Jump to ratings and reviews
Rate this book

Kabuk Adam

Rate this book
Size Kabuk Adam'ın öyküsünü anlatacağım, tropik bir adayı, cinayet ve işkencenin, şiddetin bataklığında filizlenen bir aşkı, içinde yetiştiği toprak kadar acı dolu bir aşkı anlatacağım. Çıldırtıcı gücünü sonuna dek yaşanmayan arzulardan, en gizli hayallerden alan bir tutkuyu, ölümle yaşamın sınırında kurulan mucizevi bir dostluğu ve bütün yıkımların nedeni olan korkuyu, insanın en temel özelliği olan korkusunu, alçaklığını, umutsuz yalnızlığını.. Tropiklerde, o gözden ırak adada öğrendim ki, cennetle cehennem iç içedir, ancak bir katil bir peygamber olabilir ve insan bir başkasına, aynı karabüyü ayinlerindeki gibi, dönüşebilir, çünkü insanın tam zıddı gene kendisidir.

155 pages, Paperback

First published January 1, 1994

49 people are currently reading
1529 people want to read

About the author

Aslı Erdoğan

18 books382 followers
Aslı Erdoğan (born 1967) is a prize-winning Turkish writer, human rights activist and former columnist for the newspaper Radikal, whose second novel has been published in English Language translation.

Born in Istanbul, she graduated from Robert College in 1983 and the Computer Engineering Department of Boğaziçi University in 1988. She worked at CERN as a particle physicist from 1991 to 1993 and received an MSc in physics from Boğaziçi University as a result of her research there. She began research for a PhD in physics in Rio de Janeiro before returning to Turkey to become a full-time writer in 1996.

Her first story The Final Farewell Note won third prize in the 1990 Yunus Nadi Writing Competition. Her first novel, Kabuk Adam (Crust Man), was published in 1994 and was followed by, Mucizevi Mandarin (Miraculous Mandarin) a series of ınterconnected short stories in 1996. Her short story Wooden Birds received first prize from Deutsche Welle radio in a 1997 competition and her second novel, Kirmizi Pelerinli Kent (The City in Crimson Cloak), received numerous accolades abroad and has been published in English Language translation.

She was the Turkish representative of International PEN's Writers in Prison Committee from 1998 to 2000. She also wrote a column entitled The Others for the Turkish newspaper Radikal, the articles from which were later collected and published as the book Bir Yolculuk Ne Zaman Biter (When a Journey Ends) and featured in the 2004 edition of M.E.E.T.'s journal.

She is widely-traveled and has an interest in anthropology and Native American culture.

From December 2011 to May 2012 at the invitation of the Literaturhaus Zurich and the PWG Foundation Erdoğan was Zurich's "writer in residence".

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
926 (33%)
4 stars
986 (36%)
3 stars
557 (20%)
2 stars
189 (6%)
1 star
66 (2%)
Displaying 1 - 30 of 221 reviews
Profile Image for Eren Nadir Akşamoğlu.
65 reviews300 followers
July 22, 2015
Uzun zamandır bu kadar içten ağlamadım. O çirkin, yara bere içindeki adamın naif aşkı yerle bir etti beni. Aslı Erdoğan okumak için neden bu kadar bekledim bilmiyorum. Muhteşemdi
Profile Image for Irmak.
402 reviews937 followers
January 10, 2017
O kadar uzun zamandır erteliyordum ki Aslı Erdoğan okumayı. Neden diye sorsanız verecek cevabım bile yok. Sanırım sadece sevmemekten korkuyordum. Ama şimdi pişmanım. Keşke daha önce okusaydım diyorum, daha önce tanışsaydık.

Kurduğu cümleler, kalemi, Kabuk Adamın aşkı, duygularını hiç çekinmeden ortaya döküşü öylesine büyüledi ki beni. Bir yazarın hayatından bir kesiti okurken bu kadar etkileneceğimi tahmin etmezdim. Ama Aslı Erdoğan beni etkiledi.

Kitapta beni Aslı Erdoğan'dan daha çok etkileyen bir şey varsa oda Kabuk Adam'dı. Onun hüznünü, yalnızlığını, yaşadıklarını öylesine içimde hissettim ki bunun tarifi mümkün değil. O bir cümle kurdu, ben burada dağıldım. O 'Sen benimle konuşan ilk beyazsın' dedi, kelimeler geldi benim boğazıma oturdu.

Irkçılığı, bir yere ait olamamayı, kendi içindeki hesaplaşmaları ve çelişkileri, yabancılaşmayı çok güzel anlatmış Aslı Erdoğan. Karayipler'e gidesim Kabuk Adam'ı bulasım ve 'bak bu kitap senin için yazılmış' diyesim geldi kitap boyunca.

