Jump to ratings and reviews
Rate this book

Gelibolu'dan Kafkaslara I. Dünya Savaşı Anılarım

Rate this book
Çocukluğu II. Abdülhamid döneminde, gençliği ise Meşrutiyet’i izleyen çalkantılı yıllarda geçen bir İstanbul çocuğu: İsmail Hakkı.

Hukuk Fakültesi’nde gelecek düşleri ve düşünceleri ile okuyan bu idealist genç, patlak veren büyük savaşın rüzgârıyla cepheden cepheye savrulur…

Çanakkale Cephesi’nde bir yandan görevini yapmaya ve hayatta kalmaya çalışırken, bir yandan da savaşın insanlık dışılığı üzerine kafa yormaktadır.

Bu durumun üstesinden gelebilmek için, küçük yaşlarda edindiği bir alışkanlığı yardımına yetişir: Yazmak. Hem de her yerde ve her koşulda.

Çanakkale’den Doğu Cephesi’ne uzanan açlık, yoksunluk, sefalet, acı, çaresizlik ve ölümle dolu savaş yıllarını kâh siperden, kâh ordugâha çevrilmiş derme çatma köy odalarından, kâh zeminliklerden bakarak kayda geçer…

624 pages, Paperback

Published January 1, 2015

1 person is currently reading
39 people want to read

About the author

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
14 (63%)
4 stars
4 (18%)
3 stars
3 (13%)
2 stars
1 (4%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 of 1 review
144 reviews
January 14, 2026
Bizde maalesef asker anılarına Avrupadakiler kadar sık rastlanmıyor. Bu hem askerlerin savaş şartları hem eğitim düzeyleri ile ilintili elbette ama neticede büyük eksiklik. Biz subaylarımızdan bazıları sayesinde cepheden detaylı haberdar olabiliyoruz. Bu eser de bu bakımdan çok önemli, dönemin siyasi durumuna ilişkin yorumları aldığı bilgiler kadar olduğundan başkaca değerlendirilebilir ya da gördükleri ışığında yaptığı değerlendirmeler de öyle ama cephede yaşadıkları, anlattığı şartlar, çektiği sıkıntılar vs son derece canlı ve gerçek.
Kahraman askerimizin aslında ne zor ve ilkel şartlarda ne büyük mücadele verdiğini görüyoruz hatta Ruslardan ele geçirdikleri yerlerdeki manzaralar onları daha da içlendiriyor. Şartlar ve imkanlar bakımından o kadar büyük bir fark var ki arada...
Hakkı Sunata'nın anıları değerli çünkü Meşrutiyetle başlayan dönemden önce savaşta yer aldığı cepheleri sonra da işgal İstanbul'unu anlattığı bir kitabı var. Bu sırayla okumadım ben ama özellikle işgal İstanbulu ile ilgili çok kitap olmaması bakımından kıymetli bir eser yazdıkları.
Kişisel konuşmaları ile gördüklerini kendi tecrübe ve dünya görüşü ile karşılaştırması derken ortaya çıkan analizlerin büyük bölümü yerinde. Savaşa girecektik bu açık tabiki cephede çarpışan bir asker olarak neyimize güvendik de girdik diyor. Cihad ve asla sonuç alınamamasını eleştirdiği yerlerdeki tüm tespitleri son derece isabetli. Neydik ne olduk diyor resmen Arap sattı Fransız İngiliz Müslüman askerleri ordusuna kattı peki biz neye kime Cihad çağrısında bulunduk.
Tanrı inancını adım adım kaybediyor cephelerde yolculukları devam ettikçe, Türk olan ve bunla gurur duyan unsurları Şii Sunni çatışması ile ayrıştırmamızın sonuçlarını çok güvendiğimiz mezhep kardeşimiz Arap tarafından arkadan vurulmamız ile birlikte anlatıyor. Ermeni meselesine hiç değinmiyor elbette boşalan köylerden topraktan çıkan cesetlerden bahsediyor ancak kim kime ait ne nedir bilgisi yoksa hiç üstüne durmuyor haliyle bu bakımdan çıkarımlarla bir tarih değil gördüklerinin anlatıldığı bir eser ve çok daha güvenilir.
Asker anılarına ve bu dönemlere ilgi duyanlar için harika bir kaynak okuması çok kolay ve keyifli.
Displaying 1 of 1 review

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.