Започнала е последната революция - под ръководството на тайнствената Y млади анархисти от целия свят са решили да сринат до основи съществуващия ред такъв, какъвто го познаваме. Масови самоубийства, прославящи свободата, срив на борсата, вестникарски хроники, разкриващи несправедливостта и жестокостта в съвременните общества: Антони Казас Рос рисува недалечното бъдеще такова, каквото никога не бихме искали да бъде. Повествованието въвлича читателя в свят на халюцинации и мистерии, в който реалността се преплита с фантазията и митологичните препратки, а действието е толкова наситено, че ти се ще да прочетеш романа на един дъх.
След впечатляващия сборник разкази "Смърт на романтизма" и два романа - "Теоремата на Алмодовар" и "Енигма", "Хроники на последната революция" е четвъртата книга на французина с каталунски произход Антони Казас Рос - един колкото талантлив, толкова и загадъчен автор.
Според малкото данни, които има за него, е роден във Френска Каталуния през 1972 г. На 20-годишна възраст преживява автомобилна катастрофа и е обезобразен. Затваря се в дома си където предпочита да твори в самота. Оттогава никой не е виждал лицето му, дори неговите агенти и издатели. Един Томас Пинчън... във френски вариант.
Born in French Catalonia in 1972. "Le théorème d'Almodovar" was his first novel published by Gallimard in January 2008, by Seix Barral (Spain) in March and then by Guanda Italy. His next book, "Mort au romantisme", a collection of short stories was published by Gallimard in 2009.
Önceki iki kitabına bayıldığım Casas Ros, bu romanıyla hayalkırıklığına uğrattı. 80. sayfada bıraktım. Teması, olay örgüsü çok zorlama geldi. Başta biraz heyecan uyandırsa da, cinsellik dolu sahneler ilgi çekse de, kitap giderek durağanlaşıyor, ikna ediciliği buharlaşıyor. Bolano’nun kötü bir kopyası gibiydi.
Yarısına kadar tahammül edebildim, göstereceğim efora ve zamana değmez gibi geldi. Ha bir de kitabın başında bir yerlerde Bolano, Nobelli Murakami ile kıyaslanmış, bakın bu benim sinirimi çok bozdu. Evet, kitapta Nobel ödülü alıyor Murakami:)))
Yazarın diğer iki kitabını, Almodovar Teoremi ve Enigma'yı-özellikle Enigma'yı-çok severek okumuştum, bunu da hevesle aldım elime. Başlangıçta çok ilginç gelen konu sayfalar ilerledikçe o kadar karmaşıklaştı ve abartılı cinsellik tasvirleri o kadar bezdirdi ki, bu kitabı aynı kişi mi yazmış diye düşünmeye başladım. Kısacası sevmedim, o iki yıldız da ilk 100 sayfa için...
Almodovar Teoremi ve Enigma'dan sonra şimdi de, cinsel dili bir devrim lehçesine çeviren Son Devrimin Güncesi'yle Ros karşımızda. Her ayrımı yok ederek bir kaos sürüyor önümüze. Kitap ne kadar diğer kitaplarından daha can alıcı olsa da, ki bu hem mecazi hem de gerçek anlamda, finali yeterli bulamadım.
Un deliciu, mi-am delectat toți neuronii, toate sinapsele și papilele de orice fel. Așa o impresie ca toți scriitorii mei preferați s-au adunat la o masă rotundă și au scris câte un paragraf.
Yazarın ilk iki kitabını okuduktan sonra hevesle başladığım ama “yere çakıldığım” bir deneyim oldu.
Diğer yorumlarda bahsedildiği gibi anlatı sabır zorlayacak derecede dağınık. Kitapta onlarca karakter var, Enigma’daki yazım tarzı bu kitapta da hakim ve fakat Enigma’daki sade anlatımın yanında Son Devrimin Güncesi epey bir çuvallıyor. Bir çok bölümün kimin ağzından anlatıldığı belirsiz. Hem olay, hem karakter yoğunluğu çok fazla ama bununla beraber hem bu karakter cümbüşüne kesinlikle gerek yok hem de çözümlenen bir olay yok.