Çok merak ediyorum. Tony, Kabuk Adam şimdi nerede neler yapıyor. Kitabın ilk basımından bugüne 22 sene olmuş. Şimdi yaşıyor mu, yaşıyorsa ne yapıyor ? Karayipler'de aşık olduğu o fizikçi kadını hala düşünüyor mu ? O gittikten sonra ne yaptı ? Hepsini delicesine merak ediyorum.
Profile Image for Cem.
150 reviews44 followers
October 14, 2016
Azınlıkların,ezilmişlerin,dışlanmışların,doğuştan ikinci sınıf olarak dünyaya gelmişlerin hep yanında olduğunu,onlarla adeta bütünleştiğini açıkça duyumsuyoruz halen cezaevinde tutuklu bulunan Aslı Erdoğan'ın bu romanında...
Profile Image for Best Friend with Books.
168 reviews75 followers
October 12, 2017
Kabuk Adam..
Aslı Erdoğan'la tanışma kitabım. 1994 yılında yayınlanmış, yazarın ilk kitabı. Hiç ilk kitap değilmiş gibi ama; çok güçlü ve ustaca.

Kabuk Adam, 25 yaşındaki fizikçi bir genç kızın -Karayipler'de yüksek öğrenim gördüğü zaman diliminde karşılaştığı- yerli bir siyahi olan Tony ile arkadaşlığını, aralarındaki sevgiyi, saygıyı, aşkı konu olan bir hikaye. Aslında sadece aşkın hikayesi değil; ırkçılığın, ayrımcılığın, cinsiyetçiliğin, zıtlıkların, yasadışı hayatların, gettoda büyüyenlerin, çaresizliğin, imkansızlığın da hikayesi.

Bir bataklığın içerisinde gelişip büyüyen tutkulu bir aşk mıydı beni en çok etkileyen yoksa tüm şeffaflığı ile sunulan birbirinden farklı iki zor hayat mı diye sorsam, cevabım sanırım "her ikisi de" şeklinde olur çünkü yaşadığı aşkı da acıyı da cesurca ve aynı içtenlikle anlatabilmiş yazar. Hiçbir detayı atlamadan, anlaşılır bir şekilde ama iç yakarak. 20'li yaşlarında zeki, başarılı, çok yönlü, tutkulu, deli dolu bir genç kızın (Asli Erdoğan'ın) iç dünyasındaki zıtlıklarla yüzleşmesinin ikinci, üçüncü hatta n. inci kişilere bu kadar çok şey katabileceğini düşünemezdim öncesinde. Bu yüzden iyi ki okumuşum diyorum Kabuk Adam'ı. Bu kitabı okuyup da çeşitli nedenlerle beğenmeyenler olmuştur mutlaka ama eminim ki hikayedeki fizikçi kızın cesaretinden; Tony'nin naifliğinden, cahilliğine karşı bilgeliğinden etkilenmeyen olmamıştır.

Aslı Erdoğan'ın kendi hayat hikayesini kaleme aldığı bu kitabında cesur anlatımı ve iç hesaplaşmalarıyla aslında kendisinin bile başlıbaşına okunması gereken bir kitap olduğunu gördüm ve onu gerçekten idrak edebilmek için sadece tek bir eseriyle sınırlı kalınmaması gerektiğini. Umarım kendisi başarılı bir yazar/aydın kişi olarak gerçek hayatta verdiği zorlu mücadelelere rağmen yazmaktan asla vazgeçmez çünkü o yazdığı sürece ben de onu okumaktan vazgeçmeyeceğim.

Alıntılar:
*" Ölümün, işkencenin, hapishanenin kıyılarında yaşayan yasadışı insanların hayatları (ve dostlukları) iki temele dayanır: Güven ve cesaret. Bu değerlerden yoksun biri, tuzaklarla, bilmecelerle dolu bu dünyaya göz ucuyla bile bakmamalı. Hele hele onu tanıdığını söylemeye hiç kalkışmamalıdır."
*" Yalnızca karanlığın en dibine inenler, erdemin doruklarına varabilirler."
*" Bu sıcakta nasıl yünlü bereyle dolaşabiliyorsun? dedim, büyük bir pot kırdığımı bilmeden. sonraları öğrendim ki bu üç renkli bere, Karayipler'de çok yaygın olan, afrika kökenli rastafari inanışının bir işaretiydi, ırkçılığa ve her türlü sömürüye karşı çıkışın simgesiydi, hiç taranmayıp uzun örgüler halinde bırakılan saçlar gibi. Yeşil, sömürgecilerin aldığı toprağı, sarı, o toprağın zenginliğini ve kırmızı da uğruna dökülen kanı simgeliyordu...


Müzik:
Bob Marley - Buffalo Soldier: Kızılderililere karşı savaştırılan karaderili askerleri anlatır şarkı.
Profile Image for Yusuf.
115 reviews6 followers
February 11, 2017
Okurların geneli beğenmiş bu kitabı ama edebi yönden ben pek bir şey bulamadım açıkcası.

"Ezilmişler"in romanı olarak adlediliyor ama ben bunu bir sınıfsal düzlemde inceleyip, eleştiren, çözüm bulmaya çalışan bir gözün yazdığını ne yazık ki söyleyemiyorum.

