Jump to ratings and reviews
Rate this book

Dört İstanbul

Rate this book
Radi Dikici, Dört İstanbul'da şehirlerin kraliçesinin M.Ö 657 yılında Kral Byzas tarafından kurulmasıyla başlayan ve 1924'te Osmanlı hanedanının son bulmasına kadar uzanan yaklaşık 2600 yıllık öyküsünü anlatıyor. Byzantion (Byzantium), Augusta Antonina, Konstantinople (Yeni Roma) ve Osmanlı'nın İstanbul'u adıyla kentin dört dönemini birçok bilinmeyen yönleriyle bir roman tadında sunuyor.

Kentin çağlar boyu sosyal yaşamın merkezi haline gelişi…

İlk üniversitenin kuruluşu…

Bugünkü hukuk düzeninin temellerinin oluşumu…

Hıristiyan inancının tespit edildiği İznik Konsili ve Akidesi…

İlk kez gün ışığına çıkan belgelerle 54 gün süren Fetih…

471 yıllık birçok yönünü bilmediğimiz Osmanlı yönetimi…

Yepyeni harita, resim ve tablolarla İstanbul'un dört dönemi

288 pages, Paperback

First published October 1, 2014

2 people are currently reading
20 people want to read

About the author

Radi Dikici

15 books4 followers

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
5 (14%)
4 stars
11 (31%)
3 stars
10 (28%)
2 stars
7 (20%)
1 star
2 (5%)
Displaying 1 - 6 of 6 reviews
Profile Image for B.
306 reviews12 followers
October 29, 2023
Yer yer ortaokul tarih kitabı tadında, yer yer vasat tarihsel roman ayarında ve genel olarak maalesef beklentimin çok altında olan bu çalışma, İstanbul’un 7. yüzyılda Byzantium olarak kurulmasından, imparator Constantine’in Constantinopolis olarak geliştirdiği doğu Roma başkentliğini yapmasına (imparator Severus’un 3. yüzyıl başlarında oğlu Antonius’un şerefine 20 sene için Augusta Antonina olarak adlandırması haricinde), ve de başkentlik işlevini Paitaht, Der-Saadet, Konstantinniye gibi birçok isim altında Osmanlı imparatorluğunun 1922’de yıkılışıyla noktalanmasına dek olan rolünü anlatıyor.

Anekdotlar halinde olarak sunulan bilgiler her ne kadar bilgi dağarcığımı genişletmiş olsa da kitabı pek bir kimseye öneremeyecek oluşumun esas nedenleri şöyle:

• kitabin belli bir çizelge takip etmesi yerine, daldan dala atlaması,

• içerdiği bilgilerin kimisinin düpedüz yanlış, kimisinin ise şaibeli olduğu, (örneğin Prusya kralı III. Frederick’i 15. yüzyılda gösterilmesi; Fatih’in Slavca diye bir dili bildiği – öyle bir dil yok; III. Murat’ın 103 (!) çocuğu olduğu; Fransız elçisi olduğu bile belli olmayan Marquis de l’Aubespine’in XIV. Louis devrinde yaşadığı iddiası (bir yüzyıllık bir hata…); Alemdar Mustafa Paşa’nın “rezil” biri olduğunun ima edilişi; Siyonist Herzl’in güya Abdulhamit’ten para karşılığı toprak alması ve buna Abdulhamit’in “halka ait bir karış toprağı para karşılığı vermem” demesi; Vahdettin’in Mustafa Kemal’e “inşallah devleti sen kurtarırsın” demesi; ve birçok yerde 19. yüzyıl yerine 18. yüzyıl yazılması… )

• kitabin basit bir editörlük evresinden geçirilmemiş olması.

Gene de daha çok antik çağ ile ilgili edindiğim bilgiler nedeniyle, okuduğuma sevindim.
Bazıları: kral Byzas’in Atina’nın boyunduruğuna girmek yerine kaçarak Byzantium’u kurması; ilk üniversite olduğu one sürülen Pandidaktorion’un İstanbul’da kurulmuş olması; Karadeniz, Marmara, Haliç’in eski adlarının Euxine, Propontis, Hrisokeres; 3, yüzyıldaki thetrarchy; dünyanın merkezi (19. yüzyılda Greenwich’e kaymadan once) niteliğindeki Milion taşının “tüm yollar Roma’ya çıkar” sözünün hikayesi; İstanbul’un 4. yüzyılda cehresini değiştiren az bilinen kişilik mimar Anthemius; imparator Justinien’e atfedilen ve fakat “süper-4’lu” takimi (komutan Belisarius, mali bakanı Kapadokian, istihbaratçı Narses, ve hukukçu Tribonian, ki Corpus Juris Civilis, ve Pandectae daha çok onun eserleridir) ve esi Theodora’nin yardımı sayesinde birçok şeyi başarmış olması; Fatih’in ileri görüşlülüğü; Topkapı’nın çeşitli bölümleri (Babussaade, Babusselam, Babi Humayun) vs.
Profile Image for Deniz Çıkış.
3 reviews4 followers
November 19, 2017
Başlarda anlatımı akıcı ve eğlenceli gelse de ilerledikçe kitabı son derece kafası karışık buldum. Şimdi burada konu çeşitli dönemlerde İstanbul'da yaşam mı, önemli politik kişilikler mi, şehrin silueti mi, Osmanlı'nın kaderi mi, Mısır mı? Gerçekten belli değil, üstelik bu saydıklarımın hiçbirini de tutarlı anlatmıyor. Ayrıca kitap basılmadan önce editör elinden geçmemiş gibi geldi, cümlelerin başı sonu tutmuyor, bölümler arasında ha bire üslup hatta tür değişiyor. Şahsi fikrim; Radi Dikici konunun en azından bir bölümüne epey hakim, ayrıca fena bir yazar da değil ama kendiliğinden sistematik olmayı beceremiyor. İyi bir editör kitabı kurtarabilirmiş aslında, fakat iyiyi bırakın ortada editör yok gibi; yazarın bilgisayarından direkt matbaaya gitmiş sanki.

