What do you think?


Altı Ay Bir Güz
Altı Ay Bir Güz, 1995 yılında yitirdiğimiz yazar, çevirmen Bilge Karasu'nun, hasta olduğu aylarda tamamlayamayacağına karar vererek yayınevine teslim ettiği, ancak ölümünden sonra yayımlanmasını vasiyet ettiği son yapıtı.
"İstediğim, denizi yazmak. Zümrütlerin, gökyakutların sabrını; ağaçların tarihsizliğini... Bir tek kıyısını kavrayabildiğimiz, anlamını ancak bir tek kıyısıyla kurduğumuz denizin öyküleri yoktur bir kara adamı için. Yolculuklara, ister gerçek ister düşsel olsunlar, yakıştırdığımız son, öbür kıyıda bitse bile, deniz gene tek kıyılıdır, üzerinde yaşayıp çalışan biri olmadıkça. Deniz, kara adamının yalnız sınırlarını kaldırışı değil, sınır düşüncesini içinden çıkarıp atıvermesidir. Her şeyin bir aradalığının bir yerde başlaması ya da bitmesidir. İstediğim, denizi yazmaktı. Her şeyin bir aradalığına yenik düşeceğimi bile bile."
"Taşların sabrı dediğim, yaşlandıkça yaşamağı öğrendiğimiz, can sıkıcı bir boş laf olmaktan çıkan sabır değil; insanların kusursuz bulacağı o duruma gelesiye bir taşın bir başka taşın bağrında sıkışıp durarak geçirdiği –insanın hiçbir ölçüsüne sığmaz– bir vakti damıtmsı, sonra, kalması. Taşlar doğmaz, doğrulur; sabır, taşın değil, insanın erdiği; dolayısıyla, yakıştırabildiği, tansıdığı; değerini artırmakta çılgınca, küstahca kullandığı. O sabrı yazmağa kalkışmak, emeklemekten öteye geçememek olacağı için, onurlu bir alçakgönüllülük sayılır."
"İstediğim, denizi yazmak. Zümrütlerin, gökyakutların sabrını; ağaçların tarihsizliğini... Bir tek kıyısını kavrayabildiğimiz, anlamını ancak bir tek kıyısıyla kurduğumuz denizin öyküleri yoktur bir kara adamı için. Yolculuklara, ister gerçek ister düşsel olsunlar, yakıştırdığımız son, öbür kıyıda bitse bile, deniz gene tek kıyılıdır, üzerinde yaşayıp çalışan biri olmadıkça. Deniz, kara adamının yalnız sınırlarını kaldırışı değil, sınır düşüncesini içinden çıkarıp atıvermesidir. Her şeyin bir aradalığının bir yerde başlaması ya da bitmesidir. İstediğim, denizi yazmaktı. Her şeyin bir aradalığına yenik düşeceğimi bile bile."
"Taşların sabrı dediğim, yaşlandıkça yaşamağı öğrendiğimiz, can sıkıcı bir boş laf olmaktan çıkan sabır değil; insanların kusursuz bulacağı o duruma gelesiye bir taşın bir başka taşın bağrında sıkışıp durarak geçirdiği –insanın hiçbir ölçüsüne sığmaz– bir vakti damıtmsı, sonra, kalması. Taşlar doğmaz, doğrulur; sabır, taşın değil, insanın erdiği; dolayısıyla, yakıştırabildiği, tansıdığı; değerini artırmakta çılgınca, küstahca kullandığı. O sabrı yazmağa kalkışmak, emeklemekten öteye geçememek olacağı için, onurlu bir alçakgönüllülük sayılır."