---Kitaba dair ipuçları---

Başarılı, bale bilen, kariyer sahibi, edebiyattan anlayan bir entelektüel kızımızın yolu tropik bir adaya düşer, kızımız kendi ifadesiyle bir "tutunamayandır" ama bu ruhsal anlamda bir tutunamama değil, gönlünce sevecek birini bulamadığından ötürüdür. Fiziken pek de çekici olmayan Tony ile bu tropik adada marijuana içip, adanın pek de tekin olmayan yerlerinde dolaşırlar.
Sonunda genç kızımız ABD'ye döner.

---Kitaba dair ipuçları---

Kahraman kadınımız, Tutunamayanlar'da gördüğümüz başarılı ancak manevi açıdan pek de kendini bulamamış Turgut Özben'e, selam çaksa da Turgut'un dünyasından epeyce uzakta kalıyor.

Kitap tropik bir adada, genç bir kadının günlüğünde geçen aşk hikayesi olmasının ötesine geçemiyor. Okur ne kendini buluyor, ne de okuduğuyla ilişki kurabiliyor. 20'li yaşların başındaki geçn okurların beğeneceği türden bir kitap olmuş, az biraz hayat deneyimi olan, edebi zevki gelişmiş kişilerin beğeneceği türden çok uzakta.

Biraz yeraltı dünyası, biraz aşk, bizi bize anlatmayan bir roman. Aslı Erdoğan'ın ilk romanı olması hasebiyle diğer romanlarını da okumak gerektiğini düşünüyorum.

Bu kitabını tavsiye etmiyorum.
Profile Image for James.
351 reviews5 followers
August 27, 2012
Liseli kız temaaşasından hallice.
Profile Image for Fearless.
737 reviews105 followers
July 14, 2019
Vay canina diyorum...

Yazarin okudugum ilk kitabi ve bayildim. Bir Türk yazari olarak araştırmasını iyi yapmış ve bunu o kadar guzel yansitmis ki rahatlikla o cevrede omru boyunca yasamis birinden bu hikayeyi dinlediginizi dusunebilirsiniz.

Kitabin abartıldığını dusunmustum ama bunda da yanilarak az bile soylenmis diyorum. Uzak bir yerde ruh ikizinizi tehlike sinyalleriyle bulsanız ve sacma sapan bir nedenle kaybetseniz nasil hissedersiniz?

Bir onceki okudugum duygudurum tedavisi kitabindan sonra psikolojik tahliller ister istemez beynimde yanip sondu. Kizimiz siddet ve tecavuze uğramış, depresif ve dokunulmaktan hoşlanmıyor. Tanistigi hayatinda ilk kez gördüğü kisi ise onun once ruhuna sözleriyle sonra bir kez olmak kaydıyla teninden tekrar ruhuna yol ciziyor.

Sonuna oldukça sasirdigimi soylemeliyim. Belki bu beklenen birseydi diyenler olabilir ama hikayeye kendinizi oyle bir kapılıyorsunuz ki ruhunuz bile hüznü hissediyor.
Profile Image for tunalizade.
125 reviews46 followers
May 17, 2020
Son zamanlarda okuduğum kitaplar belki de çok iyiydi, belki de yanlış zamanda yanlış bir tercihin kurbanı oldu fakat Kabuk Adam vasatın altında bir okuma sundu bana. Bu yorumu üzülerek yapıyorum çünkü kitaplığımdaki tüm kitapların belki tümüyle değil ama ucundan da olsa o kitabı okuduğum zamanlara beni götürebilmesini, sayfalarını karıştırdığımda bir an olsun içinde bulunduğum andan beni koparabilecek düzeyde olmasını istiyorum. Bu illa muhteşem bir edebiyat harikası olması değil belki de ergenlik dönemi hatası da olabilir. Fakat Kabuk Adam, bu sınıflandırmaların hiçbirine uymayan bir deneyim.

Bittiğinde diğer okurlar neler düşünmüşler, aynı fikre sahip olanlar var mı diye araştırdım. Çoğunluk övgülerini sakınmamış. Görünüşün önemli olmadığını, asıl önemli olanın iç güzellik olduğunu öğretiyor, diyenler mevcut. Yani bahsi geçen öğretilmek istenen şey akışkanlar mekaniği olsaydı bir kitaptan bunu öğrenmek hoşuma gidebilirdi pekala, lakin asıl önemli olanın iç güzellik olduğunu bir kitaptan öğrenmek bana biraz abuk geliyor. Saygı duyuyorum tabii, en azından önemli olanın ne olduğunu öğrenebilmek de başarı.

