umberto eco editörlüğünde hazırlanan ve bir anlamda öncülü olan antik yunan'a göre antik roma'nın baştan sona okunması daha zor, yapısı daha karmaşık. bölümlerin ağırlığı ve detaylandırmaya dair fikir vermesi açısından, 1108 sayfalık kitapta tarih bölümüne yaklaşık 235 sayfa yer verilirken görsel sanatlar ve edebiyata 300 sayfa ayrıldığını, antropoloji ve toplum bölümünün 75, antik roma denince belki de ilk akla gelen hukuk bölümünün 35 sayfada geçiştirildiğini söyleyebilirim.
ancak tam da bu karmaşık yapısıyla antik roma okurda çok yönlü bakış açısı oluşturmada başarılı bir eser. sözgelimi roma şehrinin kuruluş öyküsü, tarih, mit ve din gibi başlıklarda farklı açılardan anlatıldıktan sonra kitabın yaklaşık 700. sayfasında ve görsel sanatlar başlığı altında tamamlanabiliyor. muhtemelen adını okuduktan kısa süre sonra unutacağımız bir yazarın, asla ulaşıp okuyamayacağımız bir kitabından verilen bir detay sayfalar dolusu bilgi yığınından daha çok şey anlatabiliyor.
özellikle benim gibi alanı tarih olmayanlar için, tarih ilgisi ve merakının doyurulması kadar inceltilmesinin, derinleştirilmesinin de önemli olduğunu düşünüyorum. en azından yunan'ın felsefe "mucizesi", roma'nın dünyaya hükmetmesinin "sırrı" türünden yaklaşımların ötesine geçebilmek, çok boyutlu düşünebilmek gerekiyor. hatta en başta okur sorularını doğru sormak, sorunun niteliğini ve kapsamını anlamak ve kolay cevaplardan önce cevapların nasıl alınabileceğini öğrenmek.
dile kolay çünkü, antik roma denince yaklaşık 1300 yıllık zamana, devasa bir coğrafyaya, muazzam bir karmaşaya bakıyoruz. tarihin ve birçok disiplinin eksik bilgisi ve kurgusuyla üstelik. aslında mucize yok, sır yok, alınacak büyük dersler ya da bugünü aydınlatan ışık yok. insanlık durumu var, toplum dinamikleri var, büyük ve bitmeyen çaba, amansız mücadele ve değişimler-dönüşümler var. bir kitapta tutarlılığı, kusursuz ölçüyü, uyumu, bütünlüğü arayabiliriz, evet. ama gerçeklikte parçalarla, çoğu zaman uyumsuz parçalarla, zıtlıklarla, çelişkilerle karşı karşıyayız. bu açıdan kafa karışıklığı ve soruların başka sorularla büyümesi "öğrendim" demekten, "anladım" demekten daha sahici.