Jump to ratings and reviews
Rate this book

Şeytan'la Konuşmalar

Rate this book
"Hilmi Ziya'nın tenkitleri, tatmin edilmemiş ihtiraslar sergilemiyor, samimidir. İçtimai yaralar karşısında tecrübeli bir doktor soğukkanlılığıyla hükümler verebilmesi, hadiseleri ezeli bir akış halinde etüd etmesinin bir neticesidir. Tenkidin küfre ve garaze alem olduğu bir devirde Hilmi Ziya'nın Şeytan'la Konuşmalar'ı objektif, nezih ve feyizli bir polemiğin ilk esaslı numunesidir. Fikir hayatımızdaki hareketsizlikten şikâyet edenlere candan tavsiye ederiz."
-Cemil Meriç, 1942-

216 pages, Paperback

Published September 7, 2016

2 people are currently reading
29 people want to read

About the author

Hilmi Ziya Ülken

44 books15 followers
Prof. Dr. Hilmi Ziya Ülken 3 Ekim 1901’de İstanbul’da doğdu. Türk düşünce yaşamında ve bir felsefe geleneğinin oluşmasında büyük etkisi olmuş felsefeci ve sosyolog. İstanbul Sultanisi’ni (bugün İstanbul Lisesi) (1918) ve Mekteb-i Mülkiye’yi (bugün A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi) bitirdi (1921). Aynı yıl Darülfünun-ı Osmani (bugün İstanbul Üniversitesi) Edebiyat Fakültesi Beşeri Coğrafya Kürsüsü’ne asistan oldu. Aynı fakültede felsefe tarihi ve sosyoloji öğrenimi gördü. 1933’e değin sosyoloji, felsefe, tarih ve coğrafya öğretmenliği yaptı. Umumi İçtimaiyat (1931), Türk Tefekkürü Tarihi (1932-33, 2 cilt) adlı kitapları yayımlandıktan sonra uzmanlık eğitimi için Almanya’ya gitti (1934). Türkiye’ye döndükten sonra İ. Ü. Edebiyat Fakültesi’nde Türk Tefekkür Tarihi Kürsüsü’ne doçent olarak atandı (1935). 1944 yılında profesör, 1957 yılında ordinaryüs profesör oldu. 1973’te A. Ü. İlahiyat Fakültesi’nden emekli oldu. Hilmi Ziya Ülken, 1938-1943 yılları arasında İnsan dergisini yayımladı ve Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Dergisi’ni yönetti. Türk düşünce tarihi üzerine yaptığı çalışmalarla sosyal bilimlere önemli katkılar sağlamış olan Ülken 5 Haziran 1974’te İstanbul’da öldü.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
4 (26%)
4 stars
3 (20%)
3 stars
4 (26%)
2 stars
4 (26%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 - 3 of 3 reviews
85 reviews
January 3, 2018
Cumhuriyetin ilk yillarina ait düşünce ve yazı ortamına ait atıfların ve eleştirilerin bolca yer aldığı bir kitap. Öyleki kitapta geçen bazı isimleri hiç duymadım okumadım; övgüyle bahsedilen bir kaçı dahil.

Kitabın Dili şairane; özellikle şeytan üzerinden yapılan tiratlar. Kurduğu cümleler, cümlelerin kuruluşu, kelimelerin seçimi itinalı. Hepsi üzerinde düşünülmüş belli.

Bununla birlikte konuların seçimine göre içeriği zayıf kalmış. Büyük başlıklar, iyi bir dil hakimiyeti, vasat içerik.

Yazıların başı sonu yok, nizami alemden girip ahmet hamdi'den çıkabiliyor. Daha çok sohbet havasında ilerliyor; başlık atıyor sonra içinden geldiği gibi devam ediyor. Bazen bir yazara çakıyor, bazen bir çeviriyi elestiriyor, bazen de kitapları, yazarları, fikirler, duruşları, yapılanları eleştiriyor. Şeytan işte her şeye bir kulp buluyor :)

Benim anladığım seytanı bahane edip içinden geldiği gibi konuşuyor.


"Anadolu şehirleri insanı tedavi etmesede gözünü açıyor."
Profile Image for Efe.
303 reviews41 followers
June 14, 2018
Eser hakkında söyleyecek güzel birkaç söz bulmakta zorlanıyorum. Yine de yazarın büyüklüğüne istinaden elimden geleni yapacağım.