Kitap okurken kimi zaman bir karakter okuyucuyu sinir edebilir, irite düzeyine getirebilir ve bu karakter üzerinden kitabın tümünü eleştirmek muhtemel bir haksızlığa sebebiyet verebilir. Ama bu karakter kitabın anlatıcısı ve ana karakter ise ve zaten topu topu elimizde üç-beş karakter varsa haliyle bu karakter üzerinden kitabı eleştirmek kaçınılmaz oluyor. Bu tanımlamaya pek de güzel uyuyor Kabuk Adam. Aslı Erdoğan belki de çok büyük işler başarmak istemiş olabilir bu kitabı kaleme alırken ama büyük işler ne yazık ki aralara serpiştirilen taciz, eziyet, ırkçılık ile gerçekleşmiyor. En azından benim fikrim bu yönde.

Arka kapakta yazan "mucizevi bir dostluğun hikayesi" ibaresi de "mucizevi bir pazarlama tekniği" sanırım çünkü ben kitapta bu tip tanımlamaya uyan dostluk görmedim.

Neyse, demem o ki Kabuk Adam elimde patlayan bir okuma deneyimi oldu.
Profile Image for oguz kaan.
283 reviews33 followers
July 18, 2019

* Bazıları için kıskanılacak bir yerde olanın bunalımını, yalnızlığını (aslında kitapta kendi kendine yarattığı bir kabuk içinde olması ki bu nedenlerin meydana getirdiği bir sonuç değil, tercih ve bundan yakınmaksa düpedüz ikiyüzlülük.) anlattığı ve siz diğerleri bilmezsiniz ama biz böyleyiz, şöyleyiz ile geçen sayfalarla doluydu.

** Kitap boyunca cinsel bir gerilim teli var ve stresle yüklenen bu tel boğucu olmuş. Aslında kitabın benim adıma "orta" seviyelerde kalması bu cinsel gerilimin anlatıda pek idare edilmediğini hissetmemdi. Erdoğan'ın anlatımın da olayları sinematik olarak canlandırmak kısmında rahat olması bir artı ise duygusal olarak kitabın betimlemeleri "Bir anda....", "Anlamıştım ki..." gibi kalıplar ile bana çıkarım yapma özgürlüğü vermek yerine direkt olarak bünyeye nüfuz ettirmeye çalışması da eksik olduğu yerdi.

*** Bir başka Aslı Erdoğan okuma isteği yaratan bir kitap olmadı.


Profile Image for Zeynep Ergün.
9 reviews9 followers
September 9, 2020
Bu kitaba başlarken kitabı ve yazarı sevmek istedim ama olmadı. (Sevmek istedim çünkü 1) Türk kadın edebiyatçıları sevmek istiyorum 2) Romantik bir tesadüf eseri kitabın içinden rastgele okuduğum ilk parçada Tony karakteri bana kendi hayatımdan bir Toni'yi hatırlattı).

1- Kitap Türkçe yazılmış bir eserden ziyade "çeviri" havası veriyor. Bu tek başına üslubun kötü olduğu anlamına gelmiyor tabii ama bu kitapta ne yazık ki "kötü çeviri" havası var. Çeviri bir kitapta okusanız "bu ne biçim bir cümle ya, kim çevirmiş bunu" diye kitabın kapağına bakacağınız cinsten.

2- Teşbih, teşbih, daha fazla TEŞBİH. Biraz teşhis ve biraz daha teşbih. Ve hayır, abartmıyorum. Palmiyeler işkence altındaymışçasına titriyor, çakıllar çığlıklar atarak kırılıyor, rüzgar ölümcül aşklar ve nefretlerle esiyor. Söz sanatları tabii ki anlatımı güçlü kılmak, güzelleştirmek gibi sebeplerle başvurulabilecek yollar ama HER ŞEY başka bir şey gibi bir şeyler yaptığında bu anlatımı güçlendirmekten ziyade basitleştiriyor.

3- Hikayenin "havasını", karakterlerin "tutumlarını" hissedemiyorsunuz. Yazar sürekli adadaki şiddetten, kandan, suçtan bahsediyor (tabii kan ve şiddet dolu bu ada da demiyor sadece, "hamuru su yerine kanla yoğurulmuş bir çörek gibi olan bu ada şiddetin beşiği gibi kurşun sesleriyle uyum içinde sallanıyordu" türünden abartılı ve "edebi" betimlemeler yapıyor) ama bunun dışında adadaki şiddetle, kanla ilgili hiçbir şey anlatmıyor. Bu bana biraz yazarın "ben Karayiplere gelen standart Avrupalı turistten farklıyım" demeye çalışma biçimi gibi geldi ama öte yandan her karşılaştığı yerlinin herhangi bir gösterge yokken bile kendisini öldüreceğinden emin olması da bu iddiasını çürütüyor açıkçası. Tabii ki bu karşılaşmalar tehlikeli durumlar olabilir ama bunu okura aktaramamak da yine hikaye anlatıcısının sorunu.