“Sistemi ve yarattığı değerleri kılcal damarlarına dek sorgulayan, esinleyici bir macera...” diye lanse edilen kitap sistem eleştirisine dair asla yeni bir şey söylemiyor. Bilindik ve klasik, devletlerin otoriterleşmesi sorununa kör göze parmağım örneklerle değinip geçiyor. Kitabın başlarında sadece ekonomik bir darbeye şahit oluyoruz ama sonrasında anlaması zor halüsinatik ögeler, amaçsızca oradan oraya giden karakterler, sürekli hikayeye ortadan giriş yapan “günlük yazıcılar” ile birlikte sayfalarca hiçbir yere varmayan, herhangi bir insanın defter kenarına not aldığı cümlelerden ibaret bir kitap okuyoruz.
Kitaptaki karakterlerin işlevlerini tamamlayabilmesi için kitabın en az 200 sayfa daha yazılması gerekiyor. Başlangıçta iyi bir hikaye gibi görünen kitap çok hızlı okunmasına rağmen hikayenin içine girmek, (olmayan) olay örgüsünü takip etmek neredeyse imkansız. Karakterler arası diyaloglara denk gelindiğinde bir umut kitabın anafikrine dair bir tartışma, ideolojik bir çözümleme ihtimali diye seviniliyor ama o da beyhuda bir beklenti maalesef. Kesik kesik ve hatta tek kelimelik cümlelerden oluşan oldukça anlamsız, derinliksiz bir sürü sayfa okunup geçiliyor.
Kitabın eleştirilmesi gereken bir diğer özelliği ise bol bol yazarlardan ve uzay, sonsuzluk gibi kavramlardan bahsedilip yine kullanılan bu öğelerin hikayeye zerre katkı sunmaması. Kitapta aynı anda bahsedilmeye çalışılan binlerce öğe var ve fakat yine bunların çok ama çok azı hikayeyi zenginleştirme görevini kısmen başarıyor.
Toparlamam gerekirse; iyi bir fikir gibi görünen ama yeni hiçbir şey söylemeyen, çorba gibi karakterleri ve anlatımıyla okuyucuyu sadece yoran bir kitap. Umarım Karanlığı Arşınlayanlar, Son Devrimin İzleri’nin etkisini bertaraf edebilir.
”Хроники на последната революция” започна като много обещаваща антиутопия – зловеща, озъбена, гръмогласна. Политащи по своя воля млади тела, които се бунтуват срещу тоталитарното време, в което живеят. Тайнствената Y пали сърцата и умовете по целия свят – сумира тероризма и самоубийствената смелост в послание срещу властите. Шок, паника, ужас. Високите сгради се охраняват, но не може да спреш човек, решил да полети. Всичко се записва от Хроникьорите, хлабаво организирана мрежа от смели репортери по цялата планета, които не се страхуват да се ровят в тинята, не се страхуват да бъдат навсякъде, дори в пряка опасност за живота си. Те предават на света истината отвъд цензурата, отвъд желанието на властите да имат монопол над нея.
İlginç bir perspektiften iyi bir konu yakalamış Casas Ros ama ne yazık ki metni bitmek bilmeyen kötü yazılmış abartılı cinsel tasvirlere kurban etmiş. Anlatımın aşırı dağınıklığı da cabası. Bazı bölümler çok hoşuma gitse de genel olarak sevmedim.
Özellikle Enigma kitabını çok sevmeme rağmen Son Devrimin Güncesi okurken beni çok zorladı. Güzel bir konu olmasına rağmen anlatımı çok dağınıktı. Kitaptan biraz uzaklaştığımda devam edebilecek heyecanı kendimde bulamadım ve kitabın yarısından fazlasını okumama rağmen yarım bırakıyorum.
Her kitabında çıtayı bir şekilde yukarı taşıyor... Duygu yoğunlukları her kitabında gittikçe artıyor, yavaş yavaş sembolleri çözerek okumayı sevmeyen biri iseniz devamı size göre değil, sıkılabilirsiniz. Kitap yarıdan sonra iyi anlamda karmakarışıklaşıyor...