Popüler tarih yazınını önemli bir ihtiyaç olarak görürüm ve ciddiye alırım, çok iyi örnekleriyle de karşılaşıyorum dönem dönem. Burada da umudum bu şekildeydi, kısmet değilmiş. Yine de şöyle kronolojik bir genel panaroma için okunabilir.
128 reviews1 follower
August 16, 2024
Altı bölümden oluşan kitabı yalnızca ilk bölümünü okumak için almaya razı iseniz alın, o kadarı için tavsiye ederim. Aslında, verdiğim o tek yıldız da bu ilk bölümde yazarın Bizas üzerine verdiği kapsamlı bilgiler oldu.

Kitabın başlığı çok çekici ve sanırım satışa yararı olmuştur. Ne var ki başlığa dört sayısını kazandıran, benim daha önce hiç duymadığım ve sanırım çoğumuzun da duymadığı, o dördüncü İstanbul meğerse “Augusta Antonina” adı imiş. Kentin gelişimine büyük katkıları olan Bizans İmparatoru Septimius Severus (MS 193-211) yaptıklarının keyfine kapılıp onun Bizantium olan adını MS 198 yılında çok sevdiği büyük oğlu Caracalla Antonius’un adından türettiği Augusta Antonina’ya dönüştürür. Gelgelelim, kısmet bu ya, MS 217 yılında bu yeni ad bir suikasta kurban giden mahdum ile birlikte son buluverir. Kitapta beş satırda anlatılan on dokuz yıllık bu garip süreçten yola çıkıp da kitaba “Dört İstanbul” başlığının verilmiş olmasına bakmayın siz, kitap aslında üç İstanbul üzerine.
Kitap boyunca en aklımın ermediği, olayların ve özellikle yer adlarının nedense hep İngilizce verilip bazen parantez içinde Türkçe karşılığının yazılması --canon, Bishop of Rome, digest, Holy Sepulcher gibi. Bu uygulama, o dönemde Bizans’ta kullanılan dilin İngilizce olduğu anlamına mı gelmektedir acaba? Söz adlardan açılmışken, Constantin’in adı, Konstantin olarak Türkçeleştirildiğine göre Theodora ve Chlorus’un da aynı uyarlama uyarınca Teodora ve Klorus olması beklenirken onlar için İngilizceleri uygun görülmüş nedense. En garibi de kent adı olarak Constantinople ya da Konstantinapol veya Konstantinopolis yerine ne Türkçe ne İngilizce olan Konstantinople gibi bir yakıştırmanın kitap boyunca kullanılmış olması. Bunu olduğu gibi ve sesli okuyun bakın. Hiç böyle bir bir şey duymuş muydunuz?

Çoğu kez kimilerinden duyduğumu bu satırları yazarken de duyar gibiyim: “Bunlar işin teferruatı (veya diyenine göre detayları, ayrıntıları), bunlar üzerinde böylesine durmaya ne gerek var? Aslında var, var olmasına (bkz. “Anlamlı Ayrıntılara Ödünsüz Özen Göstermek” adlı kitabıma) ama şimdilik bunu bir yana koyup ayrıntı olmayan başka konulara geçelim: dil kullanımı ve bilgilendirme.