4- "Ben siyahilerle arkadaş oldum o adada diğer beyazlardan farklı olarak ve ben entelektüelim diğer fizikçilerden farklı olarak ve ben kulüplerde çılgınlarcasına dans ettim diğer Türk kızlarından farklı olarak, ben adanın tekinsiz sokakalarına da girdim adadaki herkesten farklı olarak" türü "çocuksu" diyebileceğim çıkarımları rahatsız edici buldum. Bu tür zıt düşüncelerin birlikte hissedilmesi normal ama bunu "ben farklıyım"cılığa girişmeden anlatmak da mümkün olabilirdi diye düşünüyorum. Öte yandan hikaye genel itibariyle bir "ben farklıyım" deklarasyonu gibi zaten.
Profile Image for Doğan.
205 reviews13 followers
April 15, 2019
Ana karakterimiz bir Fizikçi ve bu işi sevmeyerek yapıyor. Karayiplerdeki bir seminer fırsatını, "Zaten beş parasızım, ömrümde bir daha ne zaman Karayiplere gidebilirim ki" diyerek kabul ediyor. Orada kendini, yaşamı sorgulayacağı ve bir çok şey öğreneceği Kabuk Adam'la tanışıyor.

Kabuk Adam ; insanları görünüşüyle yargılamamayı, dürüstlüğü, içtenliği ve daha bir çok şeyi öğretiyor bizlere...
Profile Image for Anil.
31 reviews60 followers
June 4, 2018
Bir hafta geçti bu kitabı okuyalı ama hala okurken düşündüğüm "bu kitapta bir şeyler eksik" düşüncesi ara ara belirip kayboluyor. Cevabını hala bulamadım, tekrar okumak gibi mantıklı bir çaba içerisine de girmek istemiyorum. Bazı olayların-lafların--diyalogların-düşüncelerin-kişilerin bende tam olarak oturmaması yazarın suçu mudur yoksa okuyucunun akıl kabızlığından mıdır?

Bir bar-chart yapıp çirkinleşmeyeceğim ama aralarında rahatsızlığımı en belirgin olarak gözlemlediğim; diyaloglardı. Sanki kötü bir çeviri okuyor gibiydim neredeyse her diyalogda ama yazar bir türk. "Kimse böyle konuşmaz ki" diye kaç kez söylendim acaba. Ana karakter, narsisistik kişilik bozukluğundan mustarip olsa bile. (teşhiste yanılıyor olabilirim)

+ Sen ne iş yaparsın?
- Fizikçiyim.
+ Fizik nedir?
- Fizik.. Yani biz, fizikçiler, maddeyi araştırırız. ...Yani, doğa olaylar, doğayı inceleriz.
+ Okyanusu, balıkları filan mı?
- Pek öyle sayılmaz. Daha çok cansız varlıkları. Demek istediğim... Örneğin elmaların neden yere düştüğünü... Aslında, ben yazarım. Benim işim öyküler anlatmak.

Tamam güzel bir örnek değil, karşıma çıkan ilk olmasa da ikinci diyalogdu şimdi kitaba bakınca. Diyorum ya kitabı tekrar okuma çabasına girmek istemiyorum ki bu benim için çok nadir gerçekleşen bir şey.

Bu kitapta bir şeyler eksik; sen de edebi şeyler, ben diyim gerçekçilik, mükremin abi desin samimiyet.

Özel Not: "Ama toplum içindeki yalnızlık hissini ve bir yere tutunamama, pişmanlık gibi duyguları çok güzel anlatıyor, aynı ben" diyen birini görürseniz eğer, lütfen bir tokat atın ona. Bir ben bir de bu yazıyı hala okuyan "sen" yazmadık bu konu üzerine şu dünyada. Düşündüm de kesin vardır entrylerim bu konu üzerine ekşi sözlük'te.

Özel Not 2: Aslı Erdoğan'ın o amaçla yazdığını söylemiyorum.
Profile Image for Özlem Güzelharcan.
Author 5 books348 followers
January 13, 2019
Yaşadığımız anları dondurup cümlelere dökme çabası, çiçekleri kurutup kitap yaprakları arasında ölümsüzleştirmeye benzer.

