Armağan Soapy'nin Cenneti Turfanda İlkbahar Yeşil Kapı Yirmi Yıl Sonra Mobilyalı Oda Pimienta Gözlemeleri Son Yaprak Kentin Sesi Araba Beklerken Hırsızlığa Veda Kızıl Reisi Nasıl Kaçırdık ? Düşmanı Dost Eden iilet adlı öyküler.
Such volumes as Cabbages and Kings (1904) and The Four Million (1906) collect short stories, noted for their often surprising endings, of American writer William Sydney Porter, who used the pen name O. Henry.
His biography shows where he found inspiration for his characters. His era produced their voices and his language.
Mother of three-year-old Porter died from tuberculosis. He left school at fifteen years of age and worked for five years in drugstore of his uncle and then for two years at a Texas sheep ranch.
In 1884, he went to Austin, where he worked in a real estate office and a church choir and spent four years as a draftsman in the general land office. His wife and firstborn died, but daughter Margaret survived him.
He failed to establish a small humorous weekly and afterward worked in poorly-run bank. When its accounts balanced not, people blamed and fired him.
In Houston, he worked for a few years until, ordered to stand trial for embezzlement, he fled to New Orleans and thence Honduras.
Two years later, he returned on account of illness of his wife. Apprehended, Porter served a few months more than three years in a penitentiary in Columbus, Ohio. During his incarceration, he composed ten short stories, including A Blackjack Bargainer, The Enchanted Kiss, and The Duplicity of Hargraves.
In Pittsburgh, Pennsylvania, he sent manuscripts to New York editors. In the spring of 1902, Ainslee's Magazine offered him a regular income if he moved to New York.
People rewarded other persons financially more. A Retrieved Reformation about the safe-cracker Jimmy Valentine got $250; six years later, $500 for dramatic rights, which gave over $100,000 royalties for playwright Paul Armstrong. Many stories have been made into films.
" Kentin ruhunu ve anlamının daha geniş, şiirsel ve mistik bir seslendirmesini arıyoruz. Yıllar önce biri Niyagara Şelalesi'ne gidip sesini ölçmüştü. Piyanonun en bas sol sesinden iki karış aşağıda çıkmıştı. Ama New York'u öyle notaya dökemezsin. Eğer kent konuşsaydı sence ne derdi? Herhalde epey kulakları sağır eden bir ses çıkardı. Ona varabilmek için günün trafiğinin o korkunç gürültüsünü, gecenin kahkahalarını ve müziğini, ragtime müziğini, ağlamaları, basın ajanının bağırması, parklarda sevgililerin fısıltıları bütün bunlar karmakarışık bir halde Ses'in içine girmelidir ve bu karışımdan bir esans yapılır ki biz de bu esansın bir damlasını arıyoruz." 🍁 (Kentin Sesi öyküsünden) . . Kentin sesine kulak vermemek adına uğraş veren insanların sayısı çok fazla olsa gerek çünkü kentin sorunları, kentin yoksulları, kentin sokak hayvanlarının çektiklerini ve bu acıların sesini sadece kentin kendisi duymakta biz dört köşe odamızda kapattığımız kapı ve pencerelerle kente sırtımızı dönüyoruz ve çabuk unutuyoruz. Eve varış mesafesinde gördüğümüz her ayrıntıyı sokak köşelerinde soğuk havalardan donmak üzere olan canlıları, kimsesiz çocukların hallerini kenti dışlayarak ona sırtımızı dönerek unutuyoruz. Çünkü unutmaya muktediriz ve kendi hayat telaşemizi kentinkinden daha üstün görüyoruz. Çünkü sadece bir kişilik telaşa yer var hayatımızda. Bakış açımızı ve empati duygumuzu bir kişilik telaşa göre tasarlıyoruz ve hepsini kapattığımız o pencere ve kapılarla arkamızda bırakıyoruz. Bir gün o pencerelerin yok olabileceği ihtimalini bir kez olsun düşünmeye ihtiyaç duymuyoruz. Çünkü o gün gelince ona kulaklarımızı tıkladığınız kentin bizi duymayacağını çok iyi biliyoruz.
"Plot twist"(ters köşe) ilə zəngin, ədəbiyyatın sadəcə həzzini alacağımız, nadirən düşündürən hekayələrin olduğu bir kitabdır. Boş vaxtı təəcüblə keçirmək, əylənmək üçün idealdır.
Hikayeler kısa, keyifli ve merak uyandırıcıydı. Dili, benzetme ve betimlemeleri, her hikayeyi sürpriz sonla bitirişleri çok hoşuma gitti. Her hikayenin sonunu merak ederek okudum. Kolayca ve keyifle okunabilecek çerez gibi bi kitap, tavsiye ederim
Pandemi nedeniyle kapana kısıldığım bu dönemde rahatça okuyabildiğim yumuşak, sıcak ve pozitif hikayelerle dolu bir kitaptı. Odaklanma sorunu yaşamama rağmen (tamam normal bir hızda akamadı belki ama) aktı gitti kitap. Dünyada güzel şeylerin de olabildiği ve plot twistlerin hep “kötü” olmak zorunda olmadığını anlattı kitap bana. Minnettarım.
Uzun zamandır okuduğum en kötü editörlüğe sahip bir kitap. Umarım serinin diğer kitapları daha özenli basılmıştır. Epey kısa öyküler var kitapta. Bazıları gerçekten çok iyiydi ama bazılarının artık günümüzde bir karşılığı olmadığını düşünüyorum.
Kısa kısa ve hikayeler alacakaranlık kuşağı gibi etkileyici sürprizlerle dolu yalın ve güzel anlatımlı, erken bitereceğiniz 174 sayfa küçük baş ucunuza koyup dinlenerek okuyacağınız güzel bir eser.