Dil kullanımı aynı paragraf içinde kip değiştirmekten, sıfat veya edatça tanımlanan sözcüğün bunların ardında olmak yerine cümle içinde başka bir yerlere kaçmış oluşuna; öznesi olmayan cümle yapısından, sürenin yerine süreç denişine; birbirini izlerken aynı zamanda da doğrulayan iki cümle arasına sıkça ve her nedense “ama” ya da “fakat” sıkıştırılmasından, İslam yerine İslamlık denmesine dek çok sayıda yanlış içermektedir. Bu arada, nasılsa 19 değil 20 değil “19,5 haftada tamamlanan” Rumeli Hisarı’na (tane ile sayıldığı anlaşılan) üç “tane” büyük top endüstriyel bir süreçten söz edercesine “monte edilmiş” bulunmaktadırlar, “yerleştirilmişlerdir” demek varken. Amcazade Köprülü Hüseyin Paşa’nın, “… o sıralar çok moda olan ve halen mevcut olan ve 1698 yılında inşa edilen Anadolu yakasındaki yalısında ziyafetler verilirdi” denilmekle inşa edilenin yaka mı yalı mı, moda olanın da ziyafet mi yalı mimarisi mi olduğu okuyucunun düş gücüne terkedilmektedir. Topkapı Saray mimarisinin, yapı süslemelerinin ve kimlerin hangi mekanlarda yaşadığını keyifli ayrıntılarla anlatıldığı satırlar arasına birdenbire, “Sultanlar haremağalarına çok itimat ederlerdi,” denmektedir. Bir paragraf “kütüphaneyi de yanında taşır” diye ama özne kullanılmadan başlamakta, okuyucu özne için bir önceki paragrafa başvurmak zorunda bırakılmaktadır. İstanbul bir dönemde “en az batıdan gelen 100 bin göçmenin istilasına uğrar,” denilmekle “Batıdan gelen en az 100 bin göçmen” mi kastedilmektedir yoksa göçün en azının Batıdan olduğu mu? “Batıda ise tekrar İstanbul’un ele geçirilmesi ve İmparatorluğun paylaşılması planları tekrar ısıtılarak sofraya konur” denildiğinde tekrar edilen İstanbul’un ele geçirilmesi ve İmparatorluğun paylaşılması mı yoksa planlar mıdır, okuyucunun takdirine bırakılmaktadır.

Ayrıntı diyemeyeceğim öteki konu da yanlış abartılmış, tutarsız bilgiler ve mantık dizesine aykırı yorumlardır. Konstantin’in “elinden gelenin en iyisini yapmaya gayret edişi tecrübeli ve yetenekli bir komutan” oluşuna bağlanarak bu iki nitelikten yoksun olanların gayretli de olamayacağı gibi bir neden-sonuç ilişkisi öngörülmektedir. İlginç bir başka neden-sonuç bağlantısı bir semtle ilgilidir: “Yeniçeri barakaları Süleymaniye ile Haliç arasına yayılırdı. Burası Etmeydanı’dır. Çünkü bu bölgede saray, Babıali, camiler, Patrikliğe ait binalar vardı” denmekle yeniçeriler ile Babıali aynı dönemde buluşturulmaktan öte, sayılan bu yapılar mezbaha yerine konulmaktadır. Metin içinde adı Augustus Forumu diye geçen meydanın adı ilişik haritada Theodosius Forumu olarak belirtilmektedir. Kutsal Haç’ın Kudüs’te bulunuşu, abartılarak “dünyanın en büyük arkeolojik keşfi” olarak sunulmaktadır. Çeliğin henüz olmadığı bir çağda “çelik bir kutu içine yerleştirilen” haçın boydan bir sayfada 100 santim kaybettiği belirtirken bu durum birkaç sayfa sonra 80 santime düşebilmektedir. Prusya Kralı III. Frederik birkaç yüzyıllık erken doğumla 1450’lere getirilmiştir. II. Mahmut ile birlikte sarayda yaşam şeklinin de değiştiği anlatılırken buna örnek olarak, “İngiliz Elçisi… padişahı ziyarete Batılı kıyafetle gelir,” denilerek elçinin daha önceleri sarık ve şalvarla geldiği izlenimi verilmektedir. “Kırım savaşı 28 Mart 1854 yılında başlatılır ve Rusya’nın iki yıl süren savaşı kaybetmesi üzerine Paris’te başlayan barış görüşmeleri 8 Şubat 1856 yılında kutlama balosu ile başlar ve anlaşma Mayıs 1858 yılında imzalanır,” denilmektedir. Ya balo ya da görüşmelerin çok uzun sürmüş olması gerek. XVII. Ve XVIII. Yüzyıl sıkça karıştırılmaktadır. Osmanlı nüfus dağılımında Boşnaklar Müslüman nüfus dışında belirtilmektedir.

Yakındığım bir huyum var, başladığım bir kitabı beğenmesem de bitirmek. “Dört (sanki Üç) İstanbul” kitabını da bitirdim.
Profile Image for Muhsin Ulusoy.
30 reviews2 followers
April 18, 2021
Verilen bilgilerin dipnot olarak kaynağı belirtilmemiş. Bazı bilgilerin doğruluğu şüpheli. Bu kitap dışında da aynı konudan kitap okuyanlar kıyaslama yapabilir, ancak salt bu kitap üzerinden kitapta bahsedilenlerin hepsini doğru kabul etmek yanlış olur. Okuma açısından, akıcı bir roman tadında anlatımı var.
Profile Image for Abdulhalim Kaissy.
32 reviews3 followers
May 5, 2017
The book is not a historical account nor a documentary novel. Although the English translation is so easy to read, and despite the many typing and English mistakes , the one thing I couldn't swallow was the buyest approach by the author. For a cautious reader this book represents A modern agenda that is more than 2000 years old
560 reviews8 followers
February 4, 2015
Lise Tarih 3 dozunda bir kitap, kolay okunuyor.
Displaying 1 - 6 of 6 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.