Bu inceleme itibarıyla tam 25 (yazıyla yirmi beş) yıl önce basılmış bu şahane "ilk roman". Nasıl ve neden şimdiye dek Aslı Erdoğan'ın büyülü evreniyle kesişmemiş ki benim yolum? Bir çırpıda bitiverdi, bitmesin diye az az okudum üstelik. Bittiğinde ruhum Karayipler'de, Kabuk Adam'da kaldı, aklımsa yazarın müthiş betimlemelerinde ve insanın içine işleyen hikaye anlatımında.. Her insanın, gün gelip de düşüp parçalanmaktan kendini güçlükle alıkoyduğu bir uçurumu vardır. O uçurumu bize incelikle gösterdiğin için teşekkürler Aslı Erdoğan.
Profile Image for Özde.
84 reviews4 followers
June 23, 2019
Yerinde olsam o seminerlere de giderdim, kabuk adama da sarılırdım. Nedir bu boş dram? Herkes aynı hayatta... Ne istediğini bilmeyenlere tahammülüm yok. Aykırı olacaksa da bari bundan mutlu olsun. Ancak o da yok.
Profile Image for Hatice.
178 reviews30 followers
November 2, 2015
Bu aralar çokça, "etrafına yabancılaşmış" karakter okuyorum. Bu konuda iyi örnekler gördüğümden mi bilmiyorum, "Kabuk Adam"ı öyle çok beğenmedim. Başkahramanı anlamakta zorluk çektim belki de. CERN'de çalışan bir fizikçi kendisi. Birçok insanın hayalini kurduğu konumda fakat etrafındaki insanlardan bunalmış ve farklılık arıyor. Bu bunalmışlığı ve arayışı ifade etme tarzını sevemedim sanırım. Oysaki kolaylıkla empati kurmayı bekliyordum. Bazı yerlerde çok eleştirel ve keskin ifadeler kullanmıştı çevresindekilere karşı. Bir de, kitaptan yalnızlık akıyor resmen. Adı geçen hemen hemen bütün karakterler çok yalnız gibiydi.
Profile Image for ♡ melissa ♡.
19 reviews2 followers
August 19, 2019
13 yaşındayken yazdığım fanfictionlar çoğu açıdan daha başarılıdır eminim ki. :(
yemek yerken yemeği pişirene saygım olduğundan tabakta bir şeyler bırakmayı sevmem, eşit ölçüde bu kitabı da yazarını bilinç dünyamda kırmamak adına iteleye iteleye bitirdim. (halbuki kitabın ortalarında vardığım hüküm bitirince de değişmeyecekmiş, boşa ümitlenmişim, tüh!:( )
çok basit, çok acemi bir yazım türüydü bana kalırsa. yazar, altı çizilmelik üç beş anlamlıymış gibi görünen cümle sıkıştırmış araya, o kadar. üzgünüm ama bu kitabın ne edebi, ne de manevi bir yönünü bulamadım. kurgusu ve kurguya yedirdiği şahsi düşünceleri de bir o kadar eğretiydi. sahte duyardan, aralıklarla yinelenen sözcüklerden, betimleme kusurlarından, teknikli ya da tekniksiz göze eğreti gelen biçemlerden nefret ederim. (ana karakter, yan karakter, tiplemeler... of... yorma be aslı erdoğan)
eleştireceğim çok şey var ama zaten bu kitabı okuyarak yeterince zaman kaybettim.
keyifli okumalar herkese, bay ^_^
Profile Image for Esra Nazenin Özdemir.
394 reviews2 followers
Read
February 12, 2022
Tony'e sonda yapılan saygısızlık...beğenmediği insanlardan bir farkı kalmadı o an yazarın. Ayrıca ne yazık ki bu ifadeyle aklımda kalacak kitap:

"Ben de her zamanki densizliğimle, "Türk olmaktan iyidir," diye karşılık vermiştim."