Lisan-ı Osmani'yi özlemişim. Ne zaman otuzlu, kırklı yıllara gitsem bu tadı yeniden almaktan mutluluk duyuyorum. Ülken Hoca da dilin hakkını veriyor hakikaten. Gerçi hakkını vermekle yetinse iyi! İçinde onlarca sıfat barındıran 6-7 satırlık ağdalı cümleleri ile baş da döndürüyor biraz. Ne anlattığına kulak asmazsanız keyifle okuyabilirsiniz. Anlattıklarını dinlerseniz, benim gibi pek de memnun olmayabilirsiniz.

Şeytan'la Konuşmalar için bir denemeler kitabı denilebilir mi? Biraz zorlarsak evet. Zayıf bir bağ ile (Şeytan teması) birbirine bağlanmış, her birine ele aldığı konunun başlığı atılmış, özünde birbirinden bağımsız birkaç sayfalık inceleme ve tenkitlerden oluşuyor her biri. Aslında daha doğru bir tabir, takdim yazısını yazan Cemil Meriç'in de hakkıyla belirttiği üzere, eseri bir "polemik" olarak anmak. Buna karşılık Cemil Meriç'in belirttiği "objektif, nezih ve feyizli bir polemik" olduğu görüşüne ise hiç katılmıyorum. Tabii siz belki Cemil Meriç'i seviyorsunuzdur, benim gibi "Kendisi ne anlıyormuş ki nezih polemikten?" diye sormuyorsunuzdur. Neyse, bu başka bir bahis konusudur, biz kitaba dönelim.

Kitabın, ele aldığı konuların ciddiyeti yanında, yapısal olarak çok laubali kaldığını düşünüyorum. Sözgelimi yazar, bir noktada tutup Türkçeye yapılan çevirileri eleştiriyor ve bunu örneklerle açıklıyor. Bu bir edebiyat makalesi konusudur. Bilimsel inceleme esaslarına göre yapılır, ciddi bir havada ortaya konulur ve ispatlanır. Yazar bunun yerine Şeytan'la sohbet havasında bir eleştiriyi tercih ediyor. Şeytan çeviriyi yerden yere vururken, yazar da "öyle deme büyük yazarımız X hakkında!" diyerek karşı çıkıyor. Bana sorarsanız bu nezih değil; bilakis pis, alaycı ve sırttan vurucu bir polemik tarzı. Bütün bir eser böyle sürüp gidiyor ve Ülken'in estirdiği fırtınadan kimse sağ kurtulamıyor. Gerek doğuda gerekse batıda Ülken'in hışmından herkes nasibini alıyor. "Peki kimdir bizi bu bataklıktan kurtaracak büyük yazar? Hangi eserin limanına sığınmalıyız?" sorumuz ise cevapsız kalıyor. Cemil Meriç en azından bütün dünyayı yerden yere vurduktan sonra Said Nursi'nin biricik ışığımız olduğu kanısına varıp bizi bu endişelerden kurtarıyordu. Ülken ise "henüz böyle bir eser yazılmadı..." diyip işin içinden çıkıyor. Tabii gönül bu noktada "Madem bu kadar biliyordunuz, o halde siz yazsaydınız ya haşmetlimiz efendimiz..." diye sızlanmıyor değil.

Herhalde kitap benim anlattığım kadar kötü değildir. Biraz da tarz meselesi sanırım. Ben felaketçibaşıları sevmiyorum. Koca dünyada bir tane adamı beğenmeyenlere anlam veremiyorum. Son sayfalarından birinde "Her nenin olursa olsun tersini söylemek onlar için 'büyük'lüğün en büyük alametidir. Birçokları yalnız başkalarından değil, kendinden bile şikayetçidir. Onları nasıl susturursunuz? Gülersiniz, ciddilikten dem vururlar; ağır durursunuz, neşeye susadık diye bağırırlar..." yazan bir müellif, bu kitabı nasıl yazar onu zaten hiç anlamıyorum. Galiba ben hiçbir şey anlamıyorum. Siz belki anlarsınız.
Profile Image for Ümit Sevgi.
309 reviews
July 11, 2024
1930-40'ların dilini okumak ilginçti, başka bir dönem, başka bir lezzet. Ama yazdıkları için aynı şeyi söyleyemeyeceğim, çeşitli konuları alıp bir şeyleri tartışıyor gibi yapıp kendi bilgisini ortaya koymuş. Oldukça geniş ulusal ve dünya edebiyatı, felsefesi, sanatı bilgisi var.
Displaying 1 - 3 of 3 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.