88 pages, Paperback
First published September 1, 1996
About the author
Bilge Karasu
34 books296 followersBilge Karasu (1930–1995) was born in Istanbul and became the pre-eminent Turkish modernist writer. Besides short stories and novels he was also a well-known translator. A graduate of the philosophy department of the Faculty of Letters of Istanbul University, Mr. Karasu worked in the foreign broadcast department of Radio Ankara until a Rockefeller University scholarship made it possible for him to continue his studies in Europe. After returning to Turkey, he went to work at Hacettepe University, where he lectured in philosophy. In 1963, Mr. Karasu won the Turkish Language Institute’s Translation Award with Olen Adam, for a translation of D. H. Lawrence’s The Man Who Died. By that time, he had begun to experiment with new forms of expression in his collection of stories entitled Troya’da Olum Vardi (Death in Troy). He won the Sait Faik Story Award eight years later with Uzun Surmus Bir Gundu Aksami (Evening of a Long Day). By the beginning of the 1980s, he had tried an abstract form of expression in Gocmus Kediler Bahcesi (The Garden of Departed Cats) and incorporated other forms of art into his writing. He attempted different uses of form and content in works he styled "texts" rather than "stories." His other works include Kismet Bufessi (Kiosk of Destiny), a collection of short stories; and Kilavuz (The Guide).
Ratings & Reviews
Friends & Following
Create a free account to discover what your friends think of this book!
Community Reviews
Displaying 1 - 26 of 26 reviews
July 10, 2017
Derin karakterleri var Karasu'nun. Kurgusu ve anlatım tarzı çok farklı, karışık bile denebilir. Tam sıkılacak gibi olurken öyle bir yere bağlıyor ki muhakkak biraz daha okumalıyım diyorsunuz. Daha önce hiç tatmadığınız bir yemeği denemek gibi...
April 14, 2015
Dili kullanış tekniğine, Kurguyu yaratan kisilerle etrafindaki nesnelerin baglantisini "oya gibi isleyerek" verisine hayran oldugum yazarin yine kendine hayran birakan kitabi...
Siir gibi yazdigi paragraflari okurken dalip gidiyor insan elinden olmadan. Okumadan ölmeyin!..
Alıntılar...
Normalde yazmayı tercih ederdim ama sağlığım şimdilik uzun süre bilgisayar başında olmaya izin vermiyor, o yüzden alıntıların olduğu alana buradan ulaşarabilirsiniz.
Siir gibi yazdigi paragraflari okurken dalip gidiyor insan elinden olmadan. Okumadan ölmeyin!..
Alıntılar...
Normalde yazmayı tercih ederdim ama sağlığım şimdilik uzun süre bilgisayar başında olmaya izin vermiyor, o yüzden alıntıların olduğu alana buradan ulaşarabilirsiniz.
January 23, 2016
ağladım
September 17, 2022
benim beni adınla çağırım budur bir bölümüdür bu kitabın sonra yine hayatın anlamını fısıldadı dedem onla dolanıyoruz bu dünyada bir hayalet gibi
April 27, 2016
"Ölüleri taşımak kolay değil; hele öldüğünü fark etmeden, diri diye birini yıllar yılı gönlünde taşımak..."
August 16, 2015
My first book which i read from Bilge Karasu. He has a perfect style.if you want to read different things you should read.
Read
December 15, 2018Kitabı okurken bende uyandırdığı ilk his anlamlandıramadığım ama sürekli devam etmem gerektiği hissiydi. Olaylar karışık bile olsa hoşunuza giden bir yanı var. Açıkçası anlatım biraz karmaşık geldi ve olaylar arası ilişkileri kaçırdım ya da anlayamadım ama buna rağmen hoşuma giden ve okumaya devam ettiren bir tat vardı kitapta. Kitabın olay örgüsü ve kurgusu sayfalar ilerledikçe anlaşılmaya başlıyor. Kitap yedi bölümden oluşmakta ve kahramanın farklı dönemleri anlatılmaktadır. Her bölüm kendine özel bir duygu barındırdığı için birbirinden ayrı öyküler okuyormuşsunuz tadı alabilirsiniz.
Anlatımda farklı teknikler, "metinlerarası" ilişkiler vardır. Destanlar, masallara göndermeler, dini kaynaklara kadar bir çok metinlerarasılık mevcuttur. Son akşam yemeği tablosu ile ilgili kısım da oldukça güzeldi.