Profile Image for Neslihan Aksu.
293 reviews20 followers
November 8, 2016
Kitabı sevdim fakat sürekli Türk olmak utanılacak bir şeymiş gibi bahsetmesinden nefret ettim!!
Profile Image for Damla.
180 reviews74 followers
September 4, 2022
Hikaye, hikayenin derinliği ve karakter beni çok cezbetmedi. Duygudaşlık kuramadım. Ama dili ve anlatımı çok güzel. Aslı Erdoğan bir röportajında kendi de demiş zaten, başka hiçbir şeyimi beğenmeseler de Türkçeyi kullanışımı beğeniyorlar diye.
Profile Image for Nur Evrim Barutcu.
52 reviews9 followers
July 22, 2018
İtiraf edeyim, kitaba dair beklentilerim oldukça yüksekti. Başlangıçta yazarın kendine ve bağlanma/sevme konusunundaki çocukluğuna dair atıflar da ümitlendirdi. Ancak kitabın kalanı, birkaç güzel betimlenmiş metafor dışında tam bir hayalkırıklığı. 155 sayfasının, abartısız 150 sayfasında yazarımızın üstüne basa basa sınıf farklılıklarını ilişkilerinide hiç gözetmediğini, küçük insanların hayatlarındaki basit ama dervişvari varoluşlarının ne kadar özel olduğunu okuduk. Kitabın finali de hikayesi kadar klişe olduğunu söylemeden edemeyeceğim.
Son olarak bu kitaptan sonra sevgili Aslı Erdoğan'ın imajı, (her ne sebepten olduğu açık olmamakla beraber) bitmemiş bir ergenliğe hapsolmuş kadın-çocuk olarak şekillendi. Başka kitaplarına şans vermeden önce bu kitaba ilişkin anıların/yorumların solmasını bekleyeceğim sanırım..
Profile Image for Gonca Kaya Mbowe.
11 reviews25 followers
November 6, 2016
Aslı Erdoğan ile Kırmızı Pelerinli Kent sayesinde tanışmıştım ve hem kitabı hem yazarı çok sevmiştim. Böyle bir yazarın yaşadıklarını, düşüncelerini, kapılmalarını, acılarını kendi ağzından dinlemek o kadar güzeldi ki 5 yıldızın yetmediği kitaplardan oldu benim için. Tekrar onu okumak için neden bu kadar beklediğime kızıyorum, Kabuk Adam'ı bu kadar beklettiğime. Aslı Erdoğan kesinlikle üslubunu en sevdiğim yazarlardan ve Kabuk Adam da bunu bana tekrar kanıtladı. Okunması gereken ve yazara başlangıç kitabı olabilecek bir kitap. Bu kitabı okurken fona en yakışan şarkılarsa bence bir "Cigarettes After Sex" listesiydi, mükemmeldi.
Profile Image for Kaplumbağa Felsefecisi.
468 reviews83 followers
April 28, 2023
Kitabı bana bir vesile ile hediye eden dostum Merve'nin de dediği gibi seneler evvel -lise, üniversite- döneminde okusaydım inanılmaz anlamlar yükleyebilirdim. Fakat Aslı Erdoğan'dan hiçbir şey okumamış biri olarak iyi ki okumuşum da diyorum. Leziz bir sevip kavuşamamanın romanı. Aslı Erdoğan'ın kalemi cidden oldukça kuvvetli.
Sevgi, sevilme ihtiyacı, yüklediğimiz anlamlar ve hayallerimizi gerçeğin içerisinden geçen bir turnusol kağıdı yaptığımız ve çılgıncasına inanmak istediğimiz her şeye dair bir roman. Belirsizlik ve sonuçsuzluğun -kapılırsan- çekici ve şimdilerde saçma bulduğum için asla dönüşmeyeceği ama saçma bulmayana bir anlığına aşırı tutkuya dönüşen hali.
Profile Image for Cansu Varol.
225 reviews94 followers
June 27, 2021
Keşke 6 yıldız verme seçeneği olsa da versem. Mucizevi Mandarin'i okumuş ve çok sevmiştim. Yazardan ikinci kitabım bu oldu. Herkese öneririm.
Profile Image for Ecem.
173 reviews15 followers
August 14, 2021
"Gökyüzü son kez tutuştu, bulutlar karların arasında yanıp söndüler, dünya lacivert bir kabuğa dönüştü. En sonunda, gece bulutu geçip bütün adayı yuttu."
.
.
Kabuk Adam'ı ilk kez 2017'de okumuştum ve tüm okuma zevkim değişti. Tarihi aşk romanlarından, fantastik romanlardan bir anda çağdaş Türk ve dünya edebiyatına geçiş yaptım.

Aslı Erdoğan'ın ilk kitabı Kabuk Adam ve 1994'te yazılmış. 27 yıl öncesinin hikayesi bugün beni tekrar başına kilitledi ve 2 saat içinde hiçbir şey yapmadan okuyup bitirdim.

Hani bazı kitaplar vardır. Düşüne düşüne okursunuz. Yazılanlara siz de kafa yorarsınız. Okuduğunuzda içindeki karakteri o kadar seversiniz ki kitap bittiğinde bir süre sarılırsınız kitaba. Onu kaybetmemek için. Sizi bilmem ama bende böyle etki yaratan kitaplar var ve Kabuk Adam da onlardan biri oldu. Yazım tarzı olsun, verdiği mesajlar olsun o kadar değerli ve kaliteli yazmış ki... Herkesin önemli dersler çıkaracağı bir kitap ve kurgu değil. Yazılanların gerçekten yaşanmış olduğunu söylüyor yazar. Bu kitabı daha da önemli kılıyor. Okuyunca içinizde Kabuk Adam'a karşı bir koruma isteği oluşuyor. Çok değişik bir kitaptı gerçekten. Böyle kitaplar okudukça okumak daha anlamlı, daha güzel geliyor. Okuyun okutun dediğim kitaplardan bu da kesinlikle.

Aslı Erdoğan kendi hikayesini anlatıyor bu kitapta. Kabuk Adam Tony ile yaşadığı aşkı okuyoruz, yaşamaya çalıştığı diyelim ya da. Kabuk Adam tehlikeli ama bir o kadar da güven veren biri. Bu hikayeyi onun ağzından dinlemeyi çok isterdim. Şimdi neler yapıyor acaba? Aslı Erdoğan'ın kolyesi kırıldı mı? Yaşıyor mu Kabuk Adam?

İkinci okuyuşumda kitabın bir yazarın ilk kitabı olduğunu daha iyi fark ettim. Belli konuların özellikle altı çiziliyor, toplum eleştirisi yapmak için üstüne basılan şeyler de var ama rahatsız edici değil kesinlikle.


Mutlaka ama mutlaka okuyun, tanışın Kabuk Adam ve Aslı Erdoğan'la. Ben çok seviyorum, başta tekrar okumaya çok çekindim. Korkuyordum, ya beğenmezsem diye düşünüyordum ama yanılmışım, yine büyüledi ve kalbimi kırdı.
128 reviews41 followers
February 21, 2017
Kitabın ortalarından itibaren zaten ilgi çekici bir hikayesi olmadığı fark ediliyor. Bir yıldız vermeyi düşünüyordum ama kitap bitmeden bazı şeyler fikrimi değiştirdi.

