymeden sokağa adım atmı­yordu. Ticaretlerinin devamlı gerektirdiği işlere gelince, Minku bunların en ağırlarını eşine bırakı­yor, kendisi yalnız ıvır zıvırla uğraşıyor ve sofra başı zevkleriyle, uyku kestirmelere ve gezintilere gitgide daha çok kendini kaptırıyordu....Minka eve dönerken içinden söyleniyordu : "Demek, benim Minku yoksul bir hayat yaşadığı için mertti. Biraz bolluğa kavuşunca ne oldum delisi oldu. Öyleyse bir hafta geçmeden dört duvarımızda biraz azığımızdan başka bir şeyimiz kalmayacak..."
"...Sima Karamfil'in dul karısı ve tek varisi olan Minka Abla başka türlü hareket edebilirdi. Ama istemedi. Bütün mirası ölen kocasının kalabalık ve aç gözlü akrabalarına bırakarak kendisi bir araba, bir beygir ve beş yüz frankla yetindi. Evceğizi ve çocuğuyla birlikte, mutlu olmak için daha fazlasına ihtiyacı yoktu, o ki serveti tatmış ve kendisine neye mal olduğunu anlamıştı. Kuşkusuz : çok kez, saz biçmeğe gitmek için arabasını koşarken, gözleri yaşlarla doluyordu. Çabucak bunları siliyordu, çünkü sardunyalarla çevrili evinin önünden on araba birden dörtnala geçiyor ve on tane genç ses ona haykırıyordu :
- Minka Abla! Çabuk ol ! Bugün bol bol biçeceğiz..."
Profile Image for Yusuf.
274 reviews38 followers
August 2, 2020
Kahramanı yoksulluk olan bir Istrati kitabı daha.
Profile Image for Alex.Rosetti.
247 reviews33 followers
April 5, 2026
Socialism vs Moara cu noroc și oameni "prinși" între Siret și Dunăre
282 reviews14 followers
March 13, 2020
Minka Abla / Panait İstrati

''Evvel zaman içinde Seretz deresininin biz insanlar gibi ihtirasları olan bir canı varmış. Bukovina'dan ayrıldıktan sonra sevdiği güzel bir genç kızı yolda ayartan mağrur Seretz onu Karadeniz'e ve daha ilerisine götürmeye karar vermiş. Ona yeryüzünün en güzel şeyleri olan portakalların ve narların yetiştiği yerleri göstermek istiyormuş. Fakat adı Bistritza olan sevgilisinin ihtişamı karşısında bunlar da hasetten çatlayacak olurlarmış. Ateşli ve düşüncesiz bir dere olan Bistritza aşığının sözüne uyup onunla birleşmiş ve ta bizim buralara kadar yuvarlanmışlar. Ama Tuna birdenbire ona seslenmiş. Hey! ancak yollar çaprazlaşır. Sular asla. Hele bir dere koca bir nehrin yolunu kesmeye nasıl yeltenirmiş. Ve Tuna onların yolunu kesmiş. Ama öfkelenen Seretz yatağını genişletmeye koyulmuş. Sevgilisini altın yemişli kıyıları yalayan o denize eriştirmek için Tuna kadar yayılmış hatta onu geçmiş bile.''
Onun çılgın aşkı sayesinde oluşan dereağzı ovasında yaşayan yoksul, varsıl insanları ve aşklarını anlatıyor yazar.
Profile Image for Can.
306 reviews6 followers
October 29, 2017
İyilik üzerine fakat iyiliğin doğasını açıklamaya yetmiyor, sınıfsal ama sınıfsal bakışı açısı da getirmiyor maalesef, ayağı yere basmayan bir yapıdaydı.

Tek kazanımım Romanya'nın doğasının güzel tasvirleriydi.
Displaying 1 - 5 of 5 reviews