Kitapla ilgili daha geniş inceleme ve alıntılarımı http://www.kitapkosem.com/bilge-karas... adresinden okuyabilirsiniz.
Anlatımda farklı teknikler, "metinlerarası" ilişkiler vardır. Destanlar, masallara göndermeler, dini kaynaklara kadar bir çok metinlerarasılık mevcuttur. Son akşam yemeği tablosu ile ilgili kısım da oldukça güzeldi.
Kitapla ilgili daha geniş inceleme ve alıntılarımı http://www.kitapkosem.com/bilge-karas... adresinden okuyabilirsiniz.
March 2, 2013
Bilge Karasu'dan son sözler, her zamanki zevkli dili ve hüzünlü, karmaşık karakterleriyle..
September 3, 2022
Karmaşık gelen bir kitap..yazarın son sözleri olduğu söyleniyor..belki de ondandır..zira bitirene kadar zorlandım, biraz sıkıldım..
February 1, 2025
Çizilmedik satır kalmadı desem yeridir. Muazzamdı! Tavsiye edilir.
“İçinde bir defterle bir kitap, iki de kalem bulunan çantası dünyanın bütün yükünü yüklenmiş gibiydi.”
“İçinde bir defterle bir kitap, iki de kalem bulunan çantası dünyanın bütün yükünü yüklenmiş gibiydi.”
February 17, 2016
Sayfalar satırların ağırlığından bile kendini bizim ellerimizde yok edecek haldeler. O kadar narin, kırılgan, seçici...Bazı cümleleri kendi kaosundan bile çıkamayıp, kendi kırılganlığıyla bir bir kesiliyor bileklerinden. Yarım, yarım atıyor sanki bu yazarın kalbi de, bizim oğlan bizim kız diye dokunamıyoruz tümcelerine... Yıkılıveriyorlar karşımızda, bizi de kendi gölgesinden korkar bırakıyor bir başımıza, kitabın tam da ortasında...
October 28, 2023
“Kopmak, bağlanmak, başarılı olsak da olmasak da yaşamımızda kurduğumuz pek az şeyden biri, ilki… Belki de tek şey demeli. İlişkiler. Kendimize bir anlam kazandırmanın tek yolu.” “Belki yaşlanma, belki de yaşlanmanın getirdiği özgürleşme. Dört boyutun içinde dilediğince, sırasında deli danayı da usa getirebilecek bir dağınıklıkla, bir hızla, gidip gelme. Belki de, git gide, daha çok, daha geniş çerçeveler içerisinde, öğrenebilme anıklığı.”Karasu’nun, hastalığında tamamlayıp yayınevine teslim ettiği, ölümünden sonra basılan son kitabı. Son sözleri de diyebiliriz. Belki biraz hüzünlü evet biraz güz gibi sona yakın… “Ölüleri taşımak kolay değil, hele öldüğünü farketmeden, diri diye birini yıllar yılı gönlünde taşımak”
December 1, 2024
Karasu, Karasu'yu yazmış, karasunun söylencesine gelip katılacak kendi dereciğini. Bir kıyıdan öbür kıyıya, daha doğrusu kıyısızlığa yüzdüğünü. Düzyazı ile şiir yazmış, sözcükleri dans ettirmiş yine. Yazdığı dili çok sevdiği öyle belli. Düşü, düşlemi, insanın gerçekliklerini sıkı incelemiş; ruhçözümlemesi diyor ya kendisi, kuramı en estetik haliyle anlatanlardan biri olduğuna beni yeniden inandırdı. Sırayı bozar, zamanı büker, yuvarlar; ama yine de anlatacağını anlatır, "an"latır, eksik de bırakmaz. Her bir ayrıntı önemlidir, içerikteki ve biçimdeki. Hayranlıkla izledim, zira okumaktan çok izlemekti sanki yaptığım. İyi ki yaşamış, iyi ki yazmış, yazmayı yaşamış, yaşamayı yazmış.