Ahmet Altan gibi politik bulduğum yazarların aşk romanlarını okumayı ben şahsen sevmiyorum. Bu kitabı sevmeme sebeplerimden biri de buydu aslında. Sürekli En Uzun Gece'yi hatılattı bana, onu okurken hissettiklerimi...

Kitabın Türkçesi kısmen çeviri gibi geldi bana, sanki İngilizce düşünülüp Türkçeye çevrilmiş gibi duruyor.

Kitapta en çok ilgimi çeken ve kitabı bitirmemi sağlayan bölüm şuydu:
Sonraları öğrendim ki bu üç renkli bere, Karayipler'de çok yaygın olan, Afrika kökenli Rastafari inanışının bir işaretiydi, ırkçılığa ve her türlü sömürüye karşı çıkışın simgesiydi, hiç taranmayıp uzun örgüler halinde bırakılan saçlar gibi. Yeşil, sömürgecilerin aldığı toprağı; sarı, o toprağın zenginliğini ve kırmızı da uğruna dökülen kanı simgeliyordu.

Kesk (yeşil), Sor (kırmızı), Zer (sarı) bir zamanlar kendimle özdeşleştirdiğim bu renkleri sömürüyle savaşan sömürülmekten bizden daha fazla bıkmış bir halkın bunu politik bir simge olarak kullandığını görmek beni etkiledi. Rastafari kültürü hakkında ilk kez doğru düzgün bir şeyler okumamı öğrenmemi sağladı. Kitaba verdiğim ikinci yıldızın sebebi buydu.
Bu kitapta geçen aşkı en iyi şekilde yine yazar kendisi özetlemiş:
Belki çocukça, "ucuz duygusallık" deyip burun da kıvırabilirsiniz

Üçüncü yıldızın sebebi de içinde bulunduğum ruh halini en iyi anlatan şu cümle:
Hayatın bizlere verip verebileceği tek ödül, tek armağan, sevgi dolu bir insandır ve biz böyle bir insanı ilk fırsatta katlederiz. Sonra da ömür boyu, bu asla bağışlanmayan günahın lanetini sırtımızda taşırız.

Bu yazıyı okuduysanız benim için kitabı okumuş kadar oldunuz :D
Son olarak şu da B için... :D
Sana öğretebileceğim çok şey var senin de bana.
Profile Image for Yalın.
Author 2 books33 followers
September 17, 2022
Yıllar önce Kırmızı Pelerinli Kent'le tanışmıştım Aslı Erdoğan'la. Güzel bir tat vermişti Rio'yu anlatışı. Israrla Kabuk Adam'ı öneriyordu ama herkes. Kadın yazarlarla aynı duygusal açıya inemediğimi düşündüğüm, ve de bir kadının bakışından aşk romanı beklediğim için Kabuk Adam'ı hep erteledim. İyi ki yanılmışım, ve iyi ki Aslı Erdoğan'ın cinsiyet bağımsız tutku romanını okumuşum. Zor olanı başarıyor yazar, aşk romanı düzeyini aşıp, hassas karakterlerin derinliğiyle evrensel tutkunun mesajını veriyor: Işığı bulmak zor, kaybetmek kolay.
Profile Image for Bahar.
159 reviews25 followers
April 10, 2017
Aslı Erdoğan Türkçe'yi çok güçlü kullanan bir yazar. Romanın Türkiye'de geçmemesi bence konuya ayrı bir gizem katıyor. Yine de bazı yerlerde duyguların, olayların derinliği için kullandığı dili fazla abartılı buldum. O duyguların içine tam giremediğim için sanki biraz dışardan bakan, yargılayan göz gibi hissettim kendimi, bu hissi de sevmedim. Genel olarak akıcı, keyifle okunan, dolgun bir roman, ama sanırım Kırmızı Pelerinli Kent'i daha çok sevmiştim.
Profile Image for ehk2.
369 reviews
May 14, 2008
"Hayatın bizlere verip verebileceği tek ödül, tek armağan, sevgi dolu bir insandır ve biz böyle bir insanı, ilk fırsatta katlederiz. Sonra da, ömür boyu, bu asla bağışlanmayan günahın lanetini sırtımızda taşırız" (s.147)
Profile Image for Bilge B.
326 reviews20 followers
December 30, 2017
Bırakamadım. Kitabı elimden bırakamadım, üç saatte bitirdim. Kendimden parçalar da buldum, olmuş olabileceğim, olmaktan korktuğum insandan da. Tony’nin aşkı yüreğimi burkarken Aslı’ya çok çok içerledim. Gerçekten harikaydı uzun zamandır böyle derinden hissetmemiştim bir kitabı.
Displaying 1 - 30 of 221 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.