March 16, 2025
İlk defa Bilge Karasu okuyorum, belki de henüz diline aşina olmadığım için bir türkü anlattığı öykülerin içine giremedim, yer yer ipin ucunu çok kaçırdım ve hikayeden koptum, yer yer de çok sıkıldım ve karakterler ile bağ kuramadım. Belki de yazar bu kitabı tamamlayamadığı için ben de kendi içimde tamamlayamadım. Ama kendisine şans vermeye devam edip umarım kapılıp gideceğim bir kitabını bulacağım.
April 10, 2020
Bilge Karasu'nun ölümünden sonra yayınlanan ilk kitabı bu; şu ana kadar okuduğum Karasu kitapları içinde en iyilerden biri. Yaşamının sonuna yaklaştığının bilincinde, kendisi ve yaşamından geçenlerle hesaplaşması. Mutlaka okunmalı.
December 16, 2024
"Ölüleri taşımak kolay değil; hele öldüğünü fark etmeden, diri diye birini yıllar yılı gönlünde taşımak..."
Yazardan okuduğum ilk kitap, ölümünden sonra yayınlanan son kitabı. Yaşamın güzünden, kıyısından, yaşlılıktan, yaşanmışlıktan gelen şiirsel ve bir o kadar gerçekliğe dokunan bir dil.
Yazardan okuduğum ilk kitap, ölümünden sonra yayınlanan son kitabı. Yaşamın güzünden, kıyısından, yaşlılıktan, yaşanmışlıktan gelen şiirsel ve bir o kadar gerçekliğe dokunan bir dil.
November 10, 2021
Translate
January 13, 2024
arkasina bakmamasi gerekir karanliklar dunyasinda sevdiklerini alip goturmek isteyenlerin...........
February 16, 2024
Okuduğum ilk bilge karasu, içime işledi bir şeylere dokundu. Anlatımından da çok keyif aldım. Bir sonrakini okumayı heyecanla bekliyorum
October 30, 2024
Kelimeler cümleleri, cümleler paragrafları, paragraflar bölümleri, bölümler hikayeyi yaratamamış gibi geldi, okurken çok zorlandım. Çok dağınık bir zihinden çıkmış gibi…
June 14, 2025
Beğendim vallaha. Bilge Karasu'nun ölmeden önceki zamanlarındaki kullandığı dil hoşuma gidiyor. Bir de o viyana kapısı gibi bıyıkları da kesse... Gerçi nasıl kesecek bu saatten sonra.
September 22, 2025
Müthiş bir kavrama ve ifade etme yeteneği.. seninle sohbet etmiş olmayı isterdim Bilge.. teşekkürler
May 27, 2026
"Bilge, ölümünü 'ütülü bir mendil gibi' hep cebinde taşıyan bir insandı." diyor Füsun Akatlı. Bu kitabı okurken bu satırlar aklımdan çıkmadı.
October 6, 2023
"kitaplar karmakarışık kafandan süzdüğünü sandığın saçmalarla yazılmaz." : D
bu ustalıkla kitaba yansıttığı hastane betimlemelerinden sonra Altı Ay Bir Güz'ün ölümünden sonra yayınlanmasını vasiyet etmesi de bana hiç yabancı gelmedi. bir de kitaptaki çoğu cümleyi okurken çok iyi bir söz yazarı olacağını düşünmeden edemedim.
bu ustalıkla kitaba yansıttığı hastane betimlemelerinden sonra Altı Ay Bir Güz'ün ölümünden sonra yayınlanmasını vasiyet etmesi de bana hiç yabancı gelmedi. bir de kitaptaki çoğu cümleyi okurken çok iyi bir söz yazarı olacağını düşünmeden edemedim.
November 2, 2025
İlaçlar onu sıradanlaştırdı ve bu dünyadan alıp götürdü.
Displaying 1 - 26 of 26 reviews

























